Bir Dervişinin Gözü ile Hacı Şaban Efendi Hazretleri - 2

e-Posta Yazdır PDF

Dergâhlar büyük manevi eğitim alanlarıdır. Dergâhlarda bir
şeyh efendinin dizinin dibinde bulunup sohbet bereketinden
faydalananlar kelimelerin ifade edemeyeceği büyük lütuflara
nail olurlar. “Görünmeyen üniversite”dir dergahlar. Oralarda
eğitime tabi tutulanlar bir üniversitelinin vakıf olamayacağı
nice nimetlere ererler. “El ele, el Hakka” düsturuyla
sohbetin ve birlikteliğin feyziyle çok şey öğrenirler, çok
farklı kişilik olurlar. İşte bu nimete erenlerden bir esnaf,
bir ilkokul mezunu olan değerli abimiz Nureddin Burak beyefendi
hayatı boyunca Sultan Hacı Şaban efendi Hazretlerinde
görebildiklerini kaleme yansıtmış, sohbetlerde not tuttuğu iki
defteri bizlere ileterek büyük bir hayra vesile olmuştur.

 

 


Kendisinden Allah Teâlâ razı olsun. Dergah pisikolojisi açısından,
bir müridin efendisinden alabildikleri şeyler açısından çok önemli
bir ürün bu satırlar.Kelimelerine ve cümlelerine dokunmamaya,
olduğu gibi yayınlamaya özen gösterdik ama yine de ister istemez
bazı düzeltmeler yaptık. Aslında istedik ki yazılardaki tabiiyet
bozulmasın. Bu yazıyı okurken bir ilkokul mezununun bir
dergâhtan aldıklarını göz önüne getirerek okumanızı, bir dergâhın
ne büyük eğitim verdiğini düşünmenizi isteriz. Bu yazı serisi
birkaç ay devam edecek. Israrla takip etmenizi, bir sayısını
kaçırırsanız çok şeyler kaçıracağınızı şimdiden söylemiş olalım.

Burhan Dergisi









 

 

 

O öyle bir mektepti ki hayatı dünyayı ahireti konuşmayı susmayı
ağlamayı gülmeyi yemeyi içmeyi düşünmeyi tefekkürü öğreten bir
mektepti. O insanları huzura saf temiz ve lekesiz çıkarmaya çalışan
bir mektepti. Devamlı ilimden irfandan bahsederek ilmihal
ilmihal derdi. Bu nedenle âlimlere karşı çok hürmeti vardı,
kendinden küçük âlimler yanına gelse ayağa kalkar onları istilam
ederdi, onlara “efendimiz” derdi. Âlimlerden çokça bahseder
onlara iltifatlar ederdi. Âlimin uykusu cahilin ibadetinden iyidir
derdi. İlmi ile âlim olanlara karşı azami hürmet gösterirdi:
“kardeş sizler âlim insanlarsınız gelin bizi kontrol edin ne noksanımız
varsa bize söyleyin, ilimsizamel olmaz” der ilave ederdi:

 












Sana derim sana, ey koca feme! Duyduğun sırların kimseye deme.
Cahilin şekerli şerbetin yeme. Âlimin agusu ondan iyidir. İncisini
söyler okuyun çokça okuyun dedik ya ilmihal halimizin ilmi kadın erkek
herkese farzdır. Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olurmu? Müslüman namazın
şartları nedir? Vakitleri ne zamandır? Farzları nelerdir?
Vacipleri nedir? Sünnet nedir? Edilleyi şeriyye nedir? Ef’ali
mükellefin nedir? Bilecek ona göre amel edecek. Öyle ben müslümanım
demeyle Müslüman olunmaz. Din duvar değil ki “hışt” diye yıkıla da
göresin. İnsan bir çift sözüyle Müslüman olur, bir çift sözü ile de
dinden çıkar, kâfir olur, haberi olmaz. Kelimeyi şahadetin manasını
bilmek kadına da erkeğe de farzdır. “Okuyun, cahil olmayın, cehalet
iyi bir şey değildir. At fışkısı bir işe yarar, malın altına serilir,
yakıt  olur yanar ama cehalet bir işe yaramaz. Okuyun, öğrenin,
dinleyin, öğrenin, ilmihal ilmihal” der başka bir şey demezdi. “Kardeş
fırsat elde iken çalışmak lazım…” Bir ölüm var bizim için her zaman
Bilmeyiz ki geleceği ne zaman Elde fırsat dilde ruhsat (var iken)
Kıl tedarik her zaman.Derdi. A benim canım, sultanım, şahım,
nasihatleri öylesine alımlı öylesine cazibeli idi ki her şeyin
aslını görür sözün özünü işin aslını nasihat ederdi. Kardeş çok
çalışmak lazım derken hemen ilacını verir, nasihatini perçinlerdi.

