Türkiye’de Sözde(!) Aydın ve Sanatçı Geçinenler Neden İslam Dinine Düşman Kesiliyorlar?

e-Posta Yazdır PDF


Mekke dönemi müşrikleri gibi günümüz Kemalist laik rejimin borusunu öttüren müşrik aydınlar, yazarlar ve sanatçılar yani toplumun mele, mütref kesimi nerde bir İslam rüzgarı eserse önünü kesmeye, nerde dinin etkisi artarsa orada kızılkıyamet koparmaya çalışır. Toplumun kaymağını yiyen bu şımarık seçkin tabaka islamı yaşayan, tebliğ ve davet görevini üstlenen Müslümanları gerici yobaz, çember sakallı, başörtülü, çarşaflı bölücüler olarak lanse edip kınamaya çaılşırlar. Kapitalist sistemde Pazarladıkları, vücudundan para kazandıkları zavallı kızları vitrinlerde teşhir ederek, moda podyumlarında yeni çıkan elbiseleri tanıtmak için çağdaş sömürü çarklarını kullanırlar.


Ne yazık ki, toplumun bu seçkin tabakası günden güne yaşadığı topluma Fransız kalmaya çalışıyor, kendi kültürüne, dinine, örf ve adetine yabancılaşıyordu. İşte size adına aydın, sanatçı, ve yazar mı? Diyebileceğiniz yoksa başka birşey mi? Diyebileceğiniz sıfatsızlardan kareler…….. İşte toplumuna yabancılaşan sözde aydın, yazar ve sanatçı vb. seçkin, elit tabakanın dini değerler ve dindarları hedef alan söz, eylem ve açıklamalarından bazıları……


Uğur Dündar ve Nedim Şener’in hazırlayıp sunduğu Arena programına katılan provatör Mason Müjdat Gezen, Aziz Nesin’in yıllar önce söylediği belirtilen ‘Türkiye'nin yüzde 60'ı aptaldır' sözünü söylemişti. Aslında türk halkı aptal değil, dindar oldukları için kendilerine aptal diyen Müjdat gezer aptalın daniskasıdır. O kadar aptal ki, düşman topladığının farkında değil Müjdat gibi ateistler. Dinle alay eden böyle tağutlar mutlaka kıyamete kadar varolacaktır. Bize düşen müminlere karşı şefkatli ve merhametli, Müjdat gibi müşrik kafirlere karşı sert ve şiddetli olmaktır. (islamda vela ve bera kavramı)


Lions kulübünden ödül alma şerefini kazanan Mason Uğur Dündar Star Haberde flash haber olarak okula giden çocukların namaz kılmasını büyük bir suçmuş gibi ekranlara taşımıştı. Faşist Türk solu dergisinde yazan Ateist İlyas Salman ise, zorunlu din derslerinin kaldırılması için yapılan protesto eyleminde İslam'a ve dindarlara hakaretler yağdırmıştı. Lütfi Kırdar Kongre Merkezinde yapılan 30. Uluslararası İstanbul film festivalinin açılış töreninde sinema ve tiyatro oyuncusu Mason Zeki Alasya, 'Emek sinemasının sahnesinde namaz kılınacaksa hiç açılmasın daha iyi' diyerek sözleriyle büyük tepki almıştı. Eski cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer zamanında Türkiye’ ye gelen Papa’ ya  tercümanlık yapan fransız okullarında okumuş olan sinema sanatçısı Misyoner Serra Yılmaz “bir hastanede çarşaflı bir kadınla karşılaştım, korktum, öcü gibi geldi bana” diye konuşmuştu. Peki Serra hanım o zaman Hristiyanların ruhani lideri papanın başındaki kippadan nefret etmiyor muydun yoksa misyoner misin sen? O kippa kadar değer vermiyormusun İslam dininin örtüsüne? Yurtlarından çalım satarak, insanlara gösteriş yaparak çıkan ve Allah yolundan men’edenler gibi olmayın. Allah onların bütün yaptıklarını kuşatmıştır.( Enfal / 47)


Hayatını örtü düşmanlığına adayan çağdaş yaşamı destekleme derneği ( ÇYDD) başkanı Ulusalcı, Ateist Türkan Saylan namı diğer azılı başörtüsü düşmanı kadın, malumu olduğu üzere kanserden öldü. Ömrünün sonuna doğru kaşı, saçı hep dökülmesin diye mecburiyetten başörtü takıyordu. İşte ilahi adalet buna denir; yaşamı boyunca başörtülü genç kızlarımızı ikna odalarına atanlara öncülük eden, polis zoruyla örtülerini açtırmaya çalışan onların okuma haklarını almaya çalışan küfrün elebaşı bu kadın örtüyü ayıbını kapatsın diye takıyordu.


