Müslüman Gözüyle Noel Ve Yılbaşı

Yazdır

Noel Bayramı: Hazret-i Îsâ'nın doğum yıl dönümü olarak kabul edilir. Her sene aralık ayının sonunda yapılır. Hıristiyanların özel bir günü ve Bayramıdır. Hazret-i Îsâ’nın doğum günü olduğu iddia edilerek 25 Aralıkta kutlanan Hıristiyan yortusu (bayramı). Bu yortuyu, bir kısım Hıristiyanlar 6 Ocakta kutlamaktadır.

   Aslında Hazret-i Îsâ’nın doğum günü kesin olarak bilinmemektedir. Ancak Roma İmparatoru Büyük Konstantin, Mîlâdî 313. senesinde Hıristiyanlığı kabul ettiği zaman eski inançlarından birçok şey de Hıristiyanlığa soktu. Güneş tanrısının doğum günü kabul edilen 25 Aralığı yılbaşı kabul etti. Hz. Îsâ'nın (al.) kurtarıcı tanrı olduğuna inanan Hıristiyanlar da, Hz. Îsâ’nın 25 Aralıkta doğduğunu kabul ettiler. Sonunda bu geceyi Mîlad ve Noel olarak her sene kutlamaya başladılar. Her ne amaçla ve ne şekilde kutlanırsa kutlansın yılbaşında yapılan adetlerin bir çoğunun Hazret-i Îsâ’nın doğumundan çok önce güneşe tapan insanların gelenek ve görenekleri olduğu kaynaklarda zikredilmiştir. Hıristiyanlarca tanınan ve “Noel Baba” olarak isim yapan Saint Nicolas’ın (Aziz Nikolaos) Kaş’ın Gelemiş köyünde doğduğu veya orada yaşadığı ise kesin değildir. Bu Hıristiyan din adamının, bu ilçede heykelinin dikilmesi Hıristiyan emperyalizmine malzeme olmuştur.1

   Noel Baba olarak bilinen Aya Nikola (Aziz Nikolaos)nın bâzen yalnız, bâzen yardımcısıyla ata binerek, bâzen de sekiz ren geyiğinin çektiği arabasıyla evlerin damlarında dolaştığı efsânesi Amerikalılar tarafından gündeme getirilmiş ve yaygınlaştırılmıştır.

   Efsânevî inanış doğrultusunda Noel Baba yortusunu kutlayan Hıristiyanlar bu kutlamalar sırasında, ışık ve çeşitli maddelerle yaprak dökmeyen ağaçları süslerler. Bu da umûmiyetle çam ağacıydı. Bu âdet, yaprak dökmeyen ağaçların ölümsüzlük simgesi sayılmalarından kaynaklanmaktadır. Kışın yeşil kalabilen başka ağaçlar da var ise de özellikle çamın seçilmesi manidardır. Zira çam haça benzer. Nitekim İslam Dini'nde de her türlü yeşil, tabiat manzarası ve bitkiler sevilirken özellikle Türklerin servi ağacına önem vermeleri, bunu bütün mezarlıklarında yaygınlaştırmaları dikkat çekicidir. Çünkü servi ağacı uzun ve düz haliyle Allah kelimesinin ilk harfi olan Elife benzer.

Yılbaşı Dolayısıyla  Yapılan Kutlamaların  Değerlendirilmesi

   Yılbaşında yapılan kutlamalar inanç, ibadet, ahlak, kültür, sosyal ve iktisadî hayatımızla ilgili çeşitli zararlara sebeb olur. Bunlardan bir kaçını şöyle sıralayabiliriz:
Bu Kutlama İmanımızı Zedeler

   İslam Dini'nde başkalarına özenmek, onların hal ve hareketlerini, tavır ve davranışlarını benimsemek, onları üstün görmek ve dost edinmek anlamına geleceği için bu gece yapılacak kutlamalar hoş karşılanmamıştır.

