Çağı Teknolojide Yakaladık Kullukta Yakalayamadık

e-Posta Yazdır PDF

“Abbasi Halifesi Harun Reşid bir Ramazan günü Behlül-i Dânâ’ya tembih etti:


- Akşam namazında camiye git, namaza gelen herkesi iftara davet et.


Akşam oldu, namaz kılındı, namazdan sonra Behlül 5-10 kişilik bir grupla çıkageldi. Harun Reşid şaşırdı:


- Behlül bunlar kim? Ben sana namaza gelen herkesi saraya iftara çağır diye tembih etmedim mi? Sen o kadar cemaatin arasından bir sofralık bile adam getirmemişsin.

- Efendimiz, siz bana camiye gelenleri değil, namaza gelenleri iftara çağır dediniz. Namazdan sonra bendeniz cami kapısında durdum, çıkan herkese hocanın namaz kıldırırken hangi sureyi okuduğunu sordum. Onu da yalnız bu getirdiğim kişiler bildi. Camiye gelen çoktu ama namaza gelen demek ki yalnız bunlarmış.”(1)

Rabbine kul olmak için “En güzel biçimde yaratılan.” (Tin,4) insanoğlu, kulluk bilinci adına aynı güzelliği gösterememektedir. Rabbi tarafından kendisinden sadece kul olması istenilen insanoğlu, çoğu zaman yaradılış gayesi olan kulluk bilincini unutmaktadır. Rabbine kulluk bilincini unutan insanoğlu bu seferde mutlu olabilmek için de farklı alanlara yönelmektedir. Mutluluğu ve huzuru Rabbine kul olmakta aramak yerine başka şeylerde arayan insanlara da Cenabı Hak, tarif edemediği ve adını kendisinin de koyamadığı sıkıntılar vermektedir.


Bir gün adamın biri İmamı Gazali Hazretlerine:

- “İçimde bazen tarif edilmeyen sıkıntılar oluşmaktadır. Bunun nedeni nedir?” diye sorar.


İmamı Gazali Hazretleri de o adama cevaben:


- “İnsanın geçmişte işlemiş olduğu günahları vardır, nefis onları unutur; fakat ruh ise unutmaz. Bu sıkıntılar onlardan kaynaklanmaktadır.” der.(2

Günlük yaşamda kulluk bilinci olmayan bu insanlar, kulluk vazifelerini ifa ederken de bilinçli hareket edemeyeceklerdir. Günlük yaşamda zaman yetersizliği gibi bahanelerin arkasına sığınan bu insanlar, kulluk bilinci adına ibadetlerini de gerçek anlamda yapamayacaklardır.


Kuran-ı Kerim'i normal kitap gibi okuma, elindeki tespihi öylesine çekme, namazını hareketten öteye götürmeme insanların kulluk bilincinin farkına varamadıklarını göstermektedir.


Oruçlu iken oruçlu olmanın şuuruna varmak yerine; açlığa bağlı olarak sinirlilik, sabırsızlık, iftara kadar zaman öldürmek gibi davranışlar sergilediğini ve kulluğun hazzını yaşayamadığını görüyoruz.


Camiden çıkarken acelece çıkma, günlük namazları camide kılmama, namazları tadili erkâna riayet etmeden kılma, namazlardan sonra tespih çekmeme ve duayı yapmama veya yarı kalkerken yapma gibi durumlar kişinin ibadetlerini bilinçli olarak yapmadığını göstermektedir.


Zamanın kısıtlığından şikâyet eden bu insanlar, ibadetleri ifa etmede yavaş davranırken ibadetleri eda ederken de aceleci davranırlar. Yine bu insanlar film, maç, eğlence gibi konulara hem zaman bulma hem de anı yaşama konusunda cömert davranmaktadırlar.

Çağı Teknolojide Yakaladık Kullukta Yakalamadık


“Ben cinleri ve insanları, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım.” (Zariyat,56) buyuran Cenab-ı Hakka kul olarak yaratılan bizler; şu üç günlük dünyada gerçekten de ömrümüzü boşa geçirmekteyiz. Evin en iyisini, en iyi yerden olmasını isteriz. Ardından eşyasının markalı ve kaliteli olmasını isteriz. Bir iki sene sonra da modası geçti diye yenisini almak için tekrar mağaza mağaza gezeriz.


Araba alırız, bir iki yıl bindikten sonra değiştirmeye kalkarız. Telefonuydu, bilgisayarıydı, beyaz eşyasıydı, onlar da değişimden nasiplerini alırlar. Değişimin haddi hesabı da yoktur.


Gerçekten de bizler dünya malına gösterdiğimiz hassasiyeti ibadetlerimizde de göstermiş olsaydık belki de bugünkünden daha bilinçli bir Müslüman olurduk. Telefon ve bilgisayarda bulunması gereken özellikleri araştırdığımız kadar, bir Müslüman da bulunması gereken özellikleri de araştırmış olsaydık herhalde İslam’ı yaşantımız bugünkünden çok daha farklı olurdu.

