Tatil İçimizde

e-Posta Yazdır PDF

Bir eğitim öğretim yılını daha geride bıraktık. Şimdi çoğumuzun zihinlerin de dinlenmek, eğlenmek, gezmek kısaca tatil yapmak var. Kimine göre tatil yıldızı bol bir otel de, açık büfe sunulan yemeklerden doyasıya yemek, yüzmek, güneşlenmek. Kimine göre tatil , memleket ziyareti yapmak, kimine göre ise zihni dinlendirecek sakin bir yerde bir süre vakit geçirmek. Kimine göre ise, müslüman tatil yapmaz.


Peki bizler tatil denildiğinde ne anlamalıyız. Dinlenmek için illa bol yıldızlı bir yerlere gidip , bol harcama yapmak mı gerekir ? Zihni ve bedeni yorgunluklarımızı atmak için mutlaka bavullu seyahatlere çıkmak şartı var mıdır?


Mevzu derin biraz. Zihni yoracağa benziyor. Yazı bitince kısa bir tatile çıkarız dinlenmek için. Ama önce konuyu anlamaya çalışalım. Önce Kitabullah’ tan bir ayet;

5. Elbette zorluğun yanında bir kolaylık vardır.

6. Gerçekten, zorlukla beraber bir kolaylık daha vardır.

7. Boş kaldın mı hemen (başka) işe koyul,

8. Yalnız Rabbine yönel. (inşirah suresi)


Ne kadar zorlanırsak zorlanalım her işin bir kolaylığı mutlaka var diyor Allah c.c. 


Tüm işleri, kainatın tüm düzenini yaratan Rabbimiz, yarattığı her işin zorluğu ile mutlaka kolaylığı olduğunu bildiriyor bu ayette. Hemen devamın da ise; “Bir işten boş kaldığın da, bir işi bitirdiğin de hemen başka bir işe yönel” diye buyuruyor.


Bu dört ayeti kerimeyi incelediğimiz de, tefekkür ve tedebbür ettiğimiz de anlıyoruz ki; Tatil anlayışımız işimiz bittiğin de bomboş kalmak, bomboş işlerle meşgul olmak, hayatı rölantiye almak, yeniden verimli çalışabilmek için bir süre uzaklaşmak olmamalı. Dünya hayatının ahirete nispeten kısalığını düşünerek, çalışma zamanımızın aslında ne kadar az olduğunu anlamamız gerekmektedir. Bu nedenle, sonsuz olan aleme yatırım yapmak için elimiz de kısıtlı bir süre olduğunu düşündüğümüz de, yapmamız gereken asıl şey, ayette bildirildiği gibi, bir işi bitirdiğimiz de yeni bir iş ile meşgul olmanın, kendimiz, çevremiz ve insanlık için nasıl güzel ve faydalı işler yapabileceğimizin derdinde ve gayretinde olmaktır. 


Peki müslüman tatil yapmak için bir yerlere gitmez mi ? Müslüman tatil yapar elbette. Gezer de, Ama Israf etmemek, gösteriş yapmamak, gezdiği yerleri, yediği içtiği şeyleri sosyal ortamlar da paylaşmamak şartı ile ve gezdiği yerler de tefekkür ederek, o nimetleri vereni hatırlayarak yapar. Aksi halde o gidilen tatil ne dinlenme olur, ne huzur getirir. Çünkü huzur kalpte dir, Kalbi itmi’nan-ı yakalayan insan için her gece uykusu bile tatil olur. 


  Furkan Suresi nin 47. Ayetin de ise şöyle buyuruyor;

Size geceyi örtü, uykuyu rahatlık kılan, gündüzü çalışma zamanı yapan Allah’tir...


Bu ayeti kerime de ise; uykunun rahatlık , dinlenme yani tatil olduğu ifade ediliyor. Bizler ise gündüzün tüm gailesini taşıyarak heder ettiğimiz bir uyku ile dinlenemiyoruz elbette. Oysa başımızı yastığa koyduğumuz da kalbimiz rahat olsa, uyku elbette dinlenme olacak. Peki kalp nasıl rahat olacak ?


Bunun cevabını da bize yine Rabbimiz veriyor. Rad Suresi 28. Ayette. 


Bilesiniz ki, kalpler ancak Allah’ın zikri ile mutmain olur. 


