Editörden

e-Posta Yazdır PDF

Tarihte anlatılan o kadar ibretli olaylar olmuştur ki onları hakkıyla değerlendirebilsek fert ve toplum olarak çok büyük kazançlara ulaşmış olacağız. Tarih okumalarında bize dersler veren olayların başında hiç şüphe yok ki Endülüs gelmektedir.


I. Abdurrahman tarafından miladî 756 yılında kurulan Endülüs Emevî Devleti, 275 yıllık hakimiyetten sonra 1031 tarihinde yıkılmıştı. Bu büyük devletin yıkılışından sonra yine Endülüs’te “Tavâif-i Mülûk” (Melikler Topluluğu) denilen yirmi üç müslüman şehir devleti kurulmuş, ardından Murâbıtlar dönemi başlamış (1086), sonra bunu Muvahhidler takip etmiş (1147-1212), bir süre sonra da Benî Ahmer Devleti kurulmuştur (1232). Bu sıralarda, beş asırdır Endülüs’ün merkezi olarak müslümanların elinde bulunan Kurtuba şehri de hıristiyanların eline geçmişti (633/1236).


İbnü’l-Ahmer diye tanınmış Muhammed ibn Yusuf tarafından Güney Endülüs’te kurulan Gırnata / Benî Ahmer Devleti, “Küçük Endülüs” olarak 260 yıl devam etmişti (1232-1492). Benî Ahmer Devleti’nin son hükümdarı Ebu Abdillah es-Sağîr’in saltanat yılları sonunda, 1491 başlarında Kral Ferdinand, 60-70 bin kişilik ordusuyla Gırnata’yı kuşatmıştı. Müslümanlar yedi ay boyunca şehri kahramanca savunmuşlarsa da, kışın da bastırmasıyla erzakları tükenmeye başlamış ve dirençleri kırılmıştı. Osmanlı ve diğer İslâm ülkelerinden de beklenen yardım ulaş mamıştı.

Savunmadan ümidini kesen devlet adamları ve komutanlar, düşmanın hile ve maksadını geç farkeden gafil ve teslimiyetçi son sultanın başkanlığında, meşhur el-Hamra sarayının salonunda toplanarak Gırnata’yı teslim etmeye karar verdiler. Birçok aldatıcı maddeyi içine alan 55-60 maddelik bir antlaşma metni taraflarca imzalanarak savaşa son verildi.


İspanyollar bir süre sonra, antlaşma gereği merasimle Gırnata’ya girdiler (Ocak 1492). Gırnata’nın basiretsiz son sultanı Ebu Abdillah ise aile ve maiyetiyle kendisine ayrılan başka bir yere gitmek üzere yola çıkmıştı.


Devletin kurucusu İbnü’l Ahmer tarafından temeli atılan muhteşem el-Hamra Sarayı’nı düşmana terk ederek başkent Gırnata’dan ayrılan zavallı sultan, Bâdul tepesine çıktığı sırada geriye dönüp hıçkırıklar içinde son kez bu güzel şehri ve sarayını acı acı seyretti. Ebu Abdillah es-Sağîr’in bu ağlar halini gören ve zamanında onun hatalarını destekleyen annesi Aişe Sultan ise, orada oğluna şu acı gerçeği söyleyiverdi: 


- “Ağla oğlum ağla! Bir adam gibi savunamadığın vatanın için bir kadın gibi ağla!” (Nefhu’t-Tîb, 5/406-408; Endülüs Tarihi, s. 392-432.)


Daha güzel Burhan’larda buluşabilmek dileğiyle Allah’a emanet olunuz.