Gün Ortasında Teheccüd

e-Posta Yazdır PDF

Farz namazlardan sonra en değerli nafile namazın gece namazı, teheccüd olduğu herkesçe bilinen bir hakikattir. Gecenin ihya edilmesi yönündeki en önemli amel de gece namazıdır. Adı gece namazı, teheccüd, gecenin ihyası veya ne olursa olsun teheccüd namazının Allah katındaki değeri çok yüksektir. Günahların affına vesile olması, sahibini günaha girmekten koruması gibi nedenlerden öte, gece teheccüdü peygamberlerle anılan bir ibadettir. Salihlerin, velayet yolunda koşanların ibadetidir.


Ebu Ümame al-Bahilî radıyallahu anh Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:

‘Gece namazına kalkınız. O sizden önceki salihlerin işidir. Rabbinize yakınlıktır. Kötülükleri örter. Günahları uzaklaştırır.’ (Tirmizî, Daavat,101/3549)


Gece namazı olan teheccüdün, bir tarikata mensubu olanlara mahsus, ileri dereceden İslamî bir hayat yaşamak isteyenlere mahsus ibadet çeşitlerinden sanılması şüphesiz hatadır. Bir nafile ibadet olarak teheccüd, Allah’a yakın olmayı uman her mü’min için mühim bir ameldir.


Henüz sabah namazını cemaatle eda etme sıkıntısı çekiyor olmamız, gecenin ihyası anlamına gelen teheccüdü yok saymamıza neden olmamalıdır. Kalplerimizin körelmesine, dünyevileşme hastalığının bünyemizi istila etmesine karşı yapmamız gereken ilk işlerden biri geceyi ihya etme gayretidir şüphesiz.


Allah Teâlâ, kullarına rahmetiyle muamele buyurduğu için hayır yollarının bazılarına alternatifler koymuştur. Birini yapamayanın diğerinden yararlanmasını murat etmiştir. Ticaretinden, sıhhat inden kaynaklanan bir nedenle gece namazını ihya edemeyen, büyük ecirden mahrum olmasın diye ‘gece namazının sevabını kazandıran’ ameller göstermiştir. Evet, gecenin ortasında kalkıp namaz kılarak geceyi ihya edenin kazandığı ile uyku baskısının olmadığı bir zamanda başka bir ameli yaparak aynı sevabı elde etmek elbette beklenemez. İnsan gözüyle bakıldığında durum böyledir.


Bazı insanlar, gece namazındaki sevabı kazandıran ve gecenin yarısında uykudan uyanmanın zorluğu gibi bir zorlukla eda edilmeyen ibadetleri kendileri için ‘geceyi ihya’dan kurtaran ibadetler olarak görebilir ve bunu suiistimal edebilirler. Şunu bilmekte yarar vardır: İbadetleri ibadet yapan niyettir, ihlastır. Allah Teâlâ kimin ne özrü bulunduğunu gayet iyi bilmektedir. Neyi neden yaptığımızı bizden iyi bildiğine göre bir aldanma yok demektir. Olsa olsa, kuma başını sokmak olabilir.


Geceyi ihya etmek veya teheccüd namazını kılmak kadar ecir kazandıran ibadetler vardır. Keşke gece ihyasına da muvaffak olsak bunları da yapabilsek! O zaman çift kazanç sağlamış olurduk. Ama geceyi ihya etmeyi beceremiyorsak, işte Allah’ın açtığı yedek kapılar. O kapıları bari kullanalım.


Yatsı ve sabahı cemaatle kılmak gün ortası teheccüddür:


Osman bin Affan radıyallahu anhın rivayetine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdular ki: ‘Kim yatsıyı cemaatle kılarsa gecenin yarısını ihya etmiş gibidir. Kim yatsıyı ve sabahı cemaatle kılarsa geceyi ihya etmiş gibidir.’ (Ebu Davud, Salat, 48/ 555 (Buradaki lafız ona aittir); Müslim, Mesacid, 46/1489; Tirmizî, Salat, 51/221)


Namazların cemaatle kılınmasına dair yapılan tembihler bir kere daha önümüze konmuş olmaktadır. Ayrıca yatsı ve sabah namazlarının cemaatle kılınmasına karşı münafıkların gösterdiği gevşeklik de dikkate alınmalıdır.


Öğlenin farzından önceki dört rekât gün ortası teheccüddür:


Bu dört rekât nafilenin önemi hakkında farklı rivayetlerde farklı müjdeler vardır. Hatta Aişe radıyallahu anha validemiz, bir nedenle farzdan önce bu dört rekâtı kılamaması halinde Peygamber aleyhisselamın farzdan sonra kıldığını bildirmiştir. (Tirmizî, Salat, 200/426)

Ancak farzı kılabilecek kadar vakit bulduğu için öğlen namazından önceki bu dört rekât nafileyi kılmaya vakit bulamayanlar, ikindi namazına kadar herhangi bir vakitte kılarak bu büyük ecirden yararlanabilirler. İbni Ebu Şeybe’nin Musannef’inde bu dört rekât namazın seher namazına muadil olduğu rivayet edilmiştir. (5940)


Her gece yüz ayet okumak gün ortası teheccüddür:


Temim ed- Darî radıyallahu anh Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemden şöyle rivayet etmiştir: ‘Kim bir gecede yüz ayet okursa ona gece ihyası ecri yazılır.’ (Ahmed, 17083; ed-Darimî, 3324)


Yüz ayet on dakikadır. Gecenin herhangi bir anında okunabilir. Kur’an’ın herhangi bir yerinden okunabilir. Ezber okunabilir, bakarak okunabilir. Özellikle okunması zorunlu bir yer yok.


