Fedakârlıklar Başarı Getirmezse...

e-Posta Yazdır PDF

İki derviş yolda giderlerken, bir derenin kenarında karşıya geçmek için bekleyen genç bir kadın görmüşler. Kadın, dervişleri görünce:


Kardeşler, demiş, çok acelem var, ne olur bana yardım edin de karşıya geçeyim. Ben sudan çok korkarım, tek başına geçemem. Dervişlerden biri:


Hay hay bacım, demiş ve kadını sırtına alarak derenin karşısına geçirmiş. Kadın, bu iyi niyetli dervişin zor zamanındaki yardımından öyle memnun olmuş ki, dervişe dua üstüne dua etmiş. Ve dervişler:


Uğurlar ola bacım, diyerek yollarına devam etmişler. Fakat öteki derviş, arkadaşının bu davranışını başka bir biçimde yorumlamış ve bu yaptığını hiç de hoş karşılamamış. Yaklaşık bir kilometre yürüdükten sonra kendini daha fazla tutamayarak âdeta patlamış:

Sen kadını sırtına aldın ve onu karşıya geçirdin ha! Söylesene, böyle bir şeyi nasıl yapabildin? Biz dervişiz; bırak bir kadını sırtlayıp karşıya geçirmek, onlara bakmamız bile yasaktır, bilmiyor musun?


Öteki derviş, arkadaşına dönmüş ve demiş ki: Evet, ben o çaresiz kadını sırtıma alıp karşıya geçirdim, doğru; ama ben onu orada bıraktım; oysa sen hâlâ oradasın ve onu hayalinde taşıyorsun.


Günümüz anne babalarının çocuklarla ilişkilerini anlatan güzel bir hikâye olduğunu düşünüyorum. Anne babalar birinci derviş gibi çocukları belli bir aşamadan sonra sırtlarında indirmeleri gerekirken ikinci derviş gibi hâlâ sırtlarında taşımaktadırlar. Vaziyete bakılırsa taşımaya da devam edecekler gibi. Bunu TEOG ve LYS tercih danışmanlığında bir kez daha gördük. Çünkü tercih kaygısını çocukların yaşaması gerekirken anne babaların yaşadıklarını gördük.


Bir tercih danışmanlığını daha geride bıraktık. Tercih danışmanlığı sürecinde yaşadıklarımız, anne-baba çocuk ilişkilerinde; “Taşıma su ile değirmen döndürülmeye” çalışıldığını gördük.


Anne babalar, ellerinden gelen bütün fedakârlıkları yapmış ve semeresini almak istiyorlar. Çocuklarda sorumluluk bilinci içinde bunun semerelerini vermeleri gerekirken bu konuda en küçük kaygıları da yok. Çünkü çocuklar,  anne babalarının sırtlarından inmeye, anne babalarında indirmeye niyetleri yok. 


Anne babaların ifadesiyle; yemeyip yedirilen, giymeyip giydirilen, el bebek gül bebek büyütülen bu çocuklar için okul adına da fedakârlıklar fazlasıyla yapıldı. Anne babalar, imkânlar ölçüsünde daha iyi okul ve daha iyi üniversite kazanmaları için çocuklarını özel öğretim kurslarına gönderdiler. Durumu iyi olanlar ise özel okullara gönderdiler. Ancak TEOG ve LYS sonuçlarını ellerine aldıklarında durumun hiçte içi açıcı olmadığını gördüler. Başka bir ifadeyle çocuklarını sırtlarından indirmek yerine taşımaya devam edeceklerini gördüler. 


Anne babalar, sınav sonuçlarına göre en iyi tercih nasıl yaptırırım kaygısı içinde iken aynı kaygının çocuklarda olamadığın gördük. Sanki anne babası okuyacak. Evladım şu okul olur mu? Olmaz! Şu üniversite olur mu? Yok! Şu ildeki üniversiteye giden mi? Uzak! Bir yıl daha hazırlansan olur mu? Bir yıl daha bu stresi çekemem cevabını verirler. Yani anlayacağınız ne okul, ne üniversite, ne de meslek beğenirler. Burun kıvırmaları görünce sende zannedersin ki iyi bir puan çıkardılar. Nerde…


TEOG içinde durum aynı. Tercih yapmaya tek gelen anne babalara çocukların nerde olduğunu sorduğumuzda “evde hocam” diyorlar. Neden gelmediğini sorduğumuzda anne babalar çocuklar adına değişik mazeretler öne sürmektedirler. Çocukların her şeylerini düşünen anne babalar çocukların tercihlerini dahi çocuklara adına düşünmeleri garip değil mi dediğimizde; “Hocam o daha çocuk.” Evet onun bir çocuk olduğu gerçek. Peki bu çocuk ne zaman büyüyecek dediğimizde mantıklı bir cevapları da olmadığını gördük. Tercih için anne babasıyla gelen çocuklar yok mu var; fakat gelenlerin birçoğu da anne babalarının yanında süs perisi gibi durmaktadırlar. 


Nerde Hatalar Yaptık?


Biz görmedik onlar görsün, biz çektik onlar çekmesinler, okusunlar adam olsunlar diye daha doğmadan kullanacağı tüm eşyalarını aldık. Daha iyi beslensin diye özel mamalarla besledik. Daha rahat etsin diye konforlu beşik ve yataklara yatırdık. Yürümesini düşe kalka öğrenmek yerine örümceklerle öğrettik. Kendi yerse karnını doyuramaz diye kocaman olmalarına rağmen ellerimizle yedirdik. Dışarda oynarsa bir yerini incitir diye teknolojinin getirdiği oyuncakları önüne yığdık. Eğer anne olarak çalışıyorsak bakıcının en iyisi tuttuk. Kreşinde en iyisine verdik. Her şeylerin en iyisi çocuklar adına düşündük ve yaptık. Bunu da en iyi anne baba olduğumuzu ve çocuğumuzun iyiliğini düşünerek yaptık.