 

 

 


“Kardeş gençliğin kıymetini bilin her şey gençliğe yakışır.
Cenabı hak gençlerin ibadeti ile meleklerine iftihar eder, gençlerin
ibadeti çok kıymetlidir. İnsan gençliğini nerede nasıl geçirdiğinden
hesaba çekilecek, bu hesaba şimdiden hazırlanın. Arş-ı rahman gölgesi
altında gölgelenecek yedi sınıftan biride gençliğinde güzel bir kadın
kendini ona teslim ettiğinde “ben Allah’tan korkarım” diyerek geri
çekilen gençlerdir.” Gençlerle sohbet ederken bir anda celallenir
“aman ha gençler sakın haa sakın ananıza babanıza kötülük etmeyin
onlara karşı öf bile demeyin, ananıza babanıza kötülük etmeyin, ananıza
babanıza hürmet edin.”derdi.

 

 











“Onlara karşı hürmette kusur etmeyin üç anaya bir babaya gider,
sakın onlara asi olmayın. Ananın babanın evlada olan bedduası
ahirete kalmaz dünyada tutar. Ebeveynin rızası Allah’ın rızasıdır.
Cennet anaların ayakları altındadır. Anasının babasının sağlığına
yetişip te cennete giremeyene yazıklar olsun.”der. “Anasına babasına
kötülük edenin burnu yerde sürünsün” hadisi şeriflerini çokça
okur tembihlerde bulunurdu. Anaya babaya çok hassas ve son derece
itaatkâr tavırlar sergilerdi. Onlara karşı terbiyesizlik saygısızlık
hürmette kusur edilmesine asla müsaade etmezdi. “Duyuyorum anasını
eliyle dövenler varmış ben onlara Müslüman demem. Dili ile dövenler
varmış; onlarda ahlaksızlardır” der tekrar ederdi: aman ha gençler
aman dikkat edin eldeki fırsatı değerlendirin sonra pişmanlık fayda vermez.”
Derdi. Bazılarının anneleri gelir evlatlarını ona şikâyet ederdi.
Buna çok üzülür boynunu bükerdi çağırır nasihatler eder hatta usulca da döver
gibi yapardı, dualar ederdi; Ya Rab sen onlara yardım et ahlakı hamide
nasip et diye.

 

 











Efendim, Şahım, Sultanım, onun gözünde dünya bir hiçti, o dünyaya
asla değer ve kıymet vermezdi. Ancak “ahiretin meziresidir”
hadisi şerifini çokça okur üzerinde durarak “ahiret burada
kazanılır, burada ne ekersen ahirette onu biçersin” der bütün
gayretini ahiret yurduna göre sarf ederdi. Onun için devamlı
nasihatlerinde müminin bayramı beştir der sayardı: 24 saat
içinde soldaki melekler bir günahını bulup yazamazlarsa birinci
bayram budur. Can ağızdan çıktığı zaman müjdeci melekler
imanını müjdelerse ikinci bayramı olur. Kabir dedikleri ya cennet
bahçelerinden bir bahçe ya da cehennem çukurlarından bir çukurdur.
Kabrini cennet bahçelerinden bir bahçe olarak bulursa üçüncü bayramı
olur. Hiçbir gölgenin bulunmadığı bir günde Arş-ı rahman gölgesi
altında gölgelenirse dördüncü bayramı budur.

 

 











Hesap başında kul hakkının hesabını verirde amel defterini sağ
eline alır, sırat köprüsünü geçerse beşinci bayramı budur, derdi.
Bu mübarek nasihatlerini öyle titiz ve gayretli yapardı ki sanki
onu ahiret yolunda dünya ile nefisle şeytan ve evanesi ile can
pahasına çala kılıç harp eder sanırsın. Onun o mübarek hallerine
doymak mümkün değildi. O dünya ve ahiret tatlısı idi. O gönüller
sultanı sustuğu zaman yanında oturanları bir sukunet basardı,
kalpleri yatışır gönülleri huzur sarardı. Onun yanında insan
yalnız âlemleri yoktan var eden, alemlere rahmeti ile lütuf eden,
yağmurları yağdırıp cümle aleme su ile hayat veren, nutfeden insanı
yaratıp onu çeşitli badirelerden geçirip hava ile yaşatan, yere
kış ölümünden sonra yaz hayatı veren, hay olan, evvel ve ahır olan
rahman ve rahim olan Allah’ı hatırlar derin tefekküre dalardı. Bu
hal üzereyken o sultanım şöyle bir doğrulur, yanındakileri süzüp
buyururdu; Şek şüphede kurtulmayan felah bulamaz. Herkes sevdiğine
vasıl olamaz. Kendi ayıp noktasını görmeyenin, Her hali vakti
noksandır.

