Erbakan Hocamızın Bakış Açısı

e-Posta Yazdır PDF

-“Elhamdülillah biz Müslüman’ız, İslam milletindeniz.

 

İslam inancının dört temel esası var.

 

Birincisi bu dünya bir sınama yeridir. Hayat, yaşadıklarımız, tercihlerimiz, varlık ve darlık sınanmamız içindir. Bu zamanda ve bu mekânda doğmuş olmak tesadüf değildir. Küresel olayların merkezindeki bir ülkede dünyaya gelmişiz. Allah mükâfatımızı artırmak istiyor. Zor bir zamanda zor bir yükün altına girmişiz. Bize düşen daha çok gayret etmektir. Her tercihimiz Allah rızasına uygun olmalıdır.

 

İkincisi İslam vahiy dinidir. Allah yapısıdır. Mükemmeldir. Bir eksiği yoktur. Hal böyle iken İslam coğrafyası tarumar vaziyettedir. Bunun sebebi Müslümanların izzet ve şerefi ırkçı emperyalizmin sofralarında aramasıdır. İzzet ve şeref Allah’a aittir ve O’nun yanındadır.

 

Üçüncü temel esas, İslam’ın temel prensipleri eksiltilip çoğaltılamaz. İslam sentez kabul etmez. İslam bir bütün hayat nizamıdır. Kapitalist İslam da olmaz, sosyalist İslam da. İslam İslam’dır. 


Türk-İslam sentezi de olmaz, Arap-İslam sentezi de. İslam’a en yakın düşünce İslam değildir.

 

Dördüncüsü İslam sohbetlerde konuşulsun, kürsülerde anlatılsın, kitaplarda yazılsın diye değil hayatın her alanında yaşansın diye indirilmiştir. İsam’ı bir bütün olarak yaşama gayretimizin adı cihattır. Cihatsız İslam olmaz. Cihatsız Müslümanlık olmaz. Siz cihadı unutursanız İsrail’e köle olursunuz. Siz cihadı unutursanız hedefiniz Avrupa Birliği’ne tam üyelik olur. Siz cihadı unutursanız şehit kanları ile sulanmış bu topraklar NATO toprağı olur.

 

Biz İslam’ın tamamını yaşamaya talibiz. Müslüman olmak bunu gerektirir.

 

Yine bir Müslüman dünyada olu biten olaylar karşısında sessiz sedasız edilgen bir vaziyette kalamaz. 

 

Zerrece iyilik ve kötülükten hesaba çekileceğiz.”

 

- “Yaşadığımız dünyada küresel ölçekte açlık, kıtlık ve sefalet var.

 

7 milyar 3000 milyon insanın bulunduğu bir Dünya’da yaşıyoruz.

 

Bu 7 milyar insandan 2 milyarı yoksulluk sınırının altında yaşıyor.

 Bu 7 milyar insandan 1 milyarı her gece aç yatıyor.

 

Geçen her 6 saniyede bir 1 çocuk açlık nedeniyle ölüyor.

 

Her gün 30.000 çocuk önlene bilir hastalıktan dolayı ölüyor.

 

Böyle bir dünyada kozmetik için yılda 100 milyar dolar harcanıyor.

 

Sadece 6 ülkede kedi ve köpek maması için yılda 30 milyar dolar harcanıyor.

 

En fakir 20 ülkenin 6 milyar dolar civarında borcu varken, dünyanın en zengin 5 kişisinin yaklaşık 300 milyar dolar serveti var.

 

100 milyar dolar tüm dünyadaki yoksulluğu ortadan kaldırabilecekken faize dayalı ekonomik sistem zengini daha zengin fakiri daha fakir yapmaya devam ediyor.

 

Sadece futbolda dönen para yılda 500 milyar dolar, bu para ile açlık 5 kez önlenebiliyor.

 

Ya da kozmetik için bir yılda harcanan para ile yani 100 milyar dolar açlık yine önlenebiliyor.

 

Dünyada faize dayalı bir ekonomik sistem var. Faiz ve sermayenin belirli ellerde toplanması nimet ve külfet paylaşımında bir dengesizlik oluşturuyor.

 

Bırakın 7 milyarı 17 milyar 27 milyar insan yaşasa açlığa dair bir sıkıntının olmayacağı bu gezegen belirli insanların eliyle yanşamaz hale getiriliyor.”

 - “Bir taraftan yoksulların hem sayısı hem de oranı her geçen yıl artmakta, diğer taraftan her yıl üst üste bankalar kar rekorları kırmaktadır.