Piyanist ve besteci aşağılık yaratık, dinsiz meymenetsiz Fazıl Say'ın sosyal paylaşım sitesi Twitter hesabından "İrmaklarindan saraplar akacak diyorsun, cenneti ala meyhane midir?her Müminine iki huri verecegim diyosun,cenneti ala kerhane midir? Bilmem farkettiniz mi ama nerde yavşak adi magazinci hırsız şaklaban varsa hepsi Allah’çı, bu bir paradoks mu?" diyerek biz Müslümanların kutsal değerlerine hakaret etmişti. Fazıl Say’ın duruşması öncesinde sivil toplum kuruluşu ve siyasi parti temsilcisi de Fazıl Say'a destek olmak için adliye önünde toplandı.


Çağlayan'daki İstanbul Adalet Sarayı'nda bulunan İstanbul 19 Sulh Ceza Mahkemesi'nde görülecek duruşma öncesinde aralarında Tarık Akan, Rutkay Aziz, Bülent Kayabaş ve Selçuk Yöntem'in de bulunduğu çok sayıda sanatçı ile siyasi parti ve sivil toplum kuruluşu temsilcileri adliye önünde Fazıl Say'a destek olmak için toplanmış.


Adliye önünde toplanan topluluk "Fazıl Say yalnız değildir", "Özgür sanat özgür dünya", "AKP sanatçıyı rahat bırak" yazılı pankart ve dövizler taşımıştı. İşte size şeytanın yaverleri, dine küfretmeyi özgürlük sayan çağdaş müşrik sanatçıların oligarşisiyle karşı karşıyayız. Sanattan dem vurup saltanatları gitmesin diye islama hakaret eden dalkavuklar takımı, iman etmeyi kibirlerine yediremeyen şımarık nankör sömürücü takımıdır bunlar. Bakınız aşağıdaki ayette Cenab-ı Allah böyle İslam düşmanlarını dost edinmememiz konusunda bizi uyardıktan sonra düşmanlıkları ağızlarından taşmaktadır derken aslında ağız dolusu küfür, hakaret hepsi içine girmiyor mu? Ayrıca içlerinde biriktirdikleri kin ve nefretin ise daha fazla olduğu belirtiliyor. 


"Ey inananlar, birbirinizi bırakıp da başkalarını dost edinmeye kalkışmayın. Onlar, size zarar vermekten, kötülükte bulunmaktan geri kalmazlar, sizin zahmete düşmenizi dilerler. Düşmanlıkları, ağızlarından dökülen sözlerden açıkça belli olur, yüreklerinde gizledikleri düşmanlıksa daha da büyüktür. İşte, aklınızı başınıza almanız için size bu delilleri açıkladık." (Al-i İmran / 118)


Böyle zihniyetliler kendileri iktidar olmak isterler hep tıpkı tek parti dönemindeki gibi. Tek parti  Kuran-ı Kerimi öğrenmenin ve öğretmenin yasak olduğu, camilerin ahır ve depoya olarak kullanıldığı, ezanın orijinal Arapça şekliyle okunmayıp Türkçe okunduğu Türkiye’nin kara tarihidir, utanılacak tarihtir, ama din düşmanı kemalist, laik, ulusalcı, faşist zihniyetliler (utanmazlar ) bunun tekrar geri gelmesini isterler. Topyekün İslam karşıtı İslam düşmanlığın yapmaktan geri durmayan bu soysuz, dalkavuk takımı küfrün ordusuna namzet, gerçekte şeytanın partisine üye olmuş her biri birer hizbuş-şeytandırlar. Bizim tavrımız açık ve net olmalı bu hizbüş-şeytanlara karşı. Yani her birimiz iman ordusunun birer neferi olup Hizbuş-şeytana karşı Hizbullah’lar olmalıyız. Şeytanın yeryüzündeki fitneci, fesad çıkaran askerlerine karşı Cundullah’lar (Allahın askeri ) olmalıyız. Zira inananlar Allahın yolunda savaşırken, inkar edenler tağut yolunda savaşırlar. "İnananlar Allah yolunda savaşırlar inkar edenler ise tağut yolunda harb ederler. Şeytanın dostlarıyla savaşın, esasen şeytanın hilesi zayıftır."(Nisa:76)


