Muhafaza Eden Muhafaza Olunur

e-Posta Yazdır PDF

   Şeriati muhafaza edeni Allah c.c. muhafaza eder.Hz. İbni  Abbas r.a. buyurmuştur ki:Bir gün bir hayvanda Rsulullah ın arkasında oturuyor idim.Bana buyurdu ki:Ey delikanlı! Sana bir kaç kelime öğreteceğim. ALLAH c.c.'ı muhafaza et ki, ALLAHc.c.'ta seni muhafaza etsin. ALLAH c.c.'ı muhafaza et ki O'nu karşında bulasın. İsteyeceğin zaman ALLAH c.c.'tan iste ve yardım taleb edeceğin zaman ALLAH c.c.'tan yardım talebet.

   Bilmiş ol ki, bütün ümmet herhangi bir hususta sana fayda vermek için bir araya gelmiş olsa, ancak ALLAH c.c.'ın senin için takdir ettiği hususta sana yararlı olabilirler.

   Aynı zamanda, sana herhangi bir hususta zarar vermek için bir araya gelmiş olsalar, ancak ALLAH c.c.'ın senin aleyhinde takdir ettiği bir hususta sana zarar verebilirler. Kalemler kalkmış ve sayfalar (mürekkepler) kurumuştur." (Tirmizi,kıyamet sayfaları)

   Bu hadis i şerif ten yola çıkarak diyebiliriz ki:Her kim Allah ın muhafazası altında olmak,sıkıntılardan kurtulmak.ebedi saadete kavuşmak istiyorsa, Allah ın koyduğu kurallara bil-a istisna uymaya azami dikkat etmelidir.Hakikate ve marifete ancak şeriat caddesinden gidilir.Hedeflenen kutsal menzile ancak hayatın her alanında şeriati tatbik ile varılır.Ve şeriatten kıl kadar taviz veren, tazire maruz kalır.

   Şeriati muhafaza etmenin önemini iyi kavrayabilmek için aşağıda yazılı olan üç kıssayı dikkatle okuyalım inşallah.

Birinci Kıssa:
   Beni Sakif ten bir heyet Rasulullah s.a.v. efendimize geldiler.Oldukça rahat ve pervasız tavırlar içerisindeydiler.İslam dinine girmeye karar vermişlerdi.Ancak oldukça ukalaca şartları vardı.Alemlere rahmet s.a.v.efedimizin yanına kabul edildiler.İçlerinden biri söz alarak şöyle dedi:

   Ey Muhammed!Biz senin dinine girmeye karar verdik.Ancak bazı şartlarımız  var.

   Sen bizim mahsullerimizden öşür vermemizi emretmeyeceksin.Faiz alacaklarımızı alana kadar faizi bize helal sayacaksın.Ancak aleyhimize olan faizleri ödemeyeceğiz.Lat adlı putumuza ibadet etmeyeceğiz ama bir yıl süreyle ona adanan adaklardan faydalanmamıza engel olmayacaksın.Mekke yi nasıl harem ilan ettiysen bizim Vecd adlı bir vadimiz var aynen orayı da Mekke  gibi harem ilan edeceksin.Kölelerle ve fakirlerle bizi oturtmayacaksın kısacası Araplara karşı bize bir takım farklı hasletler vereceksin ki biz de senin dinine girelim.
(Zemahşeri, Keşşaf, cilt: 5, sh: 188)

   Bu teklifini hiç utanmadan sunmuştu Sakif heyeti gelecek cevabı bekliyordu heyecanla.Gerçi 'evet' cevabı alacaklarından o kadar emindiler ki.Oldukça kalabalık ve etkin bir kabile idiler.Onların müslüman olması ardından başka kabilelerinden müslüman olmasına sebep olabilirdi. Bu nedenle 'Muhammed asla bu teklifimizi geri çeviremez' diye düşünüyorlardı.

