Mücahid Erbakan

e-Posta Yazdır PDF

“Kayan yıldıza and olsun” (Necm Suresi 1,2)

“Alimin ölümü, alemin ölümü gibidir” (Hadis-i Şerif)


İslam Aleminin Önderi, Milli Görüş Liderimiz, 54. TC. Hükümeti’nin Başbakanı, Saadet Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Necmettin Erbakan Hocamız’ın vefat haberini 27 Şubat Pazar günü saat 11.45 sıralarında SP Antalya İl Binası’nda, il divan toplantısı esnasında Avrupa Milli Görüş Teşkilatı kurucusu Hasan Damar Büyüğümüz’ü dinlerken aldık. Ve “ inne lillehi ve inne ileyhi raciun – Allah’tan geldik ve şüphesiz Allah’a aitiz” mutlak gerçeği topur topur gözyaşlarıyla birlikte dillerimizden dökülüverdi.


1 Mart Salı Günü Erbakan Hocamız’ı, milyonlarca evladının, sevenlerinin şahidliğiyle çok sevdiği İstanbul’da, Yüce Dost’a, Rabbimiz’e gözyaşları ve dualarla uğurladık. Hocamız, 3 milyon insanın bizzat cenazeye katılarak şahidliğiyle huzura kavuşmuştur. Şimdi biiznillah Hocamız, çok sevdiği ve bir ömür yolunda gitme şerefine erdiği Alemlerin Efendisi Peygamberimiz’le, tüm peygamberlerle, salihlerle, şehidlerle beraber. Ne güzel bir hayat, ne güzel bir ölüm. Mevlana Hazretleri’nin ifadesiyle tam bir şeb-i aruz yaşadı, Hocamız’ın şahsında ümmet ve insanlık.

“Hayatı tam bir iman ve cihad” şuuru içinde yaşayan ve vazife başında iken vefat eden Hocamız’ın cenazesinde herkes vardı, her kesimden insan vardı. Fatih Camii’nde ve oradan Merkez Efendi Kabristanlığı’na kadar yaklaşık 3 saat süren yürüyüş esnasında orada bulunan milyonlar gibi biz de çok şeylere şahid olduk. Hocam yürüdü, bir millet yürüdü arkasından… 


Hocamız tabir-i caizse en büyük toplantısını yaptı, adeta yoklama aldı ve çok önemli talimatlarını verdi. Hocamız, bir kez daha bizlere dünyanın fani, Rabbimiz’in baki olduğunu, Müslüman demenin yaşadığı çağdan sorumlu olmak deme manasına geldiğini bir kez daha anlattı ve hatırlattı.


Ülkemizin, İslam aleminin, Milli Görüş camiasının, insanlığın, muhterem ailelerinin ve tüm yetimlerin, mazlumların başı sağolsun. Rabbimiz Cennet’te buluştursun. 


Hocamız’ın cenaze namazı sonrası yanı başında kısa veciz ve etkili bir konuşma yapan, “Prof. Dr. Necmettin Erbakan hepimizin hocası, lideri ve babasıydı” diyen Fatih Erbakan Kardeşimiz, ''babasının İslam'ın, Allah yolunda cihat etmek, tüm insanlığın saadeti ve İslam birliğini kurmak için çalışmak olduğunu tüm dünya Müslümanlarına öğrettiğini'' söyledi. Fatih Erbakan Kradeşimiz, “bugün İstanbul'da Fatih Sultan Mehmet, Eyüp El Ensari Hazretlerinin dizinin dibinde, Fatih Camisi'nin avlusunda, herkesin lideri, hocası ve aynı zamanda babası olan çok müstesna bir şahsiyeti, babamız Erbakan'ı ebedi hayatına uğurlamak için buradayız” dedi. “Babasının, hem Türkiye'deki, hem de dünyadaki Müslümanlara İslam'ın sadece namaz kılmaktan, oruç tutmaktan ve hacca gitmekten ibaret olmadığını” öğrettiğini belirten Fatih Erbakan Kardeşimiz, konuşmasını şöyle sürdürdü: ''İslam'ın bütün bunlarla birlikte Allah yolunda cihad etmek, tüm insanlığın saadeti ve İslam birliğini kurmak için çalışmak olduğunu, bizlere ve tüm dünya Müslümanlarına öğretti. Kendisi de son nefesine kadar bu uğurda canıyla ve malıyla mücadele etti. Buna şahitlik ediyoruz Elhamdülillah.Yine şahitlik ederiz ki kendisi hayatı boyunca yapacağı her işte, atacağı her adımda karar verirken, ahirete öncelik vererek karar verdi. 'Ben bu işi yaparsam, bunun karşılığı ahirette ne olur' şeklinde düşünerek hareket etti. Kendisine haksızlık yapanlar ve kötü düşünenler hakkında hep iyi düşündü, onlara da iyilik yaptı, onların da iyi olması için uğraştı. Bizler kendisinden razıyız, Cenab-ı Allah da inşallah ondan razı olur. Bugün inşallah hayatı boyunca özlemini duyduğu Rabbi’ne, onun cennetine ve Resulü’ne kavuşma günü olur kendisi için. İnşallah Cenab-ı Allah, hepimize de mahşer gününde, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in sancağı altında kendisiyle birlikte cennetlikler olarak toplanmayı nasip eder.” diyerek hepimizin duygularına tercüman oldu.