Öyle değil mi biz camide ibadete çağrılırken diğerleri anıtkabire koşar, yada başka heykeller ararlar tapınmak için tazim ve saygıda kusur etmemek için atalarıının yolundan giderler. Tapındıkları, ilah olarak kabul edip yücelttikleri putları, heykelleri onları aydınlıktan karanlığa sürükler, ama bu gidişin cehenneme olduğunun farkında değiller. "Allah inananların dostudur, onları karanlıktan aydınlığa çıkarır. İnkar edenlerin ise dostları tağutlardır. Onları aydınlıktan karanlıklara sürükler. İşe onlar cehennemliklerdir. Onlar orada temelli kalacaklardır." (Bakara:257)


Batıda pozitivizm secularizm, laisizm şeklinde şeklinde ortaya çıkan fikir akımı ve ideolojiler İslam dünyasına adları hevai, dehri ve ataizm olan cereyanlar laiklik adı altında girmiştir. (Bk. itikad üzerine / şafak yayınları / ihsan eliaçık) Laikliğin etkileyen şirk türlerinden ikisini açıklamaya çalışalım; biri dehri şirk diğeri teşrii şirk türüdür. Yaşadığımız modern zamanın şirk türlerinden biri olan dehri şirk sekülarizimn de içine giren pozitivist düşüncenin yansımasıdır. Kuranda bu konuyla ilgili olarak şöyle geçer. " Müşrikler dediler ki: hayat, dünya hayatımızdan başka birşey değildir, ölürüz ve diriliriz. Ve bizi dehrden (zamandan) başka birşey helâk edemez.” dediler. Ve onların bu konuda ilimden (nasipleri) yoktur. Onlar sadece zanda bulunurlar. " (Casiye / 24) diğer bir şirk türü teşrii (kanun koyma) hakıındaki şirk türüdür. Kuranda bunula ilgili olarak şöyle geçer. "Yoksa onların bir takım şirk koştukları ortakları mı var ki, Allah'ın izin vermediği şeyleri, dinden kendilerine teşri ettiler (bir şeriati / dini kural kıldılar)." (Şura, 21) Bu Allahın şeriatı dışında yol edinme, kanun ve hükümler koyma ile ilgilidir. Laik sitem, kemalizmin bekası için beşeri kanunları taslaklara serpiştirip bunlar hakkında eleştiri yapmayı, değiştirilmesini teklif etmeyi bile yasaklar. Ulu önderin yolundan gitmeyi ibadet sayan, anıtkabire çıkmayı onur olarak gören kemalizmin devrimlerine sahip çıkacak gençler yetiştirmeyi sadaka bilen bu şirk türünde müşrik putperestlaik kemailstler atatürkü peyamber kemalizmi din edinmişlerdir.  "siz elinizle yonttuklarınız (putlara) mı tapıyorsunuz? Oysa Sizi de, yonttuklarınızı da Allah yaratmıştır." (saffat / 95-96) 


Dine hakaret konusunu şevval samla bitirmek istiyorum. Yüzüncü yıl Üniversitesinde Toplum Gönüllüleri Vakfı tarafından düzenlenen söyleşiye katılan sanatçı Şevval Sam, Türkiye'de iktidarların insanları kolayca yönetmek için önce parçalara ayırıp böldüğünü iddia eden Sam, başörtüsü takan bir öğrencinin sorusuna verdiği yanıtta başörtüsü konusunda "Başörtüsü benim için tekstil malzemesi, insan dünyaya çıplak geldi" "demişti. Ardından Yapımcı Erol Köse twitter adresinden Sam’a sert tepki göstermiş. Köse, “Sanat için soyunana alkış tutan eller, Allah için kapanana niye zulmeder?” diye sormuş? Köse, Sam için şu açıklamalarda bulunmuştu: “Şevval Sam 'başörtüsü tekstil parçasıdır' demiş, kumaştaki ruhu algılayacak imanın yoksa bayrak da sana tekstil parçası görünür, cahil! 


