Editör Eylül 2018

e-Posta Yazdır PDF

Ebu Zer’den: Allah Resûlü (s.a.v) buyurdu ki: “Kim, izinsiz birinin evindeki perdeyi aralar (yahut kapalı bir yeri açar) bakarsa, haddi aşmış, yanlış yapmış olur. Bu davranış câiz değildir. Hatta bu esnada ev sahibi, (evin mahremiyetini tecessüs eden) bu adamın gözünü çıkarsa, diyet ödemesi gerekmez. Ancak, bir adam, açık kapıdan (veya pencereden) içeri bakar da evdekilerin mahrem yerlerini görürse, bu yüzden günaha girmez. Hata ve günah, kapısını (veya penceresini) açık bırakan, mahremiyete dikkat etmeyen ev sahibine aittir.”


Sahabilerden biri, “Ben annemin odasına girerken de mi izin isteyeceğim?” diye sordu. Rasulullah (s.a.v) “Evet” dedi. Aynı adam, “Benden başka anneme hizmet edecek kimse yoktur. Odasına her girişte izin mi isteyeceğim?” dedi. Rasulullah (s.a.v), “Sen anneni çıplak görmek ister misin?” buyurdu. Adam, “Hayır, annemi çıplak görmek istemem” deyince, “O zaman her girdiğinde izin iste” buyurdu. 


İnternette aynı ölçü geçerlidir. İnternetin keşfi bize şöyle bir şey getirdi: Sadece bir klavyenin tuşlarına dokunarak başka başka insanlara evimizin kapılarını açtık. Aynı şekilde biz de başka insanların evlerine girdik. İnternet komşuyu perde arasından dikizlemek yerine başka bir araçla gözetlemeyi öğretti.


Sosyal medya kullanıcıları, çeşitli bilgisayar uygulamaları aracılığıyla eşzamanlı olarak birbirilerinin nerede, ne yaptığından kolaylıkla haberdar oluyor ve bu durum özellikle mahrem ilişkilerde önemli değişimlere ve birtakım toplumsal sorunlara yol açıyor.


Kimsenin canı istemesin belki alamıyorlardır diye gizlice yiyen bir nesilden, yediğimi herkes görsün diye fotoğrafını paylaşan bir nesil olduk…


Sanal bir ortamda değerlerimize ters düşerek, gayr-ı meşru ilişkiler kuruyoruz. Belki bizim amacımız; yıllar öncesinden izini kaybettiğimiz ilkokul arkadaşımızı bulmak. Yani çok masumane bir niyetle, herkesin sözünü ettiği bir ortama adım atıyoruz. Yanı başımızdaki arkadaşlarımıza, ailemize, eşimize daha çok zaman ayırmak yerine, böyle bir yolu tercih ediyoruz. Bu sitelerde yayınlanan fotoğraflarımıza binlerce, milyonlarca insanın gözü değiyor. Peki, her bilgisayar sahibinin girebildiği bu sitelerde kimlerin dans ettiğini biliyor muyuz? Bu fotoğraflara hangi gözle bakıldığını ve şahsi fotoğraflarımızın hangi amaçlarla kullanıldığını biliyor muyuz? Hayır, bunu bilmemiz mümkün değil.


Nefsin, insanı her daim yanlışa düşürme ihtimalini göz önünde bulundurmak lazım. “Ben kendimi biliyorum” demek yerine, dinimizde meşru olmayan ilişkilerden, sanal da olsa uzak durmak en doğrusu. Unutulmasın ki 5 boşanma davasının 4’ünün nedeni sosyal medya…