Soyut Zekâsı Gelişmemiş Çocuklarda “Allah Korkusu”

e-Posta Yazdır PDF

 Soyut zekâlarının tam gelişmeyen bu çocuklara, yanlış verilen Allah korkusu çocuklarda; Allah’ı cezalandırıcı, affetmesi olmayan kötü birine benzeteceklerdir.

Aygır’a (Bozkır-Konya) pikniğe giden hemen herkes oradaki taş adamı görmüştür. Ben ve çocuklarım, eş dostla Aygır’a ilk defa pikniğe gittiğimizde bize dağdaki taş adamın resmini gösterdiler.

            Biz oradaki şeklin adam mı değil mi diye bakmaya çalışırken bir taraftan da hikâyesin dinliyorduk. Taş adamın hikâyesinin özünde çoban, ekmeğe küçük abdestini yaptığı için Allah tarafından ekmeğe yaptığı saygısızlıktan dolayı taş yapmasıdır. Kızım böyle şeyleri masal kitaplarında okuduğundan böyle bir şeyi somut olarak gördüğünde de:

            -“Gerçekten de baba Allah o adamı taş mı yapmış” tepkisi olmuştur. Hikâyenin ne kadar doğru ne kadar yanlış orasını bilemem; ama soyut zekâsı gelişmemiş çocuklarda nasıl etki yaptığını gördüm.

           

Bir gün bir baba evine gelerek; haydin çocuklar hazırlanın, yarın sizi tatile götüreceğim diyerek içeri girer. Evde herkes sevinç çığlıkları atıp sevinirken evin küçük çocuğu:

            -“Hayır, ben tatile gitmek istemiyorum” der.

            Nedenini merak eden anne ve baba:

            -“Çocuğum herkes tatile gitmek için can atarken, senin gitmeme sebebin nedir?” diye sorarlar. Çocuk soruya soruyla karşılık verir.

            -“Babacığım gideceğimiz tatil yerinde Allah var mı?” diye sorar. Çocuğun sorusuna şaşıran baba:

            -“Tabi ki var çocuğum; çünkü Allah her yerdedir.” der. Çocuk:

            -“O zaman ben de gitmiyorum.”  der. Duruma iyice şaşıran baba merakla:

            -“ Peki, niye?” der baba. Çocuk ise kararlı; fakat korkak bir şekilde:

            - “Anneciğim-babacığım, sizi kızdırdığım zaman yâda sözünüzü dinlemediğim zaman bana; Allah seni taş yapacak demiyor muydunuz? Ne zaman ben bir hata yapsam yâda sizin isteklerinizi yerine getirmesem sizler bana; Allah taş tapar, Allah çarpar diyordunuz. Tatile gittiğimiz zaman bir hata yapıp Allah’ın beni taş yapmasından korkuyorum, onun için tatile gitmek istemiyorum.” diye karşılık verir.

 

 

Çocuklara Allah’ı Nasıl Anlatmalı?

            Çocuklar büyüdüklerinin bir ifadesi olarak 3–4 yaşlarından itibaren çok soru sorarlar. Her konuda olduğu gibi Allah’la da ilgili sorularda sorarlar. Bu konuda çocukların sordukları sorulara kısa, anlaşılır ve seviyelerine uygun bir şekilde cevaplandırılmalıdır.

            Çocukların sorularına cevap verirken soyut zekâlarının da dikkate alınarak, nedenlerden çok sorduğu şeylerin faydaları ve amaçları hakkında seviyesine uygun kısa ve öz bir şekilde verilmeli.

            Değerli hocamızın biri namaza başlamasını ise şöyle anlatır:

            Çocukluğumuzda mahalle hocasında okurken, namaz vakti gelince haydi çocuklar ellerinizi yüzünüzü yıkayın, camiye namaz kılmaya gidiyoruz derdi. Bu bize çok kolay geldi. Sonraki haftada çocuklar ellerinizi yüzünüzü yıkamışken kollarınızı da yıkayıverin dedi. Her hafta bir uzvumuzu yıkayarak abdest alarak namaza başladık.

            O zaman bize hocamız katı kurallar içinde bir abdest almamızı,  abdesti yanlış alanın namazı olmayacağı, namazı olmayanın cehennemde cayır cayır yanacağını söylemiş olsa idi bazı arkadaşlar gibi belki bende şuanda namaz kılmayabilirdim.

