Rasulullah’ın Son Tavsiyesi Neydi ?

e-Posta Yazdır PDF

“KARDEŞLERİMİ GÖRMEYİ ÇOK ARZU EDERDİM.”


Sevgili Peygamberimiz (s.a.s) buyurdu ki: “Kardeşlerimizi görmüş olmayı çok arzu ederdim.” 


Ashab: “Ey Allah’ın Rasûlü! Biz senin kardeşlerin değil miyiz ?” diye sordu. 


Efendimiz: “Siz benim ashabımsınız, kardeşlerimiz ise henüz gelmemişlerdir” buyurdu.


Ashab:“Peki ümmetinden henüz gelmemiş olanları nasıl tanıyacaksın, Ya Rasulallah ?diye sorunca, Rasulullah (s.a.s) da: “Bir adamın, alnı ve ayakları beyaz olan atları, siyah ve koyu renkli atlar arasında bulunursa o adam kendi atlarını tanımaz mı, ne dersin ?” diye sordu.


Ashab: “Evet, Tanır Ya Rasulallah”, deyince

Alemlerin Efendisi (sas) şöyle buyurdu: “Onlar abdest aldıklarından ötürü yüzleri, kolları ve bacakları nurlu geleceklerdir ve ben Havz’a onlardan önce varmış olacağım…” (Müslim)


“KİTAB'I OKU ve NAMAZI KIL”


- “(Resûlüm!) Sana vahyedilenKitab'ı oku ve namazı kıl. Muhakkak ki, namaz, hayâsızlıktan ve kötülükten alıkoyar. Allah'ı anmak elbette (ibadetlerin) en büyüğüdür. Allah yaptıklarınızı bilir.” (Ankebut,45) 


Namaz, hayata müdahale eder. Namaz’la günde 5 defa “senin her konuda emirlerini yerine getiriyorum, Ya Rabbi” diyerek, Yüce Allah’a tabir-i caizse tekmil vermiş oluyoruz


“Emrolunduğu gibi abdest alanın ve emrolunduğu gibi namaz kılanın geçmiş (küçük) günahları (ameli kusurları) bağışlanır.” (Nesai)


- Bir adam gelip, ‘Ya Rasulallah, öyle bir amel göster ki bana, yaptığımda beni Cennet’e yaklaştırsın, Cehennem’den uzaklaştırsın,’ dedi.


Rasulullah (sas): “Allah’ı bir bilip, hiçbir şeyi ortak koşmazsın, namazı dosdoğru kılar, zekatı (eksiksiz) verirsin, akrabanla ilgilenir (onlara iyilik edersin)”, buyurdu… (Müslim)


- Abdullah b. Mesûd (r.a.) şöyle nakletmiştir: Allah Resulü'ne (as): Hangi amel en faziletlidir?diye sordum. "Vaktinde namaz kılmaktır" buyurdu. Sonra hangisidir? dedim: "Ebeveyne (ana-babaya) iyilik etmektir" buyurdu. Sonra hangisidir? dedim: Allah yolunda cihad etmektir" buyurdu. (Sahih-i Müslim)

NAMAZ ve ANA-BABAYA İTAAT


Sahabeden Abdullah bin EbîEvfâ (ra) anlatıyor: Resul-i Ekremin (as) huzurunda bulunduğumuz bir sırada ona birisi gelerek: "YâResûlâllah, ölüm döşeğinde yatan bir genç var. Kendisine, 'Lâ ilâhe illâllah, de' dendiği halde (bir türlü) bunu söyleyemiyor" dedi.


Resul-i Ekrem (as): "Namaz kılar mıydı?" diye sordu.

Adam: "Evet, (kılardı)" dedi. Bunun üzerine Resul-i Ekrem (sas) kalktı. Biz de onunla kalktık. Resul-i Ekrem gencin yanına girdi ve ona: "Lâ ilâhe illâllah' de" buyurdu. "Söyleyemiyorum."


Resul-i Ekrem (a.s.m.), "Niçin?" diye sorunca,


Gelen adam: "Annesine âsi idi" dedi.


Resul-i Ekrem: "Annesi sağ mı?" diye sordu.


Oradakiler: "Evet sağdır" dediler.


Resul-i Ekrem: "Çağırın gelsin" buyurdu. Onlar da kadını çağırdılar, kadın da geldi.


Resul-i Ekrem kadına: "Bu senin oğlun mudur?" diye sordu.