 

Sermaye belli ellerde toplanırken faize dayalı ekonomik işleyiş devam etmektedir.

 

Faizin olduğu bir sistemde alın terinin ve emeğin sömürüldüğü aşikârdır.

 

Çeşitli manipülasyonlarla sistem partilerinin % 98’in üzerinde oy alması bu gerçeği değiştirmez.

 

Bir şehrin hakim caddeleri bankaların işgali altında ise o şehirdeki cami cemaatinin kalabalıklığı duyarsızlığın ne kadar büyük olduğunu gösterir.”

 

- “Bizim inancımız alkolü yasakladığı gibi, zinayı yasakladığı gibi, faizi de yasaklamıştır.

 

İslam, faizi yalnız yasaklamakla kalmayıp aynı zamanda faizi terk etmemeyi Allah ve Resulüne harp ilan etmek olarak nitelendirmiştir.

 Yine, İslam sadece faizi yasaklamamış, servetin belirli ellerde toplanmış bir güce dönüşmesine de müsaade etmemiştir.

 

Mesele aslında basittir, Allah bizden nimet ve külfet konusunda orta yol izlememizi istemektedir.

 

Maun suresinde dini yalanlayanlar olarak nitelendirilenlerin temel vasıfları ekonomi ile ilintili tutum ve davranışlardır.

 

Hud Suresi 87. Ayeti Kerimede Şuayb’ın namazından bahsedilmiştir. Bu namaz ekonomiye müdahale eden, servet yığmağa müdahale eden bir namazdır.

 

İşte biz şimdi inandığımız kitabın, ikame ettiğimiz namazın gereğini yapmakla mükellefiz. Biz bunun için bu çalışmaları yapıyoruz.

 

Hakkı üstün tutan, adil bir ekonomik düzene sahip Yeni Bir Dünya’yı kuracak kadroları yetiştirmek için çalışıyoruz.

 

Komşusu açken tok yatanlardan olmamak için çalışıyoruz.

 

O açlık nedeniyle ölen çocuklara huzuru mahşerde “Hangi suçtan ötürü öldürüldün?” sorusu sorulduğunda biz elimizden geleni yapmış olmak için çalışıyoruz.

 

Yine bu ülkede aile çözülmekte, intihar vakaları artmakta,  uyuşturucu ilkokula inmiş, cezaevleri dolup taşmakta, gençlerin gelecek kaygısı giderilmiş değil, işsizlik rakamları %10’un üzerinde, ırkçılık ve mezhepçilik en yaygın iki saplantı, antidepresan kullanan insanların sayısı milyonlarla ifade edilmektedir.

 

Türkiye’nin içinde bulunduğu durum küresel sistemden bağımsız değildir.

Türkiye kendi meselelerini kendisi çözecek ancak küresel sisteme müdahale etmeyen hiçbir çözüm, çözüm değildir. 

 

Yaşanılan sorunlar tek bir ülkeyi ya da bölgeyi ilgilendiren sorunlar değildir.

 

Üç yüz yıldır dünya yönetimi tekelci ve sömürgeci Anglosakon- Juda (İngiliz-Yahudi) anlayışının elindedir.

 

Anglosakson-Juda zihniyetinin dünyamızı düzlüğe çıkarması mümkün değildir.

 

Türkiye ve dünyada yaşanan sorunlar herhangi bir hükümetin ya da hükümet programının ortaya çıkardığı sorunlar değildir.

 

Bütün olup bitenlerin müsebbibi iktidardaki partidir dersek, bu parti gittiğinde mesele kalmayacak sanılır. Oysa mesele parti meselesi değil, sistem meselesidir.

 

Ya da dünyadaki sıkıntıların sebebi dün Saddam ve Kaddafi, bugün Esat değildir.

 

Saddam gitti, Irak düzlüğe mi çıktı? Kaddafi gitti Libya düzlüğe mi çıktı?

 

(Irak Adana’dan kalkan uçaklarla vuruldu. Şimdi üç parça. Her gün Sünni-Şii çatışması. Petrolü ABD alıyor. Libya, İzmir’den kalkan uçaklarla vuruldu. Şimdi kırk parça. Her gün çatışma. Petrolü Fransa alıyor.)

 

Yaşanılan sorunlar bir küresel sistem krizidir.

 Biz bu yüzden yeni bir dünya diyoruz.

