Namaz

e-Posta Yazdır PDF

Namaz… Adını zikrettiğimde önce duruyorum biraz…
Sanki bu tek kelime, altında binlerce mana barındırıyor
ve ben hepsinden birazcık hissediyorum, içimin ta içinde…
Sonra onları toparlayıp zihnimde canlandırıyorum. Ve o
duraksamadan alıyorum kendimi ama bir türlü ifade edemiyorum
hissettiklerimi… Öyle tarifsiz, öyle sığdırılamaz ki sözcüklere…
Anlatılamaz… Yaşanır namaz… Hissedersin önceleri... Minik
yağmur damlacıklarının tek tek, tane tane pencereye vurması gibi…
Bir iki damla düşer yüreğine, bir iki his ile önce kalbindeki
pürüzleri törpüler yavaş yavaş… Sonra damlacıklar üst üste
düşmeye başlar ve sonunda her taraf olduğu gibi ıslanır…
Her vakitte biraz daha törpüler kalbindeki pürüzleri işte…
Sonra tıpkı pencerenin boydan boya ıslanmasıgibi o his
sarıverir yüreğini…

 





Artık törpüleme işi bitmiş, duygularınla bütünleşen tüm
gerçekliği fark etmişsindir… Ve devam eder yağmaya…
Sağanak sağanak… Artık her damlacıkta biraz daha, biraz
daha dersin… Doyumsuzdur çünkü artık senin için… Tüm
samimiyetinle kucaklarsın o damlaları… Seversin onu,
tarifsiz seversin… Ve en güzel yanı ise; sevgin karşılıksız
değildir… Aksine sen sevdikçe o kucağını açar sana...
Hatta o da sana koşmaya başlar bir süre sonra… Öyle
vazgeçilmezin haline gelir ki, tarifi yok, yalnızca yaşar,
hissedersin… Hani insanlar ekmek yemeden, su içmeden
yaşayamazlar ya… İşte öyle bir şey oluverir namaz… Bir
vaktini kaçırsan ondan ayrı kaldığın için üzülürsün,
üzüntünü içine atarsın belki ama bu tıpkı bir gün aç susuz
kalmakgibi gelir insana… Dindiremezsin bu sancıyı… Başka
bir şeyle dolduramayacağın gibi karnını, ruhunu da
dolduramazsın! Ne büyük bir nimettir oysa namaz…

 

 




Bazen canın bir şeylere çok sıkılır hani… Hırsını, hıncını
alamazsın   hiçbir yerden… İçin içini yemeye başlar ve aklına
şeytanın  verdiği vesveselerden başka bir şey gelmez belki…
İşte tam o sırada, birden yerinden kalkıp elini yüzünü
yıkayarak önce  bir kendine gelirsin… Sonra güzel bir
abdestle hiçbir amaç için değil, yalnızca o sıkıntıdan
kurtulmak için… O güzel  abdestinle iki rekât namaz
kılarsın… Alnını secdeye koyduğun  an, yüreğinin
hafiflediğini hissedersin… O baskı kalkıp  gitmiştir
içinden ve rahatlarsın… Bak, ne kadar büyük bir
nimetmiş namaz… Ama şimdi hissedemezsin bunu tabii
sen de haklısın… Yaşaman, sadece bir kez yaşaman yeterli…
Oysa sen o anda kalkıp namaz kılmak yerine, annene bağırıp
öfkeni ondan almaya da çalışabilirdin ya da buna benzer
başka olumsuz bir şeyle de… O zaman için rahatlar mıydı?
Tıpkı alnını secdede hissettiğin o tarifsiz an gibi olabilir
miydin? Bak, ne kadar büyük bir nimetmiş namaz…

 

 





