Rahmet Elçileri

e-Posta Yazdır PDF

Türkiye'miz; tarihi birikimiyle, coğrafi konumuyla, maddi ve manevi zenginlikleriyle stratejik öneme sahip bir ülkedir. Yüz ölçümü olarak çok büyük olmasa da tüm dünyanın daima dikkatini çeken Güzel Ülkemiz; İslam Medeniyeti’nin ve Osmanlı Devleti’nin evladı ve varisidir. 

Daha dün Yüce Dinimiz İslam’dan aldığımız ilim, iman, ilham ve aşkla ırkı, dini, dili ne olursa olsun dünyanın dört bir tarafına Hak, Adalet, Sevgi, Bereket, Hidayet ve Barış götüren Aziz Milletimiz’in kıymetli evladları olarak bütün sapmalara ve saptırmalara, manipülasyonlara, ön yargılara rağmen kim olduğumuzun, nerede bulunduğumuzun şuuruna vararak yeniden o asil ve güzel kimliğimizle ve kişiliğimizle sorumlu- luğumuzu kuşanmaya, kan ağlayan dünyaya şefkat eli olmaya, aralıksız olarak bizim için, bu coğrafyanın-Anadolu’nun evladlarının uyanması ve ayağa kalması için dua eden Dünya Müslümanlarının, İslam Aleminin ve insanlığın imdadına-çığlığına yetişmeye mecburuz. 

Çünkü biz; Rahmetiyle her şeyi kuşatan Rabb’ül Alemin olan Yüce Allah’ın kulları, Alemlere Rahmet olark gönderilen Peygamberimiz Hz. Muhammed’in ümmeti, temeli Rahmet ve Şefkat olan İslam Dini’yle şereflenen Rahmet Elçileriyiz… Aziz milletimizin kıymetli evladları olarak birlik ve beraberliğimiz herşeyden önce gelir. Birlik ve beraberliğimizin özünü ve esasını yüce dinimiz İslam oluşturur. İslam'dan iham aldığımız, İslam ile düşündüğümüz sürece mutlu yarınlar, huzurlu insanlar ve gülen çehreler dünyamızı kuşatacaktır. "Dikkat ediniz (Ey rahmet elçileri); kalbler ancak ve ancak Allah'ı zikir ile mutmain (huzurlu) olur.

" Hz. Ebubekir’in;

“SİZ KENDİNİZİ KORUMAYA BAKIN!”

Ayetini Tefsir Etmesi…(Mâide 5/105) 

- Hz. Ebubekir radıyallahu anh, halife seçildiğinde minbere çıkarak Allah’a hamdettikten sonra şunları söyledi: “Ey insanlar! Sizler ‘Ey iman edenler! Siz kendinizi korumaya bakın. Siz hidayette olduğunuz zaman başkasının dalâlete (yanlışa ve sapıklığa) gitmesi size bir zarar veremez...’ (Mâide: 5/105) âyetini okuyor fakat doğru yorumlayamıyorsunuz. Ben Hz. Peygamber’in (sav); “İnsanlar, işlenen bir kötülük gördüklerinde ona engel olamazlarsa Allah Teâlâ onları, tamamını kapsayan bir belaya düçar eder” buyurduğunu işittim”[1] 

- Ebubekir Sıddîk, Allah Rasûlü’nün Halifesi ünvanını aldığı gün Hz. Peygamber’in minberine çıktı. Allah’a hamd ü senâlar ettikten, Hz. Peygamber’e salât u selam getirdikten sonra ellerini, Hz. Peygamber’in hayatlarında iken oturmakta oldukları basamağa koyarak şunları söyledi: “Bir keresinde dost (Hz. Peygamber as) şuraya oturdular ve “Ey iman edenler! Siz kendinizi korumaya bakın. Siz hidayette olduğunuz zaman başkasının dalâlete gitmesi size bir zarar veremez...” (Mâide: 5/105) âyetini okudular. Sonra da bunu şöyle tefsir ettiler: “Allah Teâlâ içlerinde işlenmekte olan fenalıklara ve kötülüklere engel olmaya gayret etmeyen ve bunlara nefret gözüyle bakmayan toplumlardaki tüm insanları cezalandırdığı gibi onların dualarını da kabul etmez.” Hz. Ebubekir Sıddîk bunları söyledikten sonra iki parmağını iki kulağına sokarak “Eğer ben bunları dosttan işitmemişsem şu iki kulağım sağır olsun” dedi.[2] 

- Hz. Ebubekir şöyle buyurmuştur: “Kendilerini engelleyebilecek kadar güçleri olduğu halde ümmet, içlerinde Allah’a isyan edenlere engel olmaz ve onlara karşı çıkmazsa Allah üzerlerine bir bela indirir. Sonra bu belayı da onlardan uzaklaştırmaz.”[3] 

Müslümanın gayesi, bütün insanların dünya ve ahiret mutluluğu ve saadeti için çalışarak Yüce Allah’ın rızasını kazanmaktır. Her Müslüman, Yüce Allah’ın kendisine verdiği meziyetlerle (akıl, irade, his, ünsiyet, vs.) bütün gücüyle çalışmayı vazife bilir, en büyük ibadet sayar. Her Müslüman, kendi mutluluk ve saadetinin toplumun ve insanlığın mutluluk ve saadetinden geçtiğinin şuurundadır. 