Kadın:  "Evet" dedi.


Resul-i Ekrem kadına: "Bak şurada büyük bir ateş (olsa) ve 'Oğluna şefaat edersen onu bu ateşte yakmayız; fakat şefaat etmezsen bu ateşte yakarız' deseler ne yapardın? Şefaat eder miydin ?" diye sordu.


Kadın:  "Onun şefaatçisi ben olurdum" dedi.


Resul-i Ekrem: "O halde ondan râzı olduğuna, Allah-u Teâlâyı ve beni şâhit göster" buyurdu.

Kadın: "Allah'ım! Seni ve Resul-i Ekremi şâhit tutuyorum. Oğlumdan râzı oldum (hakkımı ona helâl ettim)" dedi.


Bunun üzerine Resul-i Ekrem (sas) hasta gence:

- "'Lâ ilâhe illâllahuvahdehû lâ şerikeleh ve eşhedüenneMuhammedenabdühû ve Resulüh' de" diye buyurdu. Hasta hemen şehâdet getirdi. Bunun üzerine Resul-i Ekrem (as):


- "Allah'a hamdolsun ki, benim vasıtam ile bu (genci) Cehennem ateşinden kurtardı" dedi. (Hadisi Taberânî ve Ahmed bin Hanbel )


Demek ki, birincisi, namaz kılmamak îmansız kabre girmeye sebep olabilir.


İkincisi, anne-babanın rızâsını almamak, büyük dâvâyı kaybettirebilir.

Bu gerçeğin bizleri tir tir titretmesi lâzım… 


Rabbimiz tüm gençleri ve tüm mümin erkek ve hanımları, namazını dosdoğru kılan ve anne babasının rızâsını kazananlardan eylesin.


SECDEMİZ, KULLUĞUMUZUN İZİDİR


Namaz, Allah’a kulluğun en güzel ve en kâmil ifadesidir. Namaz ibadetini, en kamil manasıyla Rasûlullah (sas), ikame etmiştir (kılmıştır.) Sevgili Peygamberimiz, ashabına ve ümmetine de, “Namazınızı benim kıldığım gibi kılın!”, (Buhari) buyurmuştur.

Efendimiz (sas), namazdan hiçbir zaman taviz vermemiş, derin bir aşk ve vecd ile dosdoğru kıldığı namazı, hayatının esası kılmıştır. O (sas), Rabbi’nin huzurunda olduğunun şuurunda, tazim ve haşyet duyguları içinde ifa ettiği  farz namazların dışında, her fırsatta nafile namaz kılar, sevinçli ve üzüntülü anında hemen namaza koşardı.


“Namaz, gözümün nuru kılındı”, diye buyuran, Kainat’ın Efendisi (sas), yeni Müslüman olanlardan namaz hususunda isteksiz görünenlere asla izin vermemiş ve namazsız bir dinin olamayacağını vurgulamıştır.


- MuteGazası’na gitmek için hazırlanan “Peygamber Dostları’dan”, Abdullah b. Revaha (ra), gül yüzüne hasret kalacağı Efendimiz’in (as) yanına gelip vedalaştıktan sonra:


- “Ya Rasulallah! Bana ezberleyeceğim ve aklımdan hiç çıkmayacak bir şey tavsiye buyur”, deyince, 


Peygamberimiz (sas) ona:

- “Sen yarın Allah’a pek az secde edilen bir ülkeye varacaksın. Orada secdelerini ve namazlarını çoğalt”, buyurdu. (Vakıdi)


Rabbimiz, has kullarını hep secdelerde seçiyor bilinciyle namazlarımızı çoğaltalım, inşaallah.


RASULULLAH’IN SON  TAVSİYELERİ


Rasulullah (sas) son anlarında Yüce Allah’ın rükuda tazim edilmesi ni, secdede çokça dua edilmesini ve namaza dikkat edilmesini de tavsiye etti.

Ummu Seleme Radıyallahu anha, RasûlullahSallallahu aleyhi vesellem’ in vefat ettiği hastalığında sürekli olarak “Namaz, namaza ve elleriniz altın 

da bulunan kölelerin haklarına riayet edin”, diye tekrarlayıp duruyordu” demiştir.”


Evet, Kutlu Nebi’nin son tavsiyesi de namaz olmuştur. O halde “haydin namaza, haydin kurtuluşa” diyerek ümmet olarak camilere, namaza e duaya koşalım.