SEÇİM VE GEÇİM

e-Posta Yazdır PDF

Tarih boyunca hayatın her alanında özellikle de evlilik-aile hayatı ve yönetim-iktidar alanında seçim ve geçim çok önemli unsurlardır. Seçim ile geçim iç içedir, geçim seçime bağlıdır. Geçim yani nasıl olacağı, iyi mi kötü mü gideceği, ne yapacağı seçimle yani işin başındaki tutumumuzla, irademizle ve duruşumuzla alakalıdır.


Evlilik-aile konusunda İslam Dinimiz’in bakış açısı ve prensipleri gayet açıktır. Mü'min kişi, mü'min bir eşle evlenmelidir. (Bakara 221). Kadınlardan hoşa gidenle evlenilmelidir (Nisa 3). Kadın namuslu, fuhuştan uzak ve gizli dostlar edinmeyenlerden olmalıdır (Nisa 25).

Hz. Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: "Resulullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Kadın dört hasleti için nikahlanır: Malı için, haseb ve nesebi için, güzelliği için, dini için. Sen dindarı seç de huzur bul." [Buharî, Nikah 15; Müslim, Rada 53, (1466); Ebu Davud, Nikah 2, (2047); Nesâî, Nikah 13, (6, 68).]


Rasulullah (s.a.v.) buyurdu ki: "Kadın dört şeyden dolayı nikahlanır. Malı için, güzelliği için, dini için ve soyu İçin. Sen bunlardan dini tam olanını seç, (eğer dediğimi yapmazsan) iki elin fakirleşir." (Buharı ve Müslim)


Rasulullah aleyhissalâtu vesselâm, bu hadislerinde evlenme mevzubahis olunca, kadın seçiminde erkeklerin üzerinde durduğu hasletleri- özellikleri belirtiyor: Güzellik, zenginlik, soysop üstünlüğü, dindarlık. Bu hususların hiçbirini aramayan erkek yoktur denebilir. Dinimiz öncelikle din-diyanetin aranmasını tavsiye eder. Bu önemli bir tavsiyedir ki ardından şu ikaz-uyarı gelir Rasulullah (as)’dan eğer dediğimi yapmazsan iki elin fakirleşir. Madden ve manen fakir düşmek ne büyük felaket, Allah muhafaza.


Rasûlullah aleyhissalâtu vesselâm'ın azadlısı Sevbân radıyallahu anh anlatıyor: "Gümüş ve altın (biriktirme) ile ilgili ayet (Tevbe 34) nâzil olduğu zaman halk: "Öyleyse hangi malı biriktirmeliyiz?" diye birbirlerine sordular. Hz. Ömer: "Bunu, ben sorup size haber vereyim!" dedi ve hemen devesine atlayıp gitti. Ben de peşinden gittim. Hz. Ömer: "Ey Allah'ın Rasûlü hangi maldan edinelim?" diye sordu. Aleyhissalâtu vesselâm da: "Her biriniz, şükreden bir kalp, zikreden bir dil, ahiret işinize yardımcı olacak mü'mine bir hanım edinsin (bu özellikleri taşıyan bir hanımla evlensin)" buyurdular."


Rasûlullah aleyhissalâtu vesselâm şöyle buyurmuşlardır: "Mü'min, Allah'a takvada sonra en ziyade sâliha bir zevceden hayır görür. Böylesi bir kadına emretse itaat eder. Ona baksa sürur duyar, bir şeyi yapıp yapmaması hususunda yemin etse, kadın bunu yerine getirerek onu yeminden kurtarır, kadınından ayrılıp uzak bir yere gitse, kadın hem kendi namusu ve hem de adamın malı hususunda hayırhah ve dürüst olur.”


Evet, geçici zevklere değil güzel bir geçime, dünya ve ahiret saadetine talip olan, Allah’a ve Rasulü’ne itaati temel mesele gören Müslüman şahsiyet, yukarıda belirttiğimiz gibi  evlilik-aile konusun da seçime dikkat etmelidir. Aynı şekilde bu hassasiyetini siyaset-yönetim-iktidar alanında da göstermelidir.