Biz ve milyonlar şahittir ki, “çınarlar ayakta ölür” diyen Hocamız hiç ara vermeden, büyük bir aşkla görevini yaptı ve Hakk’a yürüdü. Hayatını İslam’a adadı. Hocamız salih bir mümindi, Allah’ın mümtaz kullarındandı. Bir Allah dostuydu. İmanıyla ilmi yoğurmuş büyük bir ilim ve fikir adamıydı.


İmanı, ilmi, ibadeti, samimiyeti, ihlası, İslami gayreti, cihadı, liderliği, edebi ve ahlakı biz evladlarını kendilerine hayran bırakmıştı, yüreğimizde taht kurmuştu. Hocamız Hz. Adem’den başlayan Hak batıl mücadelesinde batılın bugünkü temsilcisi siyonizme karşı mücadele eden Milli Görüş’ün Lideri’ydi. O İslam aleminin lideri, dünya mazlumlarının müşfik eli ve insanlığın ufkuydu. O tek kişilik dev bir orduydu.


Hocamız, hayatında ve mücadelesinde olduğu gibi hastalığında da Milli Görüş Kadrolarını tedirgin etmedi ve üzmedi. Hastanede ziyaret eden büyüklerimize “Kardeşlerimiz bizleri merak etmesinler, işlerine baksınlar, insanlığın kurtuluşu için çalışsınlar. Bize dua etsinler ve haklarını helal etsinler” dedi, Hocamız. Hastanedeki odasını adeta çalışma ofisine çevirdi, doktorların dinlenmeniz lazım ısrarına rağmen O hep gayret etti, O hep çalıştı. Çünkü ümmetin ve insanlığın madden ve manen büyük dertleri vardı. Bunların çözülmesi, Müslümanların ve insanlığın yüzünün gülmesi ve gençliğin, nesillerin kurtuluşu için çalışmak gerekiyordu, bir şeyler yapmalıydı. Hocamız vazifesini hakkıyla yaptı, nöbetini savdı şimdi sıra bizde, tüm Müslümanlarda ve insanlıkta…


Vefat edince nasıl bilinmek isterdiniz sorusuna “canıyla, malıyla ve her şeyiyle İslam için çalışan bir mücahiddi” şehadeti benim için yeter diyordu, Hocamız. TV5’ten bizzat sesinden duyduğumuz son sözü “Allah’a emanet olunuz” idi. Acımız büyüktür. Biz ve insanlık büyük bir değeri kaybetti. Hocamız görevini yaptı., nöbetini savdı. Biz ne yaptık, ne yapıyoruz? Önemli olan bu sorunun cevabını verebilmek.


