(Ders) Yapma-Elleme ile Büyütülen Çocuklar!

e-Posta Yazdır PDF

Günümüz anne babalarının çocuklar ile ilgili en büyük sıkıntılarının başında; söz dinlememeleri ve ders çalışmamaları gelmektedir. Çocukların söz dinlememe nedenleri ve çözüm yollarını Ensar Neşriyat’tan çıkan; “Tabakaları Ayırdık Çocuklar Söz Dinlemez Oldu” kitabımda ele aldığım için bu yazıda bundan bahsetmeyeceğim. İsteyen okurlarımız adı geçen kitabımdan faydalanabilirler. 


Anne babaların rahatsız oldukları diğer bir konu da çocukların ders çalışmamalarıdır. Bugün çocuklarının ders çalışmasından hoşnut olan anne baba sayısı, parmakla sayılacak kadar azdır. Anne babaların büyük çoğunluğu, çocuklarının yetenekli olduğu ancak istenilen şekilde ders çalışmadıklarından şikâyetçidirler. 


Çocukların ders çalışmamasının birçok nedeni olsa da temelinde girişimcilik ruhlarının engellenmesi ve sorumluluk duygularının gelişmemesi yatmaktadır. Çocukların bu duyguları anne babaları tarafından geliştirmek bir yana engellenirse, çocuklarda ister istemez ders çalışmak istemeyeceklerdir.


Girişimcilikleri Engellenen Çocuklar 


Cenab-ı Hakk: “Allah, sizi analarınızın karnından, siz hiçbir şey bilmez durumda iken çıkardı. Şükredesiniz diye size kulaklar, gözler ve kalpler verdi.” (Nahl, 16/78) buyurmaktadır.


Çocuklar; anne karnından hiçbir şey bilmezken doğduklarına göre duygu, düşünce ve davranışlarının şekillenmesinde anne babasının katkısı büyüktür. Bu çocuklar, her şeyi tanıyarak ve deneme yanılma yöntemiyle öğreneceklerinden gördükleri her şeyle oynamak isteyeceklerdir. Çocukların bu istekleri, anne babaları tarafından evin düzenini bozmak olarak algılanacağından özellikle de annelerin olmaz ve hayır tepkileriyle karşılaşacaklardır.


Çocuklar yürümeye başlamadan önce ellerine aldıkları her şeyi ağızlarına götürürler. Çocukların bu davranışının temelinde her şeyi ağızlarıyla tanımaya çalışmalarından kaynaklanmaktadır. Bu dönemde çocukların girişimcilik adına tanımaya çalıştıkları şeyleri yasaklamak yerine yutamayacağı ve zararsız olanlardan elleyebileceği, ısırabileceği, oynayabileceği değişik materyallerden vermek gerekir.


Yine çocuklar özellikle de yeni yürümeye başladıkları zaman zihinsel gelişimlerinin bir özelliği olarak, evdeki her şeyle oynamak isteyeceklerdir.  Çocukları tanımak için her şeyle oynamak isteği, anne-babalar tarafından evi karıştırmak olarak algılandığından, çocukların girişimcilik duyguları engellenecektir.


Oysa bu çocukların küçük yaştan itibaren zihinsel gelişimlerinin bir gereği olarak her şeyle oynamak isteyişi anne babaların, ona dokunma, onu elleme, oraya gitme, yapma, etme gibi emirler çocukların girişimciliklerini olumsuz etkilemektedir. Bunun sonucunda bu çocuklar, okula başlayınca da ders çalışmayan, araştırma yapmayan, çevresini incelemeyen, kitapları karıştırmayan birer öğrenci olacaklardır. Bu çocuklar büyüdükleri zaman sadece etrafı gözlemleyen, araştırma şevki kırılmış, ne yapacağını bilmeyen, iş beğenmeyen insanlar olacaklardır.


Çocuklar girişimcilik ruhlarını daha iyi anlayabilmek için aşağıdaki deneyi iyi okuyup iyi değerlendirmek gerekir.


Berkley’deki California Üniversitesinde, iki psikolog, bir biyo-kimya ve bir de anatomi uzmanından oluşan ekibin yaptığı araştırmalarda, yeni doğmuş on iki ikiz fare deney için ayrılıyor. Bu ikizlerden birer tanesi bir araya toplanıyor. İkiz eşleri ise tek tek kafesler kapatılıyor. Bunlara kafeslerinden çıkma, çevreyi tanıma imkânı verilmiyor ve bakıcıları da ancak yiyecek verme zamanlarında farelerle ilgileniyorlar. 


