İman En Büyük Nimettir

e-Posta Yazdır PDF

            Yegane Hak Din, dinimiz İslam’ın özü ve esası tevhid’tir. Tevhit, Allah’ı (c.c) bir olarak tanımak, bir olan Allah’a inanmaktır. Tevhit; en büyük zulüm (günah) olan şirkten uzak durmak ve şirkten Allah’a sığınmaktır.Yüce Allah (c.c) mealen buyuruyor; “Eğer yerde ve gökte Allah’tan başka ilahlar olsaydı yer-gök fitne ve fesada uğrar, kainatta nizam bozulurdu.”


            İman; Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v)’in, Allah (c.c)’tan alıp bizlere bildirdiği bütün hakikatleri kalp ile tasdik, dil ile ikrar, amel ile de tatbik etmek (yaşamak), demektir. İslam’da her şeyin temeli İslam imanı’dır ve marifetullah (Allah’ı tanımak)’tır. İmansız hiçbir şeyin kıymeti yoktur ve imanın hakikati mutlak tasdiktir.

            İman; kurtuluşun ilk ve son şartı, yaratılışın şuuru, kalbin nuru, gerçeğin ifadesi’dir. İman netliktir ki şüphe ile iman bir arada bulunmaz.

            “İman, insanı insan eder, belki de insanı sultan eder; küfür ise insanı gayet aciz ve vahşi bir canavar eder” İman; Allah’a teslimiyet ve Allah’a kullukta özgürlük’tür- hürriyet’tir.
            Şu ne güzel bir iman ve teslimiyet örneğidir: “İçkiyi kat’i olarak yasaklayan Maide Suresi 90, 91. ayetler nazil olmuştu…Efendimiz (s.a.v) bu ayetleri ashabına okurken, ayetin sonundaki “Artık vazgeçtiniz, değil mi?” kısmına gelince, Hz. Ömer (r.a) hemen: “Vazgeçtik! Vazgeçtik! Ya Rab!” dedi. Sadece Hz. Ömer değil oradaki bütün müslümanlar da “artık içkiden, kumardan vazgeçtik Rabbimiz !” dediler. Daha sonra Rasulullah’ın emriyle bir münadi; “Haberiniz olsun ki içki haram kılınmıştır !” diyerek seslenince, tulumları delinip boşaltılan ve küpleri kırılıp, dökülen içkiler, Medine sokaklarında su gibi aktı.” (İbn Hanbel,1,53)

            Bir başka örnek…Hz. Aişe Annemiz anlatıyor: “Allah Teala, ilk muhacir kadınlara rahmet etsin, Nur sûresinin örtünme ile ilgili ayeti (yukarıdaki ayet) gelince, erkekleri hanımlarına varıp Allah'ın indirdiği ayetleri okumaya başladılar. Hanımların hepsi (‘işittik ve itaat ettik’ bilinciyle) Allah'ın emrine uyarak, etekliklerini kesip bunlardan baş örtüsü yaptılar ve örtündüler.” (Buhari)

            Mehmet Akif bu sarsılmaz imanı;
            “İmandır o cevher ki, ilahi ne büyüktür,
            İmansız olan paslı yürek, sinede yüktür”, ifadesiyle anlatmaktadır.
            Başka bir ifade ile ‘güvence’ manasına gelen ‘emniyet’ ile ‘iman’ kelimesi aynı kökten gelmiştir. Zenginken fakir, itibarlı iken hakir, sıhhatli iken hasta, aziz iken zelil, çocukken ihtiyar, ihtiyarken ölünen bu dünyada kişinin kendisini vahşetten kurtarması, korkularını atması ve güvence içinde yaşaması için iman ne büyük nimettir. Onun için iman, yemekten ve içmekten önce gelir.

            İman, sevgidir. İman; herşeyden önce Allah’ı ve Rasulü’nü sevmek ve sonra da tüm müminleri sevmek’tir. “Sizden biriniz, kendisi için istediğini kardeşi için istemedikçe (tam olarak) iman etmiş olamaz”, buyuruyor Efendimiz (sav).Rasulullah (sav) yine şöyle buyuruyor; “ İmanın lezzetini şu üç haslet bulunan kimse tam manasıyla tatmıştır. 1-) Allah Teala ve Rasulullah’ı dünyadaki herşeyden daha çok sevmesi, 2-) Allah’ın lütfuyla iman nasib olduktan sonra yeniden küfre dönmeyi ateşe atılmak gibi görmesi, 3-) Sevdiğini yalnız Allah için sevmesi.”