Malumunuz siyaset; devleti veya ilgili birimi idare etme sanatı ve insanları, dünya ve âhiret saâdetine yöneltme gayret ve mesaisidir.


Kitabımız Kur'ân'a göre, mülk Allah'ındır, yani yeryüzünde Allah hükmeder. "Göklerin ve yerin hükümranlığı Allah'ındır" (Al-i İmran, 3/189). "Göklerde ve yerde ne varsa hepsi Allahındır" (Lokmân, 29/26).


" Ey İmân edenler! Allah'a ve Rasûlüne itaat edin. Kendiniz (Kurânı) dinleyip durduğunuz halde ondan yüz çevirmeyin" (el-Enfâl, 8/20).


“Ey iman edenler! Allah’a itaat edin, Rasûlune itaat edin ve sizin gibi müslüman olan, kendilerine otorite emanet edilmiş olanlara da itaat edin.” (Nisa: 4/59) Allah’a isyanda, kullukta gevşeklikte kim olursa olsun kula itaat yoktur.


Hz. Enes radıyallâhu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:


"Dinleyin ve itaat edin! Hattâ, üstünüze, başı kuru üzüm danesi gibi siyah Habeşli bir köle bile tayin edilmiş olsa, aranızda Kitabullah'ı tatbik ettikçe... (itaatten ayrılmayın)." [Buhârî, Ahkâm 4, Ezân 54, 56.]


Siyâset ve idâre, adâlet ve istişare temeline dayanır. Hükmedenlere hevâ ve heveslerine, sevgi veya nefrete göre değil, adâletle hareket etmeleri emredilir, Kitabımız’da (el-Mâide, 5/8). İyi müslümanın Allah'a güvenen, kötülüklerden sakınan, hakkı ve hakkını savunan ve gerektiğinde müşavere eden kimse olduğu belirtilir. (eş-Şurâ, 42/36-39)

“Şüphesiz ki Allah adaleti ve iyilik yapmayı, yakınlara karşı cömert olmayı emredip, çirkin olan ve kötü görünen  şeylerle, haksızlığı ve taşkınlığı-fuhşiyatı yasaklıyor ve size böylece düşünesiniz diye öğüt veriyor.” (Nahl: 16/90)


Resûlullah sallallahu aleyhi ve selem buyuruyor: “Hepiniz çobansınız; hepiniz güttüğünüz sürüden sorumlusunuz. Devlet reisi-yönetici de bir çobandır ve sürüsünden (toplumun tamamından) sorumludur. Erkek, ailesinin çobanıdır ve sürüsünden sorumludur. Kadın, kocasının evinin çobanıdır ve sürüsünden sorumludur. Hizmetkâr, efendisinin malının çobanıdır; o da sürüsünden sorumludur. Netice itibariyle hepiniz çobansınız ve güttüğünüz sürüden sorumlusunuz.” (Riyaz’us salihin) "Her çoban kıyamet günü hesaba çekilecektir: - Sürüsüne Allah'ın emrini tatbik etti mi etmedi mi? İslam ile insan arasındaki engelleri kaldırdı mı kaldırmadı mı, insan ve çevre arasındaki uyumu sağladı mı sağlamadı mı, vs. ?"


Rabbimiz buyuruyor: “Onlara (Müminlere) eğer yeryüzünde iktidar verirsek namazı dosdoğru kılarlar, zekatı tam verirler, iyiliği emrederler, kötülüğü yasaklarlar. İşlerin sonu Allah'a aittir.” (Hac 41)


İktidar verdikleriniz, belediye başkanı veya başka bir makama seçtikleriniz namazını kılan, zekatını veren, İslam’ı manen ve madden yaşayan, iyiliği emredip kötülüğü yasaklayan, hakkın hakimiyeti için çalışan kimseler yani şuurlu müslümanlar olmalıdır, diyor Kur’an’ımız. Bu ayeti şöyle tefsir eden ulemamız da olmuştur: Namazınızı dosdoğru kılabilmeniz için, zekatınızı edâ edebilmek için, insanlara emr-i-bil ma'ruf nehy-i- anil münkeri yapabilmek için Müslüman kimselerin-zihniyetin iktidar olması gerekir.


