Editör

e-Posta Yazdır PDF

“İlmihal, ilmihal, ilmihal ilmihalinizi öğrenin kardeş. İlmihalinizi bileceksiniz ki peşine gittiğiniz şeyhiniz, mürşidiniz, hocanız yanlış yapınca onu üç sefer uyarasınız.  Uyardığınızda baktınız yanlışta ısrar ediyor o zaman onu terk edersiniz. Onun için ilmihali bilmek şart” buyururdu sultan Hacı Şaban efendi hazretleri.  İlmihalsiz olunca kaderi inkâr edene de uyarsın, mucizeyi inkâr edene de uyarsın, sünneti inkâr edene de uyarsın vs. Dinimi ihya edeceğim diye dinine dinamit koyanı kurtarıcın olarak görürsün.


Sonra “kurtarıcı” gördüğün saptırıcını din adına amansızca savunmaya başlarsın. Din adına… ne varsa ne yoksa ortaya koyar ve ne çamlar devirirsin.


“Ben en iyisini biliyorum, benden başkasına kulak asmayın”  türedileri halkımızın dinine dinamit koyuyor.  Cafcaflı laf ebeliğiyle ilmihalini bilemeyen zavallı Müslümanları “din adına” kandırarak selefi salihinden günümüze kadar berrak olarak gelmiş olan dinimizin iman esaslarından ibadetine kadar geniş sahada cahilane cesurane at koşturup söz söylüyorlar. Kırmadıkları, yok etmedikleri kalmıyor. Bu sahada böylesine davranmalarının sebebi ilmihalsizliktir. Bilmemek, birilerinin iştahını kabartıyor ve kerametleri kendilerinden menkul yeni cemaat önderleri ve molla kasımlar türetiyor. 


Sultan Hacı Şaban efendimiz Hazreti pir Seyyid Ahmed er Rufai hazretlerinden nakille şöyle buyururdu: “Eğer biri havada uçar, suyun yüzünde yürürse ona bakın. Amellerini şer-i şerifin ölçülerine vurun. Eğer amelleri şer-i şerife uygun değilse kanatlarını şeriat kılıcıyla kesin ki ümmet-i Muhammed onun şerrinden emin olsun. İşte bunun içinde ilmihalimizi bilmek şart”  Bütün mesele meydanı boş bırakmak ve ilmihali bilmemekle alakalı. Onun için ilmihal, ilmihal, ilmihal… “Kendisi en iyisi” olduğunu düşünen kendince allame-i cihan olanların beyanlarına bakarsanız yanlış yola düşersiniz. Kadim  ehl-i sünnet ulemasına ve Allah dostlarına dil uzatanların hiçbir sözünü kale almayın ve sizde onların ipliğini pazara çıkarın. Bunun içinde ilmihal şart.


İlmihali bilmek ve gönlü safi kılmak… Gözü gönle çevirmek, kendi ahvaliyle ve kendi kusur noksanıyla hemhal olmak…  Gün sağlam bir ehl-i sünnet itikadına sahip olmak ve gönlü imar etmek günüdür. Zehri altın tasta sunup ümmetin ifsadına çalışan türedi sahte âlimlere kulak asmamak günüdür. Bu fırtınalı zamanda icazetli mürşidlere tabi olup kurtulma günüdür.


Kalplerin tedavisine dikkat ederek manevi hastalıklardan kurtulma günüdür.

Abdullah el-Antakî, kalplerin ilacının beş şeyde olduğunu söylemiştir: bunlar 1- Salih insanların yanlarına gidip gelmek, salihlerin meclisine devam etmek. 2-Kur’ân okumaya devam etmek. 3-Mideyi haram şeylerden men etmek, haram şeylerle doldurmamak. 4-Gece namazı kılmak, geceyi ihyâ etmek. 5-Sabah vaktinde Allah’a duâ etmek, özellikle sabah namazından sonra tazarru ve istiğfarda bulunmak.


Saygıdeğer okurlarımız,


Abone kampanyamızı sizlere gelen ay duyurmuş olacağız. Çalışmalarımız sürüyor. Sizlerden ricamız lütfen bir abonede siz yapın ve “sesinize” sahip çıkın. Her eve bir Burhan girmeli.  Tanıdıklarınızı, eşinizi dostunuzu Burhan ile tanıştırın. Önümüzdeki aydan itibaren inşaallah daha farklı bir burhan ve daha farklı bir yazar kadrosu göreceksiniz. Daha iyiye ulaşabilmek duygu ve temennisiyle Allah’a emanet olunuz.