“HAYAT, İMAN VE CİHADDIR.”

e-Posta Yazdır PDF

Biz, Elhamdülillah Müslümanız.


Kur'ân'da, Rabbimiz “Peygamberin size şahid olması, sizin de insanlara şahid olmanız için, size müslüman adını verdi…” (Hac 78), buyurmaktadır.


İMAN: İnanmak. Îtikad. Hakk’ı kabul ve tasdik etmek.


“Müminler ancak Allah’a ve Resulü’ne iman eden ondan sonra asla şüpheye düşmeyen, Allah yolunda mallarıyla ve canları ile cihad edenlerdir. İşte sadıklar ancak onlardır.” (Hucurat, 15)

“İnanıp ta imanlarına herhangi bir zulüm bulaştırmayanlar var ya işte güven onlarındır. Ve onlar doğru yolu bulanlardır.” (Enam, 82)


İslam nedir? İslâm: “Rabbimiz Allah (cc) tarafından insanların dünya ve ahiret saadetine ulaşmaları için gönderilen ilahi nizamdır.

Hz. Adem (as)’dan Peygamberimiz (sas)’e kadar bütün peygamberlerin dini İslam’dır.


Bir olan Allahımız’ın bir dini olur.


Din: Akıl sahiplerini kendi hür iradeleriyle her çağda ve her yerde hayra ileten İlahi Kanundur.


Müslüman kime denir? Allah (cc) ve Rasûlü’nün emirlerine teslim olmuş kimseye denir.

Müslüman Aklına uyanı, Hoşuna gideni, Nefsine uyanı, Rahatına geleni, yapan adam değildir.

 

Din İslam’dır. İslam ise hayattır.

En önemli mesleğimiz ve görevimiz; Allahımız’a Kulluk ve İbadet…


“Ben insanları ve cinleri ancak bana ibadet (kulluk) etsinler diye yarattım.” (Zariyat 56)

Amacımız ferdi, toplumsal ve otoriteye dair ibadetlerimizi yapıp, insanlığın dünya ve ahiret saadeti için çalışarak, Rabbimiz’in rızasını kazanmaktır.


Kulluk görevinin gereği hem yaşadığımız topraklarda, hem de bütün yeryüzünde adil bir dünya kurulsun ve herkes inandığı gibi yaşasın diye çalışıyoruz.

İslam’ın %15’i ferdi, %10’u cemaati, %75’i ise düzeni ve devleti ilgilendirir.


İslam’ın %10’u itikad-iman esasları, %15’i ibadet ve amel, %75’i ise siyaset ve idare hukukudur.


İşte bu sebeple Rabbimiz, “dünyaya salih insanların sahip çıkmasını istemekte”dir. (Enbiya,105)

Rabbimiz  Allah (cc); yaratan, yaşatan ve yönetendir.


“De ki: "Benim namazım, ibadetlerim, hayatım ve ölümüm, yalnızca bütün alemlerin Rabbi Allah içindir.” (6/162)


“Ahirette dünyada Allah’ındır.” (Necm 25)

 

Rabbimiz şöyle buyuruyor: “Sizi sadece boş yere yarattığımızı ve sizin hakikaten huzurumuza geri getirilmeyeceğinizi mi sandınız?” (Müminun, 115) “İnsanlar, imtihandan geçiril meden, sadece "İman ettik" demeleriyle bırakılıvereceklerini  mi sandılar ?” (Ankebut 2) “ Andolsun ki, biz içinizden cihad edenlerle sabredenleri ortaya çıkarıncaya ve yaptıklarınızla ilgili haberlerinizi açıklayıncaya kadar sizi deneyeceğiz.” (Muhammed 31)


Dünya, imtihan alanı… Nimet külfet dengesi, adalet gereğidir.


Rabbimiz (cc)  bizi imtihanla ayrıştırmaktadır, Hak ve batıl ortaya çıksın diye.


Cihad Farzı ne demektir? Bütün gücümüzü ortaya koymak, gayret etmek demektir.


CİHAD: Fert, toplum ve düzen temelinde iyiliklerin yaşanılır hale gelmesi ve kötülüklerin kaldırılması için bütün gücümüzle ve teşkilatlı olarak çalışma mecburiyetini üzerimize yükleyen farzın adıdır.,

Bu yolda maddî ve manevî her türlü gayreti göstermek, daha açık bir ifade ile Allah (cc) tarafından kullarına verilmiş olan bedenî, malî ve zihnî kuvvetleri Allah (cc) yolunda samimiyetle ve ihlasla kullanmak, o yolda feda etmektir. İnsanın maddî-manevî bütün varlığını Allah (cc) yolunda ortaya koyarak Hakk'ın yolunu kesen engelleri  ortadan kaldırmak için çalışma “cihad” dır.