Şeytân onları kuşatmış onlara Allah’ı anmayı unutturmuştur. Onlar şeytânın hizbi (partisi)dir. Muhakkak ki şeytânın hizbi kaybedecektir. (Mücadele / 19)


Aslında bu ülkenin ekmeğini yiyip havasını teneffüs edip sütçü imamlara düşman nene hatunlara düşman ecdadın kemiklerini sızlatan şevval samın açıklamalarına hemen tavır koyan Erol Köse gibi imanlı aydın ve sanatçılarmıza sahip çıkmamız lazım. İsterseniz başörtüye tekstil malzemesi diyen sama İskilipli Atıf Hoca’nın idamdan önce kel aliye söylediği cevabı hatırlatalım.


Kel Ali (Ali Çetinkaya) namı diğer Cellat Ali engizisyon mahkemesinde İskilipli Atıf Hoca’ya dönerek sert bir şekilde konuşur: - Sen bilmiyor musun ki, şapka da bez parçasıdır, fes de, sarık da.  Hoca şöyle konuşur: -Evet biliyorum. Ancak hakim heyetinin arkasında duran bayrak da bezdendir. İngiliz bayrağı da.  Onu kaldırıp İngiliz bayrağı asarsanız ne olur?


Şimdi başörtüsü tekstil malzemesiyle bayrak nedir o zaman? Unutma bu vatanı senin örtü düşmanı,  çarşaf yırtan chp zihniyeti gibi yada yabancı spermle döllenen  “babasını, kendisinin dahi bilmediği” bir piç doğuran evlilik karşıtı Leyla Kömürcü adlı kadınlar kurtarmadı; aksine nene hatun gibi çarşaflılar, sütçü imam gibi abdestli namazlılar, iskilipli atıf gibi sarıklılar,  nesebi belli oğullar doğuran analar ve babalar kurtardı. Bir yabancı varsa o da sizlersiniz bu ülkenin dini değerlerine yabancıysanız gidin özgür olduğunuz başka ülkede yaşayın. Çünkü bu ülkedekilerin mayası belli, sütü bozuklara yer yok aramızda.


Hayvanlar gibi yeyip içen, cinsel zevklerini tatmin eden, vakitlerini eğlence ve sefayla geçiren hiç ölmeyecekmiş gib yaşayan bu insan bozması yaratıklar Allahın kuranda ‘… Bel hum adal / hayvandan da aşağı’ (Araf / 179) ve ‘… Esfeli safilin/aşağıların aşağısı’(Tin / 5) Derecesinde aşağılık, süfli arzuları olan varlılarıdır. Başörtülüyü tarlada çapa yaparken yada lokantada yemek pişirirken vb. daha alt mesleklerde görmek isterler, ama merve kavakçı gibi milletvekili olduğunda Bülent Ecevit misali meclisden içeri almazlar, yada avukat öğretmen yada doktor vb üst kademelerde başörtülü müslüman bayan gördüklerinde kinlerini kusarlar bir öcü gibi bakarlar onlara. Yada namazında niyazında inançlı müslüman subay gördüklerinde fişlemeye kalkarlar. Yani dinsizler Müslümanlardan ayette geçtiği üzere aslandan ürken yaban eşeği gibi korkarlar. (Müddessir / 50-51) Elmalı merhumun işaret ettiği gibi, yaban eşeklerinin aslandan kaçmaları çaresizlikten kaynaklanmakla birlikte yine de tehlike'den kaçmaktır. Belki sonunda bir kurtuluş söz konusu olabilir. Kur'an'dan yani İslâm'dan kaçan budalalar ise, tehlikeden değil, kurtuluştan ve kurtarıcıdan kaçıyor, helake koşuyorlar. (Bk. Hak Dini Kur'an Dili, VIII, 5467.)


