Karar Vermede “El ve Göğüs”

e-Posta Yazdır PDF

Bir konu ya da problem hakkında düşünülerek verilen yargı olarak tarif edilen karar verme, bir bakıma seçim yapma süreci olarak da ifade edilebilir. Günlük hayatta yaşamın gereği olarak pek çok kez farkında olarak veya olmayarak karar vermek zorunda kalıyoruz. Ne yiyip ne içeceğimize, neyi, nereden nasıl alacağımıza, hangi kanalı ya da programı izleyeceğimizden tutunda birçok konuda karar verme süreciyle karşı karşıyayız.

İnsan hayatının rotasını belirleyen günlük yaşamdaki kararlar, insanın geleceği içinde hayati önem taşımaktadır.  Geleceğe yön verecek olan bu kararlar, insanında yol haritasını çizmektedir. Direksiyon başında nasıl arabaya yön veriyorsak günlük hayatta vermiş olduğumuz kararlarla da hayatımıza yön vermekteyiz.

Günlük yaşamda karar vermeyi, rutin şeylerden biri olarak görürüz. Günlük hayatta vermiş olduğumuz rutin kararları, sıradan kararlar olarak gördüğümüz zaman da yanılma payımızda fazla olacaktır. Düşünülüp taşınmadan, alelacele ya da en kötü karar karasızlıktan iyidir diyerek verilen kararlarda kişiyi pişmanlığa sevk edecektir. Geleceğimiz için önemli olan fakat farkındalığa dikkat etmeden verdiğimiz bu kararlar, hayatımızı olumlu ya da olumsuz olarak etkileyeceği bir gerçektir. Düşünüp taşınmadan ve farkında olmadan verdiğimiz kararlar, ileride bizim için bazen mutluluk kaynağı olurken bezende mutsuzluğa neden olabilmektedir.

Günlük yaşamda vermiş olduğumuz kararların biri kısmını uygulamaya koymadan bir kısmını uygulama anında bir kısmında daha sonra vazgeçebiliyoruz. Vermiş olduğumuz bu kararlar yerine göre kısa vadede, yerine göre de uzun vadede olumlu ya da olumsuz olarak bize geri dönmektedir. Yıllar önce verdiğimiz bir karar, bazen bize yıllarca mutluluk getirirken bazen de sıkıntılar getirmektedir.

Hayata ve kendimize verdiğimiz değeri gösteren kararlarımız, bizim için ne kadar önemli olduğunu yaşanan sıkıntılarla daha iyi anlamaktayız.  Düşünmeden ve dikkat edilmeden verilen birçok kararlar, bizleri hem bu dünya da hem de öbür dünya da sıkıntıya sokacaktır.
Rasülullah (s.a.v.) buyuruyor ki: “Kendisinden başka ilah olmayan Allah’a kasem ederim ki, içinizde öyle adam bulunur ki, cennet ehlinin ameli ile amel eder ve kendisi ile cennet arasında bir zira’dan (Yaklaşık 50 cm) ziyade mesafe kalmaz. Derken (hükm-i) kitap (yani o yazının hükmü) ona galebe eder, cehennem ehlinin ameli ile amel eder de cehenneme girer. Keza içinizde öyle adam bulunur ki, cehennem ehlinin ameli ile amel eder, kendisi ile cehennem arasında bir zira’dan ziyade mesafe kalmaz. Derken (hükm-i) kitap ona galebe eder, cennet ehlinin ameli ile amel eder ve cennete girer.” (Buhari –Müslim)

Karar verirken birçok kez olayın görünüşüne göre karar vermeye çalışırız. Görünüş itibari ile olumlu görünen olaylar bazen olumsuz sonuçlar doğurabilir. Ya da olumsuz gibi görünen bir olaydan da sonuç itibari ile olumlu sonuçlar çıkabilir. Görünüş itibari ile olumlu görünüp sonuç itibari ile olumsuz sonuçlar doğurabileceği ihtimali varsa karar vermeden önce düşünerek ve gerekirse istişare ederek karar verilmelidir. Ya da olayı değerlendirip akıl süzgecinden geçirdikten sonra sonuç için Allah’a tevekkül edip dua etmeliyiz.