Hocamız, İslam’ın bir hayat projesi, bir nizam, ölçü olarak nasıl yaşanacağını Kur’an’a ve sünnet’e tam bir teslimiyetle, eğip bükmeden sözleri, yaşantısı ve dünya çapındaki projeleriyle ortaya koydu. Hocamız “namaz kılan, köleler olmayacağız” dedi ve bu şuurla yaşadı. “Kimilerimiz Hocamız’ı ve söylediklerini sadece duydu, kimilerimiz O’nu duydu ve anladı. Kimilerimiz de Hocamız’ı duydu, anladı ve dinledi, itaat etti” diyor Hocamız’ın dava arkadaşlarından muhterem Yasin Hatipoğlu Büyüğümüz. Zira Lider’e itaat edilirdi. İtaat edenlerden, sadıklardan ve zor zamanda terk etmeyenlerden olmak büyük nimet. Rabbimiz bizleri bu nimetten ayırmasın, istikametten ayırmasın. Çünkü insanlar hesap günü, o büyük günde liderleriyle haşrolunacaktır. (İsra suresi,71)


M.Ü. İlahiyat Fakültesi Emekli Öğretim Üyelerinden, Hocaların Hocası namıyla bilinen Doç Dr. Nedim Urhan Hocamızdan, nice büyüklerimizden ve dünya çapında çok sayıda büyük alimlerden dinledik ki, “Bizler çok sayıda alimden, üstaddan ve hocadan dersler aldık. Ama cihadı yani iyinin, doğrunun, faydalının, adaletin, fert, cemiyet ve tüm otoritelerde hakkın hakim olması için takatımızın sonuna kadar çalışmamızı üzerimize yükleyen, Kur’an’da 500’den fazla ayette emredilen cihad farzını Erbakan Hocamız’dan öğrendik. O bize cihadı her şeyiyle en önemlisi de örnek yaşantısıyla öğretti. O bizim için bir öğretmendir. Allah O’ndan razı olsun” demişlerdir.


Evet Hocamız ömrünü “ve’l asr şuuru”yla tamamladı. Hakkıyla iman etti, daima salih ameller işledi. Her zaman, her yerde Hakk’ı ve sabrı tavsiye etti. Daima müslümanca düşündü ve müslümanca yaşadı. Rabbimiz bizleri O’nun gibi yaşatsın ve O’nun gibi vazifelerimizi yaparak canımızı alsın.


O’nu anlatmak zor. Ne hikmetse toplum olarak insanlar ölünce anlatmaya ve övmeye başlıyoruz. Elbette vefat edenlerimizi hayırla anmak ve gerçekten Hocamız gibi arkasından bırakın Türkiye’yi Dünyayı ağlatan, hüzne boğan bir insan olmak güzel şey. Hakikat ise sağlığındayken insana sahip çıkmak ve değer vermektir. Şair ne güzel demiş; “Avaze-i bu aleme davud gibi sal, baki kalan bu kubbede hoş bir sada imiş.” Hocam şahidiz, İslam alemine ve dünyaya asırlar geçse de unutulmayacak hoş bir sada bıraktın. Çağlar üstü nizamın çağlar ötesine habercisi oldun. Karanlıkta geldin, sabahı müjdeledin ve yüzyılları aydınlattın.


Hocam, bizleri adam ettin, memur, amir, bürokrat, milletvekili, bakan ettin. Nezaketi, dik duruşu, fedakarlığı, yılmamayı ve hayatı öğrettin. Son elli yılda emeğin ve hakkın olmayan Müslüman yoktur desek, yeridir. Allah senden razı olsun. Makamın ali olsun. 

Evet, Muhterem Erbakan Hocamız, cenazesine 60 İslam Ülkesinden cemaat liderinin, devlet adamının ve siyasetçinin katıldığı ve milyonların hüngür hüngür ağladığı İslam ümmetinin lideriydi…


Hocamız, Müslüman milletimize ve İslam alemine unuttukları “Hak-Batıl Mücadelesini”, “İslami Siyaset Anlayışını”, “Cihad’ı yani Hayra Motor, Şerre Fren Olma şuurunu”, “Siyonizmi ve Gizli Dünya Devleti Gerçeğini”, “Müslümanların Kimliğini ve Görevini”, “Milli Görüşü ve Adil Düzeni” tarihi ve mübarek konuşmalarıyla ve icraatlarıyla son nefesine kadar hatırlatan ve uygulayan bir dehaydı.


Hocamız, Allah’a güzel bir kuldu, büyük bir mücahiddi, Horasan tasavvuf ehillerinden el almış istikamet sahibi bir Allah dostuydu, gönül insanıydı, adil bir devlet adamıydı, irfanlı bir bilim adamıydı…


Bu ve benzeri binlerce hasleti şahsında barındıran Muhterem Hocamız’a tekraren Rabbimiz’den rahmet diliyoruz. Rabbimiz, Rasulü’nün sancağı altında, Hocamız’la beraber olacak şuuru ve çalışmaları bizlere nasib etsin


O, ekmek arabasının peşinde, yalınayak koşan çocuk için ağlayan ülkemizin şefkat timsali başbakanıydı.


