Ailede Şuur Gerek

e-Posta Yazdır PDF

Aile toplumun nüvesidir. Müslüman Fert, Müslüman Aile ve Müslüman Toplum, Müslüman Devletin teminatıdır. İslam Medeniyeti aile medeniyetidir. Rasulullah Efendimiz (sas)’in aile yuvası her şeyiyle bize örnektir. Osmanlı’yı Osmanlı yapan ailedir. Dış güçler ve Siyonizm ailenin önemini bildiği için aileye saldırmakta ve aileyi yok etmeye çalışmaktadır. Bu açıdan ailenin mukavemeti büyük önem arzetmektedir. 


Ailecek bileceğiz ve uygulayacağız ki; 1. İslamsız saadet olmaz. 2. Şuurlu Müslüman olacağız. 3. Allah için cihad ve fedakârlık yapacağız. Ailecek İslam Davasına hizmet edilmelidir. Hanım, Hz. Hatice Annemiz’in Peygamberimiz’i ilk vahiy geldiğinde ve sonrasında kuşattığı, gönlünü rahatlatıp İslam’a hizmet ettiği gibi kocasına sahip çıkmalı, yanında olmalıdır. Evin erkeği ve reisi, tıpkı Peygamber Efendimizin eşlerine davrandığı gibi yumuşak huylu, merhametli ve muhabbetli olmalıdır. Çocuklarımız, “Yavrucuğum! Namazı kıl, iyiliği emret, kötülükten vazgeçirmeye çalış, başına gelenlere sabret. Doğrusu bunlar, azmedilmeye değer işlerdir.” (Lokman,17) şuurunda, Hz. Ali, Hz. Mus’ab, Hz. Fatıma, Hz. Aişe (r.anhum) gibi İslam’ın hizmetinde olmalıdırlar. Unutulmamalıdır ki, gerçek huzur ve saadet, aile yuvalarından taşan ve gıpta edilen huzur ve saadettir.   


“Mal ve çocuklar birer fitnedir (imtihan vesilesidir.)” (el-Enfâl, 8/28) ayetinde de belirtildiği gibi Aile en çok imtihanların yaşandığı kurumdur. Onun için sağlam olmalıdır. İtina gösterilmelidir. Müslüman aile madde değil mana ve gönül merkezlidir. Kapitalist ve materyalist bakış açısı her noktada reddedilmelidir. Ki aile korunsun. Aile temelini sarsacak bir takım şeytani yollara sapılmamalıdır. “Torun bakan büyükanneye maaş geliyor” gibi politikalar aileyi ve fedakârlığı bitirir… 


Aile fertlerine dinimizin korunmasını emrettiği ölçülerle sahip çıkılmalıdır. Ölçüyü bozmamalıyız. Ailede de ölçümüz Kur’an ve Sünnetten başka bir şey değildir, elbette. Ailenin namusu, toplumun namusudur. İffet, haya, edep ailede baş tacı olmalı ve topluma sirayet etmelidir. Eşiniz, oğlunuz, kızınız ve elinizdeki diğer imkânlarınız birer emanettir. Emaneti zayi etmek doğru değildir. Dikkat edilmelidir. Ev ahalisine Peygamber Efendimiz’in, hanımlarına ve evlatlarına davrandığı gibi davranmalıyız. Evde Peygamberimiz’in eşlerine yardımcı olduğu gibi yardım edilmelidir. Aile ile kaliteli vakit geçirilmelidir. Çocuklara başka hiçbir şeyle ilgilenmeden kıymetli vakitler ayrılmalıdır. Göz teması kurulmalıdır. Muhabbet, istişare ve sohbet edilmelidir. Evde sağlam ve düzgün bir iletişim olmalıdır. Biz duygusu ile fedakarlık anlayışı ile hareket edilmelidir. Ev tv merkezli değil muhabbet merkezli olmalıdır. Aile içi saygınlığı bozacak tavır ve davranışlardan uzak durulmalı, asla kaba ve haşin davranılmamalıdır. Örnek ailelerle dostluk bağları oluşturulmalıdır. Ferdi ibadetler aksatılmamalı, toplumsal duyarlılık ve İslami çizgi ile istikamet mutlaka muhafaza edilmelidir. 