Mutmain olan kalp huzurlu olur. Aradığımız biraz huzur değil mi? Tatile çıkmanın, gezmenin, eğlenmenin amacı huzur bulmak değil mi? Oysaki işin sırrını bize tüm işleri ve tüm duyguları yaratan veriyor. Kalbin aradığı mutmain olmaktır. Mutmain bir kalbin sahibi ise huzurlu olur. Başını yastığa huzurla koyan için ise her gece güzel bir tatil ve dinlenme fırsatıdır. Mutmain olmanın yolu ise sadece ZİKİR den geçer. Ama bu durum da aklımıza şöyle sorular gelebilir. Peki bu zikir taneli tesbihle mi, basmalı tesbihle mi yoksa dijital tesbihle mi yaparsak daha makbul olur? Tv izlerken zikir yapılır mı? Beşbin mi çeksek daha makbul olur yoksa yedibin mi? Evet aklımıza bu sorular gelebilir dedik. Ama bunu elbette ironik bir anlatım olarak, zikir konusuna sığ bakışımızı ifade etmek için yazdık. Aslında aklımıza gelip sormamız gereken sorular bunlar mı yoksa tek bir sorumu dur? ZİKİR NEDİR ?


Elbette bu durum da ‘zikir nedir’ sorusunu sormak ve bunun en sağlıklı cevabını aramak ve bulmak bizim için, huzur ve tatmini yakalayarak tüm hayatımızı tatil e çevirmenin sırrını verecek, yolunu gösterecektir. 


Bizler zikir dendiğin de anlamamız gereken şeyin, tüm hayatımızı adeta bir zikir ibadetine çevirmek olduğunu bilmek ve bunun farkındalığına ermek zorundayız. Tüm hayatı zikre çevirmek ise, kainata tefekkür gözü ile bakmakla mümkün olur. Okullar kapandı ama kainat okulu her daim açık bizler için. Bakmak değildir marifet. Asıl marifet görmektir. Bir çiçeğin açışını, bir bitkinin incecik gövdesi ile kalın ve sert toprağı yarışını, kışın kupkuru ağaçların yazın meyveye duruşunu, hayvanların yavrusunu doyurmasını, karıncanın kış hazırlığı yapmasını, gecenin gündüzü , gündüzün geceyi sarmasını, mevsimlerin ardı ardına gelmesini, insanın doğması büyümesi ve yaşlanmasını, topraktan yaratılan bedenin yeniden toprak oluşunu, gülün kokusunu, suyun sesini kısacası saymakla bitiremeyeceğimiz, ağaçların kalem denizlerin mürekkep olsa dahi yazmaya yetmeyeceği nimetleri görmek ve en önemlisi o nimetlere bakarken onların Rabbimiz den olduğunu , bizlere karşılıksız lütfettiğini düşünmek ve tüm bu nimetler karşısında her an şükretmek. İşte hayatı zikrederek yaşamanın ve bu vesile ile kalbii tatmine erişip her anımızı huzur ile doldurmanın sırrı. Bu aynı zaman da tüm hayatımızı tatil gibi huzurla yaşamanın da sırrıdır. Kısacası TATİL İÇİMİZ DE …….KALBİMİZ DE …..

Sözü , kesin olmamakla birlikte Hitit‘lere ait duvar yazıların da bulunduğu iddia edilen mana itibari ile hoş bir dua ile bitirelim. 


Allah’ım Beni Yavaşlat

Allah’ım, 

Beni yavaşlat 

Aklımı sakinleştirerek kalbimi dinlendir... 

Zamanın sonsuzluğunu göstererek bu telâşlı hızımı dengele... 

Günün karmaşası içinde bana sonsuza kadar yaşayacak tepelerin sükûnetini ver. 

Sinirlerim ve kaşlarımdaki gerginliği, 

Belleğimde yaşayan akarsuların melodisiyle yıka, götür. 

Uykunun o büyüleyici ve iyileştirici gücünü duymama yardımcı ol... 

Anlık zevkleri yaşayabilme sanatını öğret; 

Bir çiçeğe bakmak için yavaşlamayı, 

Güzel bir köpek ya da kediyi okşamak için durmayı, 

Güzel bir kitaptan birkaç satır okumayı, 

Balık avlayabilmeyi, hülyalara dalabilmeyi öğret... 

Her gün bana kaplumbağa ve tavşanın masalını hatırlat. 

Hatırlat ki yarışı her zaman hızlı koşanın bitirmediğini, 

Hayatta hızı arttırmaktan çok daha önemli şeyler olduğunu bileyim...

Heybetli meşe ağacının dallarından yukarıya doğru bakmamı sağla. 

Bakıp göreyim ki, onun böyle güçlü ve büyük olması yavaş ve iyi büyümesine bağlıdır... 

Beni yavaşlat Allah’ım ve köklerimi hayat

toprağının kalıcı değerlerine doğru göndermeme yardım et. 

Yardım et ki, kaderimin yıldızlarına doğru daha olgun ve daha sağlıklı olarak yükseleyim. 

Ve hepsinden önemlisi... 

Allah’ım

Bana değiştirebileceğim şeyleri değiştirmek için CESARET,

Değiştiremeyeceğim şeyleri kabul etmek için SÜKÛNET,

İkisini birbirinden ayırt etmek için de AKIL ver...