Peygamberimiz(s.a.v)’in Gençleri

e-Posta Yazdır PDF

Bu yazımızda İnsanlığın Efendisi Peygamberimiz’in (s.a.s) etrafında pervane olan genç sahabilere değineceğiz. Malumunuz insanlık tarihinin en köklü değişikliklerinden birini 23 yıl gibi kısa bir zamanda en mükemmel şekilde gerçekleştiren İslam, toplumun her kesiminden ilgi ve kabul görmüştür. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem, tebliğe başladığı ilk andan itibaren kadın-erkek, genç-ihtiyar, zengin-fakir, hür-köle ayırımı yapmaksızın tüm insanları İslam’a davet etmiştir. 


Bununla beraber İslam davetine ilk olarak olumlu cevap veren, iman ve itaat eden ve Peygamberimiz’in yanında yer alan fertler arasında gençlerin çoğunlukta olduğu görülmektedir. Bu İslam (İnsanlık) Tarihi boyunca da hep böyle olmuştur. 


İlk Müslümanlardan birkaç kişi 50 yaş civarında, birkaç kişi 35 yaşın üzerinde, geri kalan çoğunluk ise 30 yaşın altında bulunuyordu. İslam’ı yayma ve fedakarlık konusunda Hz. Rasûlullah’a asıl destek ve yardımcı olanlar samimi olarak iman ve itaat eden idealist gençler oldular. İlk Müslümanlardan daha dünyadayken Cennetle müjdelenen 10 kişinin tamamı, gençlerden meydana gelmiştir. Bedir ve Uhud Ashabı olarak bilinen çilekeş sahâbiler,  genellikle gençlerdi.


Mesela genç yaşta İslam’ı kabul edenlerden ve İslam davasına fedakârca katılanlardan Hz. Ali 10, Zeyd b. Hârise 15, Abdullah b. Mes’ud ve Zübeyr b. Avvam 16, Talha b. Ubeydullah, Abdurrahman b. Avf, Erkam b. Ebi’l-Erkam ve Sa’d b. Ebî Vakkas 17, Mus’ab b. Umeyr 18-20, Abdullah b. Ömer 13, Câfer b. Ebî Tâlib 22, Osman b. Huveyris, Osman b. Affan, Ebû Ubeyde ve Hz. Ömer 25-31 arası yaşlardadır. Allah hepsinden razı olsun.


Bunların dışında genç yaşta İslam’ı kabul eden pek çok mübarek şahıs mevcuttur. Bunlar arasından İslam’ın Mekke ve Medine dönemlerinde ve Hz. Peygamberimiz’in vefatından sonraki dönemlerde de İslam için çok önemli fonksiyonlar üstlenen şahsiyetler yetişmiştir. İçlerinden alimler,  devlet başkanları ve ülkeler fetheden komutanlar çıkmıştır.


Örneğin, Bedir Cihadı için İslam ordusu hazırlanırken çocuk sahabiler de bu kutlu orduya katılmak istediler. Ortaokul çağlarına tekabül eden yaşlara yeni girmek üzere olan bu çocuk sahabiler kimdi? Abdullah bin Ömer, Usame bin Zeyd, Umeyr bin Ebu Vakkas, Abdullah, Usame, Umeyr, vd. Allah onlardan razı olsun.


Efendimiz (s.a.s) bu çocuk sahabileri ve orduya katılmak isteyen hanım sahabileri geri çevirdi. Başlarını önlerine eğip üzüntü içinde eve döndüler. Bugünkü ilkokul yaşlarına tekabül eden dönemleri yaşayan çocuk sahabilerin orduya katılmasına izin verilememesine karşın İslam Ordusunun sancaktarlığını ise onlardan üç beş yaş büyük ağabeyleri yapıyordu. Hazreti Ali, Mus’ab bin Umeyr, Sa’d bin Muaz İslam Ordusunun sancaklarını taşıyordu. Şuur böyle bir şey işte.


Peygamberimiz gençlere çok önem verirdi. Bir hadislerinde Sevgili Peygamberimiz (s.a.s), “Size gençlere hayırla muamele etmenizi tavsiye ederim. Çünkü, onların kalbi daha incedir. Allah beni doğruluk ve müsamahakâr Tevhid diniyle gönderdi. Bana gençler yardım etti (destekledi), ihtiyarlar uzaklaştı (karşı çıktı)” buyurdu ve şu mealdeki âyeti okudu: “Zaman uzadı da kalpleri katılaştı. Onların çoğu fâsıktırlar.” (Hadîd Sûresi, 16)


Her biri birer iman, ahlak, ilim, ihlas, ibadet, edeb ve fazilet abidesi, Sevgili Peygamberimiz’in (s.a.s) mübarek torunları, Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin (r.a)Efendilerimiz, Peygamberimiz (s.a.v) tarafından Müslüman gençlere örnek gösterilmiş ve ümmete “Cennet Gençlerinin Efendileri” olarak takdim edilmiştir. (Tirmizi, İbn Mace)