Kulluk Bilinci için Helal Lokma


Bayezid-i Bistami Hazretleri gençlik yıllarında yaptığı bazı ibadetlerden zevk alamıyordu. Bu durumu zaman zaman annesine anlatırdı ve yetişmesinde, terbiye edilmesinde bir kusur bulunup bulunmadığını sorardı ve:


- Anneciğim; beni emzirdiğin zaman, benim yüzümden haramdan bir şey aldın mı? İçimde beni Rabbimden alıkoyan bir şey hissediyorum. Fakat neden olduğunu bilmiyorum, derdi.


- Annesi uzun bir müddet düşündükten sonra: 


Evlâdım tek şey hatırlıyorum. Sen daha küçüktün. Komşulara oturmaya gitmiştim. Kucağımda iken ağlamaya başladın. Bir türlü susturamadım. Seni susturmak için ocağın üstünde pişmekte olan tarhanaya komşudan izin almaksızın parmağımı batırıp ağzına koydum, dedi.

Bunun üzerine annesinden, o komşuya gidip helallik dilemesini istedi. Annesi helallik diledikten sonra yaptığı ibadetlerden zevk almaya başladı.(4)


Kulluk bilincinin oluşması için öncelikle insanın yediklerine ve içtiklerine dikkat etmesi gerekir. Huşu için Şeyh Nakşibendî Hazretleri; “Helal lokma yemeli” derken Ebû Bekr-i Dükkî ise bu konuda: “Mide, yenilen şeylerin toplandığı yerdir. Oraya helâl lokma koyarsan, azalardan salih ameller meydana gelir. Şüpheli lokma koyarsan, azalar Allah yolunda amel etmekte şüpheye düşerler. Eğer, haram lokma koyarsan, o lokma seninle Allah’ü Teâlâ arasında bir perde olur da, bu yolda yürümen mümkün olmaz." buyurur.(3)

Kulluk Bilinci için Ne Yapmalı?


Bir ömür nasılsa geçecektir. Kimi yetmiş yaşında, kimi elli yaşında, kimi hayatın baharı dediğimiz genç yaşta ölümle tanışacaktır. Ölüme giden hayat yolunda kulluk bilincini en güzel şekilde yaşamamız gerekir. En güzel şekilde yaşama adına eşimize, çocuklarımıza ve çevremize de model olmalıyız.


Sabah işe başladığımız zaman mesaiyi doldurmak için zaman doldurmak yerine; “Bir kul olarak zamanı en güzel şekilde nasıl değerlendirebilirim, insanlara nasıl yardımcı olabilirim?” diye düşünmek gerekir. Hatta bunu düşünceden öteye götürüp uygulamaya başlarsak hem insanları hem de kendimize faydalı olmuş oluruz. Önemli olan burada bakış açısıdır. Çünkü olumlu bakmak kişinin kulluk bilincinin farkındalığını artıracaktır. Farkındalığı artan insanda kulluk görevini ifa ederken yaratanın vermiş olduğu nimetlere olumlu pencerelerden bakmayı öğrenecektir. Farkındalığı artan ve olaylara farklı pencereden bakan insanda evinden işine giderken zihnini olumsuzluklarla meşgul etmek yerine faydalı şeylerle meşgul edecektir. Toplu ulaşım araçlarında camdan dışarı bakmak yerine kitap, dergi okuyacak ya da zikir yapacaktır. Telafisi ve dönüşü olmayan bir hayat yolunda bulunduğunun farkında olan insan toplu ulaşım araçların dahi kul olma adına zamanı en güzel şekilde değerlendirecektir.


İnsanoğlu bilinçli kulluk yapabilmek için hala elinde fırsatlar varken onu değerlendirmek yerine geçmişiyle geleceği arasında gidip gelmekte ve kullukta anı yaşamamaktır. Dün geçmiştir, yarın belki gelmeyecektir. Ama bulunduğu an kulluk için insanın kendi elindedir. Ne güzel söylemiş Mevlana Hazretleri: “Dün ve düne dair ne varsa dünde kaldı cancağızım. Bugün yeni şeyler söylemek lazım.” der.


Kaynaklar

..........................................................................................................

1.Kerimoğlu, Mehmet, Sufi Hikayeleri, Karanfil Yayıncılık, İst. 2004. 2.İmam Gazali,  İhyau Ulumi'd-din, C.5(Akit Gazetesi Hediyesi,1996) 3.Evliyalar Ansiklopedisi, C.3 (Türkiye Gazetesi Hediyesi,1992) 4. Evliyalar Ansiklopedisi, C.3 (Türkiye Gazetesi Hediyesi,1992)