 

Toplumu hayra çağıran, marufu (insanların faydasına olan işleri) emreden, münkerden (insanların zararına olan işlerden) alıkoyan bir topluluk olmanın gereği budur.”

 

- “İslam dünyasının ve Türkiye’nin;

 

D-8’in canlandırılmasına, D-60 ve D-160 için adımlar atılmasına

 

Müslüman Ülkeler Ekonomik İşbirliği Teşkilatına

 

Müslüman Ülkeler Teknolojik İşbirliği Teşkilatına

 

Müslüman Ülkeler Askeri İşbirliği Teşkilatına

 

Müslüman Ülkeler Ortak Para Birimine

 

Müslüman Ülkeler Kültürel İşbirliği Teşkilatına ihtiyacı vardır.”

 

- “Muhterem Erbakan Hocamızın dediği gibi, “atımızı alabilirler ama yolumuzu alamazlar.”


 Erbakan Hocamızın emanetlerine her şeyden daha fazla sahip çıkacağız.

 

Nedir bu emanetler?

 1-Milli Görüş Fikriyatı: Bugün İslam Birliği’ni, Faizsiz Adil Ekonomik Düzeni Milli Görüş hareketinden başka kimse dile getirmemektedir.  Mevcut dünya düzenini sorgulayan hiçbir hareket yoktur.


 Şimdi birtakım zevat İslam Birliği düşüncesine sahip çıkıyormuş gibi yapıyor. Bunların İslam Birliği diye ifade ettikleri ABD, AB ve İsrail’in çıkarları için Katar, Ürdün, Suudi Arabistan vs. ile birlikte sınır ötesi operasyon yapmaktır.

 2-MİLKO Kuruluşları: AGD, ÖĞDER, ESAM, ÖZDER, HUDER, MİLLİ GAZETE, TV5, CANSUYU, IYFO… Milli Görüşçü Kuruluşlar şuurun ve fedakarlığın adresidir.

 

3-Çalışma Modeli: Teşkilatlanma, Gündem Oluşturma, Toplantı, İcra, Rapor… 


Nedir modele uygun çalışmak?

a-Var olacağız

b-Eğitimli olcağız

c-Çalışma modelimizin gereğini yapacağız. Her insana ulaşacak sistemdir, model çalışmamız.

 

 4- Milli Görüş Kadroları: Tek bir kardeşimizi kaybetmeyeceğiz. Zihniyet eleştirisi yapacağız elbette.


Ancak kişilere hakaret etmeyeceğiz. Birileri yanlış istikamete gitti diye aleyhlerinde konuşmayacağız. Derdimizi, değerlerimizi, inancımızı en güzel şekilde anlatacağız.

 

5- Ufuk ve Hedef: Yaşanabilir Bir Türkiye

             Yeniden Büyük Türkiye

             Yeni Bir Dünya 

             II. Yalta Konferansı..


Mevcut dünya düzeni değişmeden yeryüzüne adaletin ve barışın gelmesi, açlığın, yoksulluğun bitmesi mümkün değildir. İşte bunun için YaltaKonferansı ile tezgahlanan oyunu bozmamız gerekmektedir.”

 

- “Yapacağımız iş “Elhamdülillah Müslüman’ım” diyen insanların “Şuurlu Müslüman” olması için gayret etmektir.


 Şuurlu Müslüman faize dayalı ekonomik sistemin Allah ve Resulüne açılmış savaş olduğunu bilen Müslüman’dır.

 

Şuurlu Müslüman yağan yağmurun Kürt-Türk, Alevi-Sünni, Yahudi- Hıristiyan herkesi ıslattığını bilen Müslüman’dır.

 

Şuurlu Müslüman bulutların arasından çıkan güneşin Şam- Bağdat, İstanbul-Diyarbakır, Arjantin-Avustralya her yeri ısıttığını bilen Müslüman’dır.

 

Şuurlu Müslüman insanca yaşamanın herkesin hakkı Tolduğunu bilen Müslüman’dır.

 

Şuurlu Müslüman abdesti bozan durumları bildiği gibi toplumu bozan durumları da bilen Müslüman’dır.

 

Şuurlu Müslüman Allah’a ve Peygambere itaat eden liderine haram olmayan her hususta itaat etmesi gerektiğini bilen Müslüman’dır.

 

Şuurlu Müslüman hakkı üstün tutan cepheyi terk etmeyen Müslüman’dır.

 

Şuurlu Müslüman fırsat bulduğu müddetçe değil hayatta olduğu sürece mücahede eden Müslüman’dır.” Vesselam.