Geçen ay “Ailede şuur toplumda huzur” başlığıyla Saadet Partisi tarafından yayınlanan ‘Aile ve Ahlaki Dejenerasyon’ raporunda şunlara yer verilmiştir: “Aile ve ahlak alanlarında yaşanan sıkıntıların temelinde yatan küresel ahlaksızlık trendlerine ek olarak “Batılı değerleri üstün görme” anlayışından kaynaklanan zihniyetlerin de etkili olduğu açık bir şekilde görülmektedir. Gelenekten moderniteye aile yapısı, aile yapısında meydana gelen bozulmalara etki eden ahlaki faktörlerin neler olduğu ve bunun bireyde, toplumda ve devlette meydana getirdiği yıkımları verilerle teşhis edilmiştir. Kadın ve erkeğin rol ve görevlerinde toplumsal ve kültürel yapıyı bozucu değişimler yaşanmaktadır. Modern dünyada aile öncelikle bir tüketim unsuru olarak nitelenmiş, ardından da aile kurumunun önemi azaltılarak haz ve heves tatmin merkezli bireysellik yerleştirilmiştir. Günümüzde eğitim, sağlık, konut, ulaşım gibi günlük en temel ihtiyaçlarında yaşadıkları ekonomik güçlüklerin, toplumun en temel direnç noktası olan aileyi tehdit altına soktuğu ortadadır.  Kadın bedeni reklam, tanıtım, sözde sanat, eğlence alanlarında pazarlama metası haline getirilmiştir. Medya aracılığı ile yürütülen küresel algı trendleri; seküler ve ahlak dışı unsurları sürekli gündem yaparak doğallaştırıp insanların yaşam algılarını ifsat etmektedir.


Rapor şöyle devam etmektedir: 2015 yılında 602.000 evlenme olurken 200.000 boşanma başvurusundan 131 bin’i boşanma ile gerçekleşmiştir. TÜİK boşanma sebeplerini; aldatma, aldatılma, içki ve kumar, dayak/kötü muamele, saygısız davranma, sorumsuz ve ilgisiz davranma, yüz kızartıcı suç, çocuk olmaması vb. nedenler başlığında toplamıştır. Boşanma oranları muhafazakâr ya da laik yaşam tarzı yaşayanlarda farklı değildir. Yurtlarda 50.000’e yakın kimsesiz, bakımsız, muhtaç çocuk barınmaktadır. Bu çocukların % 95’inin anne ya da babası veya anne-babası var olduğu halde özellikle boşanma sebebiyle yurtta kalmaya mecbur bırakılmışlardır. Modern dünyanın özgürlük çerçevesinde gördüğü cinsel yönelimlere karşı nikâhın önemi ve değerini vurgulayıcı politikalara ihtiyaç vardır. Post-modern feminizmin ‘toplumsal cinsiyet eşitliği ya da adaleti’ politikalarının desteklenmesinden vazgeçilmelidir. Aile içi sorunların çözümü için “Hakemlik Müessesesi” modelinin hukukta bir metot olarak uygulanması elzemdir. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, politik kadın yaklaşımlarından ziyade merhamet ve adalet ekseninde aileyi koruyucu politikalar üretmelidir. Her türlü müstehcen neşriyat ve yayınların durdurulması ve izinlerinin iptal edilmesi gerekmektedir. Zina suç olmaktan çıktığı için farklı partnerle evlilik dışı birliktelikler doğal hale gelmeye başlamıştır. Türkiye’de yasal olarak genelevler işletilmekte, vergi alınmakta, evli ya da bekâr olması fark etmeksizin bu ilişkiler suç sayılmamaktadır. Ahlaki dejenerasyonu yaygınlaştıran randevu evlerinin ve genelevlerin derhal kapatılması gerekmektedir. İmar politikaları komşuluk ilişkilerini zedelemektedir. “Önce ahlak ve maneviyat” düsturu ile devleti ve toplumun tüm katmanlarını kapsayan topyekûn bir manevi kalkınma programı hazırlanması gerekmektedir. “Çocuğu, Aileyi Koruma Yüksek Kurulu” gibi üst kurulları oluşturması gerekmektedir. Küresel ahlaki tehditlere karşı “Dünya Medya Teşkilatı”, “Uluslararası H aber Ajansı”, “Kadın, Aile ve Çocuğu Koruma Teşkilatı” gibi küresel organize kuruluşlar oluşturulmalıdır. Hükümet, Avrupa Birliği normları gibi aile yapısını bozan politikalardan vazgeçmesi gerekmektedir. Ailedeki ahlaki dejenerasyonu tetikleyen medya unsurlarının RTÜK tarafından engellenmesi gerekmektedir. Yazılı ve görsel medyada yer alan bütün yayınların Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı denetiminden geçmesi gerekmektedir. Ekonomik gerekçelerden dolayı evlenemeyen kişilere faizsiz kredi imkânları sağlanmalıdır. “Aile Danışmanı” atamasında sadece diploma esas alınmamalı. Evlilik tecrübesi, yaşı, akademik kariyeri yetkin olan kişiler üzerinden atama yapılması gerekmektedir. Her türlü müstehcen neşriyat ve yayınların durdurulması ve izinlerinin iptal edilmesi gerekmektedir.”


Toplumsal huzur ve saadet için, ailenin sağlam ve şuurlu olması zaruridir. Bu konuda hepimize ve devletimize büyük görev düşmektedir. Hemde acil… İdrak oluna…