El Aklıyla Hareket Edenler…

e-Posta Yazdır PDF

Nasrettin Hoca bir gün, kendisi eşeğe binmiş oğlu da yaya olarak pazara giderken yolları bir köyden geçer. Hocayı eşeğe binmiş çocuğu da yürürken gören köylüler:

-“Koskoca adama bak, kendisi eşeğe binmiş şu küçücük çocuğu yürütüyor!” demişler.

Nasrettin Hoca da bunun üzerine kendisi eşekten inmiş, oğlunu bindirmiş. Bu sefer de yolları başka bir köyden geçerken oradaki köylüler de: 

-“Şu Hoca’da da hiç akıl yok, şu haliyle kendisi yürüyor çocuğu bintdiriyor.” demişler.

Hoca’nın bu sefer de çocuğu ile birlikte eşeğe bindiğini gören başka köylüler de: 

-“El insaf Hoca; sizde hiç acıma duygusu yok mu? Eşeği öldüreceksiniz!” demişler. 

Hoca bunun üzerine çocukla birlikte eşekten inerek eşek önde kendileri yaya olarak yollarına devam ederler. Yine bunları gören başka bir köylüler de: 

-“Ya Hoca sizde hiç akıl yok mu? Eşek boş siz yürüyorsunuz. Allah size akıl fikir versin!” demişler. 

Bütün bunlardan sonra Hoca oğluna: 

-“El aklıyla hareket edenin hali böyle olur.” demiş.

Nasrettin Hoca; toplum içinde bir iş yaparken her kafadan bir ses çıktığını ve bunlara göre hareket edilmemesi gerektiğini bize çok güzel bir şekilde anlatmıştır. 

Bu, bizlerin ne yaparsak yapalım birileri tarafından eleştirileceğini ve yine ne yaparsak yapalım onları memnun edemeyeceğimizi göstermektedir.

İnsanoğlunun kendine olan saygısının azalmaması ve kendisiyle barışık yaşaması için doğru bildiği yoldan tek başına da olsa yürümesi gerekir. Rüzgâr ya da akıntıya göre değil, güneşi kendi doğrusu kabul eden bir ayçiçeği gibi hareket etmeliyiz.


Kendisiyle Barışık İnsanın Özellikleri:


Kendisiyle barışık insanda; Peygamber Efendimiz (s.a.v)’in: “Münafığın alameti üçtür: Konuştuğu zaman yalan konuşur, söz verdiği halde sözünde durmaz ve emanete hıyanet eder.” (Buhârî, Îman,24) buyurduğu bu özellikler bulunmaz.

Kendisiyle barışık insan, başkasının görev ve sorumluluk alanlarına girmediği gibi kendisinin ve eş-dostunun hakkı olmayan şeyleri de istemez ve almaz. 

Kendisiyle barışık insan Peygamber Efendimiz (s.a.v)’in: “Bir kimse din kardeşinin iffetine yahut malına haksız olarak dokunmuş ise; altın, gümüş bulunmayan kıyamet gününden önce ondan helallik alsın. Aksi takdirde yaptığı haksızlık oranında onun iyiliklerinden alınıp hak sahibine verilir. İyiliği yoksa (veya iyiliği borcunu karşılamıyorsa) hak sahibinin günahlarından alınıp haksızlık yapana yükletilir (ve böylece ödeştirilir”. (Buhari, Mezalim,10) hadisini hayatında gözden ırak tutmaz.

Kendisiyle barışık insan, herkese eşit ve adaletli şekilde davrandığı gibi haksızlığa karşıda elinden geldiği kadar mücadele eder. Kendisiyle barışık insan Peygamber Efendimiz (s.a.v)’in: “Sizden kim bir kötülük görürse onu eliyle değiştirsin, buna gücü yetmezse diliyle onun kötülüğünü söylesin, buna da gücü yetmezse kalbiyle ona buğz etsin. Bu ise imanın en zayıf derecesidir.” (Müslim, İman,78) hadisince hareket eder.

