Kime Benziyoruz?

e-Posta Yazdır PDF

Estetik operosyanlara tonla para harcanıyor.Bie ünlüye benzemek uğruna bıçak altına yatılıyor.

   Bir manken sadece bir defile de beş dakika görünecek diye,kendini eski kadın başbakanımıza benzetmek  için defalarca estetik ameliyat geçiriyor.Yüzünü,bir daha asla eski haline gelemeyeceğini bile bile değiştiriyor.Ve bunu iş aşkı diye tanımlıyor.

   Bir genç yıldız olmaya karar veriyor.Dünyaca ünlü bir star olacaksan bu yüzle olamazsın denince,19 yaşında 19 operasyon geçirip kendini yabancı bir ünlüye benzetiyor.

   Bir çocuk doğuyor,ilk gördüğümüz de illa birİne benzetme hastalığımız var.Eğer çocuğu görmediysek soruyoruz.Kime benziyor?

   Meşhur birine benzetilmek övünülecek bir şey olarak algılanıyor.Yeter ki meşhur olsun.Ahlaki durumu,yaptıkları hiç önemli değil.Benzemek ve benzetilmek bu kadar önemli ise soralım kendimize;


Peki Ya Biz Kime Benziyoruz?
   Suretleri yaratan rabbimizdir. Ki suretlerimizi yaradan rabbimiz,yapılan bu tür değişikliklerden razı değil.Ancak siret olarak değişmek olgunlaşmak Rabbimizin emridir. Şeklen kime benzediğimize verdiğimiz önem kadar,en az o kadar, ,siret yani ahlak olarak kime benzediğimize önem vermeliyiz.

   Peki Ya Biz Kime Benzemeliyiz?Kimi örnek almalıyız.Kendimizi kime benzetmeye çalışmalıyız?

   Benzemek yani TEŞEBBÜH dinimiz de oldukça önemli bir konudur.Zira Rasulullah s.a.v. buyurur ki:Kim bir kavme benzemeye çalışırsa o ondandır.

Yahya Bin Muaz hz. Şöyle buyurur:?
 "EVLERİNİZ, Rum Kayserinin evlerine;
 LÜKSE HAYRANLIĞINIZ, Kisra'nın tutumuna;
 SERVET PEŞİNDE KOŞMANIZ, Karun'un anlayışına;
 SALTANATINIZ, Firavun'un saltanatına;
 NEFİSLERİNİZ, Ebû Cehil'in nefsine;
 G URURUNUZ, Ebrehe'nin gururuna;
 YAŞAYIŞINIZ, sefihlerin yaşayışına benziyor.


 ALLAH İÇİN SÖYLEYİN!
 MUHAMMEDÎ OLANLAR NEREDE?"

   Evet Allah c.c. için söyleyelim bizim giyim kuşamımız,yaşantımız,konuşmalarımız,evlerimiz kime benziyor?

   Bir gün, bir münasebetle Efendimiz (sav), buyururlar ki:

   "- Gün gelecek, siz, sizden evvelkilerin yoluna girecek de karış karış, adım adım onları takip edeceksiniz. Hatta onlar kelerin deliğine girse (en kötü yerlere girse ve en pis işleri yapsalar bile) siz de onların peşinden gideceksiniz." Yani, siz onların nereye gittiklerine, ne iş yaptıklarına, iyi mi, kötü mü yaptıklarına bakmayacak, onları taklit edeceksiniz. Erkekleri kulaklarını deldirseler, siz de deldirecek, saç uzatsalar siz de uzatacaksınız. Soyunsalar soyunacak, giyinseler giyineceksiniz. Nasıl yaşarlarsa siz de öyle yaşayacak, nasıl yiyip içerlerse siz de öyle yiyip içecek, neye taraftar olurlarsa siz de ona taraftar olacak, neye karşı çıkarlarsa siz de ona karşı çıkacaksınız. Ne şekilde idare edilirlerse siz de öyle idare edileceksiniz de kendi inanç ve adetlerinizi, kendi örf ve kültürünüzü unutacak onlara tabi olacaksınız. Ashabı Kiram;

   "- Bunlar, Yahudiler ve Hıristiyanlar mı ya Rasülallah?" dediler. Efendimiz (sav) de:

   "- Başka kim olacaktı ya...?" diye, onları teyit etti.
   Bu benzeme konusu öyle hassas bir konu ki Efendimiz ibadette dahi onlara benzemeyi hoş görmemiş ve aşure günü tutulan orucun Yahudiler tarafından bir gün tutulduğunu öğrenince;

   -Biz bu orucu tutmaya onlardan daha layığız.Ancak onlara muhalefet etmek için üç gün tutunuz.Diye buyurmuştur.