Yine Enes b. Malik (ra)’ın anlattığına göre, Ensar’dan Rasulullah’ın terbiyesinde, Kur’an’ı ezberleyen ve İslam’ı bilen 70 genç vardı ki, bunlara “Kurrâ” denilirdi. Akşamları Medine’nin çeşitli bölgelerine dağılırlar, ders halkaları oluştururlar, İslam’ı, Kur’an’ı öğretirlerdi. Oralardaki halka namaz kıldırırlar, sabah olunca da Hz. Peygamberimiz’in mescidine gelirlerdi. Rasulullah, İslam’a davet için onları Bir-i Maune denilen yere  göndermişti. Ancak onlar tuzağa düşürüldü ve hepsi de şehid oldular. Bunun üzerine Hz. Peygamberimiz (s.a.s)  tam 15 gün sabah namazlarında kunut duasını okuyup, o 70 genç Müslümanı şehid eden zalimlere beddua etti. (Ahmed b. Hanbel)


Rasulullah’ın gençlerle diyaloğundan hedeflediği; Allah rızası için yaşayan, imanlı, ahlaklı, iffetli, ilim ve aksiyon sahibi şuurlu Müslüman bir gençlik ve bu ruha sahip bir toplum oluşturabilmekti. Rasulullah Efendimiz, “Allah’ın (arşının) gölgesinden başka hiçbir gölgenin olmadığı o zor günde yedi sınıf insanın Allah’ın gölgesinde gölgeleneceği” haberini vermiştir. Bu hadiste ilk olarak “adaletli yönetici”, ikinci sırada da “Rabbine ibadetle yetişen genç”i zikretmektedir. (Buharî)


Sevgili Peygamberimiz’in gençlere olan bu ilgisi sayesinde, genç sahabiler, canlarını, mallarını, ailelerini Allah yolunda feda edecek kıvama gelmişlerdi. Müslüman olur olmaz birçoklarının başta ailesi olmak üzere, Mekkelilerden gördükleri baskılar, korkunç işkenceler, zulümler, açlık ve abluka yılları onları asla yıldırmamıştır. Onlar gecelerini gündüzlerine katarak İslam’ın yayılmasını, bizlere ve dünyaya ulaşmasını, zaferini ve yerleşmesini sağladılar. Çoğunluğu gençlerden oluşan, Dar’ul Erkam’ı merkez edinen ilk Müslümanlar, Allah’a ve Rasulü’ne olan sağlam iman ve itaatleriyle İslam’ın zaferini gerçekleştirdiler.  8 yıl gibi kısa bir süre sonra kovuldukları Mekke’yi hem de kan dökmeden fethettiler. 


Rasulullah’ın yanında her şeyleriyle var olan genç sahabiler, sarsılmaz bir iman, her türlü riyadan uzak bir ihlas ve samimiyet, korku ve ürküntüden uzak bir azim, yorulmak bilmeyen devamlı bir çalışma ve cihad, şehadet yada zaferden başka bir şey tanımayan tam bir fedakarlık sahibiydiler. Ashabı Kehf’in şahsında Allah Teala, imanlı ve şuurlu gençlere ilahi destek vadetmektedir: “Onlar Rablerine inanmış gençlerdi. Biz de onların hidayetlerini artırdık.” (Kehf,13)


Sevgili Kardeşim sözün özü şudur: 

- İslam şu an gerçekleşmesi mümkün olmayan ve gelecekte yaşanılacak olan bir ütopya değildir. İslam tüm zamanlara ve mekânlara hitap eder.


- Allah’ın hükümleri yeryüzünde hâkim olsun ya da olmasın her şart altında Müslümanca bir duruş sergilemek mümkündür. Ki Hakkın tesir gücü vardır.


- İslam’ın Medine’de devlet olduğu günlerde nasıl ki Bedir’de, Uhud’da, Huneyn’de hakkın hâkimiyeti için mücahede edilmişse, aynı şekilde İslam’ın Mekke’de henüz devlet olmadığı günlerde de hakkın hâkimiyeti için mücahede edilmiştir. 


- Hazreti Hamza, Haztreti Musab bin Umeyr, Hazreti Hanzala devletli günlerin şehitleriyse; Hazreti Yasir, Hazreti Sümeyye de devletsiz günlerin şehitleridir.


- Müslümanca bir tutum takınmak için yarına yatırım yapılmaz.


- Müslümanca duruş bugünün hesabını verebilmektir. Ne demiştik, “iman istikamettir.”


- İslam yarın yaşanmak üzere değil “hemen şimdi” için inmiştir. Vesselam.