Her Müslüman; Doğru ile yanlışı ayırır ve Doğrunun hakim olması için, İyi ile kötüyü ayırır ve İyinin hakim olması için, Faydalı ile zararlıyı ayırır ve Faydalının hakim olması için, Adalet ile zulmü ayırır ve Adaletin hakim olması için canla başla çalışır. Bu güzellikleri sadece istemekle yetinmez, çalışır, cihad eder gerekirse karınca misali yolunda kurba olur. Çünkü mutluluk ve saadet; doğrunun, güzelin, iyinin, faydalının ve adaletin hakim olması ile mümkündür. 

ALLAH TEALA BUYURUYOR:

“Kum fe-enzir!.. (Kalk ve uyar!..)” (Müddessir, 2)

“Sen, (insanları) Rabbi’nin yoluna hikmet ve güzel öğütle çağır ve onlarla en güzel şekilde mücadele et! Rabbin, kendi yolundan sapanları en iyi bilendir ve O, doğru yolda olanları da çok iyi bilir.” (Nahl,125) 

“Asr’a yemin olsun ki, insan gerçekten ziyandadır (hüsrandadır.) Ancak iman edip, salih amel işleyenler, birbirlerine Hakkı tavsiye edenler ve sabrı tavsiye edenler müstesnadır, (onlar ziyanda değildir.)” (Asr 1-3) 

“Sizden, hayra çağıran, iyiliği (İslam’ın emrettiğini) emredip, kötülüğü (İslam’ın yasakladığını) yasaklayan bir topluluk bulunsun. İşte onlar, kurtuluşa erenlerdir.” (Al-i İmran,104) 

“Siz, insanların iyiliği için ortaya çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz; iyiliği emreder, kötülükten meneder ve Allah'a inanırsınız.” (Al-i İmran,110) 

“(İnsanları) Allah'a çağıran, iyi iş (Salih amel) yapan ve «Ben müslümanlardanım» diyen kimseden daha güzel sözlü kim olabilir!” (Fussilet,33)

Panayırlarda İslam’ı anlatmak için koşuşturan, Taif’te tebliğ aşkına taşlanan, Risalet Pınarı Sevgili Peygamberimiz (sav); “Ya Ali, Düşman saflarına gir, onlara İslam’ı anlat. Senin vesilenle bir kişinin hidayete erişmesi, kızıl develere (yer altı ve yer üstü zenginliklerine) sahip olmaktan daha hayırlıdır.” buyurmuştur. 

“Canım kudret elinde olan Allah’a yemin ederim ki, siz ya iyiliği emreder, kötülükten nehyedersiniz ya da Allah (cc) kendi katından üzerinize bir azap gönderir de o zaman dua edersiniz fakat duanız kabul edilmez.” (Tirmizi) Sahabe (r.anhum), Rasulullah’a: “İsrailoğulları neden helak oldu? diye sordu. Efendimiz (sav) şöyle cevap verdi: 

“Ne zaman iyileriniz, kötülerinize göz yumar (yanlışlıklarına ve zulümlerine karşı gelmez), o zaman fitne sizi yakalar, birbirinize düşman kesilir, hücum ve saldırıya geçersiniz.” (Ha. Sahabe)

“İnsanlığın en hayırlısı, insanlara faydalı olan kimsedir.” (Hadis-i Şerif) “Rabbimiz’in insana en büyük ihsanı; iman nimeti vermesi ve kulunu kendi yolunda koşturmasıdır.”

Kutlu davanın fedakar sevdalılarına selam olsun… 

“Ey kalplere hükmeden (çekip çeviren) Allah’ım! Kalplerimizi Sana itaat ve ibadete âmâde kıl!.. Gönüller ve kıtalar fetheden tebliğ, davet ve İslam için çalışma aşkımızı ve heyecanımızı yeniden ver, Allahım! “Allah’ım! Biz acizlikten, bencillikten, tembellikten, korkaklıktan, cimrilikten, kabir azabından Sana sığınırız. Allah’ım! Nefsimizi takvalı kıl ve onu pâk eyle. Bizi pâk edecek ancak Sen’sin. Allah’ım! Fayda vermeyen ilimden, korkmayan kalpten, doymayan nefisten, yaşarmayan gözden ve kabul olmayan duadan Sana sığınırız.”

(Amin)

................................................................................................... 

[1] Kenz II/138 (İbn Ebî Şeybe, İmam Ahmed, Abd b. Humeyd, Adeni, İbn Meni, Humeydi, Ebu Davud, Tirmizi, Nesâi, İbn Mâce, Ebu Ya’lâ, Ebu Nuaym,  Ma’rife’sinde, Dârekutni, İlel’inde, Beyhaki, Said b. Mansur ve başkaları Kays b. Ebi Hâzim’den).

[2] Kenz II/138 (İbn Merdüye, İbn Abbas’tan).

[3] Kenz II/138 (Beyhaki’den). Muhammed Yusuf Kandehlevi, Hayatu’s-Sahabe, Akçağ Yayınları: 3/197-198.