Peygamberi Cenneti, Allah’ı Cehennemiyle mi Anlatıyoruz?

e-Posta Yazdır PDF

Evin küçük oğlu Emre, bir gün mutfakta yemek yapan annesine:“Anneciğim bu dünya da en çok anne-babamızı sevmeliyiz değil mi? diye sorar. 


Anne de yemek yapmayı bırakır, iyi bir fırsattır diyerek çocuğu kucağını alır ve başlar anlatmaya: “Önce bizi en güzel şekilde yaradan Allah’ı, sonra bize dinimizi öğreten Peygamberimizi (s.a.v), daha sonra da bizim dünyaya getiren ve bizi büyüten anne babamızı sevmeliyiz.” der.


Annenin bu sözü üzerine çocuk: “Ama ben Peygamber’i Allah’tan daha çok seviyorum.” der. 


Buna şaşırıp sebebini soran anneye çocuk: “Ben yaramazlık yaptığımda ya da yalan söylediğimde; Allah yaramazlık yapan ve yalan söyleyen çocukları cehenneminde yakar diyorsunuz ya.  Hem Allah’ın cehennemi var; Peygamberin (s.a.v) ise cenneti var. Ben onun için Peygamberi (s.a.v) daha çok seviyorum” der.

Çocuğun anlattıkları aslında bizlerin çocuklara Allah’ı ve Peygamberi nasıl anlattığımızı ve onların bilinçaltlarını nasıl doldurduğumuzu göstermektedir.


Çocuklara Peygamber Efendimizi (s.a.v) Nasıl Anlattığımıza Bir Bakalım:


Çocuklar doğduğunda kulaklarına ezan okuduğunu (Tirmizî, Edahî,16), çocuklar  doğdukları zaman ağzında yumuşattığı hurma suyundan ağızlarına damlattığını (Buhâri, Deavât,3), onlara güzel isimlerden koyduğunu ve onlar için dua ettiğini (Edebü’l-Müfred,I,61), yine hastalanan Yahudi bir çocukta olsa ziyaretine gittiğini (Buhari,Cenaiz,79) anlattık. 


“Çocuk kokusunu cennet kokularına” benzettiğini (Buhârî, Menâkıp;22), “Küçüklerine şefkat göstermeyen bizden olmayacağını” (Ebu Davud, Edeb,66 ) ve oğlu İbrahim ölünce gözünden yaşlar damladığını (Buhârî, Cenâiz,33) anlattık.


Kız çocuklarının diri diri gömülmesini yasakladığını, ağlayan bir çocuk duyunca namazı kısa kestiğini (Riyazüs Salihin,233), çocukluk çağında yapılan hatalardan dolayı günah yazılmayacağını buyurduğunu anlattık.


Çocuklarla karşılaştığı zaman onlara selâm verdiğini, onların saçlarını okşayıp ikramda bulunduğunu ( Edebü’l-Müfred, I,461), çocuklara karşı bir çocuk gibi davrandığını ve onların dünyalarına girerek empati yaptığını, çocuklara “Öf” bile demediğini (Buhârî, Savm,53),  “Çocuklarınıza iyi bakınız! Onları güzel terbiye ediniz.” ( İbn-i Mâce, Edep,3) diye buyurduğunu anlattık.


Çocuklarla şakalaştığını, onları omzuna aldığını, Mahmud Rebi (r.a); beş yaşında iken  kovadan ağzına su aldığını ve Rebi’ye püskürttüğünü (Buhârî, İlim;8), kuşu ölen Ebu Umeyr’e  “Küçük kuşun ne oldu?” diye latife edip saçını okşadığını (Buharî, Edeb,81), çocukları öpüp saçlarını okşamasını yadırgayan bedeviye “Merhamet etmeyene merhamet olunmaz” ( Buhârî, Edep; 18) buyurduğunu anlattık.


Torunları Hz. Hasan-Hz. Hüseyin ve diğer çocuklarla çokça oyunlar oynadığını ve; “Çocuğu olan onunla çocuklaşsın.” (Deylemi)  buyurduğunu ve anne babalara da en güzel şekilde model olduğunu anlattık.