Çocukların okul çağı gelince en iyi okul en iyi öğretmen derdine düştük. Okula gidip gelirken yorulmasın diye servise verdik. Çocuğun ödevlerini derslerini biz düşündük. Gerekirse çocuk adına ödevlerini biz yaptık. Sabahları evin prens ve prensesini kaldırmak için ayağına en az dört beş kez gittik. Gerekirse kahvaltısı ayağına götürdük. Çantasını, beslenmesini, harçlığı okula gitmeden hazırladık. Eğer servisle gidip gelinmiyorsa okul çantasını da biz taşıdık.


Okusunlar büyük adam olsunlar diye yapılan bütün fedakârlıklar, çocukları hazırcılığa alıştırıp sorumluluk duygularını geliştirmeyeceğini unuttuk. Buna rağmen bugün okula giderken üst başını giyemeyen, yatağını, odasının toplayamayan, çantasını taşımaktan aciz olan çocuklardan sorumluluk duygusunu geliştirip büyük adam olması bekledik.


Yine kimse rahatsız etmesin ve daha rahat ders çalışsın diye çocuk odalarını özel donattık. Ellerine bizim dahi kullanamadığımız son teknolojik özelliklere sahip telefon alıp verdik. Dahası telefonuna da bilmem kaç dakika, kaç bin mesaj ve interneti de her ay düzenli olarak yükledik. 


Listeyi uzatıp gidebiliriz fakat buna ne benim yazmak için ne de sizin okumak için zamanınız vardır. Sonuçta bu çocukların sorumluluk sahibi olup adam olsunlar diye ödevlerini düşündük, derslerini düşündük, TEOG’unu düşündük, LYS’sini düşündük. Düşünmekle kalmadık elimizden gelenide fazlasıyla yaptık. Yapmasına yaptık da çocukların sorumluluk duygusunu geliştirmek için en küçük bir çabamız da olmadı. 


Bugün yatağını toplamasını öğretemediğimiz çocuktan sorumluluk adına TEOG’dan iyi bir okul kazanmasını bekliyoruz. Bugün markete ekmek almaya gönderemediğimiz çocuktan sorumluluk bilinci içinde LYS sonuçlarına göre iyi bir üniversite kazanmasını bekliyoruz.


Yemeyip yedirilen, giymeyip giydirilen, el bebek gül bebek büyütülen çocuklar, üniversiteyi de okusalar aynı fedakârlığı anne babalarından beklemeye devam edeceklerdir. Anne babaları tarafından okumaları için fedakârlık yapılan çocuklar, okuyup adam olmak yerine sorumsuz oldular. Her hizmetleri ayaklarına götürülen bu çocuklar, kendi ayakları üzerinde duran, bağımsız bir kişi olmaları beklenirken bağımlı birer kişi oldular. 


Neler Yapılmalı?


Günümüz anne babaların çocukların her şeylerini düşünerek ve arkalarını toplayarak sorumluluk sahibi olacaklarını düşünmektedirler. Oysa sorumluluk aileden yani anne babadan öğrenilmektedir. Anne babanın öğretemediği sorumluluğu hiç kimse ne üstüne alıp öğretir ne de çocuk bunu öğrenir.  Onun için el bebek gül bebek büyütülerek ve arkaları toparlanarak büyütülen çocuklardan sorumluluk öğrenmeleri beklenilmemelidir. 


• Çocukları eğitirken ve yetiştirirken onlara ne kadar müdahale edilirse büyüdükleri zamanda kendi ayakları üzerinde durmakta o kadar zorluk çekeceklerdir. Büyüdüklerinde kendi kararlarını veremeyen, sorumluluk almaktan korkan, kendine güvenemeyen bağımlı bir kişilik geliştirmemeleri için yaşından küçükmüş gibi davranılıp el bebek gül bebek davranılmamalıdır.

• Çocukların yaşına uygun sorumluluklar verilmelidir. Çocukların yapacaklarını, onlar adına ne düşünülmeli ne de yapmalıdır. Özelliklede ödevleri ve derslerini. Çocukların kendi ayakları üzerinde durup kendi kararlarını verebilmeleri içinde yaş ve seviyelerine uygun görevler, küçük yaştan itibaren verilerek benlik saygısı yükseltilmelidir. Çünkü sorumluluk aileden öğrenilir. Eğer bugün çocuk ders çalışmayı sevmiyor ve ders çalışmıyorsa sorumluluk bilinci gelişmediğindedir. Onun içinde çocuklara verilecek ilk sorumlulukta yatağını ve odasını toplama görevi olmalıdır. 

• Çocukların yaşlarına uygun görevler verilerek cesaretlendirilmeli, çocuğun çabası ve yaptıkları takdir edilerek bazen ödüllendirilmelidir. Çocukları başkaları ile kıyaslamak yerine dünü ile bugünü kıyaslanmalıdır. Çocuğun olumsuz davranışları yerine olumlu davranışları görülüp benlik saygısı yükseltilmelidir. Bunların yanında:

• Bağımsız kişilik konusunda çocuğa uygun model olunmalı.

• Çocukların arkasını toplama yerine, kendisinin toplaması öğretilmeli.

• Çocuklara yardım adı altında sorumluluk alanlarına girilmemeli.

• Çocukların kendi kararlarını kendilerinin almaları teşvik edilmeli.

• Çocukların bağımlı kişilik olmalarına sebep olacak, hal ve davranışları pekiştirilmemeli.

• Çocukların okulla ilgili görev ve sorumluluklarına rehberlik dışında yardım edilmemeli.