   Allah (c.c.) bir ayette şöyle buyurmuştur: “Müminler, müminleri bırakıp da kâfirleri dost edinmesin. Kim bunu yaparsa, artık onun Allah nezdinde hiçbir değeri yoktur...” (Âl-i İmran 3/28) Bir başka ayette de şöyle buyurmaktadır: “Müminleri bırakıp da kâfirleri dost edinenler, onların yanında izzet (güç ve şeref) mi arıyorlar? Bilsinler ki bütün izzet yalnızca Allah'a aittir. O (Allah), Kitap'ta size şöyle indirmiştir ki: Allah'ın âyetlerinin inkâr edildiğini yahut onlarla alay edildiğini işittiğiniz zaman, onlar bundan başka bir söze dalıncaya (konuya geçinceye) kadar kâfirlerle beraber oturmayın; yoksa siz de onlar gibi olursunuz…” (Nisa 4/139-140.)

   Bu ayetlere göre bir Müslüman İslam’a aykırı pek çok adet ve eğlencenin sergilendiği bu tür geceleri kutlayamaz, inancı buna müsaade etmez.

Bu Kutlamalar İbadetlerimizi Yaralar

   Yapılan ibadetlerin kabul ve makbul olması için hayatın her yönünde Allah'ın istediği gibi davranmak gerekir. Kur'ân-ı Kerîm’de şöyle buyurulmuştur: “Ey iman edenler! Yahudileri ve Hıristiyanları dost edinmeyin. Zira onlar birbirinin dostudurlar (birbirinin tarafını tutarlar). İçinizden onları dost tutanlar, onlardandır. Şüphesiz Allah, zalimler topluluğuna yol göstermez. Kalblerinde hastalık bulunanların: "Başımıza bir felâketin gelmesinden korkuyoruz" diyerek onların arasına koşuştuklarını görürsün... Onların bütün yaptıkları boşa gitmiştir de kaybedenlerden olmuşlardır… Sizin dostunuz (veliniz) ancak Allah'tır, Resulüdür, iman edenlerdir; onlar ki Allah'ın emirlerine boyun eğerek namazı kılar, zekâtı verirler… Ey iman edenler! Sizden önce kendilerine Kitap verilenlerden dininizi alay ve oyun konusu edinenleri ve kâfirleri dost edinmeyin. Allah'tan korkun; eğer müminler iseniz.” (Mâide 5/51-57.) Bir Müslüman İslam’a rağmen gayr-i Müslimlere meyledemez, onların inanç, örf ve adetlerini taklit edemez. Aksi halde yaptığı ibadetlerin de bir anlamı kalmaz.

Noel Kutlamaları İktisadi Gücümüzü Zedeler

 Gayr-i Müslimleri taklid etmeye başladığımız zaman bu tek bir sınırda kalmaz. Zamanla onları bütün yönleriyle taklîd etmeye başlarız. Fakat onların kendilerine göre diktiği her elbise bize uymaz. Onlarla lüks ve israf yarışına giriştiğimiz zaman ekonomimiz de bozulur. Hele ülke genelinde yapılan bir gecelik fuzuli masrafları hesab ederseniz bu konu daha iyi anlaşılır.

 İslam Dini lüks ve savurganlığı (israfı) şiddetle reddeder.2 Yılbaşında yapılan harcamaların hiçbir gerekçesi yoktur, tamamı fuzulîdir. Dolayısıyla israftır. Müslümanın bu tür harcamaları tasvip etmesi düşünülemez. Allah (c.c.) bir ayette; “…Yoksa siz Kitab'ın bir kısmına inanıp bir kısmını inkâr mı ediyorsunuz? Sizden öyle davrananların cezası dünya hayatında ancak rezillik ve rüsvaylık; kıyamet gününde ise en şiddetli azaba itilmektir...” (Bakara 2/85) buyurmuştur. O halde Müslüman Kur'ân-ı Kerîm’in sadece iman esaslarına inanmakla görevini tamamlamış olmaz, onun ibadet, muamelat ve iktisat alanlarında da ölçülü davranır, her türlü aşırılık ve israftan kaçınır. Aksi halde her iki cihanda da iki yakası bir araya gelmez. Nitekim bir başka ayette; “Erkek olsun kadın olsun, kim mümin olarak güzel işler yaparsa, elbette ona güzel bir hayat yaşatacak ve onları işledikleri en güzel işleri esas alarak ödüllendirecek, kötülüklerini bağışlayacağız.” (Nahl 16/97) buyrulmuştur. Kur'ân’ın emir ve ayasklarına aldırış etmeyenlerin her iki cihanda sıkıntı çekecekleri de şöyle bildirilmiştir: “Ama kim Benim zikrimden yüz çevirirse kitabımı dinlemez ve Beni anmaktan gaflet ederse, ona sıkıntılı bir hayat vardır ve Biz onu kıyamet günü kör olarak diriltir, duruşmaya getiririz.” (Taha 20/124).

