Selam Ve Barış Dini İslam

e-Posta Yazdır PDF

Allah (c.c.) Hz. Âdemi yarattığında ona: “Git şu meleklere selam ver ve senin selamına nasıl karşılık vereceklerini de güzelce dinle, çünkü senin ve neslinin selamı bu şekilde olacaktır.” buyurmuştur.

Bunun üzerine Hz. Âdem meleklere:

 “es-Selâmü aleyküm” diyerek onları selamlamış.


Melekler de:

“es-Selamü aleyke ve rahmetüllah” şeklinde Hz. Âdem’e karşılık vermişlerdir.

Selam, Allah’ın sıfatlarından biridir. Çünkü Yüce Allah kullarını âfet ve belâlardan kurtarır. Zulmetmeyenleri zulme karşı korur, güven arayanları güvene kavuşturur.

Selam, barış ve esenlik yurdu (Dâru’s-Selâm) anlamına gelen cennetin isimlerinden biridir.

Selam esenlik, barış, güven ve korktuğundan emin olmaktır. Bir kimseye “Selâmün aleyküm” diyerek selam verdiğimizde yukarıda belirtilen manalarda dua etmiş oluyoruz. Bu nedenle Müslümanlar birbirleriyle karşılaştıklarında “selâmün aleyküm” diyerek birbirlerine dua eder ve güzel dilek ve temennilerde bulunurlar.


“Selâmün aleyküm”, en etkili iletişim ve en güzel dualaşmadır. Selam yerine kullanılan “merhaba, iyi günler, günaydın, iyi geceler” gibi ifadeler selamın içerdiği manaları ifade etmez. Dolayısıyla “selâmün aleyküm”, dini manalar içeren özel bir kavramdır. Ayrıca bu özel ifade Müslümanlar arasında değişmez bir paroladır.

İnsanlar arasında sevgi ve dostluk bağlarını güçlendiren en güzel davranışlardan biri de insanların birbirleriyle selamlaşmasıdır. Bu hem dinimiz açısından hem de medeni bir insan olma açısından önemlidir. Çünkü ilk selam veren kimse karşısındakine sağlık, esenlik, güven, barış içinde ve korktuğundan emin ol diye dua eder. Selâmı alan kişi de aynı veya daha güzel bir şekilde karşılık verir. Böylece kişiler arasındaki karşılıklı dualaşma, sıcak bir iletişim, güven veren bir yakınlaşmaya dönüşür. Dolayısıyla selâmlaşan insanlar daha rahat iletişim kurar ve kaynaşırlar.

Uzun süre Peygamberimizin yanında kalan Enes’in anlattığına göre, Peygamberimiz ona şu tavsiyede bulunmuştur: “Yavrucuğum, ailenin huzuruna girdiğin zaman selâm ver ki, selâmın hem senin üzerine hem de aile halkına bereket olsun.”  Yine Enes “Ben çocuklarla beraber (oynarken) Resulullah (s.a.v.) bize rastladı ve selâm verdi…”  diyor.


Hz. Enesin verdiği bilgilere bakıldığında Peygamberimizin çocuklara selâm vermesini teşvik ettiği ve kendisinin de çocuklara selâm vererek örnek olduğu görülür. Dolayısıyla bu güzel davranışın çocuklara küçük yaştan itibaren kazandırılmasına işaret eder. O halde bizler de Peygamberimizin yaptığı gibi küçük çocuklara selam vermeliyiz ki onlar da selamlaşmaya alışsınlar.

Yüce Allah müminlerin selâmlaşmasını ister. Kur’an’ı Kerimde bu durum şöyle açıklanır: “Size selâm verildiği zaman siz de ondan daha güzeliyle selâm verin yahut verilen selâma aynıyla karşılık verin…”  Bu nedenle bir Müslüman diğer bir Müslüman’a “selâmün aleyküm” diye selâm verdiğinde karşısındaki ise “Ve aleyküm selâm” diyerek aynıyla selamı alır. Eğer daha güzel bir şekilde karşılık vermek isterse “Ve aleyküm selâm ve rahmetüllâhi ve berakâtühü” diye cevap verir. Peygamberimizin belirttiğine göre, küçük olan büyüğe, bir binek üzerinde olan yaya olana, yürüyen oturana, az olan çok olana selam verir. 

Peygamberimiz, Müslümanlar arasında bir sevgi köprüsü olarak selamlaşmayı yaygınlaştırmamızı tavsiye eder ve önemini şu hadisiyle açıklar: "İman etmedikçe cennete giremezsiniz; birbirinizi sevmedikçe de iman etmiş olmazsınız. Yaptığınız takdirde birbirinizi seveceğiniz bir işi size söyleyeyim mi? Aranızda selâmı yayınız!”

 


Sevgili Peygamberimiz, iman ile sevgi arasındaki bağı çarpıcı bir biçimde dile getirir. Şöyle ki, önce imansız cennete girilemeyeceğini belirterek kesin bir gerçeği ortaya koyar. Sonra da cennete girebilmenin vazgeçilmez şartının müminlerin birbirlerini sevmeleri olduğunu belirtir.  Yani iman, nasıl cennete girebilmenin, vazgeçilmez bir şartı ise birbirimizi sevmek de olgun bir imana sahip olabilmenin şartıdır. Bütün bunların gerçekleşebilmesi ise selamlaşmaya bağlıdır.

Selamlaşarak sevgi bağıyla kuracağımız köprüler insanlarla aramızda sağlam bir iletişim, sarsılmaz bir kardeşlik, parçalanamaz bir birliktelik oluşturabiliriz. Aramızda aşılmaz gibi görünen önyargıları, sınırları, duvarları ve engelleri aşabiliriz. Böylece selamı, birlik, beraberlik, sevgi, kardeşlik ve barışın biricik parolası haline getiririz.

.............................................................

1)Buhâri, Enbiyâ, 1. 2)Diyanet İşleri Başkanlığı, Dini Kavramlar Sözlüğü, s. 586. 3)Tirmizi, İsti’zan, 10. 4)İbrahim Canan, Kütüb-i Site Muhtasarı Tercüme ve Şerhi, C 10, s. 174. 5)Nisa suresi, 86. ayet. 6)Buhari, İsti’zan, 5-6. 7)Müslim, Îman 93; Tirmizî, Et'ime 45; İbni Mâce, Mukaddime 9.