“Kelebeklerin Kanat Çırpışı Felaketleri Önler”

e-Posta Yazdır PDF

Bir yıl önce vefat eden Ümmetin Hocası, Milli Görüş Lideri Merhum Prof. Dr. Necmettin Erbakan Hocamız’ın hepsi birbirinden önemli konuşmalarından bir kaçını önemine binaen paylaşmak istiyorum, buyurun beraber okuyalım:

  “- Maddi ve manevi anlamda gerçek mutluluk İslam’ın ulvi prensipleriyle teşekkül eder.”

   “Batı’nın temellerini Muharref Hıristiyanlık teşkil etmektedir. Hıristiyanlık neden saadet getiremez, neden saadet ancak İslam’la elde edilebilir? Çünkü bu medeniyetler üç temel taş ile mukayese edilmelidir. Birincisi, bu medeniyetin Allah inanışı nasıl, ikincisi bu medeniyetin insana bakışı nasıl, üçüncüsü bu medeniyetin tabiata ve çevreye bakışı nasıldır?

   Şöyle ki; İslam Medeniyeti, ‘tevhid esasına’ (Yaratan, yaşatan ve yöneten Yüce Allah’ın varlığı ve birliğine) dayanıyor. Tüm peygamberler bu temele dayanır. İnsanları mutlu kılacak bir medeniyetin bu kadar akli, doğal ve gerçekçi bir temele isnat etmiş olması şarttır. Buna mukabil, Batı medeniyeti’nin temeli ise ‘Allah üçtür’ diye işe başlıyor. Böyle bir saçma düşünce nasıl oluyor? Allah (cc); kâinatı yaratan, yaşatan ve yönetendir. Bunun üç olması mümkün değil. Üç ise söyle, İsa aleyhisselam nereyi yaratmış? Haşa! Hz. Meryem nereyi yarattı? Ruhulkuddüs nereyi yarattı? Haşa! Bunlar nereyi yaşatıyor ve yönetiyorlar? Aralarında bir ihtilaf çıkarsa aralarını kim yapıyor? Bunları sorduğumuzda bu medeniyetin özünü temsil eden papazlar: ‘Bu sualleri sormayacaksınız. Bizim dinimiz de akıl geçmez’ diyorlar. İşte bitti. Ona Allah inancın nasıl dedim, bana ‘aklı bırakacaksın’ diyor.

   Peki, insan’a bakışın nasıl? diyorum, diyor ki ‘insan günahkar doğar’. Bizim İslam dinimizde ise ‘insan; şerefli olarak yaratılmış ve tertemiz doğmuştur’, insan daha sonra bir takım yanlış etkilerin altında kalarak yanlış yollara sapabilir. İnsanı o etkilere karşı korumak lazım, doğru yolda yürümesi için. Ama Batı, ‘insan günahkâr olarak doğar, papazın vaftizi bile onu bu günahtan temizlemez, bütün hayatı boyunca hürriyeti olmayacak’ diyor.

   Allah inancını sordum; aklın olmayacak, insan’a bakışını sordum; hürriyetin olmayacak, diyor. Peki, çevreye ne gözle bakıyorsun? diyorum. ‘Bizim kökümüz eski Yunan’a, Roma’ya gider, o da Firavunlar’a gider, biz çevrenin sahibiyiz, istediğimiz gibi kullanırız, işgal ederiz, tarumar ederiz’ diyor. Müslümanlıksa “hayır, biz çevrenin tabiatın sahibi değiliz, bu tabiat Allah’ın bize verdiği bir emanettir. İbrahim aleyhisselam ‘kıyamet koparken bile bir ağaç dikebiliyorsanız dikin’ diyor. Neden? Çünkü bu tabiat bize emanettir ve bizden sonraki nesillere bunu daha da verimli bir şekilde bırakmak bizim için bir ibadettir de onun için. Batılı ise eski firavunlar gibi, ‘ben sahip olduğum şeyin ilahıyım, vurur kırar ve öldürürüm’ diyor.

   Evet, böyle bir zihniyetten, böyle bir inanıştan elbette ki insanlığa hayır gelmez, mutlululuk ve huzur olmaz. İnsanlığın mutluluğu ve saadeti, bizim milletimizin tarihinde uyguladığı ve gösterdiği gibi ancak İslam’ın ulvi prensiplerinden yararlanan bir medeniyetle sağlanabilir. Bu sorumluluk Müslümanların omuzlarındadır ve Rabbimiz sorumluluğunun bilincinde olan kullarının yardımcısıdır.”

   “Cihad (İyiliği Hakim Kılma, Kötülüğe Mani Olma) Sorumluluğu”

  “Örneğin; Sen şurada masada oturuyorsun. Bir adam elinde baston gözleri âmâ karşıdan tık tık geliyor. Onunla senin aranda üzerinde 500 bin volt eletrik bulunan bir çıplak kablo var, adam bassa yanacak. O kablo senin masanda bir düğmeye bağlı. Sen o düğmeye basarsan elektriği kesip adamı ölmekten kurtarabilirsin. Ancak öyle yapmaz da -Efendim bu adamı buraya ben mi çağırdım?, -Efendim kabloyu ben mi döşedim?, -Elektriği de kabloya ben vermediğime göre bana ne? derse, Allah Teala o kimseyi yargılar. “Be adam sen odun musun, taş mısın, gözünün önünde adam ölüyor sen seyrediyorsun.” - Efendim ben tam basacaktım ceketim kancaya takılmış, - Tam basacaktım ki 5 kişi kolumdan tuttu… Gerekirse ceketin yırtılacak, o beş kişiyle mücadele edip kolunu kurtaracaksın ve düğmeye basacaksın. Çünkü o kimsenin yaşamı senin ceketinden de beş kişiyle mücadele etmenden de çok daha mühimdir.

