Güneş Gibi Gerçekler

e-Posta Yazdır PDF

        1-    Allah azze ve celle KÂDİRDİR, MUKTEDİRDİR. Göklerde ve yerde O’nun kurdeti kesindir, kimse o kudretin önünde var olduğunu iddia edemez. Ve Allah Teâlâ’nın kudreti, sonradan kazanılma bir kudret değildir. Dilemek o kudretin tahakkuku için yeterlidir. Meleklere, cinlere, insanlara ve hayvanlara hatta cemadata o kudreti ile hükmetmektedir Allah. Ne bu zamana kadar ne de bundan sonra hiçbir güç, O’nun iradesine karşı ortaya çıkabilecek bir irade beyan edemeyeceği gibi, O’nun yapmayı dilediğini de engelleyemeyecektir. Çünkü Allah Teâlâ kâdirdir, muktedirdir. Denizlere bakan o kudreti gödüd. Dağlara bakan görür. Bir karıncaya ve bir file bakan o kudreti görür. Kendine bakan insan da üzerinde O’nun muhteşem kudretini görür. ‘Bir göz kıpırdatması’ kadar bir zaman, her şeyin olması veya yokluğu için yeterlidir o kudretin önünde.


        2-    Allah azze ve celle ALÎMDİR; RAKÎBDİR. Biliyor. Bilmek neyi gösteriyorsa ondan daha çoğunu, öğrenme ihtiyacı olmadan biliyor. Hiçbir şey O’nun bilgisi haricinde olamaz. Ne O’na kulluk edenler ne de ısyan estirenler, O’nun bilgisi dışında değildirler. Her şey O’nun bilgisi ve kontrolündedir; iyi de kötü de, güzel de çirkin de.

            ‘Sen herhangi bir durumda bulunsan, Kur'an’dan herhangi bir şey okusan ve sizler herhangi bir iş yapsanız, daha siz bir şeye girişir girişmez, üstünüzde biz size şahitizdir. Gökte ve yerde zerre kadar bir şey ve ondan daha küçük ve daha büyük hiçbir şey Rabbinden kaçmaz ve hepsi apaçık bir kitaptadır.’ (Yunus, 61)

        3-    İnsan acizdir, çaresizdir. Güç ve kuvveti cılızdır. İnsan kendi başına kalsa bir an bile ayakta duramaz. Allah onu korursa o var olabilir. Tam anlamıyla ‘Allah'tan başka güç ve kuvveti olmayan’ bir mahluktur. İnsanın var zannettiği ne varsa o da geçicidir. İnsanın ürktükleri de geçicidir, cılızdır. İnsan cılız olduğu için cılızları büyütür gözünde. Asıl korkulacak olanı unutur da korkulmaya değemzlerden korkar.


        4-    İnsan, acizliğine rağmen, etrafındaki çemberi kıracak sebeplerle de donatılmıştır. O sebepleri kullanmayı becermesi hâlinde kendisini daraltan, bunaltan çemberi kırabilir.

            Sebepleri kullanmakla sebeplere tapınmak arasında  dengeyi kurabilen insan mü'min insandır. Allah'ın yardımı da onun üzerine gelecektir. Çünkü iyiyi de kötüyü de yaratan ve bir plan üzerinden yeryüzüne yayan Allah Teâlâ, batılın adamlarını ayakta tutarken hakkın adamlarına da adamlıklarını ispat edecek gayretlere girmelerini ve sebepleri iyi kullanmalarını emretmiştir. Denge bu plan üzerinde yürümektedir. Planın işleyişine uymayanların beklenti içinde olamları hakları değildir.


        5-    En büyük kanunlardan biri herkesin kendini değiştirmesi kanunudur. Millet olarak da fertler olarak da bakıldığında Allah, değişeni değiştirecek, değişmek istemeyeni olduğu gibi bırakacaktır. Elbette bu değişme isteği bir dilekçeyle talep edilen bir istekten çok tavırlarla ispat edilen bir talep olarak ortaya konacaktır.


            Ra’d suresinin on birinci âyeti bu hakikati hiçbir tartışmaya mecal bırakmayacak şekilde anlatmaktadır. Surenin on birinci âyeti bu hakikati beyan ediyor ama biz dokuzuncu âyetinden on ikinci âyetine kadar olan kısmı bir arada görelim ve Kur'an’ın üslubunu da anlamaya çalışalım:


            ‘O’dur görünmeyeni ve görüneni bilen ve her şeyden ulu, her şeyden üstün olan!

            Sizden sözü gizleyen de açığa vuran da, gece gizlenen de gündüz belirip ortaya çıkan da, O’nun için birdir.

            Onları devamlı olarak önlerinden ve arkalarından Allah'ın emriyle takip edip denetleyen izleyiciler vardır.

            Bir toplum kendi durumunu değiştirmedikçe şüphesiz Allah onların durumunu değiştirmez.

            Ve eğer Allah bir topluma kötülük/helâk dileyecek olursa, onu onlardan kimse uzaklaştıramaz ve onlar için Allah'tan başka bir koruyucu yoktur.

            Korkuyla ve umutla O’dur şimşeği size gösteren ve ağırlaşmış bulutları üretip yaratan!’


            Anlatılacak olan kural şudur:
            ‘Bir toplum kendi durumunu değiştirmedikçe şüphesiz Allah onların durumunu değiştirmez.’ Ama bu bize anlatılırken Allah etala’nın farklı kudret örnekleri arasında anlatılmaktadır. Gökte gördüğümüz şimşekten, üzerimize düşen yağmura kadar her şeye hükümranlığı olan ve her şeyi bilen Allah: ‘Bir toplum kendi durumunu değiştirmedikçe şüphesiz Allah onların durumunu değiştirmez.’demiştir. bunu anlamaya mecburuz. Duadan önce bu gelmelidir.


            Evet, pek çok sebep vardır. O sebepler elde edilecektir ama bizim Allah Teâlâ’dan göreceğimiz yardımın ya da Allah'ın bizim için zafer lütfetmesinin temel dayanağı, bizim değişmek istediğimizi göstermemiz olacaktır. Fert olarak da toplum olarak da değişme heyecanımız, zaferimizin müjdesidir.


        6-    Bizi kuşatan sorunlar kemerinin kırılabilmesi için yük bizim omuzumuzdadır. Biz değişeceğiz ki Allah da değiştirecek. Ve bu değişim isteği, temennileri aşacak günlük hayatımızın bölümleri arasına girecektir.

            Konuşan yerine iş üreten, üretilene katılan müslüman,

            Allah'ı ve dinini her şeyin üstünde seven, O’na güvenen,

            Gelecek endişesini ‘dinin geleceği, insanların imanla ölmesi’ olarak anlayan,

            Kalbe dünya sevgisini bir put olarak sokmayan, dünyayı Allah'ın gördüğğü gibi bir sinek kanadı kadar bile etmez görebilen,

            Mübahlar içinde boğulup kalmayan, cihadı en ulvi görev bilebilen,

            Kavramlarını hayat ilkesi olarak kullanan, insanlara ve dünyaya Kur'an’ın baktığı gibi bakan,

            Allah'ın yasaklarının toplumda yer bulmasınndan uykuları kaçan Müslüman, değişim talebi olan Müslüman’dır.

            Kurtuluş da bu Müslüman neslin elinde biiznillah gerçekleşecektir.