Bu Kutlamalar Sosyal Hayatımızı Yaralar

   Müslümanın kendine has bir kimliği ve kültürü vardır. O kendine has kimliğiyle ayakta durur. İslamın dışındaki kültürlerle ne kadar kaynaşmaya uyuşmaya çalışsa da tamamen onlar gibi olmadıkça onlar ferd olsun cemiyet olsun- Müslümanı benimsemezler. Bir ayette bu konu şöyle vurgulanmıştır: “Dinlerine uymadıkça yahudiler de hıristiyanlar da asla senden razı olmayacaklardır. De ki: Doğru yol, ancak Allah'ın yoludur. Sana gelen ilimden sonra onların arzularına uyacak olursan, andolsun ki, Allah'tan sana ne bir dost ne de bir yardımcı vardır.” (Bakara 2/120). Dolayısıyla gayr-i Müslim kültürlere özenmek, sürekli onlar gibi olmaya çalışmak her an bizi kendi kimlik ve kültürümüzden uzaklaştıracak ve İslam toplumunu dejenere edecektir.

İslami Bakış Açısıyla Yılbaşı  Kutlamaları

   Yılbaşında yapılan önemli faaliyetlerden bazıları şunlardır: İçki içmek, kumar oynamak, kadınların açılıp saçılması ve çeşitli eğlenceler, TV. Kanallarında sergilenen fuhuş vs., çam kesmek, hindi boğazlamak vs. O halde bu yapılanların İslam kültürüyle alakası var mıdır? İslam dini bu tür eğlenceleri nasıl değerlendirir?

İslam Körü Körüne Taklît ve Yanlış  Tercihi Reddeder

   Kur'ân-ı Kerîm çeşitli vesilelerle İslam dışı inanç ve davranışlara karşı dik durmamızı emretmiş, batılın hiçbir türüne meyletmememizi bildirmiştir.3 Hiç kimse bir diğerinin günahını, vebalini üstlenemeyeceği için körü körüne, bilinçsizce ve yanlış yolda olanları taklide asla izin vermemiştir. Allah (c.c.) bir ayette şöyle buyurmuştur: “Kafirler, iman edenlere: ‘Bizim yolumuza uyun, sizin günahlarınızı biz yüklenelim’ derler. Halbuki onların hiçbir günahını yüklenecek değillerdir. Gerçekte onlar, kesinlikle yalan söylemektedirler.”4

   Münafıkların yaptığı gibi herhangi bir korku ve menfaat sebebiyle gayr-i Müslimlere yakınlık hissi duymanın ise neticede hiç bir getirmeyeceği açık bir dille ifade edilmiştir.5 Ancak İslam dışı şer güçler her vesileyle bizi aldatıp peşlerine takmayı planlamış olabilir. Müslüman sürekli tayakkuzda bulunacak ve neyin peşinden gittiğini çok iyi hesab edecektir.

   Peygamberimiz (s.a.v.) yabancıları taklit konusunda bizleri şöyle uyarmıştır: “Sizden öncekilerin yolunu(kanun ve tutumlarını) adım adım, karış karış, zira' zira' öylesine takip edip onların peşine ve modasına kendinizi öyle kaptıracaksınız ki onlar bir kertenkele deliğine girseler siz de arkalarından gireceksiniz.”6

   İnsan dünya hayatının çeşitli alanlarında imtihan vermektedir. Kimin peşinden gidecek? Kimi taklit edecek, kimi kime tercih edecek, kimin yol ve yöntemini, modasını benimseyecek? Bütün bu konularda imtihan edilmektedir. Sadece iman etmekle imtihan bitmez. Nitekim Allah Kur’an-ı Kerim’de bu tür imtihanlara işaret edilmiştir.7