   Peygamber Efendimiz’in (asm) başka kavimlere benzemeyi yasakladığı hadislerinden bir kaçı şöyledir:
   * Abdullah bin Amr bin As (ra) der ki: “Resulullah (asm) benim üzerimde usfur bitkisi ile sarıya boyanmış iki elbîse gördü ve: ‘Bu küffâr elbîselerindendir. Bunu giyme’ buyurdu.

   *Peygamber Efendimiz (asm) buyurdu ki: “Müşriklere (her hal ve hareketinizle) muhalefet ediniz ve benzemeyiniz. Sakallarınızı bırakınız ve bıyıklarınızı kısaltınız

   * Peygamber Efendimiz (asm) buyurdu ki: “Yahudî ve Hıristiyanlar saç ve sakallarını boyamazlar. Siz onlara muhalefet ediniz. (Kına ile boyayınız
   Abdullah ibni Mes'ud(ra) ....dedi ki:Muhakkak ki ben Rasulullah (sav) şöyle derken işittim:

   "Kim bir kavmin(topluluğun) karartısını(sayısını)çoğaltırsa o da onlardandır. Ve kim bir kavmin amelinden razı olursa onların amellerinde ortaktır."(İbni kesir Cami’u-Mesanid ve's-Sünen (27/308) hadis no: 589)
   Özellikle bu hadis-i şerif ler çok önemli psiko-sosyal gerçeklere işaret eder. Şekli benzeşmenin sonuçta itikadı benzeşmeye götüreceğini anlatır

   Bu konuya şöyle bir örnek verelim.Bu örnek yılbaşın da birçok kardeşimizin telefonu na mesaj olarak ta gelmiştir mutlaka.

   Düşününki gayrimüslim bir komşunuz var.Kurban bayramına sayılı günler kalmış,herkeste bir telaş bir koşuşturmaca.Ve siz bu komşunuzu görüyorsunuz.Bir koçun boynuzundan asılmış,çeke çeke evine götürüyor.Ne düşünürdünüz?Herhalde bu adam müslüman oldu derdiniz.Peki ya bir hıristiyan sizi yılbaşı için sevinçli ve mutlu bir şekilde birbirinizi tebrik ederken,yılbaşını kutlarken görünce ne düşünüyordur?

   İmam Rabbani hz. de kafirlerin özel günlerini kutlamak ve onlara benzemekle alakalı şu önemli açıklamayı yapar MEKTUBAT adlı eserin de: Müşriklerin bayramlarını ve resmi günlerini taz'zim etmede şirke kuvvetli bir ayak basma vardır. Hem müşriklerin dinini ve hem de İslam Dinini tasdik edip hem İslam'ın ve hem de kâfirlerin hükümlerini beraberce yapmak isteyen kimse müşriktir. Çünkü küfürden beri olmak İslam'ın şartındandır. Tevhit ise ancak şirk şaibelerinden sakınmakla gerçekleşmektedir.

   Bu Hadis işeriflerden ve İmma Rabbani hz. nin   bu sözlerin den anlıyoruz ki:   

   Hayatmızda ki gerek ibadet,gerek günlük yaşam olsun herhangi bir konu da başkalarına benzemek asla caiz değildir.

   Şimdi asıl önemli olan soruyu soralım.

Peki Biz Kime Benzemeliyiz?
   Bu soruya kayıtsız şartsız verilecek cevap elbette ki şu olmalıdır;Biz Allah ın Rasulü ne benzemeliyiz.Benzemekte ancak örnek almakla mümkün olur.Bu konu ile alakalı Kitabımız da buyrulur ki, Allah'ın Resulünde sizin için güzel bir örnek vardır" (Ahzâb Sûresi, 21)

   Benzemek ancak örnek almakla mümkün olur ise biz de benzememiz gereken kişinin hayatını iyice bilmek zorundayız.Zira bilmediğimiz bir şeyi yaşayamaz,tanımadığımız bir kişiyi örnekte alamayız.

   Rasulullah s.a.v. nasıl yerdi,nasıl içerdi,nasıl uyurdu,ev hayatı nasıldı,devlet başkanlığı nasıldı gibi,tabandan tavana her konuda Efendimizin s.a.v. hayatını öğrenip,kendi hayatımızı da bunun üzerine inşa etmeliyiz.

   Mevlana Celalaeddini Rumi hz. nin bir kıssası vardır,bu konu da bize ışık tutacak. Mevlana hz. Oruçludur.Eve gelip hanımına;

  -iftar edecek bir şey var mı?diye sorar.