   İnsanlar şuurlansın, Hakkı üstün tutan bir düzen kurulsun amacıyla yapılan hizmetler bu düğmeye basmak gibidir. Bizim yolumuz iddia değil ikna yoludur. Tatlı dildir, güleryüzdür. Ne mutlu Allah rızası için, insanlığın iki cihan saadeti için cihad edenlere.”

   “Kelebeklerin Kanat Çırpışı Felaketleri Önler”

   Cenab-ı Allah’ın insanlara imandan sonra en büyük nimeti imanın emrindeki akıldır. Akıl insanların düşünme ve araştırma kabiliyetinin vesilesidir. Akıl, insanların hidayet, feraset ve dirayet sahibi olmalarının vesilesidir.

   Millî Görüşçüler işe başlarken hamlelerini başlatırken siyasi aksiyonla beraber fikri çalışmaları da birlikte başlatmanın şuurunu ortaya koymuşlardır. Bu çalışmaların ana hedefi nedir? Bu çalışmalar yeryüzünde hakkı üstün tutan bir zihniyetin hakim olması, bütün insanlığın saadeti için yapılıyor.

   …Yıllarca önce BM’nin Yeni Dünya Düzeni Komisyonu Başkanı Nobel ödülü sahibi Orwin Lazlo’yu Adil Düzen çalışmaları için Türkiye’ye davet etmiş, uzunca bir süre kendisiyle beraber çalışmıştık. Bu çalışmalar esnasında, kendisi İstanbul Samatya’daki sinemada bir konferans verdi. Bu konferansta bizzat kendisi şunları söyledi: “İnsanlığı felakete sürükleyen hareketleri, fikir yoluyla yönünden çevirebilirsiniz. Beni Milli Görüş’çüler davet ettiler. ‘Size biz adil bir düzenin nasıl kurulabileceği hakkında brifing vereceğiz’ dediler. Ben bu teklifi büyük bir alaka ve memnuniyetle kabul ettim. Sebebini söyleyeceğim. Neden büyük ilgi gösterdim? Dinledim ve gördüm ki benim hayatım boyunca en ideal olarak düşündüğüm prensiplerin hepsi matematiksel bir disiplin içerisinde bir nizam olarak önüme konuyor. O gün ben yeniden doğdum ve o büyük etki altında şu salonda bulunan insanların hepsine söz veriyorum ki, bu Milli Görüş çatısındaki insanlar ne zaman isterlerse emirlerine amadeyim. Gelip her türlü katkıyı yapmaya hazırım. Gerçekten bütün insanlığın saadeti için, adil bir düzenin tesis edilmesi için bu ilmi çalışmaları yapmış olmak her türlü takdirin üstündedir. Neden bu teklifi yaptıklarında hemen kabul ettim, çünkü ben meteorolojideki şimetterlink olayını bilen bir insanım. Bundan yıllar önce çok büyük bir kasırga Avustralya’nın güneyinde teşekkül etmiş. Bu kasırga kuzeye doğru yürüyor. Kasırga, Hint ve Çin’e gidecek ve milyonlarca insanın hayatına son verecek. Her türlü enerjiyle dolmuş ve insanlığın üzerine gidiyor. Ve tüm insanlık da bunu izliyor. Herkes büyük bir felaket beklerken bir baktık ki, bu büyük kasırga Avustralya’yı geçtikten sonra Hint ve Çin’e gidecekken, yön değiştirerek yönünü okyanusa çevirerek bütün enerjisini okyanusa boşalttı ve insanlık büyük bir felaketten kurtuldu. Şimdi meteoroljistler, fizikçiler ve kimyacılar bütün bunlar seferber oldular ve bu muazzam güç, Avustralya’nın kuzeyinden gelip her şeyi kasıp kavurması ve Asya’ya yönelip her şeyi kasıp kavurması gerekirken, nasıl oldu da yön değiştirdi de okyanusa tüm enerjisini dökerek yok oldu? Bunu incelemeye başladılar. Sonunda ittifakla tesbit ettikleri husus şudur: Meğer tam o tarihte, Avustralya’da kelebekler bir yerden bir yere göç ederlermiş. Bu göç esnasında o kelebeklerin kanatlarının o hafif çırpıntıları birleşerek bu muazzam gücün yön değiştirmesini sağlamış.

   İşte, ‘fikri çalışmalar’ o kadar önemlidir ki kasırga halinde insanlığı felakete sürükleyen bir çok hareketleri, bir kelebek kadar etkisi olan fikir yoluyla yönünden çevirebilirsiniz. Ben bunu bildiğim için size bu konuda bilgi vereceğiz dediklerinde buna çok büyük önem verdim. Çünkü yıllardan beri BM bünyesinde Yeni Dünya Düzeni Komisyonu başkanı olarak bunlar çalışmalarımın temelini teşkil ediyor. ‘Belki yanlış yolda gidiyoruz ve bunları düzeltmem gerekir’ dedim. Öyleyse bu kelebek kanatlarının hareketlerinden, bu fikir çalışmalarını dinlemeliyim dedim. Dinledim ve gerçekten ben yönümü değiştirdim." demiştir. Ne konuşuyoruz, biz?

   Milli Görüş, insanlığı felakete götüren büyük kasırgaların yönünü değiştirecek olan o kelebeğin ta kendisidir.

   - Muhterem Erbakan Hocamız’ı bu vesileyle bir kez daha rahmet, hasret ve gıpta ile anıyoruz. Rabbimiz bizleri de Hocamız gibi kendi rızası için bir ömür boyu cihad edenlerden ve yolunda koştururken vefat edenlerden eylesin. Amin.