Dileseydik, onu ayetlerimizle üstün kılardık; fakat o, dünyaya meyletti ve hevesine uydu. Durumu, üstüne varsan da, kendi haline bıraksan da, dilini sarkıtıp soluyan köpeğin durumu gibidir. İşte ayetlerimizi yalan sayan kimselerin hali böyledir. Sen onlara bu kıssayı anlat, belki üzerinde düşünürler. (Araf/176) Ayette geçtiği üzere dilin sarkıtıp salyası akan o kadar İslam düşmanı edepden yoksun, kalbi islama kin dolu, faşist zihniyetli, yılışık tabiatlı, seviyesi düşük varki… daha sayamadıklarımız çok. Taşların hayvanat ve nebatatın kendi diliyle alim ve hakim olan Allaha zikretmesine karşılık insanoğlu ne kadar nankör değilmi. Kendisini bir damla sudan yaratan kemiklerine et giydirip ona ruhundan üfleyip kermeni esirgemeyen  şefkatli ve merhametli rabbine, yaratıcısına düşman kesiliyor. İnsan görmez mi ki, biz onu meniden yarattık. Bir de bakıyorsun ki, apaçık düşman kesilmiş. (Yasin / 77)  bırakın sefasını sürsünler üç-beş günlük dünyanın mahşer günü yaptılarının bir bir hesabını verecekler, öyleki elleri ve ayakları yaptıklarına şahitlik eder(Yasin / 65)


Ama imtihan gereği Habil olduğu gibi kabiller de olacak kıyamete kadar . Kabil, nemrut, belam kılıklı bu insanlar tevhid dinine düşmanlar, böyle zihinyetli bir kişiliğe sahip müşrik seçkin elit tabaka bir başörtülü gördüklerinde, gücüne güvenerek Hz. Şuayb’a tehditte bulunan kavminin taşladığı gibi taşlamak isterler, bir namaz kılanı gördüklerinde Firavun gibi sana izin vermeden mi ibadet ediyorsun? dercesine burunlarından duman çıkan sinirli boğazlar gibi olduklarını görürsün.


Bunlar kendilerini taciz edecek gençler yetiştiriyor, ana babalarını kendilerine yük gibi görüp düşkünler yurduna atacak evladlar yetiştiriyor, televizyon ekranlarından hedonist ve egoist gençlerin tek amacı mide ve şehvetten ibaretmiş gibi lanse ediliyor; çıplaklık kültürünü moda diye gösteren, batı kültür ve yaşantısına gençleri özendirmek için yazılı ve görsel yayınlardan çocuklarımızı zehirleyen bu kötü şer odaklarının gazetelerine destek olmayalım, kimi zaman kandırmak için kuponla verdikleri kitap, cd oyuncak vb şeyleri almayalım. Bilelim ki, küfre rıza göstermek, küfrün finansmanı olmak imanımızı bozan şeylerdendir. Zira "İnananlar arasında fuhşun ve hayâsızlığın yayılmasını arzu eden kimseler var ya; onlar için dünya ve ahirette elem dolu bir azap vardır. Allah bilir, siz bilmezsiniz." (Nur / 19) En çok içimi yaralayan da dinlerine küfrettiklerini bile bile kimliksiz kişiliksiz feminist din kaygısı gütmeyen nebevi diliyle giyinik çıplaklar olan türbanlı sosyetiklerin ben bilmem eşim bilir, bir şarkısın sen vb programlara . Allahın zikrinden yüz çevirmekle yaratıcıyı unutanların bilmeleri gereken onlarında  yarın hesap gününde unutulacağı… Sakın Allahı zalimlerin yaptıklarından habersiz sanma! Allah onları, ancak gözlerin dehşetle bakakalacağı bir güne erteliyor. (İbrahim/42).