            Bazı çocuklar mizacı gereği korkmaya fazla meyillidir. Bu çocuklar için anlatılan şeylere daha fazla dikkat edilmelidir.

            Çocukları dini değerleri korkutarak öğretilmemelidir. Allahlı peygamberi kitabı sevdirerek anlatmalı. Çünkü insan sevdiğinin yolundan gider. Gerekirse onun yolun da canının verir.

 

Nelerden Kaçınılmalı:

            1.Bazı çocuklar mizaçları gereği korkmaya fazla meyillidir. Bu çocuklar için anlatılanlar özelliklede Allah’ı anlatırken daha fazla dikkat edilmeli.

            2.Evde aile bireyleri kendi aralarında ve çocuklara karşı beddua etmekten kaçınılmalı.

            3.Çocukların asi olmasına sebep olacak haram lokma yedirmekten kaçınılmalı.

            4.Çocuklara “Allah taş yapar, Allah çarpar, cehennemde yakar...” beddua ve bedduaya benzer sözlerden kaçınılmalı.

            5.Çocukların her konuda olduğu gibi dini konularda da yaptığı hatalar abartılmamalı ve aşırı tepki verilmemeli.

            6.Çocuklara karşı acizliğimizi Allah’tan korkutarak yapmamalı.

            7.Çocuklara söz dinletme adına onlara beddua etmemeli.

            8.Çocukların hata ve olumsuz davranışlarına karşı onları cehennem ve Allah’la korkutmamalı.

            9.Anne babalar kendilerinin yaptığı olumsuz davranışları normal, çocukların yaptığı davranışlara dini olumsuz araç olarak kullanmamalı.

            10.Olumsuz davranış gösteren çocukları Allah’la korkutmak yerine çocuklara kötü örnek olduğumuzdan mı yoksa iletişime dayalı sevgi eksikliğinden mi diye bir özeleştiri yapılmalı.

 

Neleri Yapmalı:

            1.Aileler her konuda olduğu gibi dini konularda çocuklara iyi bir model olmalı. Bu konuda anlatılanlara davranışlar arsında tutarlılık bulunmalı.

            2.Nasıl ki okulda çocuklar sevdikleri öğretmenlerin derslerine korktukları öğretmenlerin derslerinden daha fazla çalışırlarsa işe kendinizi sevdirerek başlamalı.

            3.Çocuklara da Allah’u Teâlâ’yı cehennem ve azap yönüyle değil de cennet ve mağfiret eden yönleriyle anlatılmalı.

            4.Çocuklar anlatılan her şeyi kolayca inanacaklarından Allah’la ilgili anlatılan bilgileri doğru ve sağlam kaynaktan verilmeli.

            5.Çocuklarda diğer insanlar gibi kendinden güçlüye inanma ve sığınma ihtiyacı hissederler. Bunun Allah’u Teâlâ olduğu bilinci verilmeli.

            6.Çocuklara Allah’u Teâlâ’yı cezalandırıcı olarak değil esirgeyen, koruyan ve seven olarak anlatılmalı.

            7.Yine bu çocuklara yaş ve seviyelerine uygun dualar öğretilmeli. Çocuklara öğretilecek dua ve bilgiler sevdirerek ve oyun şekilde verilmeli.

            8.Çocuğun kendisini güvende hissetmesi için zor durumlarda sabretmesi öğretilmeli.

            9.Çocuklar ailenin manevi değerlerini benimsemeleri için gerekli öğretimler yapılmalı.

            10.Dini gün ve bayramlarda aile büyüklerinin olduğu gibi çocuklarının da kutlanmalı, hediye alınmalı ve kutsal yerler imkânlar ölçüsünde gezdirilmeli.

            

            Sonuç olarak, bu dünyada ciğer paremiz olarak gördüğümüz çocuklara dinini kitabını anlatmadan önce kendimizi sevdirmemiz gerekir. Çünkü insan sevdiğinin sözünü tuttuğu gibi onun yolundan gider. Çocuklara bu konuda da sevgiyle yaklaşıp sevdirerek ve uygun model olarak anlatmalı.

 

            Çocukların anlatılanlardan çok anlatana baktıklarını unutmamanız ve  “hayırlı evlatlar” yetiştirmek dileğiyle…