   Ancak  hiç beklemedikleri birşey oldu.Tüm sahabenin ve Rasulullah efendimizin kalbini tireten ve kıyamete kadar Kuran ı Kerimi okuyacak herkesin kalbini titretecek, şeriatten zerre kadar taviz vermenin ,nedeni ne olursa olsun ve bu tavizi verecek kişi de kim olursa olsun,nasıl bir sorumluluk ve ceza gerektireceğini kalplere nakşeden ayeti kerimeler nazil oldu.İşte bahsi geçen ayet i kerimeler;İsra 73-74- ve 75.Ayetler

   Eğer Sakif kabilesinin teklifi kabul edilse idi, şehadet getirince belki  kalpleri  yumuşayacaktı ve tekliflerinden vazgeçeceklerdi.,ve şeriati olduğu gibi yaşamak isteyeceklerdi.Hem onlarla beraber birçok kabile İslam a girebilirdi.Tüm bunlar varsayımdı.Ancak ortada bir hakikat vardı.Oda şeriat.Ve her ne sebbeple olursa olsun asla taviz verilemezdi.İşte bu inen ayet i kerimeler de bunun en açık dedili idi.

   73:Müşrikler, sana vahyettiğimizden başka bir şeyi yalan yere bize isnat etmen için seni, nerdeyse, sana vahyettiğimizden saptıracaklar ve ancak o takdirde seni candan dost kabul edeceklerdi.

   74.Eğer biz sana sebat vermemiş olsaydık, nerdeyse sen onlara birazcık meyledecektin

   75:O takdirde, muhakkak hayatın da, ölümün de azabını sana kat kat tattırırdık. Sonra bize karşı kendin için hiçbir yardımcı bulamazdın.
İkinci Kıssa:
   Benî Mahzum kabilesinden bir kadın hırsızlık yapmıştı.Yaptığı suç deliller ile sabit olunca kadının elinin kesilmesi kararı verildi..Beni mahzun kabilesi kalabalık ve oldukça etkin ,sözü geçen bir kabile idi.Kureyş le de ittifakları vardı.Kadın da kabilesinin ulularından birinin kızı idi.Eğer eli kesilirse aralarındaki ittifak bozulur korkusuna kapıldı Kureyş den bazı kimseler. “Bu kadının durumu hakkında Rasûlullah (sav)’den kim şefaat isteyebilir?” diye kendi aralarında müzakere etmeye ve bu durumu Rasulullah a s.a.v. arzadecek bir adam aramaya başladılar..İçlerinden bazıları:

   - “Bu işe sadece Rasûlullah (sav)’in çok sevdiği Üsâme b. Zeyd (ra) cesaret edebilir” dediler.

   - Üsâme (ra) Rasûlullah (sav)’in huzûruna çıkarak onların isteklerini Efendimize iletti.. Bunun üzerine Rasûlullah (sav) Üsâme’yi :

   - “Allah’ın koyduğu cezalardan birinin uygulanmaması için,şeriatten taviz vermem için  aracılık mı yapıyorsun?” diye azarladı. Sonra ayağa kalktı ve orada bulunan  herkese şu konuşmayı yaptı :

   Rasulullah s.a.v. efendimiz orada bulunanlara ve kendisine şeriati uygulamaması için aracı olanlara öyle bir söz söyledi ki,artık bundan sonra değil şeriatten kıl kadar taviz verilmesini teklif etmek,bunu akıllarından dahi geçirmemeleri gerektiğini anladılar. İşte Efendimizin tam bu anda söylediği o ibret dolu sözler ;Rasulullah Efendimiz şöyle buyurmuştur:Eğer hırsızlık yapan kızım Fatıma  olsa idi, O nun dahi elini keserdim.
Buhârî, Hudûd 11, 12

Üçüncü Kıssa:
   Bediüzzaman.Asrının en güzeli.Hayatı,mücadelesi,eserleri,sözleri ile dopdolu ve tavizsiz bir hayat nasıl yaşanır öğreten güzellerden bir güzel işte. Hayatı tutuklanmalar,hapisler,yasaklanmalar,engellenmeler ile geçmiş bir mubarek.Gene bu tutuklamalardan biri.20 eylül 1943 tarihini göstermekte  takvimler.Isparta savcısından gelen talimat üzerine tutukladılar.Ağır hasta olmasına rağmen  3 ekim 1943 te askeri konvoyla Çankırı  üzerinden Ankara ya gönderdiler.Ankara’da daha önceden tutulan ve otel görevlisi kılığına girmiş polislerle doldurulan Kastamonu Oteli’ne yerleştirdiler.Bu arada Ankara Valisi Nevzat Tandoğan Said Nursi hz. ni’ Valiliğe çağırtarak başından sarığını çıkarıp,şapka giymesini istedi.Hatta elindeki şapkayı zorla giydirmek için teşebbüste bulundu.Ancak Bediüzzamna hz. eli ile boynunu gösterirken dili ilede öyle bir cevap verdi ki ,bu cevap ile hem vali hem orada bulunanlar hemde bu olayı kıyamete kadar okuyacaklar, davaya,dine,şeriate bağlılık nasıl olur sorusunun cevabını en tatminkar bir şekilde almış oldular ve almaya devam edecekler inşallah.