            İnşallah, bizler imanın lezzetini idrak eden, iman ile bu dünyadan irtihal eden ve iman nimeti emanetiyle diğer tüm insanlığı buluşturmak, ila-ı kelimetullah için gayret eden Allah’ın kullarından oluruz. Rabbimiz, bizlere yani tüm Müslümanlara güçlü, sağlam ve samimi iman ve salih amel nasib eyle… (Amin)

 

FELAH’A (KURTULUŞA) ERENLER

            Yüce Allah (cc) buyuruyor:
        - “Elif Lam Mim. O kitap (Kur'an); onda asla şüphe yoktur. O, müttakîler (sakınanlar ve arınmak isteyenler) için bir yol göstericidir.
            Onlar (o müminler) gayba inanırlar, namaz kılarlar, kendilerine verdiğimiz mallardan Allah yolunda harcarlar.
            Ve Onlar, sana indirilen Kitap'a da, senden önce indirilenlere de inanırlar; ahirete de yalnız onlar kesinlikle inanırlar.
            İşte Rab'lerinin yolunda olanlar ve felaha-kurtuluşa erenler bunlardır.” (Bakara 2/1,2,3,4,5)

        - “Gerçekten müminler kurtuluşa ermiştir;
            Onlar ki, huşu içinde namaz kılarlar.
            Ve Onlar ki, boş ve yararsız şeylerden yüz çevirirler;
            Ve Onlar ki, zekâtı aksatmaksızın, tam olarak verirler.
            Ve Onlar ki, ırzlarını-iffetlerini-namuslarını korurlar.
            Ve Onlar ki, yalnız eşleri ve cariyeleri dışında mahrem yerlerini herkesten korurlar.
            Bu iki durumda ayıplanmaları sözkonusu değildir…
            Ve Onlar ki, emanetlerini ve sözlerini yerine getirirler.
            Ve Onlar ki, namazlarını devamlı- aksatmaksızın kılarlar.
            İşte (yeryüzünün hakimiyetine ve ahiretin nimetlerine) varis olacak onlardır.” (Mü’minun 23/1,2,3,4,5,6,8,9,10)

        - “(İçini dışını) Temizleyen,
            Rabbinin adını anıp O'na kulluk eden-namaz kılan kimse kuşkusuz kurtuluşa ermiştir.
            Fakat siz şu dünya hayatını üstün tutuyorsunuz. Oysa ahiret daha iyi ve daha ebedidir.” [A’la 87/14,15,16,17]

        - “Nefsini temizlemiş olan şüphe yok ki, felâha (kurtuluşa) ermiştir.
            Ve muhakkak ki, nefsini iyi gören (temizlemeyen) hüsrâna uğramıştır.” [Şems 91/9,10]

        - “Ey inananlar! Rüku edin, secdeye varın,
Rabbiniz'e kulluk edin, iyilik yapın ki saadete (kurtuluşa) erişesiniz.” [Hac 22/77]

            “Ey müminler, sabırlı olunuz, sabır yarışında düşmanlarınızı geride bırakınız, sürekli savaşa hazırlıklı olunuz ve Allah'tan korkunuz ki, kurtuluşa eresiniz.” [003.200]

            “Ey iman edenler, Allah'tan korkun, O'na yaklaşmaya vesile arayın, O'nun yolunda cihad edin ki, mutluluğa-kurtuluşa erebilesiniz.” [005.035]

            “…O halde Allah'ın nimetlerini hatırlayın ki kurtuluşa eresiniz.” [007.069]

            “Ey iman edenler, bir düşman topluluğu ile karşılaştığınız zaman sebat edin ve Allah'ı çokça zikredin ki, kurtuluşa eresiniz.” [008.045]

            “Namaz kılınınca artık yeryüzüne dağılın ve Allah'ın lütfundan isteyin. Allah'ı çok zikredin; umulur ki kurtuluşa erersiniz.” [062.010]