O, dünya mazlumlarının ümidi, müşfik eli ve sevdalısıydı.


O, yakınında ve birlikte koşturan binlerce insanın şehadetiyle, gece namazlarını dahi hiç terk etmeyen zahid bir kuldu.


O, yoğun bakımda iken gözlerini açtığında, ibadet etmek için teyemmüm edeceği kiremiti arayan abid bir kuldu…


O, İslam’sız saadetin, huzurun, refah ve mutluluğun gerçekleşemeyeceğini, şuurlu Müslüman olmamızı ve son nefesimize kadar cihad etmemizi, insanlığın iyiliği için çalışmamızı talimat veren bir Lider’di…


O, salonlara stadlara ve meydanlara doldurduğu milyonlarca insana Allah Rızası için çalışacaklarına dair yemin ettiren ve “önce ahlak ve maneviyat” diyen bir dava adamıydı…


O, öldüğünde nasıl anılmak istersiniz sorusuna “malıyla ve canıyla cihad eden bir müslümandı.” şeklinde anılmak istediğini söyleyen bir mücahiddi. Mücahid Erbakan’dı…


O, ilmin, İslam’ın, dinin ve siyasetin birbirinden ayrılmaz hakikatler olduğunu asrın idrakine nakşeden bir ilim adamıydı,


O, bütün dünyada Hakk’ı hakim kılmak ve İslam kardeşliğini tesis etmek için hayatını bu yola adayan bir siyaset adamıydı…


O, sözlerine Allah adıyla başlayan ve sözlerini yine Allahın adıyla bitiren Hakk aşığı bir müslümandı…


O, selamı, Allah’ın selamını meydanlara, üniversitelere, meclise ve dünya gündemine tekrar yerleştiren mümtaz şahsiyetti. 


O, kendisine reva görülen tüm muamelelere rağmen, devlet-i ebed müddet anlayışıyla devletini hep güzel gören bir devlet adamıydı,


O, herkesin ama herkesin iyiliğini ve saadetini isteyen ve ömrünü tevhid ve adalet hakim olsun için adayan adanmış bir yürekti.


O,"İman ediyorsanız en üstün, sizsiniz" ayetini gönüllere şırınga eden ve devlet kapılarını alnı secdeli Anadolu çocuklarına açan ve dünya sorunlarına işbirlikçi olarak değil müslümanca el atmayı öğreten bir öğretmendi…


O, her attığı adımda ve her işinde önce ahireti ve hesabı düşünen”, ona göre hareket eden bir istikamet adamıydı.

Evet, biz genelde Ankara, İstanbul ve Anadolu yollarını Hocamız’la şahlanmak ve O’nu dinlemek ve şuurlanmak için giderdik. O’nun “kaderden emin olan kederden emin olur” şuurundan nasiplenmek, aşkından aşk almak, gülümsemesinden neşe almak, kendimize umud aşılamak için giderdik, biz İstanbul ve Ankara yollarını. Gül cemalinle müşerref olmak için giderdik. Şimdi Hocam bu yolda sensizliğe gidiyoruz. Acımız tarifsiz. Sensizlik dünyasında Hocam, işimiz biraz daha zor. Ama inanıyor ve biliyoruz ki, Allah var, problem yok ve yine siz buyurmuştunuz “iman var her şey var, iman var imkan var.” 


Biliyoruz ki, “bu yol uzundur, geçidi çoktur, menzili yoktur, derin sular var.” Kendi köklerimize bağlı kalarak gece gündüz çalışarak, ömrünüzü adadığınız ve insanlığa hediye ettiğiniz iki dünya saadetinin mutluluk reçetesi, Milli Görüş Projesi’ne bugünden daha fazla sahip çıkmak, talimatlarınıza uymak ve sevgi ve adalet temelli yeni bir dünyanın kurulması için koşturmak boynumuzun borcudur, Hocam.

“Tohum saç bitmezse toprak utansın, 

Hedefe varmayan mızrak utansın, 

Ustada kalırsa bu öksüz yapı, 

Onu sürdürmeyen çırak utansın” Vesselam.