“De ki Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, hısım akrabanız, kazandığınız mallar, kesada uğramasından korktuğunuz ticaret, hoşlandığınız meskenler, size Allah’tan , Resulü’nden ve O’nun yolunda cihad etmekten daha sevgili ise o halde Allah emrini getirinceye kadar bekleyin. (Başınıza gelecekleri göreceksiniz.) Allah yoldan çıkmış topluluğu doğru yola iletmez.” (Tevbe 24)


Hz. Peygamberimiz (sas) cihada dair şöyle buyurmaktadır: “Cihad kıyamete kadar devam edecek bir farzdır.” (Ebû Davûd, el-Cihad, 33) “Halk, zalimi görüp de zulmüne engel olmazlarsa, Allah (cc) onların tümüne azap gönderir.” (Ebu Davud, Tirmizi) “Evet siz , ya zalime engel olursunuz ve onu hakka çekersiniz; ya da bu durum (felaket) sizin başınıza da gelir.” (İbn Mâce, Fiten, 20; Tirmizî, Tefsîru Sûrati'l-Mâide, 7)


“Sizler, cehalet (bilgisizlik) ve dünya sevgisi denilen iki sarhoşluğa düşmediğiniz, emr-i bi’l-ma’ruf ve nehy-i ani’l-münker (iyiliği emredip kötülükten menetme) görevinizi hakkıyla yerine getirip Allah yolunda cihada da devam ettiğiniz sürece Allah’ın apaçık ve dosdoğru yolu üzerindesinizdir.


Aşırı dünya sevgisine yakalandığınızda, iyiliği emredip kötülükten menetme görevini yapmayacağınız gibi Allah yolunda da cihad etmezsiniz. İşte o gün Kur’an ve Sünnet’e tâbi olup bunlarla amel edenler tıpkı bana tâbi olan Muhacir ve Ensar’ın ilkleri gibidirler.” (Heysemi VII/271(Bezzar,M.B.Cebel)


Cihad edenlerin üstünlüğü; Hadis-i Şerifte buyruluyor ki: “Kıyamet günü bir gurup insan haşr meydanına getirilir. Üzerlerinden fışkıran nur arşa kadar yükselir. Mahşer ehli herhalde bunlar Peygamberlerdir, derler. Görevliler, hayır bunlar Peygamberler değil. Dünyada Allah için cihad eden, hakkı tebliğ eden, bu yolda eza ve cefaya uğrayanlardır, derler. Bunun üzerine bütün mahşer halkı derin bir aaah... çeker. Ve keşke bizim vücutlarımız da musibet makaslarıyla doğransaydı da biz de bunların arasında olsaydık, derler. Ancak onların arasına orada değil, dünyadaki amellerle girilir.”

Cihad’ın nihai hedefi: Cihadın gayesi, yeryüzünde Hakk’ı tam anlamıyla tesis etmek ve fitneyi (batılı) yok etmektir.  “Yeryüzünde fitne kalmayıncaya ve din tam anlamıyla Allah’ın oluncaya kadar onlarla savaşın…”(Bakara 193)


İslam’da savaş; kan, gözyaşı, intikam, öldürme, yağma, işgal, terör, baskı ve zulüm için değil bunları ortadan kaldırıp barışı, kardeşliği, hak ve adaleti tesis etmek için yapılır.


İslam barış dinidir. İslam ihya eder, batıl ifsad eder. Tarih bu hakikatin en canlı şahididir.


“O (müminlere) yeryüzünde eğer iktidar, mevki (ve servet) verirsek (şımarıp sapmazlar), namazı dosdoğru kılarlar, zekatı verirler, iyiliği emrederler, kötülüğü de yasaklarlar. (Çünkü bilirler ki) işlerin sonu ancak Allah'a aittir.” (Hacc Suresi 41)


Namaz, zekat, iyiliği emir, kötülüğü nehiy, tevekkül…


Cihadın Aşamaları: Bu farzın beş aşaması vardır:


1. Tebliğ 2. Davet 3. Emr-i bil maruf nehy-i anil münker 4. Kıtal 5. İla-ı Kelimetullah


Bu çalışmalar en güzel örneğimiz ve önderimiz Peygamberimiz (sas)’in metodu ile yapılacak. Kendi kafamızdan yöntem uyduramayız. Aşamalarına dikkat edilmeden yapılacak her çalışma ya ifrat ya da tefridi doğurur. Biz ikisinden de uzak, ehl-i sünnet yolunu takip ediyoruz.

Özetle;


Hayat iman ve cihad’dır.


İMAN, İLİM, AMEL VE İHLAS birbirinden ayrılmaz, bir mükemmel nizamın parçalarıdır.


İhlas ve samimiyet, kulluğun ve cihadın mayasıdır.


Sonuç itibarıyla Muhterem Merhum Prof. Dr. Necmettin Erbakan Hocamız’ın ifadeleriyle;


“Allah’a hakkıyla kul olmayan, davasına er olamaz.” Bu sebeple,


1) Hakkı üstün tutacağız, batılı değil.

2) Maneviyatçı olacağız, materyalist, maddeci değil.

3) Nefis terbiyesini esas alacağız, nefse esareti değil.


Ve şu 3 çivi daima gündemimizde olacak, inşallah:


1. İslamsız saadet olmaz. İslam, hayat nizamıdır. (İSLAM)

2. Şuurlu Müslüman olacağız. (ŞUUR)

3. Cihad farzını eda edeceğiz. (CİHAD)


“Allahım, Bize hakkı hak olarak göster ve bizi hakka tabi olmakla şereflendir.

Batılı da batıl olarak öğret ve bizi batıldan uzak durmakla kıymetlendir.” (Amin)

 

Ne mutlu fert, cemiyet ve tüm otoriteler bazında, hakkın hakimiyeti ve insanlığın dünya ve ahiret saadeti  için, her zaman ve her yerde, ihlas ve samimiyetle, canla başla çalışanlara ! Vesselam.