Resûlullah sallallahu aleyhi ve selem: “Cenâb–ı Hakk’ın, yöneticilik nasib bir kimse, yönettiği insanları aldatarak ölürse, Allah Teâlâ ona cennet yüzü göstermez.” Bir başka rivayette: “Onlara sahip çıkıp korumazsa, cennetin kokusunu duyamaz”, şeklindedir. (Kütüb-ü Sitte)


“Müslümanların işlerini üstlenip de onlar için çalışıp çabalamayan hiçbir yönetici, onlarla birlikte cennete giremez.” (Müslim)


Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Yedi kimseyi Allah Teâlâ kendi gölgesinden başka gölge bulunmayan kıyamet gününde, gölgesinde barındıracaktır. Bunlar: Adaletli devlet reisi-yönetici, Rabbine ibadet ederek yetişen genç, gönlü mescidlere bağlı kimse, birbirlerini Allah rızâsı için seven ve buluşmaları da ayrılmaları da bu sevgiye dayalı olan iki şahıs, itibarlı ve güzel bir kadın kendisiyle beraber olmak isteyince ‘Ben Allah’tan korkarım’ diyerek buna yanaşmayan erkek, sağ elinin verdiğini sol eli bilmeyecek kadar gizli sadaka veren adam, tenhâda Allah’ı anıp gözleri yaşla dolan kişidir.” [Buhari ve Müslim]


Ka'b İbnu Ucre radıyallâhu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm bana şunu söyledi:

"Ey Ka'b, seni benden sonra gelecek ümeraya-yöneticiler noktasında Allah için uyarıyorum. Kim onlara gider (destek olur, yanlarında bulunur) ve onların yalanlarını tasdik eder, zulümlerinde onlara yardımcı olursa, o benden değildir, ben de ondan değilim; âhirette havz-ı kevserin başında yanıma da gelemez. Kim onlara gitmez (destek vermez), yalanlarında onları tasdik etmez, zulümlerinde yardımcı olmazsa o bendendir, ben de ondanım; o kimse, havzın başında yanıma gelecektir. Ey Ka'b! Namaz burhandır (delildir). Oruç sağlam bir kalkandır. Sadaka hataları söndürür, tıpkı suyun ateşi söndürdüğü gibi…" [Tirmizî, Salât 433. (614); Nesâî, Bey'ât 35, 36, (7, 160).][63] Evet illa ölçü, illa  istikamet…


Ebu Hüreyre radıyallahu anh anlatıyor: Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdu ki: - "Emanet kaybedilince kıyameti bekleyin." - "Emanet nasıl kaybolur?" diye sordular. - "İşler ehil olmayanlara teslim edilince" diye cevapladı."(Kütüb-ü Sitte)


Resûl–i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Mü’min bir yılan deliğinden iki defa ısırılmaz.” Müslüman uyanık ve dikkatli insandır, kendisini tecrübe tahtası yapmaz. Dikkatsizlik ve tedbirsizlikten dolayı bir defa aldatılsa bile ferasetini kullanarak ikinci defa aynı tuzağa yakalanmaz.


“Allahım! Ümmetimin (herhangi bir yerde veya kademede) yönetimini üstlenip de onlara zorluk çıkaran kimseye sen de zorluk çıkar. Ümmetimin yönetimini üstlenip de onlara yumuşak davrananlara sen de yumuşaklık göster.” (Buhari)


Bir hocamız hep şunu söylerdi: “Üç şeyi iyi idare ediniz, üç şey hususunda dengeli olunuz, çok dikkatli olunuz: Hanımı idare etmek, koltuğu-makamı idare etmek (yönetim-siyaset) ve atı-bineği iyi idare etmek. Şayet sen bunları idare edemezsen bunlar seni idare eder, esir alır.”


Rabbimiz, bizlere dünya ve ahiret saadetimize vesile olacak, dindar-saliha hanımlar ve Müslüman, istikamet sahibi, şuurlu ve ehil-liyakatli idareciler-yöneticiler seçecek şuuru ve bilinci lütfeylesin. Kalplerimizi ve ayaklarımızı hidayetten ve istikametten ayırmasın.