   Hanımın dan Hayır hiçbirşey yok.Cevabını alınca der ki;

   Elhamdulillah Evimiz Bugün Rasulullahın Evine Benzedi

   Şifa Tefsiri isimli eserin yazarı Mahmur Toptaş Hocaefendi Nisa suresi:136. Ayeti kerime nin tefsirin de şöyle bir olayı anlatır:

   - Yakın dostlarımızdan bir ta­nesi Eski İslam Enstitüsünü ve de Ankara Siyasalı bitirdikten sonra, İngiltereye doktora yapmak için gitmişti. Doktorayı yaptı ve geldi. O anlattı bana.

   Londra'da camide oturuyoruz diyor. Caminin imamı var, onunla bera­ber. Derken bir İngiliz girdi içeriye. İmama dedi ki; "Ben müslüman ol­mak istiyorum." İmam onu misafir etti. Ona izzet-ikram etti. Çay yaptı. Orada hazır olanlardan ne varsa onlardan da ikram etti. Dinimizin güzel­liklerini ona bir daha arzetti. Yani Kelime-i şehadetle neyi söylediğini, neyi kabul ettiğini biraz açıklayarak anlattı. Adam Kelime-i şehadeti ge­tirdi, ayrılacak.

   Ayağa kalktı ve hocaya dedi ki; "Bu kapıdan kâfir olarak girdim. Müslüman olarak çıkıyorum. Müslümanlar bir kapıdan çıkarken nasıl davranırlar? diye imama sordu. (Yani öyle yapacak o da.) İmam zekii ta­bi diyor. Derhal hatırına geldi, demiş ki; camidesin, camiden çıkarken sol ayak atılarak çıkılır. Sol ayağını at ve şu kelimeyi de söyle. Onu ezberle-tiverdi diyor. (Bismillahirrahmanirrahim) diyerek çık demiş.

   Şimdi o camiden sol ayağını atarak ve besmele ile bize de gülümse­yerek çıktı. Sonra imamla bir daha görüştüm ben. İmam demiş ki; Yahu ne güzel bir adama çattık böyle. O akşam telefon etti bana "Ben yatıyo­rum müslümanlar nasıl yatar?" demiş. O da demiş ki; Müslümanlar sağ tarafı üzerine yatarlar, sırtüstü de yatarlar, sol tarafı üzerine de yatarlar ama; yüz üstü yatmayı pek tercih etmezler.


   Bunun birkaç duası da var ama sen yine (Bismillahirrahmanirrahim) de. İlerde göstereceğim ama bu gece (besmele) ile yat. İster sağ tarafına, ister sol tarafına, ister sırtüstü yat, demiş.

   Hoca demiş ki; "Gel Ali. (Arkadaşın adı Ali) ikimizde birden bir şehadet getirelim, yeniden bir müslüman olalım" demiş. Biz tuttuk, o imamla yeniden bir şehadet getirdik, ve müslüman olduk yeniden. Yani bundan sonra yapacağımız her işin; sünnette ve Kur'an da acaba nasıl ya­pılmış, araştırarak yapalım diye karar verdik, diyor.

   Yarım günlük bir müslümanın derdi,Rasulullah a s.a.v benzemek.Yani hakiki anlamda bir Müslüman olmak.

   Ya doğduğu günden beri Müslüman olan bizlerin derdi ne?

   Şimdi dönüp kendimize bakalım.Evlerimiz kılık kyafetimiz,yaşantımız kime bezenziyor?

   Bir Allah dostu şöyle buyurur:Dış benzemeden iç benzemez.

Hz.Ömer r.a. da şöyle burmuştur;
  -İnandığı Gibi Yaşamayan,Yaşadığı Gibi İnanır.

   Biz Rabbimize inanıyoruz ELHAMDÜLİLLAH.O zaman emirlerine titizlikle riayet etmeliyiz.Zira iman davası kuru gürültüden ibaret değildir.

   Biz Hz. Muhammed a.s. efendimizize iman ediyoruz.Öyleyse O nun hayatını kendimize örnek almak zorundayız.Zira iman ve sevgi itaati gerektirir.

   Biz Kuran-ı Kerim e iman ediyoruz.Öyleyse Kitabımızda tarif edilen Müslüman modeline benzemek için gayret etmeliyiz.

   Günde 40 kere Fatiha okuyoruz.Bu konunun önemine binaen Rabbimiz namaz kılan kullarından şu duayı günde 40 defa yapmasını istiyor.Ve Fatihasız tek rekat kılsak namazımızı kabul etmiyor.

Ve biz günde kırk defa diyoruz ki:
   -Yarabbi!Bizi doğru yola ilet.(Ama biz doğrunun ne olduğunu bilemeyiz).Sen bizi kendisine nimet verdiklerinin yoluna yani peygamber ve velilerin yoluna ilet.(Bizi onlara benzet).Ya Rabbi!Bizi sapıtan ve gazaba uğrayanların yoluna iletme.(Bizi Yahudi ve hristiyanlar gibi olmaktan,onlara benzemekten muhafaza et.)  AMİN