Cenab-ı Hak bu konu da Kur’an-ı Kerim de şu şekilde buyurmaktadır: “Bazen hoşunuza gitmeyen bir şey hakkınızda hayırlı olabilir, buna karşılık hoşunuza giden bir şey de hakkınızda kötü olabilir. Allah bilir, fakat siz bilmezsiniz “Sizin hayır zannettiklerinizde şer, şer zannettiklerinizde ise hayır vardır” ( Bakara, 216)

Yine günlük yaşamda birçok kez önemli kararlar verirken zorlanmaktayız. Bu amaçla da vermiş olduğumuz birçok kararı beğenmeyip değiştirmekteyiz. Kararsızlık içinde vermiş olduğumuz kararlarımızın sonucunda bazen sevinir bazen de üzülürüz. Her zaman her yerde sağlıklı karar verebilmek herkes için ideal olsa da hayat şartları insanı bazen karar vermeye zorlamaktadır.

Cenab-ı Hak; “Elbette zorluğun yanında bir kolaylık vardır. Gerçekten, zorlukla beraber bir kolaylık daha vardır.” (İnşirah, 5-6) buyurmaktadır.

Bir konu hakkında karar verme adına olumlu bir seçim yaptığımızda içimizde mutluluk olarak adlandırdığımız his duyarız. Bu his bize yapmış olduğumuz seçimin doğru olduğunu gösterir. Bazen de karar aşamasında içimizde bir sıkıntı oluşur. Nedenini tarif edemediğimiz bu sıkıntı aslında bizim için uyarıcı anlamı taşıyan bir geribildirimdir. Çünkü içinizdeki his ile algıladığımız sezgiler birbiriyle uyum içindedir. Uyarı anlamı taşıyan bu his, kişinin bir daha düşünmesini istemektedir. Başka bir ifade ile nefis görünüşe göre hareket eder ve anlık zevk peşindedir. Vicdanımız ise nefsimizin bizim için ileride sıkıntı olacak şeyler için uyarıcı anlamında kalbe sıkıntı verir. Bunun en bariz örneğini de Hz. Âdem (a.s) cennetteki yasak meyveden yerken yaşadığı duygu yoğunluğudur.

Hz. Âdem (a.s.) oğlu Sit (a.s.)´a şu beş nasihatte bulundu ve bu nasihatleri ilerde kendi oğullarına, vasiyet etmesini istedi.

1.    Oğullarına, girişecekleri her işin sonunu bastan düşünmelerini söyle, eğer ben giriştiğim davranışın sonunu düşünseydim, başıma bildiğiniz haller gelmezdi.

2.    Herhangi bir ise girişirken içinize şüphe düşerse, ondan uzak durun, çünkü ben yasak ağacın meyvesini yerken içime şüphe düştü, buna rağmen vazgeçmediğim için sonra pişmanlığa düştüm.

3.    Girişeceğiniz islerde bilenlere danışın, eğer ben yasak ağaca yanaşmadan önce meleklere (Cebrail’e) danışsaydım, başıma bu haller gelmezdi.

4.    Oğullarına, dünyaya güvenmemelerini söyle, çünkü ben baki olduğunu göz önüne alarak Cennet’e güvendim, fakat Allah (c.c.) beni oradan çıkardı.

