“Biz Babadan Böyle Görmedik!”

e-Posta Yazdır PDF

Kendini beğenmiş bir dil bilgini gemi ile seyahat ediyordu. Yolda gemiciye sordu: “Hiç dil bilgisi okudun mu?” Gemici, “Hayır, okumadım” dedi. Dil bilgini, “Ömrünün yarısı boşa geçmiş” cevabını verdi. Gemici, dil bilgininin bu davranışından rahatsız oldu ama sesini çıkarmadı. Kızdığını belli etmedi. Bir zaman sonra, denizde fırtına çıktı. Rüzgâr gemiyi dalgaların üzerinde bir girdaba doğru sürüklüyordu. Dalgalarla boğuşan gemicinin, gözü dil bilginine takıldı. Gemici yüksek sesle sordu: “Hocam yüzme bilir misiniz?” Dil bilgini korku içerisinde büzüldüğü yerden cevap verdi: “Hoş sözlü, güzel gemici bilmiyorum.”Gemici; “Yazık, ömrünün tamamı gitti. Çünkü gemi bu girdaptan kurtulamaz, batar!” diyerek dil bilginine iyi bir ders verir. (Mesnevi Mevlana)


Günümüz babalarının birçoğunun durumu da bu dil bilgininden farkı olmadığını düşünüyorum. Çünkü günümüz babalarının birçoğu, işiyle ilgili bilmesi gereken tüm özellikleri en ince ayrıntısına kadar bilirken, hayatın anlamı ve geleceğimiz olan çocuk eğitimi hakkında donanımlı bir bilgi sahibi değildirler. Bunun içinde en küçük ne bir kaygıları ne de çabaları vardır.


Bir gün kitaplarımın çıktığı yayınevinde otururken yayınevi sahibi; yanındakine bir beyefendiye (sonradan bir kurumda müdür olduğunu öğrendiğim) beni tanıttı. O da: “Hocam;  kitabınızı (Bayramlık İstemeyen Çocuklar)  hanım okudu çok beğenmiş. Kaleminize sağlık. Ancak ben oku(ya)madım. Malum iş güç derken okumaya pek fırsatımız olmuyor.” dedi.


 Yine iş icabı bir işveren kardeşimizi ziyarete gittiğimizde çocuk eğitimi ile ilgili kitaplarımdan (Tabakları Ayırdık Çocuklar Söz Dinlemez Oldu) birini hediye etmek istediğimde;  “Hocam bu ne?” de di. Bende “Okumanız için size hediye ediyorum.” dediğimde “Hocam ben kitap okumayı sevmiyorum ama yine de alayımda hanım okusun” dedi. İnanın beynimden vurulmuşa döndüm. Koca işyeri sahibi, emrinde o kadar çalışanı var, işi için her şeyi yapabilen bu insan, kendini geliştirme adına çocukları için hiç kitap okumamış ve okumaya da niyeti yok. İşin üzücü bir tarafı da eğitimi tamamen anneye yıkmasıdır.


Baba Dağ gibi Olursa…

Sözlükte baba, çocuğu olan erkek anlamına gelse de bize göre baba; çocuğunu en güzel şekilde eğitmek için önce kendini geliştiren, sonra da çocuğunu en güzel şekilde eğiten kişi demektir.


Ailede baba deyince güven akla gelir. Çocuklar içinde baba deyince, sırtını dayayabileceği bir dağ anlamına gelir. Çocukların sırtını dayayabileceği bu dağ, çocuklar için bir güven teşkil ediyorsa problem yoktur.


Bu dağ; yağmur yağdığında heyelandan, kar yağdığında çığdan, esen şiddetli rüzgârlardan üzerinde yaşayanları koruyorsa güvenli demektir. Yine bu dağ ağaçlarıyla, çiçek ve gülleriyle, yeşillikleriyle üzerinde yaşayan canlılara barınak ve hayat sunuyorsa bu dağ güvenlidir ve yaşanılabilir bir yerdir. Bu özellikler yoksa bu dağ sadece toprak ve taş yığınıdır. 


İşte babaları da bundan dolayı dağa benzetiyoruz. Duruşu ve bilgisiyle etrafına güven vermesi gerekir. Eğer baba güven vermiyorsa kendinden beklenen ailevi vazifeleri getir(e)miyorsa Anadolu’nun birçok yerinde bu gibi babalara “Şam babası  (Sorumluluğu olmayan güvensiz baba)” denir.


Çocuk Eğitiminde Teknolojik Babalar…

Çocuklar malum ailenin ve milletin geleceği demektir. Geleceğin teminatı olan bu çocukların eğitimi için anne babaların üzerine düşen görevler vardır. Rabbimiz tarafından çocuklar, anneler kadar babalara da eğitilmesi için emanet edildiğine göre, bu emaneti de en güzel şekilde yerine getirmek gerekir. Evet, günümüzde bu işler anneldere kalsa da bu babaların görevini tam anlamıyla yaptığı anlamına gelmemektedir. 


Ailede evin ekonomik yükü babalarda olduğu bir gerçektir. Hal böyle olunca babalar işin sadece maddiyatına baktıklarından asıl görevlerini unutmaktadırlar. Oysa anneler kadar babalarda çocukları eğitmek sorumlulukların en başında yer almaktadır. “Demir tavında dövülür.” atasözünde de ifade edildiği gibi çocuk eğitimi ihmale gelmez, gelse de telafisi olmaz. Oysa maddi problemlerin telafisi zamanla olabilir. 


