Filistin ve Mescid-i Aksa'ya Vefa

e-Posta Yazdır PDF

Bugün ne yazık ki, siyonist işgal altında olan Mescid-i Aksa bilindiği üzere Müslümanların ilk kıblesi ve harem mescidlerin üçüncüsüdür. Yüce Allah, Kur'an-ı Kerim'de Mescidi Aksa'dan adıyla söz etmekte ve bu mescidin etrafıyla birlikte mübarek kılındığını ve kutsal olduğunu bildirmektedir. (İsra,1) Mescid-i Aksa’nın fazileti, Kur’an’da vurgulanmaktadır. Mescidi Aksa'nın fazilet ve ehemmiyeti hakkında ayrıca birçok hadisi şerif bulunmaktadır. Resulullah (a.s.) bir hadisi şerifinde şöyle buyurmuştur: "(İbadet amacıyla) Yolculuk ancak şu üç mescidden birine olur: Benim şu mescidime (Mescid-i Nebevi), Mescidi Haram'a ve Mescidi Aksa'ya." (Müslim, Kitabu'l-Hacc, 15/415, 511, 512) Unutmayalım ki, Mescidi Aksa sadece Filistinlilere emanet edilmemiştir. 

Ona sahip çıkmak ve harem mescitlerden biri olan bu kutsal mabedi korumak tüm dünya Müslümanlarının ortak görevidir. Bu konuda işgalci Siyonistlerin hilelerine ve oyunlarına dikkat etmemiz, Büyük Mücahid Selahaddin-i Eyyübi duyarlılığını gönüllerimize yerleştirmemiz gerekir. Eğer bunu başarabilirsek işgalciler bu kutsal mabede ve çevresine, kardeşlerimize zarar vermeye cüret edemezler. Ama duyarsız ve ilgisiz kalırsak onlara cesaret vermiş oluruz. Ne yazık ki İslam alemi olarak şu anki halimizle zalimlere cesaret veriyoruz… Filistin, Kudüs ve Mescid-i Aksa, İslam vatanının en mukaddes topraklarından biridir. Filistin’in işgali bütün İslam Dünyasının işgalidir. Mescid-i Aksa’nın boynunun bükük olması, İslam ümmetinin boynu bükük olması demektir. Müslümanlar tek bir ümmet’tir ve birbirlerine daima yardım ederler. Müslümanların nerede olursa olsun diğer müslümanlara yardım etmesi farz’dır. Ve hangi şart altında olursa olsun Müslümana, Allah'ın düşmanlarıyla, kafirlerle dost olması yaraşmaz hatta onlara bir meyil ve yardım hissi taşıması da asla caiz değildir. Şimdi Filistin için fiili ve kavli dua zaman Kaldırın ellerinizi semaya.. Yalvarın Müslümanlar. Sahip çıkamadığımız Mescid-i Aksa’nın, Peygamberler diyarı Filistin’in hain ve cani düşman çizmeleriyle daha fazla ezilmemesi için… Siyonist zalim ve acımasız yahudi karşısında İslam ümmetinin birleşmesi için dua edin… Bir Müslüman mazlum hiçbir kardeşini yalnız bırakamaz, ona elinden gelen yardımı yapar. Mü’minin kanı Allah nezdinde çok değerli ve mukaddestir. Sadece bir mü’minin kanına girmeleri sebebiyle Allah, bu konuda hissesi olan herkesi cezalandıracaktır. Peygamberimiz (s.a.v.) buyuruyor ki: “Yeryüzünde ve göklerde bulunanlar bir Müslüman’ın kanını dökmek için birleşseler, sadece bir mü’minin kanı sebebiyle Allah hepsini Cehennem’e döker.” (Tirmizî: Diyât 8 Hadis No: 1398) 

Gelin. Ne Filistin’de ne de İslam dünyasının bir başka yanında Müslüman kanının akmaması için gönülden dua edelim. Zalime ve işbirlikçilerine karşı duruşumuzu ve izzetimizi gösterelim. Acilen yardımlarımızı ulaştıralım. Safımızı, nerede durduğumuzu belli edelim. Gücümüzü, gayretimizi, bilgimizi; barış, huzur, özgürlük, adalet, İslam birliği kısacası Allah’a kulluk için birleştirelim. ZULME DUR DEMEK Peygamberimiz’in (as) sâdık dostu, Hz. Ebubekir (ra) Rasulullah’tan (as) şöyle nakleder: “İçlerinde kötülük (haram, kumar, zina, fuhuş, zulüm vs.) işlenen toplum, bu kötülükleri bertaraf edecek güçte olduğu halde seyirci kalır, mücadele ve müdahale etmezse Allah’ın o toplumun hepsini saran umumi bir bela göndermesi yakındır.” 

ŞU ÜÇ ŞEY OLMASAYDI…

Hz. Ömer (ra)şöyle diyor: “Eğer şu üç şey olmasaydı ölüp Allah Teâlâ’ya kavuşmayı arzu ederdim:
Birincisi Allah için cihada çıkıp yolculuk yapmak; ikincisi secde ederek alnımı O’nun için toprağa koymak; üçüncüsü ise hurmanın güzelini seçtikleri gibi sözün güzelini de seçmeye çalışan bir kavim içerisinde bulunmaktır.” 

O MEÇHUL ADAM VAR YA…

Hz. Ömer (ra) yanında oturanlara, “Ecir yönünden insanların en büyüğü kimlerdir?” diye sordu. Onlar da oruçtan, namazdan söz ederek, “Mü’minlerin emirinden sonra, ecir bakımından falan falan kimseler büyüktür” diye cevap verdiler. Hz. Ömer, “Kimin büyük olduğunu size söyleyeyim mi?” dedi. “Söyle” dediler. Hz. Ömer; “Atının gemini tutarak İslâm ülkesinde koruyuculuk yapan ve canavar mı yiyecek zehirli bir hayvan mı sokacak, düşman mı yakalayacak diye hiç bir tehlikeyi umursamayan o meçhul adam var ya, işte o saydığınız kimselerden de, mü’minlerin emirinden de kat kat üstündür” dedi. 