5.    Oğullarına, kadınların arzusuna uyarak bir işe girişmemelerini söyle. Çünkü ben esimin arzusuna uyarak yasaklanmış ağacın meyvesinden yediğim için sonra pişman oldum. (Kalblerin Keşfi, İmamı Gazali)

Bir gün Ayn-ül-Kudât Hemedânî Hazretleri bir talebesine şöyle nasihat etti:

Kalbinin ürperdiği işi yapma! Nefsine uyma! Şüphe ettiğin işlerde kalbine danış! Hadisi-i şerifte buyruldu ki: “Nefse sükûnet ve kalbe ferahlık veren şey, iyi iştir. Nefsi azdıran, kalbe heyecan veren iş günahtır.” (Beyhaki).Yine hadisi şerifte; “Helal olan şeyler bellidir. Haramlar da bildirilmiştir. Şüpheli olanlardan kaçınız! Şüphesiz bildiklerinizi yapınız!” (Taberânî) buyruldu. Bu hadisi-i şerif gösteriyor ki, şüphe edilen ve kalbi sıkan şeyi yapmamalıdır. Şüphe edilmeyeni yapmak câiz olur. Şüpheli bir şeyle karşılaşınca, eli kalp üzerine koymalı. Kalp çarpması artmazsa, o şeyi yapmalı. Eğer fazla çarparsa, yapmamalıdır. Hadisi-i şerifte buyruldu ki: “Elini göğsüne koy, helal şeyde kalp sakin olur. Günah işte çarpıntı olur. Şüpheye düşersen, din adamları fetva verseler de yapma!” (İ. Ahmed)

İnsanlar Allah’ın hoşnut olmayacağı bir iş yapacakları zaman kalpte bir korku oluşur. Hiç tanımadığı ortamlarla fobilerden farklı bir korkudur bu. İlk defa, ara sıra işlenen günahlarla, helal mi haram olduğu konusunda şüpheye düşüldüğü zamanda kalpte bir sıkıntı meydana gelir.

İlk defa ya da ara sıra sınavlarda kopya çekecek bir öğrenci, kopya çekme düşüncesinden dolayı sınav başladıktan sonra kalbinde korkuya bağlı bir çarpıntı oluşur. Yine ilk defa hırsızlık yapacak olan insanda hırsızlık yapmadan önce kalbinde oluşabilecek korkuda insan için bir uyarıcıdır.

Peygamber Efendimiz (s.a.v) hadisi şeriflerde şöyle buyurmaktadır:

“Günah olan iş yapılırken kalpte çarpıntı olur.” (Beyhaki)

“Şüphelileri bırak, şüphe uyandırmayana bak. Doğru işlerde kalp sakin olur, yalan ise kalpte şüphe uyanır.” (Tirmizi, Nesai)

 “Kalbine danış; iyilik, kalbin mutmain olduğu, rahatladığı şeydir. Günah ise, canını sıkan, kalbinde tereddüt uyandıran şeydir. Aksine fetva verseler de.” (Taberani)

“Seni rahatlatan şey iyidir. Seni şüpheye düşüren, sıkıntı uyandıran şey günahtır. Sana fetva verse de böyledir.” (İ. Ahmed)

Sonuç olarak sağlıklı karar vermek için kalbimize danışmamız gerekir. Kalbimizde geribildirim adına bir sıkıntı oluşuyorsa o işi yapmamalı. Ferahlık veriyorsa yapmalıdır.  Peygamber Efendimiz (s.a.v); “Yapacağın bir iş için, yedi defa Rabbinden hayırlı olanı iste, sonra kalbine bak, hangisi kalbine ferahlık veriyorsa, hayırlı olan odur.” (Deylemi) buyurmuşlardır.

Bunların yanında;
Haram yemekten ve günahlardan kaçınmalı. Çünkü haram yemek ve günahlar insanın kalbini karartır-katılaştırır. Süreci iyi analiz edip ehil kimselerle istişare etmeli. Karar verirken vicdanın sesi dinlenmeli. Çünkü olumsuzluk durumlarda ruh sıkılır. Düşünmeden ve alelacele karar vermekten kaçınmalı. Düşünerek karar verilmeli.