Öğrencilerin “Baş Tacı” Değişirse…

e-Posta Yazdır PDF

İletişim için icat edilen cep telefonları, bugün artık çok farklı alanlarda ve çok farklı amaçlarda kullanılmaktadır. Okul çağı çocuğuna okul giderken yolda durakta bir şey olursa haberimiz olsun diye verilen cep telefonları, bugün aile içi iletişimi zayıflatmakta ve çocukların ders başarılarını olumsuz etkilemektedir.


Yemeyip yedirdiğimiz giymeyip giydirdiğimiz yine kullanamadığımız telefonların en iyisini çocuklara alıp veriyoruz. Gerekçemizde çocukların arkadaşları arasında karizması çizilmesin ve derslerine daha çok çalışsın diye.


İş sadece telefon alıp vermekle de bitmiyor. Çocukların telefonlarına bilmem ne kadar dakika, ne kadar GB internet ve bilmen kaç bin SMS’i de her ay düzenli olarak yüklüyoruz. Her şeyin en iyisini alınca, çocuklarında notların en iyisini alacağını düşündük.

Çocuklar en iyi notları getirmeseler de boğazımızdan kesip alıp verdiğimiz telefonları, en iyi şekilde ve gözü gibi korudukları bir gerçektir. 


Eskiden çocuklar yataklarında yatmadan önce kitap okurken, bugünün çocukları telefona girmektedirler.


Eskiden çocuklar yastıklarının altında kitapla uyurken, günümüz çocuklarının baş tacı değişmiş yastıklarının altında telefonla uyumaktadırlar. 


Eskiden çocuklar uyanınca ilk iş olarak yastıklarının altındaki kitaba bakarken, günümüz çocukları ilk iş olarak mesaj ve çağrı var mı diye telefonlarına bakmaktadırlar.


Eskiden çocuklar okula giderken ilk iş olarak kalemini, silgisini, defterini, kitabını çantasına koyup koymadığını kontrol ederken, günümüz çocukları ilk iş olarak telefonunu yanına alıp almadığını kontrol etmektedirler. 


Eskiden çocuklar okula giderken serviste ya da toplu ulaşım araçlarında kitap okurken, günümüz çocuklarının ellerinde birer telefon bulunmaktadır. Telefonda kimisi oyun oynamakta, kimisi internete girmekte, kimisi kulaklığı takmış müzik dinlemekte,  kimisi de telefonda bilmem neyle uğraşmaktadır.


Çocukların sınıflarındaki durumları da bunlardan pek farklı değildir. Eskiden öğrenciler, sıralarının altında teneffüslerde ya da boş derslerde okuyabilecekleri birer kitap bulundururken günümüzde sıraların altında cep telefonu bulunmaktadır. Bu çocuklar bedenen sınıfta olsalar da gözleri ve gönülleri telefon ve sanal âlemdedir.


Eve gelen bu çocukların telefon aşkı evde de devam etmektedir. Kimse rahatsız etmesin ve rahat rahat ders çalışsın diye oda verilen bu çocuklar, odalarındaki çalışma masalarında kitapları da telefonları da açıktır. Gözlerinin biri kitapta diğeri telefonda olan bu çocuklar, odasına girilip şöyle bir bakıldığı zaman çok güzel ders çalışma görüntüsü vermektedirler. 


Çocuklar nerde diye sorulduğunda da odasında ders çalışıyor cevabı verilir. Bu cevap veren içinde alan içinde gurur verici bir şeydir. Çünkü işlerin yolunda gittiğini ve emeklerinin boşa gitmediğinin göstergesidir bu. Ne zamana kadar? Lise ve üniversite giriş sınavı gibi ciddi bir sınava girinceye kadar. Bu sınavlarda da çocuklar kötü sonuç alınca veliler sorgulamaya başlıyorlar.


“Oysa hocam çok çalıştı. Gecesini gündüzüne kattı. Kurslara, dershanelere gitti. Herhalde sınav kaygısından oldu.” diyerek bana da teyit ettirmeye çalışırlar.