Kızı Hz. Fatıma (r.anha)’nın evine sık sık gidip torunlarıyla oyun oynadığını hatta Peygamber Efendimiz (s a v) namaz kılarken Hasan ile Hüseyin veya onlardan birisi gelip sırtına bindiğini, başını (secdeden) kaldırdığında düşmesinler diye onları eliyle tuttuğunu ve namazı tamamladıktan sonra da:“Ne güzel binittir sizin binitiniz!” (Kenzul Ummal,VII,106) diye buyurduğunu anlattık. Yine Hz  Peygamberimiz (s.a.v) dilini çıkarıp torunu Hasan’a doğru uzattığını, çocuk dilin kızıllığını görünce neşe ile dolduğunu anlattık. (Suyuti) 


Anne babalara çocukları sevme konusunda adaletli olmaları için: “Allah öpücüğe varıncaya kadar her hususta çocuklar arasında adaletli davranmanızı sever.” (Sahih-i Buhârî,II,411)  tavsiyesini anlattık.


Normal zamanlarda çocukların yaramazlıklarını sıkıntı ederken, iyi zamanlarda gurur duyma adına: “Yaramazlık yapan çocuklara hemen müdahale etmeyiniz.” “Çocukların küçüklüğündeki yaramazlığı, büyüdüğü zaman aklının çok, zeki olacağına bir alamettir.” (Münâvî,IV,310) hadisini anlattık.


Bir gün bir kız çocuğu bir kenarda oturmuş ağlıyordu. Sebebini soran Peygamber Efendimiz (s.a.v)’e çocuk: “Eve bir şey almak için babasının vermiş olduğu parayı kaybettiğini” söyler. Peygamberimiz de (s.a.v) çocuğun elinden tutarak alacağı şeyleri alıverir. Fakat çocuk yine ağlamaya başlar. Tekrar sebebini soran Peygamber Efendimiz (s.a.v)’e çocuk: “Efendin bu seferde babam geç kaldığım için beni dövecek.” der. Bunu üzerine Peygamber Efendimiz (s.a.v) çocuğu elinden tutarak evine kadar götürür ve kapıya açan çocuğun babasına; “Çocuğu dövmemesini” tembih eder. Kapısında Peygamber Efendimiz (s.a.v)’i gören adam: “Kapıma kadar sizi şereflendiren bu çocuğu bir daha dövmeyeceğim.” (İbn-i Kesir, Şemailü’r-Resul, s.78)  diye söz verdiğini anlattık.


Hurma ağaçlarını taşlayan Rafi’ye; “Yavrucuğum ağaçları niçin taşlıyorsun?” diye sorduğunda; “Ya Rasülullah aç idim” ondan deyince; “Bir daha ağaçları taşlama yavrum, altına düşenleri alıp ye!” (İbn Mâce,Ticârât,67) buyurarak hem çocuğa yavrucuğum diyerek çocuğun ruhunu okşadığını hem de çocuğun olumsuz davranışına karşı tepki göstermek yerine seçenekler sunduğunu anlattık.


O bir peygamberdi ve çocukları çok severdi. Peki ya onu bize peygamber olarak gönderen ve ona çocukları çok sev diyen Allah’ı ise çocuklara nasıl anlattığımızı bir kez daha anne baba olarak düşünmek gerekir.


Peygamber Efendimizi (s.a.v) çocukları ne kadar sevdiğini gösteren yaklaşımlarla anlatılırken; Cenab-ı Hakk’ı ise çocukların yaramazlık ve olumsuz davranışlarına karşı cehennemi ve taş yapmasıyla anlattık.


Peki, burada sıkıntı nerden kaynaklanmaktadır.  Soyut zekâsı (Piaget’e göre; 11yaş ve yukarısı) gelişmemiş çocuklar, anlatılanları zihinlerinde somutlaştıracaklarından Allah ve peygamber tasavvuru da farklı olacaktır.  Somut zekâ devresinde (Piaget’e göre; 3-11yaş)  olan bu çocuklar, anlatılanları görsellikten yararlanarak ve zihninde somutlaştırarak algılayacaklarından zihinlerinde algılamaları da yine farklı olacaktır. 


Soyut zekâları gelişmemiş ve somut zekâ evresindeki çocukların olumsuz davranışlarına karşı Allah ile korkutarak yapıldığı zaman, çocukların bilinçaltlarında Allah’ı; cehennemi olan ve çocukları yakan biri olarak tasavvur edeceklerdir. 


