Bilgi, İman ve Aksiyon

e-Posta Yazdır PDF

- “Allah, içinizden iman edenlerle ilim ehli olanların derecelerini yükseltir.” (Mücadele,11) - “De ki: İşte benim yolum budur. Ben, bana tabi olanlarla birlikte (insanları) Allah’a basiretle davet ediyorum.” (Yusuf,108) - “Cenab-ı Allah’ın insanlara imandan sonra en büyük nimeti imanın emrindeki akıldır. Akıl insanların
düşünme ve araştırma kabiliyetinin vesilesidir. Akıl, insanların hidayet, feraset ve dirayet sahibi olmalarının vesilesidir.” Prof. Dr. Necmettin Erbakan
- “Müslümanlara da ilme önem
vermelerini tavsiye ediyorum. İlim
gelecekte bizim düşmanımıza
karşı zafer elde etmekte kullanacağımız
silahımız olacak. Cehaletle
zafer elde edemeyiz. Dini,
dünyayı ve ahireti kuşatacak bir
ilimle ancak zafer elde edebiliriz.”
Şehid Şeyh Ahmet Yasin
“VASIFLI İNSANIN 6
ÖZELLİĞİ VARDIR:
1. İman “İnanıyorsanız mutlaka
en üstünsünüz.”
2. Bilgi: a) Genel kültür b)Lisan c) El Becerisi d) Mesleki Uzmanlık
e) Akademik Kariyer f) Vizyon ve Ufuk
3. Çalışkan Olmak
4. Disiplin
5. Fedakarlık
6. Uyum” (Şehid Adnan Demirtürk)
“…Düşünenin görevi; insanından
kopan, tarihini unutan ve yolunu şaşıran aydınları
irşada çalışmak, kızmadan, usanmadan
irşad. Gerçek sanat ayırmaz, birleştirir.”
(Cemil Meriç, Mağaradakiler, s.325)
“Aydın olmak için önce insan olmak
lazım. İnsan mukaddesi olandır. İnsan hırlaşmaz,
konuşur, maruz kalmaz, seçer.
Aydın kendi kafasıyla düşünen, kendi gönlüyle
hisseden kişi. Aydını aydın yapan; uyanık
bir şuur, tetikte bir dikkat ve hakikatin
bütününü kucaklamaya çalışan bir tecessüs.”
(Cemil Meriç, Kırk Ambar, s.453)
“… Tefekkür vuzuhla başlar, KURTULUŞ
ŞUURLA.” (Cemil Meriç, Kırk Ambar, s.287)
“Tanzimat’tan bu yana Türk aydınının
alınyazısı iki kelimede düğümleniyordu: aldanmak
ve aldatmak. Senaryoyu başkaları
hazırlamıştı, biz sadece birer oyuncuyduk.
Nesiller bir ütopyanın kurbanı olmuşlardı…
Avrupa’yı tanımamak gaflet; Avrupa’yı
tanıyan ülkesinden kopuyor. Bu
lanet çemberinden nasıl kurtulacağız?” (Cemil
Meriç, Mağaradakiler, s.323)
“Aydının Görevi, Karanlıkları Aydınlatmak…,
Gerçek Entelektüel, Önce Ülkesinin
Haklarını, Düşman Bir Dünyaya Haykırmakla
Görevlidir…” (Cemil Meriç)
“Düşünce Adamı Tarihe Angajedir; Kucağında
Yaşadığı Topluma Angajedir. Düşünce
Adamı Bir Devrin Şuuru Olmak
zorundadır. Bir Başka Vazifesi: Bütün Hakikatleri
Yoklamak, Bütün Yalanların Maskesini
Yırtmak, Kalabalığa Doğruyu
Göstermek. Bazen Yangın Kulesindeki Nöbetçi
Olacaktır, Bazen Engine Açılan Geminin
Klavuzu…” (Cemil Meriç, Mağaradakiler, S.295)
“Her Toplum Bir Kitaba Dayanır. Ramayana,
Neşideler Neşidesi Veya Kur’an.
Senin Kitabın Hangisi?” (Cemil Meriç)
‘Oku yaratan Rabbi’nin adıyla, Rabbin
adına, insanı bir yumurta hücresinden
yaratan! Oku, çünkü Rabbin Sonsuz
Kerem Sahibidir, [insana] kalemi kullanmayı
öğretendir, insana bilmediğini belleten!’
(Alak,1-5)
İlk yapılması gereken, O’nu, o en
büyük ve en mükemmel eseri okumak... İnsanı
okumak… Kainatı okumak… Hayat
rehberimiz Kitabımız’ı okumak… “Oku” emrini
verenin emrettiği gibi okumak... Tefekkür
ede ede okumak, derinlerde duya duya okumak...
Bir okumak, beş düşünmek belki....
Sonra dönüp yine okumak. Ürpermek
bazen. Hitap edenin yakınlığını hissedip
dehşete kapılmak bazen. Ya da bırakmak
kendini, O’nun şefkatine teslimiyetle... Okumak!
Onu anlamaya, kavramaya ömrünün
yetmeyeceğini bile bile okumak... Bir ömür
okumak.
‘Ey iman edenler! İman edin!’ Bu hitabı
duyup-hissedip de hakkıyla iman etmek için
okumak... Ne yapacağını bilmez bir halde
kıvranırken derman bulmak için okumak...
Nankörler, hainler güruhuna dahil olmamak
için okumak.... Okumak, okumak! Hayatı yaşamak
ve anlamak için okumak. Ölümü
beklemek için okumak!”
Ve bir ömür boyu Allah’ın adıyla ve
Allah için Okumak, Anlamak ve Yaşamak…