            “Allah'a ve ahiret gününe inanan bir kavmin; babaları, oğulları, kardeşleri, yahut akrabaları da olsa Allah'a ve Peygamberine düşman olanlarla dostluk ettiğini göremezsin. Allah onların kalplerine imanı yazmış ve onları katından bir ruh ile desteklemiştir. Onları, altlarından ırmaklar akan cennetlere sokacak, orada ebedi kalacaklardır. Allah onlardan razı olmuş onlarda O'ndan razı olmuşlardır. İşte onlar Allah'ın taraftarlarıdır. Muhakkak ki kurtuluşa erecek olanlar, Allah'ın taraftarlarıdır.” [058.022]
            “Ey inananlar! Sizi can yakıcı bir azabdan kurtaracak, kazançlı bir yolu size göstereyim mi? Allah'a ve Resûlüne inanır, mallarınızla ve canlarınızla Allah yolunda cihad edersiniz. Eğer bilirseniz, bu sizin için daha hayırlıdır-kurtuluştur.” [061.010,11]

            “O gün (kıyamet günü) tam doğru tartı vardır. Kimlerin tartıları ağır çekerse, onlar kurtuluşa ermişlerdir.” [007.008]

            “Mümin kadınlara da söyle: Gözlerini bakılması yasak olandan çevirsinler, iffetlerini korusunlar. Süslerini, kendiliğinden görünen kısmı müstesna, açmasınlar. Baş örtülerini yakalarının üzerine salsınlar. Süslerini kocaları veya babaları ve kayınpederleri veya oğulları veya kocalarının oğulları veya kardeşleri veya erkek kardeşlerinin oğulları veya kızkardeşlerinin oğulları veya müslüman kadınları veya cariyeleri veya erkekliği kalmamış hizmetçiler, ya da kadınların mahrem yerlerini henüz anlamayan çocuklardan başkasına göstermesinler. Gizledikleri süslerin bilinmesi için ayaklarını yere vurmasınlar. Ey inananlar! Felaha-Saadete ermeniz için hepiniz tevbe ederek Allah'ın hükmüne dönün.” [024.031]

            “Yanlarındaki Tevrat ve İncil'de yazılı buldukları o elçiye, o ümmî Peygamber'e uyanlar (var ya), işte o Peygamber onlara iyiliği emreder, onları kötülükten meneder, onlara temiz şeyleri helâl, pis şeyleri haram kılar. Ağırlıklarını ve üzerlerindeki zincirleri indirir. O Peygamber'e inanıp ona saygı gösteren, ona yardım eden ve onunla birlikte gönderilen nûr'a (Kur'an'a) uyanlar var ya, işte kurtuluşa erenler onlardır.” [7/157]

        - “Rahman'ın kulları o kimselerdir ki, onlar yeryüzünde mütevazı bir halde-yumuşak adımlar atarak yürürler. Kendini bilmezler onlara sataştıklarında yumuşak sözlerle karşılık verirler. Onlar, gecelerini Rableri için kıyama durarak ve secdeye vararak geçirirler. Onlar derler ki; Ey Rabbimiz, cehennem azabını bizden uzak tut, çünkü cehennemin azabı sürekli bir afettir. Muhakkak ki o, ne kötü bir karargah ve konaklama yeridir. Onlar, sarfettikleri zaman ne israf ederler ne de cimrilik, ikisi arasında orta bir yol tutarlar. Onlar Allah'ın yanısıra başka bir ilaha yalvarmazlar. Allah'ın yasakladığı cana, sebepsiz yere kıymazlar ve zina etmezler. Bu suçları işleyenler cezalarını görürler. Yine onlar yalanın semtine yanaşmazlar. Kötülükler ile karşılaştıklarında yanlarından onurlarına toz kondurmadan geçip giderler. Kendilerine Rablerinin ayetleri hatırlatıldığı zaman, onlara karşı kör ve sağır davranmazlar. Onlar «Ey Rabbimiz, bize gözümüzün aydınlığı olacak eşler ve çocuklar bağışla; bizi kötülüklerden sâkınanların öncüleri yap» derler. İşte onlar, sabrettiklerinden ötürü cennetin en yüksek dereceleriyle mükafatlandırılırlar. Orada esenlik ve dirlik dilekleriyle karşılanırlar. Orada temellidirler. Orası ne güzel bir yer ve ne güzel duraktır!