Teknoloji çağındaki gelişme ve yenilikler aile bütçelerini zorlamaktadır. Teknolojideki yenilikleri takip edebilmek içinde fedakârlık gerekiyor. Ailenin asli olduğu kadar asli olamayan ihtiyaçları karşılamak içinde babalar; ya mesaiye kalıyorlar ya da ikinci bir işle uğraşıyorlar. Buna bağlı olarak babalar, evlere bedenen oldukları kadar ruhen de yorgun dönmektedirler. Babalar eve bedenen oldukları kadar ruhen de yorgun döndüklerinden, çocuklarına vakit ayır(a)mamaktadırlar. 


Babalar eve geç saatlerde ve yorgun dönünce ister istemez çocuklarla da ilgilen(e)meyeceklerdir. Birliktelik sadece bedenen olacağı için bu da çocukları tatmin etmeyecekti r. Çocuklarla biraz ilgilen denildiği zamanda: “Ben zaten onlar için çalışıyorum, ben parayı mezara mı götüreceğim, onların rahatı ve geleceği için çalışıyorum.” diyerek işin içinden çıkmaya çalışacaklardır.


Babalar bankamatik görevinin yanında buzdolabı gibi soğuk olunca çocuklar da istemez psikolojik olarak kendilerini yalnız hissedeceklerdir. 


Çocuklar ilerde; “Sağ olsun babam buzdolabı gibi soğuktu, fakat bizim için gecesini gündüzünü kattı.” diye gurur mu duyacaklar. Yoksa “Keşke babamız iki kazanacağına bir kazansaydı da ruhen bizimle beraber olsaydı. Karnımız düşündüğü kadar ruhumuzu da düşünseydi” mi diye içerleyeceklerdir.


Çocuklar ilerde babam meşhurdu, zengindi gibi şeyleri anlatarak mutlu olmayacaklardır. “Benim babam bakan, benim babam başkan, benim babam fabrikatör, benim babam müdür, benim babam gazeteci, benim babam yazar…” diyene de pek rastlayamazsınız. Çünkü bunlar babasına ait ve kendisine ait bir şey yoktur.  Babanın sosyal statü çocuğun kişiliğine bir şey katmayacaktır. Hal böyle olunca da çocuklar bunlarla gurur duymayacaktır.


Çocuklara gerçek miras bırakmak isteyen babalar, çocuklarıyla yaşanmış dolu dolu yaşanmış hatıralar bırakabilenlerdir.


Kişilik Gelişiminde “Baba”

Günümüzde ihtiyaçların çoğalması babaları daha çok çalışmaya zorlamakta olduğu bir gerçektir. Fakat çocuklarında babaya ihtiyaçları olduğu bir o kadar daha gerçektir. Çünkü çocukların kişilik ve kimlik gelişiminde anne kadar babaya da ihtiyaç vardı. 


Çocukların kişilik gelişimde babanın etkisi çok büyüktür. Çocuklar özellikle erkek çocukları; güven, cesaret, aidiyet, cinsel kimlik gelişim gibi birçok değerleri babalardan öğrenmektedirler. Babayla yeterli zaman geçiren çocuklar, daha sağlıklı bir kişilik geliştirecektir.


Erkek çocuklar, babaların davranışlarını gözlemleyerek ve taklit ederek öğrenmeye çalışırlar.  Babanın evdeki kuralları ve uygulayışı, problemlere yaklaşımı ve çözümü,  eş ve çocuklarına yaklaşımı kişilik gelişimi için önemlidir. Çocukluk yıllarında babalarıyla yeterli özdeşim kuramayan çocuklar, ergenlik ve yetişkinlik dönemlerinde de olumsuz etkilenmektedir.

Bunun yanında erkek çocuklar için babanın en önemli rollerinden biri de cinsel kimliğini ve rollerinin gelişimi üzerindeki etkisidir. Erkek çocukların cinsiyet rollerine ait özellikleri babanın çocuğa uygun ve sağlıklı model birer model olmasıyla gelişebilmektedir. Babanın çocuğuyla kurduğu yakın ve sıcak iletişim, çocuğun özdeşim kurmasını kolaylaştırmakta ve çocuğun kendi cinsiyet rolünü geliştirmesine yardımcı olmaktadır. Erkek çocuklar cinsel gelişimi tamamlamak için uygun model bulamadıkları zaman cinsel kimlik gelişimleri olumsuz etkilenebilmektedir.


Kız çocukları da hayatlarında tanıdıklar ilk erkek, babaları olacağı için kız çocuklarında kişiliğini gelişmesinde baba önemli bir yere sahiptir. Çünkü babalarıyla sağlıklı iletişim kurabilen kız çocukları, güven geliştirme konusun da daha şanslıdırlar.  Bu da çocuklara iletişim kurma ve problemleri çözme gibi becerilerinin kazanmasının yanı sıra evlilik hayatında da faydası olacaktır.


Yine kız çocukları; babaların kişiliğinde karşı cinsi tanıma ve anlamada, kendine güven geliştirebilmesinde önemli bir figür olmaktadır. Kız çocukları babayla iletişimiyle erkekleri daha iyi tanıma adına farkındalığı sağlayacaktır.


Sonuç olarak çocuk eğitiminde biyolojik babanın sadece fiziksel varlığı yetmiyor. Fiziksel varlığının yanında bilgi olarak donanımlı olması, ilişkilerde güven vermesi, çocuklarıyla kaliteli zaman geçirmesi ve en önemlisi kişiliğiyle rol model olması gerekir.