“SEN ONLARIN ARALARINDA İKEN, ALLAH ONLARA AZAP ETMEZ…”

e-Posta Yazdır PDF

 

Kutlu doğum; Mekke’de iman, birlik-beraberlik, Allah’a teslimiyet, zorluklara tahammül, sarp yokuşu tırmanmak ve sabırdır. Kutlu doğum; Medine’de kardeşlik, fedakarlık, cihad, sadakat, fetih ve devlettir. Kutlu Doğum; adalet, istikamet, mücadele, izzet ve şereftir…

           

Rasulullah’ın kutlu mücadelesinde ilk günden itibaren yanında daima gençler oldu ve bir mübarek sözlerinde Rasulullah (as) buyurdular; “Gençlerle yardım olundum.”

           

İslam’ı ilk olarak kabul etme, iman etme, anlama, yaşama ve yayma konusunda Hz. Peygamberimiz’e asıl destek ve yardımcı olanlar Mekkeli idealist gençler olmuştur. Nitekim ilk müslümanlardan birkaç kişi elli yaş civarında, birkaç kişi otuz beş yaşın üzerinde, geri kalan çoğunluk ise otuz yaşın altında bulunuyordu.

           

Mesela genç yaşta İslam’ı kabul edenlerden Hz. Ali 10, Zeyd b. Hârise 15, Abdullah b. Mes’ud ve Zübeyr b. Avvam 16, Talha b. Ubeydullah, Abdurrahman b. Avf, Erkam b. Ebi’l-Erkam ve Sa’d b. Ebî Vakkas 17, Mus’ab b. Umeyr 18-20, Abdullah b. Ömer 13, Câfer b. Ebî Tâlib 22, Osman b. Huveyris, Osman b. Affan, Ebû Ubeyde ve Hz. Ömer 25-31 arası yaşlardadır. Radıyallah anhum.

           

Bu fedakar ve yiğit genç sahabilerin yanısıra genç yaşta İslam’ı kabul eden pek çok şahıs mevcuttur. Bunlar arasından İslam’ın Mekke ve Medine dönemlerinde ve Hz. Peygamberimiz’in vefatından sonraki dönemlerde çok önemli fonksiyonlar üstlenen şahsiyetler yetişmiştir. İçlerinden büyük alimler, devlet başkanları ve ülkeler fetheden komutanlar çıkmıştır.

           

Asr-ı Saadet’te olduğu gibi bugün de dünya ve ahiret saadetini gaye edinen genç müminler ve tüm Müslümanlar, imanlarıyla, ilimleriyle, ahlaklarıyla, salih amelleriyle, tebliğ ve cihad aşklarıyla hiç şüphesiz Rasulullah’ın yanındadır ve böyle olmalıdır.

           

Sorumluluk bilincinde olanlar, İslam’dan aldığı ilham, ecdadından aldığı tecrübe ile; “ebedi kurtuluşun yolu, Kur’an ve Sünnet’ten geçer” şuuruyla, hayatının her kademesinde, söz ve davranışlarıyla Rasulullah’ın yanında ve emrinde gençler yetiştirmenin gayretinde olmalıdır. Böylesi bir gençliğe, böylesi bir topluma ne kadar ihtiyacımız olduğu hepimizce malumdur.

           

Örneğimiz ve Önderimiz Rasulullah’ın yanında olmak, o Kutlu Nebi’ye yardım etmek; Yüce Rabbimiz’in yolunda olmak’tır, Kur’an’a ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, İslam’ı öğrenmek, anlamak ve İslam’ı tümüyle hayatımızda yaşamaktır. Hayata ve meselelere her zaman her yerde Kur’an ve sünnet penceresinden bakmaktır. Din hayattır, şuuruna sahip olmaktır

Rasulullah’ı anmak ve anlamak için…

           

Kutlu Doğum vesilesiyle her zaman olduğu O Yüce Peygamber’i anıyoruz… O’nu sözlerimizle, dillerimizle, kalplerimizle en önemlisi de yaşantımıza örnek alarak anıyoruz…

           

“Allah ve melekleri, Peygamber'e çok salavât getirirler. Ey müminler! Siz de ona salavât getirin ve tam bir teslimiyetle selam verin.” (Ahzab,56)

           

Peygamberimiz (sallallahu aleyhi ve selem) buyuruyor: “En cimri insan, yanında ismim anıldığı halde bana salat-ü selam getirmeyendir.” (Tirmizi)

           

Sana sayısız salat-ü selam olsun, Ey       Allah’ın Rasulü…

           

Allahümme salli ala Muhammed.

