Fetih Gençliği

e-Posta Yazdır PDF

“Ey iman edenler! Size hayat verecek şeylere sizi çağırdığı zaman, Allah’ın ve Resûlü’nün çağrısına uyun.” (Enfal, 24)


Yeniden fetih ruhu için dirilmemiz, öze dönmemiz lazım… Sadece ve sadece Peygamberimiz (sas)’de ve O’nun mesajında hayat vardır. Dirilmek için Rasûlullah’ın mesajına kulak vermeliyiz. İnsanlığa fert, cemiyet ve devlet hayatında huzur verecek tek mesaj ve sistem, Yüce Allah’ın vahyiyle vücut bulan İslam’dır. 


Asrımızın zifiri karanlığında, susuz çöllere döndük. O’nun hayat veren mesajlarına muhtacız. Yüce Allah’ın ve Rasulü’nün davetine uyarsak, tüm insanlık olarak hayat bulup dirileceğiz. Yeni fetihler gerçekleştireceğiz. Yoksa yok olup gider insanlık…

 “İki türlü ahlak vardır: biri sürü ahlakı, diğeri aşk ahlakı” der, Nurettin Topçu. Aşk ahlakı yani fedakarlık, digergamlık, kardeşini öncelemek, hasbi olmak, yürek fethine sevdalı olmak… Fetih ruhu, aşk ahlakında gizlidir. Fetih Ruhuna sahip olmak için ideal adamı, dava olmak esastır. Hayat iman ve cihattır şuuruna sahip olanlar Fatih olabilir. İslam’ın hayat nizamı olduğuna, İslamsız saadet olmayacağına iman edip, şuurlu Müslüman olarak Allah yolunda fedakarlık ve cihad ederek fatih olunabilir. Fetih gençliği davasına duygusal olarak değil esas ve usullerle bağlıdır. 


Rasulullah (as)’ın sahabesi bu özelliklere sahip fetih sevdalısı altın bir nesil olarak daima örneğimizdir. Rasulullah’ın yanında her şeyleriyle var olan fetih ruhlu sahabiler (r.anhum), sarsılmaz bir iman, batıldan uzak sahih bir ilim, her türlü riyadan uzak bir ihlas ve samimiyet, korku ve ürküntüden uzak bir azim, yorulmak bilmeyen devamlı bir çalışma ve cihad, şehadet yada zaferden başka bir şey tanımayan tam bir fedakarlık ve mesuliyet sahibiydiler. 


Bugün de fetih gençliği;  bilgi, iman, aksiyon, hikmet, aşk ve heyecan sahibi olmalıdır. “Asr-ı Saadet’i model alan, İslami eğitim ve terbiye ile yetişen gençler, insanlığın önündeki engelleri-putları İbrahim (as) gibi kırıp yok ederler. Yusuf (as) gibi harama uçkur çözmezler. Ashab-ı Kehf (as) gibi zalime boyun eğmezler. Yuşa (as) gibi İslam’a hizmet ederler. Hz. Muhammed (as) gibi İslam Devleti’ni kurup aleme adalet, huzur  ve merhamet dağıtırlar…”


Fetih ruhunu kuşanmış Gençlerimiz daima mazlumun yanında zalimin karşısında olmayı bilmelidirler. Gençler, çalışkan ve gayretli olmalıdır ama asla hırslarının ve istikbal endişesinin esiri olmamalıdır. Daima sabırla, anlayışla ve fedakârlıkla yol almalıdırlar. Unutmamalı ki; gençlik, zenginlik, makam, şöhret, vs. birer imtihan vesilesidir. 


Gençlerimiz, küçük hesapların değil büyük hedeflerin adamı olmalıdırlar. Küçük hesaplar gelip geçicidir, fanidir. Büyük hedefler ise insanı ötelerin ötesine götürür. Heva ve heves adamı değil ideal dava adamı olmak insana çok şey kazandırır. Bu sebeple günün adamı değil hakikatin adamı olmak lazım, der büyüklerimiz. Efendimiz (sas), daha İslam’ın ilk yıllarında Mekke müşriklerinin tekliflerini, “güneşi sağ elime, ayı da sol elime verseniz İslam’dan vazgeçmem” diyerek elinin tersiyle iterek davasını, duruşunu ve sevdasını ortaya koymuştur.


Gençler, büyüklerin tecrübelerinden, birikimlerinden istifade etmelidirler. Gençler, Rasûlullah’ın haya ve edebini örnek almalıdırlar. En güzel eğitim, örnek bir yaşantı ile ortaya konan eğitimdir.


Ashabı Kehf’in şahsında,  Allah Teala, Hakkı haykıran, imansızlara ve zalime boyun eğmeyen fetih ruhuna sahip o mübarek gençlere, genç sahabilere ve bu duruşta olan bütün imanlı ve şuurlu Müslümanlara ilahi destek vadetmektedir: “Onlar Rablerine samimiyetle inanmış gençlerdi. Biz de onların hidayetlerini artırdık. Kavimlerinin karşısına dikilip şu gerçeği haykırdıkları zaman, Biz kalblerini pekiştirmiştik: Bizim Rabbimiz, göklerin ve yerin Rabbi’dir. Biz O’ndan başka hiçbir ilaha tapmayız.....” (Kehf Sûresi, 13-14)