ALLAH YOLUNDA YÜRÜYÜŞ

Hz. Ömer (ra) bir ordu gönderdi. İçlerinde Muaz b. Cebel (ra) de vardı. Onlar gittikten sonra Hz. Ömer, Muaz’ı Medine’de gördü ve “Sen niçin gitmedin” diye sordu. Muaz; “Cumayı kıldıktan sonra çıkmak istedim!” dedi. Hz. Ömer “Sen Rasûlullah’ın “Allah yolunda yarım günlük bir yürüyüş, dünya ve dünya içindekilerin hepsinden daha hayırlıdır” buyurduğunu işitmedin mi?” dedi. 

“SEN KAFİRLERİN BOYNUNDAKİ ZİLLETİ ALIP KENDİ BOYNUNA KOYDUN”

- Hz. Ömer (ra), Abdullah el-Ansi’nin Şam’da mülk edinip bir tarlayı ektiğini, dünyaya dalıp ibadeti ve cihadı terkettiğini duyunca Abdullah’ın ekinini yağma ettirerek ona; “Sen kafirlerin boynundaki zilleti alıp kendi boynuna koydun” dedi. 

DİNİNİZİ ÖĞRENİNİZ ve ŞUURLU MÜSLÜMAN OLUNUZ

- Hz. Ömer (ra) ordu kumandanlarına, “Allah’ın dininde anlayış sahibi olmaya çalışınız, İslamı öğreniniz. Çünkü bâtılı hak görerek bâtıla tabi olan bir kimsenin mazereti yoktur. Hakkı bâtıl görerek onu terkedenin de mazereti yoktur” diye mektup yazdı. 

HİÇ KİMSENİN KINAMASINDAN KORKMAMAK

Bir kişi Hz. Ömer’e gelerek; “Allah yolunda, kınayıcıların kınamalarından korkmamak mı yoksa kendini ibadete vermek mi daha hayırlıdır?” diye sordu. Hz. Ömer bu soruya şöyle cevap verdi: “Kim müslümanların işlerinden herhangi birinin başına yönetici getirilecek olursa, Allah yolunda kınayıcıların kınamalarından korkmasın, Hak neyi emrediyorsa onu yapsın…” 

EMR-İ Bİ’L-MA’RUF VE NEHY-İ ANİ’L MÜNKER

Hz. Ömer (ra) bir gün insanlara, “Sefih ve edepsiz bir kimsenin onun bunun namuslarına dil uzattığını gördüğünüzde sizi, onu engellemeye çalışmaktan alıkoyan şey nedir?” diye sordu. “Biz onun dilinden korkuyoruz!” ediler. O zaman Hz. Ömer şöyle buyurdu: “Ona engel olmaya çalışınız. Çünkü bu sizlere en azından bir şehit sevabı kazandırır. Hz. Osman (ra) şöyle buyurmuştur: “Şerlileriniz ve kötüleriniz başınıza musallat olmazdan önce iyiliği emredip kötülükten sakındırma görevinizi yerine getiriniz. Bunu yapmaz da kötüleriniz başınıza musallat olacak olursa artık iyilerinizin yapacağı beddualar da kabul olunmayacaktır.” 

ALİMLER SUSARSA…

Hz. Ali (ra) bir hutbesinde şunları söylemiştir: “Ey insanlar! Sizden önceki ümmetler, günah işlerlerken âlimlerinin onları bu işten menetmeye çalışmamaları yüzünden helak olmuşlardır. Onlar günahlara dalıp âlimleri de “Sakın bunları yapmayın! Allah’ın haram kıldığını işlemeyin” demedikleri için cezaları kendilerini çepeçevre kuşatarak helak edip onları dünya yüzünden silmiştir. O halde onların başına gelenler sizin başınıza da gelmezden önce iyiliği emredip kötülükten menetme görevinizi hakkıyla yerine getiriniz. Hem  şunu da biliniz ki emri bi’l-ma’ruf ve nehy-i ani’lmünker ne insanın herhangi bir rızkını keser ve ne de ecelini yaklaştırır.” 

“YA ALİ, GİR DÜŞMAN SAFLARINA…”

Çarşı ve Panayırlarda iki dünya saadeti İslam’ı anlatmak için koşuşturan, Taif’te tebliğ aşkına taşlanan, Risalet Pınarı Sevgili Peygamberimiz (sav), “Ya Ali, Düşman saflarına gir, onlara İslam’ı anlat. Senin vesilenle bir kişinin hidayete erişmesi, kızıl develere (yer altı ve yer üstü zenginliklerine) malik olmaktan daha hayırlıdır.” (Buhari) buyurmuştur. İsyan bataklığına gidenlerin acısını kalbinde duyan Peygamberimiz (as), “Benimle sizin aranızdaki durum aynen şuna benzer. Adamın biri ateş yakmıştır. Çekirge ve kelebekler bu ateşe  atılmaya koyulurlar. Adam da onları,ateştenuzaklaştırmaya çalışıyor. Ben ateşe düşmeyesiniz diye eteklerinizden yakalamışım, siz ise elimden kurtulup ateşe girmeye uğraşıyorsunuz”, buyuruyorlar. Ne mutlu İslam’ı samimiyetle yaşayanlara, hayra motor, şerre fren olmaya, Hakk’ı hakim kılmaya çalışanlara.