           

Rasulullah’ı ve getirdiği mesajını (Kur’an’ı ve Sünnet’i) anlamak, her müslümanın en önemli vazifesi yani kulluk görevidir. Peygamberimiz (sas); “Sizden birinizin arzusu, isteği benim getirdiğime –Kur’an’a- uygun olmadıkça, gerçek mümin olmazsınız.” (Nevevi) buyuruyor.

           

Kutlu doğum vesilesiyle O’nu ve getirdiği mesajını birazcık daha anlamaya çalışıyoruz. Rasulullah’ın hayatının tamamı büyük dersler içermektedir.

           

İşte bir kaçını hatırlayıverelim:

           

el-Emin (dürüst, güvenilir) Muhammed (as)…

-          İnsanlığın Efendisi Sevgili Peygamberimiz’in, daha peygamberlik öncesi, ilk gençlik çağlarında hem de her türlü kötülüğün kol gezdiği Mekke cahiliyyesinde ve daha sonra tüm hayatında, "el-Emîn (güvenilir, dürüst kimse)" diye tanındığını hatırlıyoruz.

           

Herkes (dost düşman, mümin kafir) O’na “Muhammed’ül Emin” diyordu. Hz. Peygamber (sav) güvenilir-dürüst-ahlaklı bir şahsiyetti. Mekke sokaklarında güvenilir emin bir şahsiyet olarak yürüyen genç Muhammed (as)… 

           

Ve anlıyoruz ki, Mümin kimse, fert planında güzel ahlaka dair ne varsa kendi bünyesinde onlara sahip olmalıdır.

 

Zalimin karşısında, mazlumun yanında…

-          Yine bu vesileyle Hz. Peygamberimiz (sav)’in, 20 yaşında iken Hılfül fudûl’a (Faziletliler Cemiyeti’ne) katıldığını ve Abdurrahman bin Avf radıyallahu anh’tan rivayet edildiğine göre Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in;

           

“Amcalarımla birlikte Erdemliler Anlaşması’nda bulundum. O zaman daha nerdeyse çocuk yaşındaydım. Bu anlaşmayı bozmam karşılığında kırmızı develerimin olmasını istemem (yani karşılığında kırmızı develer verilse de yine bu anlaşmayı bozmak istemem.) Ben ona İslâm devrinde bile çağrılsam yine icabet ederdim” (Buhari) buyurduğunu hatırlıyoruz…

           

Peygamberimiz bu suretle Mekke’nin yani insanlığın emniyetinin sağlanmasına henüz genç iken katkıda bulunmuştu. Bu hareketiyle haksızlığa karşı olduğunu göstermişti.

           

İnsanımız ve özellikle de gençlerimiz daima mazlumun yanında, zalimin karşısında olmayı bilmelidirler.

           

Mümin genç, fert olarak güzel ahlaklı ve iyi Müslüman olduğu gibi bununla kalmayacak, toplum planında da aktif olacak, iyiliklerin ve güzelliklerin toplumda da yaşanabilir olması, hakim olması için gayret edecek, fedakarlık yapacak. 

           

Rasulullah (as)’ın Hılfül fudül’de bulunmasında ve mübarek hayatları boyunca Hakk’ın hakim kılınması için çalışmasından bu büyük dersi çıkarıyoruz.