Bir araya toplanmış olan fareler ise, bol ışıklı, kalabalık, gürültülü bir laboratuvardaki kafese yerleştiriliyorlar. Kafese merdivenler, döner tekerlekler ve daha başka “beş duyuya yönelik” fare oyuncakları konuluyor. Her gün otuzar dakika fareler kafesten çıkarılarak diledikleri gibi dolaşmalarına izin veriliyor. Fareler büyüdükçe, onlara çeşitli öğrenme görevleri yükleniyor ve öğrendikleri her yeni şey için şekerle ödüllendiriliyor. Bu uyarı ve eğitim programı seksen gün sürdürülüyor.


Uyarıcı ve eğitici çevrede büyüyen farelerle öteki fareler bir araya geldiğinde, birinci gruptakilerin ötekilerden daha zeki ve problem çözmede daha becerikli olduğu ortaya çıkıyor. Daha sonra bu farelerin beyinleri inceleniyor. Ve uygun çevrede yaşayan farelerin beyninin öteki farelere oranla daha büyüdüğü, kıvrımlarının fazlalaştığı ve ağırlaştığı görülüyor. Beyin hücreleri çoğalıyor. http://www.e-dadi.com/makale.php?mid=183-0-8-Yas-Doneminde-Anne-Babanin-Temel


Anne Babalar Neler Yapmalı?


Anne babaların ellerinde yazılı olamasa da sözlü olarak, evde dokunulmaması ve ellenmemesi gereken kurallar listesi vardır. Başka bir ifadeyle çocuklara evde yapabileceklerinden daha çok yapamayacakları şeyler söylenmektedir. Bu süreçte her hareketine elleme, dokunma, yapma, etmelerle karşılaşan çocuğun gelişimi de sağlıklı olmayacaktır.


O kadar yapılmaması gerekenler içinde evde hiç dokunulacak ya da yapılacak bir şey yok mu dediğimizde anne babalar: “Gitsin oyun oynasın, internete girsin ya da televizyon seyretsin!” demektedirler. Tamam, oyun oynasın, internete girsin, televizyon seyretsin de nereye kadar. Her şeylerine karışılan, yapması gerekenlerden daha çok yapmaması gerekenler söylenen çocuklarda yapması gereken dersleri de yapmayacaklardır.


Anne babaların yapacağı ilk şey,  evin düzenini çocuğa göre düzenlemedirler. Çocuk kırıp dökecek diye çocukların hareketlerini kısıtlamamak gerekir. Sadece çocuğu yaralayacak eşyalarla, kırılıp dökülecek şeyleri ortada bulundurulmaması gerekir. Yoksa her şeyi ilginç bulacak olan çocuklar; bunlarla oynayacak bu da hem kendisine hem de eşyalara zarar vermesine neden olabilecektir. 


Çocukların zihinsel gelişimler gereği evdeki uygun eşyalarla oynamak isteği engellemenin aksine teşvik edilmelidir. Özellikle evde kullanılmayan eşyaların kullanmalarına müsaade edilmeli ve bunlardan yeni şeyler yapması içinde özendirilmelidirler. 

Sonuç olarak;

Yukarıdaki fare deneyinde de olduğu gibi çocukların zihinsel ve psiko-sosyal gelişimlerinin sağlıklı olabilmesi için öncelikle çocukların kabul görülmeleri gerekir.  Çocukların kendilerini değerli hissetmeleri ve sosyal kabul görülmeleri içinde çocuklara uygulama olanakları verilmelidir.


Çocuklara evde çok fazla müdahale etmeden dilediği şekilde hareket etme özgürlüğü imkânı sağlandığında kendilerinin değerli olduğunu hissedeceklerdir. Kendilerinin önemli olduğunu hisseden çocuklarda girişimcilikleri gelişecektir. Bu da çocuklara güven getirecek ve bir şeyleri yapabileceği inancını geliştirecektir. Başka bir ifadeyle yeni denemeler için risk almaktan korkmayacak ve yeteneklerini fark etmeye başlayacaklardır.