İslam’a Göre İçki ve Kumar Gibi Kötü  Alışkanlıklar

   Kur'ân-ı Kerîm dört merhalede alkollü içkileri ve kumarı yasaklamıştır.8 Çeşitli hadislerde de içki lanetlenip yasaklanırken “Çoğu sarhoş edenin azının da haram.” olduğu bildirilmiştir. Özellikle son gelen ayette içki ve kumar hakkında şöyle buyrulmuştur: “Ey iman edenler! İçki, kumar, dikili taşlar (putlar), fal okları (şans oyunları) birer şeytan işi pisliktir; bunlardan uzak durun ki kurtuluşa eresiniz. Şeytan içki ve kumar yoluyla ancak aranıza düşmanlık ve kin sokmak; sizi, Allah'ı anmaktan ve namazdan alıkoymak ister. Artık (bunlardan) vazgeçtiniz değil mi?” (Mâide 5/90-91). Bu ayetlerin mana ve hikmetini iyi kavrayan bir Müslüman gerek yılbaşında gerekse diğer zamanlarda İslam’a aykırı hiçbir faaliyete katılamaz, menfaat düşüncesiyle günaha meyledemez.

   Noel ve yılbaşında sahnelenen en önemli günahlardan biri de özellikle kadınların açık kıyafetlerle eğlence tertip etmelerdir. İslam dini kadın-erkek her ikisinin de kendine has bir tarzda örtünmesini emretmiş (Nur 24/30-31), insanı fuhuş ve zinaya sevk edecek tüm davranışları da yasaklamıştır.

   Bir ayette “Sakın zinaya yaklaşmayın! Çünkü o, çirkinliği meydanda olan bir hayasızlıktır, çok kötü bir yoldur.” (İsra 17/32) buyruluruken, başka ayetlerde de “Fuhşun açığına da gizlisine de yaklaşmayın…” (En'am 6/120, 151; A'raf 7/33). tarzında kesin hükümler bildirilmiştir.

   Artık bu hükümler karşısında bir Müslüman TV. karşısına geçerek eğlence adı altında sahnelenenleri asla izleyemez. O halde bir Müslüman yılbaşı gibi günah ve isyanın zirve yaptığı bu tür günlerde şu ilahi emirleri çok iyi kavramalıdır.

   “Ayetlerimiz hakkında ileri geri konuşmaya dalanları gördüğünde, onlar başka bir söze geçinceye kadar onlardan uzak dur. Eğer şeytan sana unutturursa, hatırladıktan sonra artık o zalimler topluluğu ile oturma.” (En'am 6/68.) ayeti bu tür gafillerle beraber olmamızı yasaklar.

   Bununla birlikte her gün en az kırk kez okuduğumuz Fatiha Suresi'nin son bölümünü iyi anlamalı; kendimiz, çoluk çocuğumuz ve Ümmet-i Muhammed için sürekli şöyle dua etmeliyiz: “(Allahım!) Bizi dosdoğru yola ilet! Kendilerine lütuf ve ikramda bulunduğun kimselerin9 yoluna ilet! Gazaba uğramışların (Yahûdi vb.) ve sapmışların (Hıristiyan vs.) yoluna değil!” (Fatiha Suresi 1/6-7).
   Ayrıca yeryüzünün çeşitli alanlarında oluk oluk Müslüman kanı akarken, bu cinayeti de genelde Yahudi ve Hıristiyanlar işlerken Müslümanların bu kan ve gözyaşlarına aldırmadan düşmanlarıyla birlikte “Vur patlasın çal oynasın!” diyerek eğlenceye dalmaları din ve iman duygularıyla bağdaşmaz.

   Allah (c.c.) Kur'ân-ı Kerîm’de çeşitli ayetlerde dost ve düşmanlarına karşı takınacağı tavrı bildirmiştir. Ancak Mümtehine suresinde bunun sınırlarını örnekleriyle beraber çok net bir şekilde açıklamıştır. Tamamını burada verme imkânımız olmadığı için başlangıç kısmını verip gerisini idrakinize havale etmek istiyoruz:

“Kim Müslümanların derdini kendine mal  etmezse onlardan değildir.” (Hadis-i Şerif)

