Editör

e-Posta Yazdır PDF

Batılıların gözü ile İslam’da kadının yeri nasıldır? Bakın neler demişler:


MARSILE POIZER [Çağdaş Fransız düşünür, İslam’ın İnsanîliği)
Avrupalı Hıristiyanlara kadına saygı göstermeyi öğreten, İspanya yoluyla Müslümanlardır. Kur’an’a göre, kadın, erkekle aynı cevherde yaratılmıştır. (Kitap-ı Mukaddes’in Tekvin Bölümü’nün ileri sürdüğü gibi) kadının, erkeği asli günaha sevk ettiğini söyleyemez. Kur’an’ın ve Hz. Muhammet’in öğretileri, kadın haklarının bıkmaz usanmaz savunucuları olduklarını ispat etmişlerdir.

EMILE DERMENGHEM  (Fransız oryantalist,  Muhammed’in Hayatı)
Şunda hiç kuşku yoktur ki, İslam, Arap dünyasında kadının değerini yükseltmiş ve durumunu iyileştirmiştir. Hz. Peygamber “En hayırlınız da, hanımlara karşı en hayırlı davranandır.” Genç kızlar zorla evlendirilmekten, kadın malını tehditle yemekten, boşanma durumunda hakkının yitirilmesinden menetmiştir. Hz. Muhammed, dost hayatı yaşamaktan, cariyeleri fuhşa zorlamaktan menetmiştir. Hangisi daha iyi: Yasal yolla çok kadınla evlilik mi, yoksa metreslik yoluyla çok kadınla birliktelik mi? Çok kadınla evlilik her ikisi de tehlikeli olan, fuhşu ortadan kaldırırken kadınların da beraber kalmalarının çözümüdür. Kişi şark’ı gezmeli ki, orada aile edebinin ne derece güçlü ve sağlam olduğunu görebilsin.

CTE HENRI DE CASTRE (Fransız Binbaşı, İslam ve Hatıralar)
Müslümanlardaki çok kadınla evliliğe nispet ettikleri kötülüklerin hepsi gerçek dışıdır. Şark’ta o rezaletleri doğuran sebep, çok kadınla evlilik değildir. Rezaletler tüm Şark’takinden çok daha fazlasına Paris, Londra, Berlin’de rastlanır. Kadınlar peygamberlerine birçok yönden şükran borçludurlar. Kur’an’da kadın hakları ve erkeklerin onlara karşı görevleri konusunda ayetler yer alır. Bir Müslümana göre hayâ ile bir Hristiyan’a göre hayâ arasındaki fark, gökle yer arası kadardır.

ET. DİENT ( Fransız, İslam’ın Nuri İle )
İslam tabiat yasalarına uygun hareket eder. Kilise ise hayatın bir çok alanında tabiata karşı demagoji yapar ve onunla çatışır. Hristiyanlıkta kandırmacılığın her türlüsüne rastlar hale geldik. Hıristiyanlığın görünüşte sarıldığı tek kadınla evlilik teorisi altın da üç büyük musibet ve kötülük kendisini gösterir: Fuhuş, evde kalan kızlar ve evlilik dışı çocuklar. Benzer toplumsal hastalıklar islam kanunlarının tam olarak uygulandığı ülkelerde nerdeyse hiç bilinmemektedir. Ancak Batı Medeniyetleriyle temasa geçtikten sonra oralarda sızıp yayılmıştır. Schmitz du mulin tarafından kaleme alınan L’İslam isimli eserde1827 yılında bütün bir Osmanlı Başkentinde (İstanbul’da) bir tek genelev bulunmadığı ve şark’ta Frengi denilen zührevi hastalığı bilinmediği kaydedilir. Şark kadının çağdaş hayata karışıp geçim için koşturan bu konuda erkeklerle yarışan ve pek çok mutsuzluk ve bedbahtlıklara maruz kalan Batılı kız kardeşleriyle aynı strese hedef olanlarından endişe ediyoruz. Kadının muhtaç olduğu esaslar, İslam’ın öğretileriyle tam bir uyum göstermektedir.

W. DURANT (çağdaş Amerikalı yazar, Medeniyetler Tarihi)
İslam, Arap dünyasında kadının değerini yükseltti. Müslüman kadının konumu Avrupa memleketlerindeki kadınınkinden önemli bir konuda farklılık göstermekteydi. Edebiyat ve bilimde çok sayıda müslüman kadın yetiştirmişti.

J. S. RESTLER  (Fransız, H. Arabiyye )
Kadın, çıkarını ilgilendiren konularda erkeklerle eşit bir çizgiye yerleştirilmiştir. İslam-i aile çocuğa onun sağlığına ve eğitimine büyük bir özen gösterir. Kız çocuklarının eğitimi yıllarca da şiir ve çeşitli ilimler öğrenirler.  

L. VECCIA VAGLIERI (İtalyan bayan araştırmacı, Difa Anil İslam)

Evlilik konusunda İslam geleneği hayattan başka bir şey talep etmez. Şu ana kadar, çok kadınla evliliği kesin olarak içtimai bir kötülük ve ilerleme yolunu tıkayan bir engel olduğuna ilişkin her hangi bir delil ortaya konulmuş değildir. İslam’da kadın mahkemeye başvurarak evliliğin feshini isteyebilir. Kötülüğe meydan vermemek ve sonuçlarını savmak amacıyla müslüman kadının örtünmesi zorunludur, örtünme geleneği, İslam toplumu için paha biçilmez faydalara kaynak oluşturmuştur.
  ( Onların Gözü İle İslam’da Kadın: Doç. Dr. Abdülaziz Hatip)