Çocuklarında velilerinde sınav kaygı anlayışını da anlamış değilim. Sınav kaygısını temelinde konuyu bilmeme ve beklentinin yüksek olması yattığı bir gerçektir. Acaba diyorum bu sınav kaygısı da olmasa başarısızlıklara hangi mazeretler bulunacak bilmiyorum.


Çocuklara soruyorum:“Şu şu derslerden sınava girerken heyecan yapıyor musunuz? diyorum.  Çocuklar; “Hayır” cevabı veriyorlar. Peki, niye diyorum? “O dersler çok kolayda ondan!” diyorlar. Yani dersin konularını bilince o dersten gelecek sorularda heyecanlandırmıyor sizi öyle mi diyorum? Çocuklar da “Evet” diyorlar. Peki, o zaman sınav kaygısının temelinde bilgi eksikliği yatıyor değil mi diyorum? Çocuklar “Evet” diyorlar. Demek ki zor denen o dersler çalışılsa konular öğrenilecek ve sınav kaygısı da yaşanmayacak öyle mi diyorum? Çocuklar yine “Evet” diyorlar. 


Hayatın bir gerçeği olarak çocuklar; derse adam gibi çalışıp kaygı yenmek yerine heyecandan yapamadım diyerek suçu sınav kaygısına atmaktadırlar. Oysa sınav kaygısının temelinde konuya tam hâkim olmamak yattığı bir gerçektir. Şu da bir gerçek ki; öğrenciler çok iyi bildikleri derslerin sınavında olduğu gibi bilmedikleri derslerin sınavlarına girerken de pek sınav kaygısı yaşamazlar. Başka bir ifadeyle kazanması ve kaybetmesi kesin olan şeylerde insanlar stres yapmamaktadırlar.


Çocuklarının adam gibi ders çalıştığını iddia edip topu sınav kaygısına atan velilere de şu soruları soruyorum:


Çocuğunuz telefonu var mı diyorum? Veliler “Evet” diyorlar. 


Sizinkinden daha kaliteli değil mi diyorum? Veliler fedakârlıklarını teşhir etme adına da olsa gururlanarak  “Evet” diyorlar. 


Çocuklar odalarında ders çalışırken cep telefonu yanında mı diyorum? “Evet” diyorlar.


Telefonunda kaç bin SMS ve interneti var mı diyorum? “Evet” diyorlar. 


Siz çocuğunuz odada iken ders çalıştığını zannettiğiniz değil mi diyorum? “Evet” diyorlar.


Bütün sorulara “Evet” diyen velilere ben de: “Bir çocuğun akıllı telefonu varsa ve bunu da ders çalışırken kapatmıyor ya da çalışma odasının dışında bırakmıyorsa bu çocuk kesinlikle ders çalışmıyor demektir.” diyorum.

Telefonlar konan tuş kilitleri de ayrı bir problem konusu. Eğer çocuk telefonunu ortada bırakamıyorsa veya telefonuna bir şifre koyuyorsa ya da veya anne babasının karıştırmasına izin vermiyorsa bir şeylerin gizlediğini ve bir şeyler çevirdiğinin göstergesidir. Bu konu ayrı bir konu ayrı bir başlık altında ele alınabilir


Ders Çalışırken Telefon… 


Cep telefonları yerinde ve zamanında kullanılması öğretilmeli. Bunun içinde çocuklara en güzel şekilde örnek olunmalı.


Akıllı telefonlar bağımlılık yapacağından çocuklarında psikolojisi düşünülerek aile ekonomisi üzerinde bir telefon alınmamalı.


Çocuğun telefonu kapatabilme becerisi geliştirilmeli ve bunun içinde iradesi güçlendirilmeli.


Çocukların özellikle ders çalışırken cep telefonu yanlarına almamalı. Alacaksa da telefonu mutlaka kapalı tutması sağlanmalı. 


Sonuç olarak eskiden çocukların ahlakını ve başarısını olumsuz etkileyecek kötü arkadaş ve kötü çevreden korumak için evin dışı kontrol edilmeye çalışılırdı. Oysa şimdi ise çocukların ahlakını ve başarısını olumsuz etkileyecek kötü arkadaş ve kötü çevre evimizin içinde hem de çocuklara kendi ellerimizle verdiğimiz akıllı telefonlarda olduğunu unutmamak gerekir.