Kendisiyle barışık insan toplum içinde olduğu gibi yalnızken de hal ve hareketleri konusunda tutarlıdır. Yani Mevlana Hazretlerinin: “Ya olduğun gibi ya da göründüğün gibi.” ilkesince hareket eder.

Kendisiyle barışık insan, yalan yere ve boş yere yemin etmediği gibi böyle bir şeyi başkalarından da istemez.

“Müslüman bir kimsenin malını elinden almak için yalan yere yemin eden kimse, Cenâb-ı Hakk’ın gazabına uğramış olarak O’nun karşısına çıkar.” (Buhari, Müslim)

Kendisiyle barışık insan, kendisine inanan ve güvenen insanlara hıyanet etmez. Peygamber Efendimiz (s.a.v)’in: “En büyük hıyanet, din kardeşine haber verdiğin bir sözde o sana inandığı halde senin ona yalan söylemendir.”(Buhari) 

Kendisiyle barışık insan, insanları gücendirmemek adına Cenabı Hakk’ı gücendirmez. Peygamber Efendimiz (s.a.v): “Kim yalan yere yemin eder, Müslüman bir kişinin malını o yalan yeminiyle haksız olarak elde ederse böyle bir kimse, Allah’ın huzuruna Allah kendisine kızgın olduğu halde gelir”. (Buhari) hadisindeki uyarıları dikkate alır.


Bunların Dışında Kendisiyle Barışık İnsan


Bir gün Nasrettin Hoca’nın evine aralarında anlaşmazlık çıkan iki kişi gelerek; “Aramızda bir anlaşmazlık çıktı.” demişler ve biri derdini anlatmış.

 Nasrettin Hoca ona; “Haklısın.” demiş.

 Diğeri de derdini anlatmış. Nasrettin Hoca ona da; “Haklısın.” demiş. 

Adamalar gittikten sonra Hoca’nın hanımı:

- “Bu ne biçim şey Hoca! Nasıl ikisi de haklı oluyor?” demiş.

 Hoca biraz düşündükten sonra hanımına: 

- “Hakikaten hanım, sen de haklısın.” demiş. 

Nasrettin Hoca’nın günümüz insanını tarif edercesine bize anlatmaya çalıştığı kendisiyle barışık insan, hiç kimseyi gücendirmemek ve herkesin gönlünü hoş tutmak adına kendi kişiliğinden ödün vermez.

Kendisiyle barışık insanın düşünceleriyle davranışları arasında tutarlılık vardır. 

Kendisiyle barışık insan, yaşadığı şekilde değil de, inandığı şekilde hareket eder. Gerekirse inandığı doğruları yapma ve yaşama konusunda mücadele etmesini bilir.

Kendisiyle barışık insanın hal ve hareketleri yer ve zamana göre değişmediği gibi kişilere göre de değişmez. 

Kendisiyle barışık insan, insanların makul isteklerini hatır ve gönül için değil; görev bilinci içinde yapar.

Kendisiyle barışık insan, insanların makul olmayan isteklerine karşı onların kırılacaklarını bilse dahi “Hayır” demesini bilir.

Kendisiyle barışık insan, sırf insanları memnun etmek ve makam-mevki için onların sorumluluk ve görevlerini yapmaz. Yine onları memnun etmek için onların çıkarları doğrultusunda hareket etmez.

Kendisiyle barışık insan, çıkarları için başkalarını harcamadığı gibi yükselişlerin en alçakçası olan birilerinin sırtına basarak ya da onları kullanarak mevkisinde yükselişler yapmaz.

Kendisiyle barışık insan, karşısındaki insanların normal konuşmalarından farklı anlam çıkarmaz. Anlatılanları farklı şekilde değerlendirerek insanların kalbine şüpheler düşürmez.

Sonuç olarak kendisiyle barışık insan, vicdanı rahat bir şekilde akşam yastığa başını koyabilen, insanları memnun etmek için onların çıkarlarına alet olmayan ve insanları çıkarları için kullanmayan, Kuran’a ve sünnete göre hareket edip yaşayan ve etrafındakilere örnek olabilen kişidir.