   'Hakiki imanı elde eden bir adam kainata meydan okuyabilir' diyerek  bu sözünü hayatı ile ıspatlayan ,Said Nursi hz.nin, başından sarığını çıkarıp,zorla şapka giydirmek isteyenlere verdiği tokat gibi cevabı şudur;

   Bediüzzamn hz. eli ile boynunu gösterek,dili ilede en muhteşem cevabı vermiş ve kendisine zorla şapka giydirmek isteyen valiye dönüp: “Bu sarık ancak bu başla çıkar” buyurmuştur.           (Abdülkadir Badıllı, Bediüzzaman Said Nursi: Mufassal Tarihçe-i Hayatı, İstanbul 1990, C.2, s. 832. )

   Elbette kıssalar anlatıp geçmek için değil,hisse almak,ibret almak,hayatımıza çeki düzen verebilmek,her işimizi şeriate göre yaşayabilmek için bizim yolda ki işaretlerimizdir.Bu nedenle anlatılan her kıssadan mutlaka alacağımız hisseler vardır.işte bu kıssalardan payımıza düşenler:

   Şeriattır cümle işlerin başı,
   Şeriatsız tarikat şeytan işi,
   Her kimde olmazsa ilmi şeriat,
   Onun şeyhi şeytandır bil ki mutlak."

   Nasıl hayatımızı idame ettirmek için Allah ın koyduğu bedensel kurallara uymak,yemek yemek,ifrazat yapmak zorunda isek,aynen öyle sosyal hayatın idamesi için de Allah ın c.c. koyduğu kurallara uymak mecburiyetindeyiz

   'Bir kişi dese ki, yemek yemek ve tuvalete gitmek milyonlarca yıl evvelin kuralı,yani gerici bişey,Ben bundan sonra yemekte yemeyeceğim,ifrazatta yapmayacağım'.

   Böyle diyen bir adamın vücudu felç olmaya ve ölmeye nasıl mahkum,yaptığı şeyin adı nasıl ahmaklık  ise ve hem nasıl ahmaklıktan kurtulmak hemde sağlıklı birşekilde hayatını sürdürmek için Allah c.c. ın ,koyduğu bedensel kurallara uymak zorunda ise,işte aynen böyle ,sosyal hayatla,aile hayatı ile kısacası tüm hayatımız ile alakalı kurallardada aynı şekilde Allah ın koyduğu şeriat gereği yaşamak mecburiyetindeyiz..Bu kuralları gericidir,1400 yıl evvelin kuralıdır.Geçerliliğini yitirmiştir diyerek arkasına atan,Kur an dan ayrılan toplumların hayatının  hem ekonomik hem ahlaki hem de sosyal olarak nasıl felç olduğunu hep beraber görmekteyiz.

   Öyle ise hayat kitabımız olan Kur anı Kerime sımsıkı sarılalım.Mubarek kitabımızı öpüp koklanan azami saygı gösterilip ancak  asgari uyulan,uygulanan  bir kitap olmaktan çıkarıp,başucu kitabı yapalım inşallah.Düzenli olarak katıldığımız bir tefsir dersi olsun.Kısacası kitabımızı öğrenelim,yaşayalım,yaşatalım inşallah.

   Bir sünnet olan sarığı çıkarmamak için başını feda edecek yüreğe sahip olan Bediüzzaman ve bir farzı yapmak uğruna zevkinden dahi  vazgeçmeyen bizler.İşte Ayeti Kerimeler,hadisi şerifler ve örnek insanlar ve işte biz.Haydi bir BESMELE çekelim.Ve yeni bir şehadetle iman tazeleyip Kur andan kıl kadar taviz vermeden yaşamaya çalışacağımız  yeni bir hayata merhaba diyelim.VARMISINIZ?