Ben hayata namazla başladım… Namazsız geçirdiğim yıllarımı,
aç ve susuz, bitkisel hayattan ibaret görüyorum… Çünkü ben
namazla öğrendim her şeyi… Şu an içinde bulunduğum durumun
ve hayalini kurduğum geleceğin tam zıt yönünde ve yolundaydım…
İlk defa, ikindi namazını kıldım… Ve o bana öyle tatlı,
öyle tarifsiz hisler yaşattı ki… Sonra bir de akşam namazını
kılayım dedim ve sonra yatsıyı… Ve ertesi gün, bugün de namaz
kılayım dedim… Ve bugün… Sonra merak ettim bilmediklerimi,
sorup soruşturdum, araştırdım ve buldum sonunda… Ait olduğum
yeri, yapmak istediğim şeyi… Sil baştan kurdum hayatımı,
hayallerimi… Zorlu sınavlardan geçtim önceleri… Olmaz,
dediler; gitme, dediler; hayatını ziyan etme, gel, dediler…
Hatta o kadar ki; yoksa başındaki örtüyü sana baskı
yaptıkları için, zorlamalar yüzünden mi taktın dediler…
Hepsine tebessüm ettim sadece… Ve devam ettim yoluma,
başımı hiç eğmeden… İşte bu, namaz sayesinde oldu…

 

 




Eğer ben, hayatımla ilgili en doğru kararları verdiysem
ve yılmadan devam ettiysem, işte bu namazımla oldu… O
ikindi vaktinin feyziyle de istersen ya da nasipte o varmış
de… Ne dersen de… O vakit, namazla başladı her şeyim…
İyi ki varsın namaz… Beni mutluluğa sen götürdüğün için…
İyi ki varsın namaz… Olduğum gibi, tüm samimiyetimle
Rabbimle  beni baş başa getirdiğin için… Her sıkıntımı,
her derdimi, şükrümü, her şeyimi ona sunmama, secdeye
kapanmama, ona  yalvarıp yakarmama, af dilememe ve en
önemlisi günahlarımdan  ötürü gözyaşı dökmeme vesile
olduğun için… İyi ki varsın namaz… Bazen düşünüyorum
da namazın dışında ne kadar az dua ediyorum Rabbime…
Namaz olmasa demek; hiç dua etmek aklıma gelmeyecek
mi yoksa? Bak, ne büyük nimet namaz… Hem bir de o Allah,
öyle bir Allah ki; bana daha neler sunuyor…

 

 




O birbirini takip eden iki vaktin arasında benim işlediğim
küçük günahları bağışlıyor… Seni sevmemem için hiçbir
sebep yok namaz! Hiçbir engel yok… Aksine koşar adım
geleyim diye açmışsın kucağını ey Rab’imin dua, peygamberimin
dininin kapısı namaz! İyi ki varsın namaz… İyi ki varsın…
Herkese nasip olmaz başını secdeye indirmek… O nasıl bir
aşk, nasıl bir feyizdir… Tarifi yok… Rabbime itaati kabul
görmek, yüceliğini, azametini ve karşısında acizliğimi,
ona nasıl da muhtaç olduğumu ispat etmektir secdeye kapanmak…
Ve bu nimet, herkese nasip olmaz… Nasıl atlarım ben, nasıl
unuturum bir vakit namazı? En yakın arkadaşıma verdiğim
buluşma sözünün tam saatinde orada olurken; nasıl Rabbim
beni çağırdığında gitmem? Bunu nasıl yaparım ben? Olacak şey
mi sen söyle! Ama arkadaşıma giderken, yolda yürüyeyim diye
ayaklarımı da Rabbim vermedi mi bana? O bana daha neler
neler vermedi mi? Ben nasıl onu ihmal edebilirim, nasıl
çağrısını duymazdan gelebilirim? Sonra gücenmez mi bana
Rabbim? Namazım üzülmez mi ya? Ne yaparım? Nasıl Rab’imden
af dilerim? Yine secdeye kapanmam gerekmeyecek mi af
dilemek için?



Bak, ne büyük nimet; namaz! Bak ne büyük nimet; namaz…