Şüphe yok ki kâfir olanlar, yer yüzündeki her şey ve bunun yanında da bir o kadarı kendilerinin olsa da kıyamet gününün azabından kurtulmak için onu fidye verseler onlardan asla kabul edilmez; onlar için acı bir azap vardır. (Maide (/36)


İnançta ve amelde zulüm karıştırıyorlar hayatlarına. inançta şirk, küfür ve fısklarıyla inançta, islama hakaretleriyle, düşmanlıklarıyla amelde zulüm işliyorlar. Hayatlarında birer islam düşmanı olan bu ukala, nankör ve şereften yoksun insanlar bütün ömürleri imam hatip düşmanlığı, namaza hakaret, başörtüsü zulmü, müslümanları fişlemekle geçen bu mayası bozuk insanlar ölümlerinde Müslümanlar gibi defnediliyor Müslümanları mezarlığına götürülüyor cesedleri. Hemde bu namertlerin cenaze namazlarını sözüm ona (bu ifadem muvahhid imamları kapsamamamaktadır, onlara söylenecek lafım yok) göbeği yağlı münafık imamlar, ölünün yakınlarının verdiği para karşılığında bestekarlar gibi bağrı yanık bir şekilde kuran okuyan fasık imamlar kıldırıyorlar.


Fahreddin razi hz. leri Bakara Suresi 124. Ayetin tefsirini yaparken, “zalimlere ahdim erişmez” ayetiyle zalimlerin Allah'ın emirleri hususunda güvenilir olmadıkları ve bu hususta da onlara uyulmayacağı hususudur. Binaenaleyh onlar, dinî hususta imâm olamazlar. Bu şekilde ayetin delaletiyle fâsık kimsenin imametinin bâtıl olduğu ortaya çıkmış olur. Hz. Peygamber (s.a.s) de, "Yaratıcıya İsyan hususunda, yaratılmışa itaat edilmez ' (Müsned, 1/129; Müslim, İmâre, 39 (3/1469); Nesâi, Bi'al, 34 (7/160).buyurmuştur. Bu da fâsıkın hâkim olamayacağına, hükmetme mevkiine geldiğinde hükümlerinin geçersiz olduğuna delâlet eder. Aynı şekilde şehâdeti, Hz. Peygamber (s.a.s)'den rivayeti ve fetva verdiğinde de fetvası kabul edilmez. Namaz kıldırması için, öne geçirilmez. (Fahruddin Er-Râzi, Tefsir-i Kebir Mefâtihu’l-Gayb, Akçağ Yayınları: 3/426-428.)


Acaba dersiniz bunlar bilmiyormu islamla alay edenlerin cenaze namazının kılınmayacağını ve hak dine amaç dışında kullanılan mescidlerin sonunun tıpkı peygamberin münafıkların yaptırdığı fitne yuvası mescidi dırarı sonu gibi olup yıkılmaya mahkum olacağını? Peygambere münafıkların cenaze namazını kıldırmaması ve kabirleri başında durmaması talimatı veriliyor allah tarafından "Ve onlardan biri ölürse asla namazını kılma ve kabirinin başına gidip durma. Çünkü onlar Allah'ı ve Resulünü tanımadılar. Ve fasık olarak can verdiler." (Tevbe / 84).


Bakarsınız zinanı faizin serbest olduğu bir ülkede daha da önemlisi şeriata küfredenlerin, Ankara’nın göbeğinde kahrolsun şeriat diyebilen karanlık tipli aydınların yaptıkları yanına kar kalırken, sadece dinini yaşamak isteyen peygamber sevdalıları platformu küçük başörtülü kızlara ilahi okuttuğu için fişleniyor, sorgusuz sualsiz devlet düşmanı rejime başkaldırdı diye ağır cezaya çarptırılıp hapse mahkum ediliyor. Zaten kumar oyunları devlet eliyle teşvik edilmiyor mu? Faiz ve zina yasal yasal değil mi? Kayıtlı kaç genelevi var biliyor musunuz? İçkinin serbestçe içildiği, fuhşun aleni bir şekilde yapıldığı,  her türlü ahlaksızlık ve edepsizliğin sözüm ona sanat ve eğlence merkezleri adı altında  devletin izniyle yapılabildiği halde maalesef gerçekten samimi bir şekilde islamı yaşamanın önünde engeller var...