Editör Haziran 2014

e-Posta Yazdır PDF

Hz. Ömer (r.a) zamanında ibadete çok düşkün, mescitten ayrılmayan bir genç vardı. Hz. Ömer onu çok severdi. Gencin bir de yaşlı babası vardı, her akşam yatsı namazını kıldıktan sonra babasının yanına giderdi. Yolu üzerinde evli bir kadın ona tutulmuştu. Bu kadın her gece gencin yolunu bekler, ona takılırdı.


Yine bir gece genç oradan geçerken, kadın onu baştan çıkarmak için hayli uğraştı. Sonunda genç nefsine hâkim olamayarak arkasından gitti. Ancak kapıdan içeri girerken Allah’ın azabını hatırlayıp ayıldı. Peşinden: “Allah’tan korkan takva sahipleri, şeytan tarafından bir vesveseyle karşılaşınca Allah’ı hatırlayıp hemen gerçeği görürler” (A’raf 201) mealindeki ayet-i kerime diline geliverdi. O anda bayılıp yere düştü.


Kadın hizmetçisini çağırıp birlikte onu yerden kaldırdılar. Babasının kapısına kadar götürüp oturttuktan sonra kapıyı çaldılar. Gencin babası kapıyı açınca baygın oğlunu gördü. Elbirliği ile onu içeri aldılar. Gece yarısına doğru genç ayıldı. Babası sordu:


- Oğlum neyin var, ne oldu sana?

- Bir şey yok baba, hayırdır.

- Allah için bana doğruyu söyle!


Bunun üzerine genç olan biteni anlattı. Babası:

- Oğlum sen hangi ayeti okumuştun, diye sordu.


Genç ayeti tekrar okuyunca bir daha bayıldı. Fakat bu sefer ayılamadı. Ruhunu teslim etmişti. Aynı gece onu defnettiler.


Sabah olunca hadiseyi Hz. Ömer (r.a)’a haber verdiler. O da gencin babasına gelip taziyede bulunduktan sonra, kendisinin niçin cenazeye çağrılmadığını sordu. Baba cevap verdi:


- Ey müminlerin emiri! Vakit gece idi, sizi rahatsız etmek istemedik.

- Öyleyse gelin, birlikte mezarına gidelim.


Birlikte mezara gittiler. Hz. Ömer (r.a) seslendi:

- Ey falan! “Ve limen hâfe mekâme Rabbihi cennetân.” (“Rabbinin huzurunda durmaktan korkan kimseye iki cennet vardır.”) (Rahman Suresi, 46)


Ve cevap geldi:

- Ya Ömer! Rabbim bana cennette o ikisini de verdi.(İbn Asâkir : Tarîhu Medîneti Dımaşk , 45/450)