“Annenin sözünü dinlemeyeni Allah taş yapar. Yemeğini tabağında bırakanı cehenneminde yakar. Kötü söz söyleyeni dilsiz yapar…” gibi cümleler kurulur çocukların hatalarına karşı. Bilerek veya farkında olmadan Allah, korkutucu bir araç veya tehdit unsuru olarak kullanılmaktadır. 


Allah’ı azabı ve cehennemi ile korkutularak değil, cennetiyle ve çocuğun kalbine Allah sevgisi yerleştirilerek eğitilmeye çalışılmalıdır. Her anne çocuğuna: “Yavrum, Allah yaramazlık yapmayan ve uslu çocukları daha çok sever. Annesinin babasının sözünü dinleyenleri Allah cennetine koyar…” gibi ifadelerle yaklaşarak onları eğitmelidirler. Yani çocuğun Allah’tan korkması değil, O’nun sevgi, şefkat ve merhametinden istifade etmesi gerektiği öğütlenmelidir.


Korkutarak anlatıyoruz çocuklara Allah’ı; ama O’nu sevmesini istiyoruz. Arpa ekiyoruz, buğday biçmek istiyoruz.  Korku ekiyoruz; fakat sevgi biçmek istiyoruz.  En kötüsü de bunu Allah adına yapıyoruz. Ne kadar çelişki değil mi?


Çocuklardan Allah’u Teâlâ’yı sevmelerini istiyoruz; fakat çocuğa verilen eğitim şeklimiz sevgi yerine korkudur. Soyut zekâlarının gelişmeyen çocuklara yanlış verilen Allah korkusu; Allah’ı cezalandırıcı, affetmeyen kötü birine benzeteceklerdir. Anne babalar için önemli olmayan ve söylenmesi çok kolay; fakat sonucunun nereye varacağını bilmediği bir sözün ilerde çocukta neler yapabileceğini tahmin etmek hiçte zor olmasa gerekir. Slazmann: dediği gibi: “Çocukları yüce tanrıdan korkutarak yetiştirildiği zaman ileride hissiz ya da dinsiz olabilecekleri.” için çocukların ilerde farklı bir inançla karşımıza çıkmamaları için anne babaların neyi nasıl anlattıklarını bir kez daha düşünmeleri gerekir.


Allah’ı Cennetiyle Anlatmalı


Bir gün ilkokul 1.sınıfa giden bir çocuk: “Baba; insanlar ölünce nereye giderler? diye sorar.


Baba da:“Oğlum, İyiler cennete, kötüler cehenneme giderler.”der. 


Çocuk tekrar:“Peki babacığım; çocuklar ölünce cennete mi cehenneme mi giderler?” diye sorar. 


Baba da:“Oğlum Allah çocukları çok sever. Onun içinde çocuklar, cennete giderler.” der.


Çocuklarda genelde Allah’ı; cehennemi olan ve cehennemde kötü insanları yakan kişi olarak algılamaktadırlar. Bu da anne babaların çocukların bilinçaltlarını nelerle doldurduklarını göstermektedir. 


Peygamber Efendimiz (s.a.v) “Buluğa erinceye kadar çocuktan kalem kaldırılmıştır (yani ona günah yazılmaz)” (Ebu Davud, Hudud,16) buyurmaktadır. O halde çocuklar cehennem girmeyeceklerine göre onlara cenneti olan Allah’ı anlatıp sevdirmeliyiz. Cenneti olan Allah’a da çocuklar, korkuyla değil sevgiyle bağlanacaklardır.


Çocukların dini değerlerle barışık olmaları için cennetin güzelliklerinden bahsedilmelidir. Cenab-ı Hak Kur’an-ı Kerim’de cenneti şu şekilde tarif etmektedir: “Takva sahiplerine va’dedilen cennetin misali şöyledir: İçinde bozulmayan sudan ırmaklar, tadı değişmeyen sütten ırmaklar, içenlere lezzet veren şaraptan ırmaklar ve süzme baldan ırmaklar vardır. Orada meyvelerin her çeşidi onlarındır. Rablerinden de bağışlama vardır…” (Muhammed,15)