Editör Kasım 2015

e-Posta Yazdır PDF

Ey inananlar, hepiniz birlikte/bütünüyle İslâm’a/barışa girin, şeytanın adımlarını izlemeyin, çünkü o size apaçık düşmandır. (2 Bakara 208) Ayetin çağrısı bütün insanlaradır. O, bütün insanların İslam’a girmesini istemektedir. İslam’ın kapısı herkese açıktır. İslam, bir bütün olarak insanların barış dini üzerinde olmalarını istemektedir. Barış dini İslam etrafında oluşacak bu birliktelik önündeki en büyük engel ise, şeytandır. Onun için müminler, farklı zamanlarda çeşitli renk ve tonlarda görülebilen şeytanın adımlarına ve adamlarına uymaktan sakınmalıdırlar.


Ey inananlar, Allah’tan, O’na yaraşır biçimde korkun ve ancak müslümanlar olarak ölün. Ve topluca Allah’ın ipine yapışın, ayrılmayın… (3 Alu Imran 102-103) İman edenlere hitaben gelmiş olan bu ayet de bütün Müslümanların Allah’ın ipi olan Kur’ân etrafında bir ve beraber olmaya çağırmaktadır. Buna göre ayrılıktan kurtulmanın yolu Kur’ân’ın evrensel ilkeleri etrafında birleşmekten geçmektedir. Bu nedenle Kur’ân insanı, İlam’ı dava edinip insanlığı İslam’a çağırandır.


Allah, kendi yolunda kenetlenmiş binalar gibi saf bağlayarak çarpışanları sever. (61 Saf 4) Ayet, Müslümanları bir binaya benzetir. Buna göre onlar birbirleriyle her bakımdan birlik, beraberlik ve uyum içerisindedirler. Sevgide, dayanışmada, paylaşımda, birbirlerinin dertlerine ortak olmada hep birbirlerinin yanındadırlar. Onların yürekleri, aynı hedef için toplu atar. Beyinleri benzer düşünceleri düşünür kurar. Dilleri aynı hakikatleri terennüm eder. Onların eylem dünyası da birbiriyle uyuşur ve örtüşür. Bu özelliklere sahip olduktan sonra, bu binanın oluşmasında her seviye ve yapıda müslümana ihtiyaç vardır. Peygamberimizin bir hadislerinde belirttiği gibi, şüphesiz iman-ilim-amel-variyet-fizik bakımından güçlü mümin zayıf müminden hayırlı, Allah’a daha sevimlidir. Ancak her müslümanın hayırlı ve güzel bir tarafı vardır. Bu yüzden her seviyedeki mümine ihtiyaç vardır. Her müslümanın İslam binasında dolduracağı bir yeri vardır.


Ey inananlar, sizden kim dininden dönerse (bilsin ki) Allah, yakında öyle bir toplum getirecek ki O onları sever, onlar da O’nu severler. Müminlere karşı alçak gönüllü, kâfirlere karşı onurlu ve şiddetlidirler. Allah yolunda cihâd ederler, hiçbir kınayıcının kınamasından korkmazlar. Bu, Allah’ın bir lutfudur, onu dilediğine verir. Allah’ın lutfu geniştir, O, bilendir. (5 Maide 54)  Ayete göre Allah’ın istediği, sevdiği ve razı olduğu bu toplum, sevgi temellidir, ama hakikat düşmanlarına karşı onurludur. O hakikat yolcularını gerçekler yönlendirir.


Özetleyecek olursak güçlü toplumlar, güçlü bireylerle kurulur. Bireyin güçlü olması, onun sağlam bir gönül alt yapısına dayalı olmasına, sağlıklı bir gönül eğitiminden geçmesine bağlıdır. Bu ise Kur’ân ve Sünnet temelli ve kesintisiz süren bir bilgi eğitimi ile mümkün olacaktır.