           

Salat-ü selam olsun Sana İnsanlığın Yüz Akı (sav)… Biz sadakati, mücadeleyi, ahde vefayı ve kadirşinaslığı Sen’den öğrendik…

 

-          Rasulullah (sav)’in hayatı boyunca olduğu gibi son anlarında da  Yüce Allah’ın rükuda tazim edilmesini, secdede çokça dua edilmesini ve namaza devam ve dikkat edilmesini tavsiye ettiğini hatırlıyoruz…

           

Ummu Seleme -radıyallahu anha-, Rasûlullah Sallallahu aleyhi vesellem’in vefat ettiği hastalığında sürekli olarak “Namaz, namaza ve elleriniz altında bulunan çalışanlarınızın haklarına riayet edin”, diye tekrarlayıp duruyordu” demiştir.”

           

Evet, Kutlu Nebi’nin son tavsiyesi de “gözümün nuru” buyurduğu namaz olmuştur. Rabbimiz bizleri namazını dosdoğru ve devamlı kılanlardan eylesin…

           

Çünkü “namaz dinin direğidir.”

-          Yine Rabbimiz’in (cc); “Sen onların aralarında iken, Allah onlara azap etmez…” (Enfal 33) buyurduğunu hatırlıyoruz...

           

Yüce Allah’ın rahmeti geniş olduğu gibi hak edenlere azabı da çetindir ve ayetten anlıyoruz ki, bu azaptan kurtulmak isteyenler aralarında Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa aleyhisselam’ı bulundurmalıdırlar.

-          Şu anda Efendimiz (sav)’in maddi bedeni aramızda değildir, her can gibi o da ölümü tadmıştır. Ancak ve ancak Önderimiz ve Örneğimiz Hz. Muhammed (as); “Allah, bu Kitap sebebiyle –Kur’an’a uydukları için- pek çok milleti yükseltir. Bu Kitab’a uymadıkları için pek çok milleti alçaltır.” (Müslim)  hadisiyle ve

           

“şayet şu iki emanete uyarsanız sapıtmazsınız, yanlışa ve zulme düşmezsiniz” buyurduğu  Kur’an ve Sünnet emanetleriyle  ilk günkü gibi aramızdadır, capcanlıdır.

           

Yaşadığımız çağın şahidleri ve iğneden ipliğe her şeyin sorumluları olan biz Müslümanlar Rasulullah’ın emaneti olan Kur’an ve Sünnet’e sahip çıkar,

           

Allah’a ve Rasulü’ne itaat eder, İslam’ı hayatımıza taşırsak, Kur’an ve sünnet gündemimizde olursa biiznillah Rasulullah (as) aramızdadır, bizimledir.

           

Mümin gayret edecek, Rabbimiz ikram edecek, inşallah.

           

İşte bu şekilde oluşan İslam’i ruhumuz ve yaşantımız Rabbimiz’in rahmetini celbedecek, azabını da bizden uzaklaştıracaktır.

           

Rabbimiz bizlere bu şuur ve iradeyi lütfeylesin, yoksa halimiz nice olur… 

-          Ve Sevgili Peygamberimiz (sav)’in şu duasını hatırlıyor ve O’nunla beraber amin diyoruz:

           

“Allahım! Sen’den sevgini, Seni sevenlerin sevgisini ve Sen’in sevgine ulaştıracak amelleri-ibadetleri talep ediyorum. Allah’ım! Sen’in sevgini bana nefsimden, ailemden, malımdan ve soğuk sudan daha sevgili kıl!” (Tirmizi)

           

“Ey kalplere hükmeden (çekip çeviren) Allah’ım! Kalplerimizi Sana itaat ve ibadete âmâde kıl! Ayaklarımızı sana kullukta sabit kıl, kalplerimiz ve ayaklarımızı kaydırma” (Müslim) “Allah’ım! acizlikten, tembellikten, korkaklıktan, cimrilikten, ihtiyarlığın sıkıntılarından ve kabir azabından sana sığınırım. Allah’ım! Nefsimi takvalı kıl ve onu pâk eyle. Beni pâk edecek ancak Sen’sin.”

            Gelecek muttakilerindir. Vesselam.