Bir sebeple gece okuyamayan için de Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ikinci müjdesini vermiştir: ‘Okumayı adet edindiğini okumayı bir nedenle unutan veya uyuya kalan, sabah namazı ile öğlen namazı arasında onu okursa gece okumuş gibi sevap yazılır ona.’ (Müslim, Salatülmüsafirin, 18/ 1742)


Her gece bir şeyler okuyarak yatmak, bir vird edinmek unutulmaması gereken sünnetlerdendir. Böyle biline! Bu Ramazan ayını Kur’an hatimleri ile donatıp, on bir ayı Kur’an’sız geçirmekle aynı şey değildir.


Bakara’nın son iki ayeti gün ortası teheccüddür:


Buharî ve Müslim’in rivayet ettiği bir hadiste Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, Bakara suresinin son iki ayetini okumayı gecenin yeterli ameli olarak göstermektedir:


‘Kim, gece Bakara’nın son iki ayetini okursa onlar ona yeter.’ (Buharî, Fadailül-Kur’an, 10/ 5009; Müslim, Salatülmüsafirin, 43/1875)


Bu iki ayetin bu denli ecir kazandırması elbette, mü’mine bununla yetinme rehaveti getirmeyecektir. Daha fazlasını kazanma, Allah’a daha yakın olma hedefi hiçbir zaman vazgeçilmez bir hedeftir.

Güzel ahlâk gün ortası teheccüddür:


‘Mü’min, güzel ahlâkı ile gece oruçlu gündüz namazda olanların derecesini yakalar.’ (Ebu Davud, Edeb, 8/4798; Ahmed, 25527)


Zira gece namaz kılan uyku arzusunu dizginlemiş ve o imtihanı kazanmıştır. Oruç tutan, yeme hırsını dizginlemiş ve o imtihanı kazanmıştır. Güzel ahlâkta muvaffak olan ise farklı insanların mizaçlarına karşı mü’min kimliğini koruyarak pek çok açıdan nefsinin ve şeytanın tuzaklarına karşı imtihan kazanmıştır. Çünkü ahlâk, insanlarla güzel geçinmek ve onlara eziyet etmemektir. İmandan sonra güzel ahlâk en büyük nimettir. Ahlâk güzelliği Peygamber aleyhisselama yakınlıktır.


‘Sizin bana en sevimliniz, kıyamet günü bana meclis olarak en yakınınız ahlâkı en güzel olanlarınızdır.’ (Tirmizî, el-Birr, 71/2018)


Dul ve miskinlerle ilgilenmek gün ortası teheccüddür:


Ebu Hureyre radıyallahu anhın rivayet ettiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: ‘Dul ve yetim için koşuşturan Allah yolunda cihad eden gibidir veya gece namaz kılan, gündüz oruç tutan gibidir.’ (Buharî, Nefakat,1/5353; Müslim, Zühd, 2/7393)


Bireysel olarak veya bir kurumun himayesi altında dullarla ilgilenen veya miskinlerin ihtiyaçlarını karşılamaya çalışanların gecelerin karanlığında namaz kılanlar gibi olduğu sahih hadislerle sabittir. Yeter ki bu büyük amele riya ve menfaat gibi şaibeler karışmasın.


Bir günlük ribat gün ortası teheccüddür:


Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin sözü sahih yollarla bize ulaşmıştır. Mü’minlerin cephelerinden bir cephede bir gün ve geceyi ribatta geçirmek, o gecenin ayını oruçla ve gecelerini kıyamla geçirmekten daha hayırlıdır: ‘Bir gün ve gece ribat, o ayın oruç ve kıyamından daha hayırlıdır. O ölecek olsa yaptığı amel onun için yazılır, rızkı ona gelir. Kabir azabından emin olur.’ (Müslim, İmare, 50/4915; Nesaî, Cihad, 39/3168)


Peki ribat nedir? Ribat cephedeki nöbettir. Mü’minlerin cephesi neresi ise orada ribat vardır. Yeter ki ribat için murabıt bulunsun.


Gece namazına niyet gün ortası teheccüddür:


‘Gece teheccüde kalkmaya niyet ederek yatağına giren biri, uykusu ağır bastığı için sabaha kadar uyur kalırsa, niyeti ona yazılır. Uykusu da Rabbinden ona bir sadaka olur.’ (Nesaî, Kıyamülleyl, 63/ 1786; İbni Mace, İkametüssalati, 177/ 1344)