İman İstikamettir

e-Posta Yazdır PDF

Dinimiz İslam’ın özü ve esası Tevhid’tir. Tevhit, Allah’ı (cc) bir olarak tanımak, bir olan Allah’a inanmaktır. Tevhit; en büyük zulüm (günah) olan şirkten uzak durmak ve şirkten bir olan Allah’a sığınmaktır. Yüce Allah (cc) buyuruyor; “Eğer yerde ve gökte Allah’tan başka ilahlar olsaydı yer-gök fitne ve fesada uğrar, kainatta nizam bozulurdu.”


İman, red ve kabuldür. İman eden kimse, küfrü, şirki ve batılı redderek, hakkı ve tevhidi kabul etmiştir. İman netliktir ki şüphe ile iman bir arada bulunmaz. 


İman istikamettir. Döneklik kabul etmez.  “İlah” kelimesinin bütün olarak dört anlamı vardır.  Şuurlu mümin bunlara inanır, teslim olur ve hayatının tamamını bu esaslara göre devam ettirir. “İlah” demek; a)Kulluk Yapılan, İbadet edilen, Rızası gözetilen,    b)Yardım istenen, dua edilen,  c) Kanun koyan, hüküm veren, d) Rızık veren’dir. “Rab” kelimesinin manası ise, Terbiye eden, Yöneten, Mülkün Sahibi, Koruyan, Yetiştiren, Büyüten’dir. İlahımız ve Rabbimiz Yüce Allah’tır.


Mü’minler Kur’an-ı Kerim’de şöyle tarif edilmektedir : “Mü’minler Allah ve Resulü’ne iman eden sonra da tereddütsüz Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad eden kimselerdir. İşte sadıklar onlardır.”  


Mü’min suresi 1-11 ayetleri arasında da mü’minlerin namazlarını huşu içinde kılan, boş şeylere kulak asmayan, zekatını veren, namuslarını koruyan, sözlerinde duran, emanetlerine riayet eden, namazlarını kaçırmayan kimseler oldukları belirtiliyor.  

“Kim; ‘Rab olarak Allah’ı, din olarak İslâm’ı, Resûl olarak Hz. Muhammed’i seçtim (ve onlardan memnun kaldım, teslim oldum)’ derse cennet ona vâcib olur.” (Ebu Davud)  İnsan aklının en büyük görevi, kendisini yaratan, yaşatan ve yöneten Yüce Allah’a inanmasıdır. Çünkü Allah, en büyük gerçektir.


İman, insana güven, huzur ve şeref veren büyük bir güç merkezidir.

İman sayesinde insan, sadece yaratan, yöneten ve yaşatan Rabbimiz’e güvenir, dayanır ve bağlanır. Kaderden emin olan iman sahibi insan, kederden de emindir. Hayatın zorlukları karşısında dirençli olur. Sabredenlerin müjdesine erişir.


İmansız hiçbir şeyin kıymeti yoktur ve imanın hakikati, mutlak tasdiktir. İman var, imkan var. İman yoksa, hiç bir şey yok dünya senin olsa bile. 


İman; Allah’a teslimiyet, sadakat ve en güzel özgürlük’tür- hürriyet’tir. Şu ne güzel bir teslimiyet örneğidir:


“Alkolü kat’i olarak yasaklayan Maide Suresi 90, 91. ayetler nazil olmuştu… Efendimiz (sas) bu ayetleri ashabına okurken, ayetin sonundaki “Artık vazgeçtiniz, değil mi?” kısmına gelince, Hz. Ömer (ra) hemen: “Vazgeçtik! Vazgeçtik! Ya Rab!” dedi. Sadece Hz. Ömer değil oradaki bütün Müslümanlar da “artık alkolden, kumardan vazgeçtik Rabbimiz !” dediler. Rasulullah’ın emriyle bir münadi; “Haberiniz olsun ki içki haram kılınmıştır !” diyerek seslenince, tulumları delinip boşaltılan ve küpleri kırılıp, dökülen içkiler, Medine sokaklarında su gibi aktı.” (İbn Hanbel,1,53) 

Bir başka hakiki iman örneği… Hz. Aişe Annemiz anlatıyor: “Allah Teala, ilk muhacir kadınlara rahmet etsin, Nur sûresinin tesettür (örtünme) ile ilgili ayeti (yukarıdaki ayet) gelince, erkekleri hanımlarına varıp Allah’ın indirdiği ayetleri okumaya başladılar. Hanımların hepsi (‘işittik ve itaat ettik’ bilinciyle) Allah’ın emrine uyarak, etekliklerini kesip (uygun ne buldularsa) bunlardan başörtüsü yaptılar ve örtündüler.” (Buhari)


Mehmet Akif bu sarsılmaz imanı; 

“İmandır o cevher ki, ilahi ne büyüktür,

İmansız olan paslı yürek, sinede yüktür”, ifadesiyle anlatmaktadır.


“Başka bir ifade ile ‘güvence’ manasına gelen ‘emniyet’ ile ‘iman’ kelimesi aynı kökten gelmiştir. Zenginken fakir, itibarlı iken hakir, sıhhatli iken hasta, aziz iken zelil, çocukken ihtiyar, ihtiyarken ölünen bu dünyada kişinin kendisini vahşetten kurtarması, korkularını atması ve güvence içinde yaşaması için iman ne büyük nimettir. Onun için iman, yemekten, içmekten, vb. şeylerden önce gelir.”


İman sevgidir. İman; herşeyden önce Allah’ı ve Rasulü’nü sevmek ve tüm müminleri sevmektir. “Sizden biriniz, kendisi için istediğini kardeşi için istemedikçe (tam olarak) iman etmiş olamaz” (Buhari), buyuruyor Efendimiz (sas). 

Rasulullah (sas) yine şöyle buyuruyor; “İmanın lezzetini şu üç haslet bulunan kimse tam manasıyla tatmıştır: 1-) Allah Teala ve Rasulullah’ı dünyadaki herşeyden daha çok sevmesi, 2-) Allah’ın lütfuyla iman nasib olduktan sonra yeniden küfre dönmeyi ateşe atılmak gibi görmesi, 3-) Sevdiğini yalnız Allah için sevmesi.” (Buhari)


İnşallah, bizler imanın lezzetini idrak eden, imanın şuuruna varan, hayatın merkezine tevhidi ve adaleti koyup bunlar için mücahede eden, iman ile bu dünyadan irtihal eden ve iman nimeti emanetiyle diğer tüm insanlığı buluşturmak, ila-ı kelimetullah için gayret eden Allah’ın kullarından oluruz. Rabbimiz, bizlere ve tüm Müslümanlara güçlü, sağlam ve samimi iman ve salih amel nasib eyle… Şuur ver, Allahım. (Amin)


Son cümle olarak diyelim ki, Allah (cc) buyuruyor ki; “Yüzlerinizi doğuya ve batıya çevirmeniz iyilik değildir.  Lakin asıl iyilik; Allah’a, ahiret gününe, meleklere, kitaplara, peygamberlere inananların iyiliğidir ve sevgisini yüreğinde duya duya yakınlarına, yetimlere, düşkünlere, yolculara, yoksullara ve kölelere infak eden, namaz kılan, zekat veren ve söz verdiklerinde sözlerini yerine getirenler, zorda, darda ve savaş alanlarında sabredenlerin iyiliğidir. İşte bunlar doğru olanlardır ve Allah (cc)’a saygısıyla dolu olanlar da ancak bunlardır.” (Bakara, 177)