Editör Kasım 2014

e-Posta Yazdır PDF
Kulluk ve ibadet (ubudiyet ve ibadet) bizim tüm hayatımızı kuşatması gereken bir olgudur. Yüce Rabbimiz, “Kulluk ve ibadetiniz olmasa, Rabbim neylesin sizi.”( 25 Furkan, 77), “Ben insan ve cinleri ancak Bana ibadet/kulluk etsinler diye yarattım.” (Zariyat, 56) buyurarak bizi Allah katında değerli kılan şeyin, kulluk ve ibadet olduğunu vurgular.

Bazılarının sandığı gibi ibadet, belli zaman ve belli yerlerle sınırlı değildir. O, mü’minin bütün hayatını yönetmelidir. Sözgelimi namaz, tekbirle başlar ama selamla sona ermez. Aksine o, selam ile hayata taşınır. Namazla şarj olan Müslüman, namaz ruhunu dört bir yana taşımalıdır. Onun için sağa ve sola selam verilir. Bunun anlamı şudur: Sağım solum, dört bir yanıma namaz ruhunu, selamı/İslam’ı taşıyacağım.

Nitekim Kur’ân’da Hz. Şuayb’ın namazı anlatılırken, onun namazının onu yönettiği üzerinde durulur: “Kavmi ona şöyle dedi: Ey Şuayb, sana bunları namazın mı emrediyor?”( Hûd, 87)

Evet, Hz. Şuayb’ın namazı emrediyordu, yani seccadenin dışına taşıyor, hayata yansıyor ve onu yönetiyordu. Onun namazı, Hz.Şuayb’ın kendinde mahpus kalmıyordu.

Zaten Kur’ân: “Doğrusu namaz her türlü ahlâksızlık ve kötülükten alıkoyar.” (Ankebût, 45) buyurarak buna dikkat çeker. Demek ki namazın, sahibini tutan, yöneten bir gücü vardır. Demek ki biz namazı, bizi yönetecek güçte kılmalıyız. Elbette bu, namaza o gücü kazandırmakla, güçlü, donanımlı namazlar kılmakla olacaktır.

Cuma ayetlerinde(Cuma, 9-10) Rabbimiz, iman edenleri önce zikrullaha çağırır, ezan okunduğunda koşa koşa bütün içtenliğinizle zikrullaha gelin, buyurur. Ardından namaz bitiminde, yeryüzüne dağılın ve zikrullahı çokça yapın, buyurur. Demek ki mü’minin hayatı, iki zikrullahın arasında geçer. Mescidde zikrullah ve mescid dışında zikrullah. Yani mescidde de Allah’ın gözetiminde olduğunun bilincinde yaşamak, mescid dışında da aynı bilinçle hareket etmek. Sonuçta yeryüzünü mescid eylemek, mescideymişçesine yaşamak.

Unutmayalım ki mescide gelen ve fizîkî olarak namaz kılar gözüken nice insan vardır ki, zikrullahtan kopuk olarak mescidde durur. Münafıkların namaz kılmaları böyle değil midir? Bunun gibi mescid dışında da nice insan zikrullahın içerisinde olabilir. Demek ki zikrullahla birlikte olabilmek için ille de namazda ve mescidde bulunmak şart değildir. Ancak mescid, zikrullahla dolmak için en güzel ortamdır. Çünkü mü’minin hayatı mescid merkezli bir hayattır. Bu yüzden Peygamberimiz, kalbi mescidlere bağlı olan mü’minin, kıyamet günü Allah’ın koruması altında olacağını müjdelemiştir.

Hayatımızın mescid merkezli bir hayat olması ve Efendimiz aleyhisselatü vesselamın müjdelediği arşın gölgesinde gölgelenecek kişilerden olmamız dileğiyle Allah’a emanet olunuz.