M. Âkif  Ersoy bu hadisle ilgili şunları kaydetmiştir:

 “Müslümanlık nerde! Bizden geçmiş insanlık bile...
 Alem aldatmaksa maksad, aldanan yok, nafile!
 Kaç hakiki Müslüman gördümse, hep makberdedir;
 Müslümanlık, bilmem amma, galiba göklerdedir;
 Varsa şayet, söyleyin, bir parçacık insafınız:
 Böyle kansız mıydı -hâşâ- kahraman ecdadınız?
 Irzımızdır çiğnenen, evladımızdır doğranan...
 Hey sıkılmaz, ağlamazsan, bari gülmekten utan!
 Kurd uzaklardan bakar, dalgın görürmüş merkebi.
 Saldırırmış ansızın yaydan boşanmış ok gibi.
 Lakin, aşk olsun ki, aldırmaz otlarmış eşek,
 Sanki tavsanmış gelen, yahut kılıksız köstebek!
 Kâr sayarmış bir tutam ot fazla olsun yutmayı...
 Hasmı, derken, çullanırmış yutmadan son lokmayı!...
 Bir hakikattir bu, şaşmaz, bildiğin üsluba sok:
 Halimiz merkeple kurdun aynı, asla farkı yok.
 Burnumuzdan tuttu düşman; biz boğaz kaydındayız;
 Bir bakın: Hala mı hala ihtiras ardındayız!
 Saygısızlık elverir... Bir parça olsun arlanın:
 Vakti çoktan geldi, hem geçmektedir arlanmanın!
 Zevke dalmak söyle dursun, vaktiniz yok mateme!
 Davranın zira gülünç olduk bütün bir aleme,
 Bekleşirken gökte yüz binlerce ervah, intikam;
 Yerde kalmış, na'şa benzer kavm için durmak haram!...
 Kahraman ecdadınızdan sizde bir kan yok mudur?
 Yoksa, istikbalinizden korkulur, pek korkulur.
          Mehmed Akif ERSOY, 1913.

   “Ey iman edenler! Benim de sizin de düşmanlarınızı dost edinmeyin. Onlar size gelen gerçeği reddettikleri halde, siz onlara sevgi sunuyorsunuz. Resulullahı ve sizi, sırf Rabbiniz olan Allah’a inandığınız için, vatanınızdan kovuyorlar. Siz Benim yolumda cihad etmek ve Benim rızamı kazanmak için yurdunuzdan çıkarılmayı göze aldıysanız, nasıl olur da onlara sevgi gösterip sır verirsiniz? Halbuki Ben sizin gizlediğiniz ve açıkladığınız her şeyi bilmekteyim.

  Doğrusu içinizden kim bunu yaparsa (onları dost edinirse), artık doğru yoldan sapmış olur. Eğer size karşı ellerine bir fırsat geçerse, size düşman kesilirler. Ellerini de, dillerini de size fenalık etmek için uzatırlar ve sizin de kâfir olmanızı cân-u gönülden isterler.” (Mümtehine 60/1-2.)

  Kur'ân-ı Kerîm Müslümanlara iyilikleri emredip, kötülükleri yasaklama görevini vermiştir. Hadislerde bildirildiğine göre de gördüğümüz kötülükleri elimizle ve dilimizle engellemeliyiz. Engelleyemesek de hiç olmazsa kalbimizden buğz etmeliyiz. Son şık imanın en zayıf noktasıdır. Kalbinden kin ve nefret duyup bir şey yapmamak ve yapamamak imanın en zayıf noktası iken acaba kötülüklere alkış ve tempo tutmak imanın hangi noktasıdır?

  Selam hakka tabi olanların hakkıdır… Allah’a emanet olunuz….
....................................
1)Heyet, Yeni Rehber Ansiklopedisi, İhlas Yayıncılık, İstanbul 1994, II. Cilt. (İlgili madde.) 2)İsrafla alakalı 20’den fazla ayet vardır. Ömer Özsoy-İlhami Güler, Konularına Göre Kur’an, s. 458. 3)Nisa 4/51. 4)Ankebut 29/12. 5)Tevbe 9/69. 6)Suat Yıldırım, Peygamberimizin Kur'an'ı Tefsîri, İstanbul 1998, s. 219-220. 7)Ankebut 29/2-3. 8)Nahl 16/67; Bakara 2/219; Nisa 4/43; Maide 5/90-91. 9)Nisa 4/69; Meryem 19/58