            (Resûlüm!) De ki: (Kulluk ve) yalvarmanız olmasa, Rabbim size ne diye değer versin? (Ey inkârcılar! Size Resûl'ün bildirdiklerini) kesinkes yalan saydınız; onun için azap yakanızı bırakmayacaktır!” [Furkan 25/63,64,65,66,67,68,72,73,74,75,76,77]

            “Ey müminler, sakın sürekli katlanan faizi yemeyiniz. Allah'tan korkunuz ki, kurtuluşa erebilesiniz.” [003.130]

            “Ey iman edenler! Şarap, kumar, dikili taşlar (putlar), fal ve şans okları birer şeytan işi pisliktir; bunlardan uzak durun ki kurtuluşa eresiniz.” [005.090]

            “De ki: Pis ve kötü ile temiz ve iyi bir değildir; pis ve kötünün çokluğu tuhafına gitse (yahut hoşuna gitse) de (bu böyledir). Öyleyse ey akıl sahipleri! Allah'tan korkunuz ki kurtuluşa eresiniz.” [005.100]

            “Fakat tevbe eden, inanıp yararlı iş işleyen kimsenin, kurtuluşa erenlerden olması umulur.” [028.067]

            “Yalan sözlerle Allah'a iftira edenden veya O'nun âyetlerini yalanlayandan daha zalim kimdir! Şüphe yok ki, zalimler kurtuluşa ermezler!” [006.021]

            “Her kim Allah ile birlikte diğer bir tanrıya taparsa, -ki bu hususla ilgili hiçbir delili yoktur- o kimsenin hesabı ancak Rabbinin nezdindedir. Şurası muhakkak ki kâfirler iflah olmaz.” [023.117]

            “Kaldığı evin hanımı onu yatağına çağırdı, kapıları kilitledikten sonra ona «Haydi, gelsene!» dedi. Fakat Yusuf 'Allah korusun! Rabbim bana güvenli bir barınak sağladı; hiç kuşkusuz zalimler iflah olmazlar, kurtuluşa eremezler» dedi.” [012.023)
            “Kendi dillerinizle uydurduğunuz asılsız nitelemelere dayanarak «Şu helaldir, şu da haramdır» diyerek Allah adına yalan uydurmayınız. Hiç şüphesiz Allah adına yalan uyduranlar iflah olmazlar. Kurtuluşa eremezler.” [016.116]

        - “Rabbimiz! Bize katından bir rahmet ver ve bizim için şu işimizden bir kurtuluş yolu (raşede) hazırla.” (Kehf 18, 10)

            Rasulullah aleyhisselam buyuruyor:
        - “Ya Rasulallah, Hangi Amel Daha Sevimlidir?”
            “Vaktinde kılınan namazdır, sonra da anne-babana iyi davranmaktır, sonra da Allah yolunda cihaddır.” (Buhari, Salat 5)

        - “Ey Allah’ın Rasulu, hangi Müslüman en üstündür?”
            “Müslümanların elinden ve dilinden güvende olduğu kimsedir.” (Buhari, İman)

        - “Şüphesiz sizin en iyiniz ahlakça en iyi olanınızdır.” (Buhari)

        - “Sizin en hayırlınız Kuran’ı öğrenen ve öğretenlerinizdir.” (Buhari)

        - “Cennete götüren ameller; “Kendisine hiçbir şeyi ortak koşmayarak Allah’a kulluk edersin, farz namazları kılarsın, farz orucu tutarsın, farz olan zekatı verirsin, Allah için haccedersin, akraba ile ilişkiyi sürdürürsün, yardım edersin, sabah akşam mescide gider gelirsin (cemaatle namaz)…” (Buhari)

        - “Kim kız çocukları yüzünden bir şeyle denenip sıkıntıya uğrarda sabrederse o kızlar kendisi için cehenneme karşı perde olur.” (Buhari)

        - “Ben ve yetim bir kimsenin işlerini üstlenen kişi ile Cennet’te şöyleyiz (Rasulullah alehisselam orta parmağıyla şehadet parmağını birleştirerek)” dedi. (Buhari)

        - “Sizden biriniz, kendisi için istediğini kardeşi için de istemedikçe (tam manasıyla) iman etmiş olamaz.” (Buhari, İman)

            Hamd olsun Alemlerin Rabbi olan Allah’a.