 

 











Dervişlerinin her an uyanık olup, şekten şüpheden uzak olmalarını
tembih eder, başkaları ile uğraşmaktansa kendi noksanlarını bir
an evvel tedarik etmelerini isterdi. “Ölüm gelmeden ömrün kadrini
bilmek lazım, Müslüman her hali ile Müslüman  olmalı, öyle yarı
gecelere dek deme ile gülme ile o televizyon mudur nedir onu
seyretme ile vakit geçirip sabah namazına kalkamaz, sonra kalkıp
kuşluk namazı kılması olmaz, bu iyi değildir. Müslüman, bu
baştan erken yatar öbür baştan erken kalkar. Gece namazı hazreti
Peygambere vacipti, bize sünnettir. İnsanlarda bir alışkanlık
vardır, alışana kolaydır. Alışmayana zordur, iyi şeylere alışmak
lazım. Rahmetlik anam sabah namazına ibrikle abdest alır namazını
kılardı. Komşumuz kadın “Anam sana ne mutlu kalkıp abdest alıp
namazlarını kılıyorsun” demiş. Anam’da “ee Allah’a şükür seninde
elin sağlam, kolun sağlam sıhhatin var, kalkıp abdest alıp namazını
kılsana, ne zorun var.” Demiş. Kadın; “Anam ibrik batman gelir batman
gelir “ demiş. (Yani çok ağır geliyor) Evet kardeş alışmak lazım,
insan ne ile tabiiyetleşirse öyle kalır.

 

 











Müslüman her hali ile  Müslüman olmalı, her halinde Allah’ın
rızasını gözetmeli. Yirmidört  saatini ona göre tanzim etmeli.
Allah’ın rızasını daima her şeyin  üstünde tutmalı. Bizler
beşeriz, adı üstünde beşer, şaşar ama  Müslüman da inat olmaz,
bir günah işlerse hemen peşinden tövbe  istiğfar eder. Bizler
hava ile yaşıyoruz, bir nefes aldın  veremedin, verdin
alamadın, insan kendini kontrol altına almalı  devamlı
dikkatli olmalı, şeytan insanın boşluğunu buldu mu kan damarlarına
girer, kalbi ağzına alır oyanı da çevirir buyana da  çevirir.
Rahmetli baba buyurdu ki “Benim dervişanımın iki atı  vardır,
birinden yorulur birine biner, birinden yorulur ötekine  biner.
Biri Kelimeyi Tevhit, biri Salâvatı Şerife… Buna çalışmak  lazım,
buna alışmak lazım. Yoksa çok sözde hayır yoktur, insan dilini
muhafaza etmeli. Öyle vara yoka, ileri geri laf etmemeli. “Kim
 çok konuşursa hatası çok olur, hatası çok olanın günahı çok
olur, günahı çok olanın yeri cehennemdir.” Hadisi şerifini çokça 
okur ilave ederdi; Bana benden olur, Her ne olursa,
Başım selamet bulur, Eğer dilim rahat durursa.

 

 

 










Der tembihler ederdi. Dikkat edin yolda giden bir kadının
arkasından bakmayın. Onun başına ayağına bakarsın göz zinası
olur. Allah göz vermiş, kapak vermiş, gözünü yum, başını
ayağına çevir. Allah zina etmeyin değil, zinaya yaklaşmayın
buyurmuş. Buna çok dikkat edin.

 








KARDEŞ DÜŞMAN DÖRTTÜR:
1- Dünya.
2- Heva.
3- Nefis.
4- Şeytan.






 

 

Dünya: İnsan dünyaya emanet gözü ile bakmalı.Ağaca güvenme
çürür, oğula güvenme ölür. Güven Allah’a güven ki ne çürür
ne de ölür.







 

 

Heva: Baba buyurdu ki; “Allah bes baki heves, evet Allah
bes baki heves.” Bu cümleyi öyle bir imanla derdi ki,
karşısında buz dağı olsa erirdi. İnsan hevasına
kapılmamalı adı üstünde heva. Bütün dünya lezzetleri
gelip geçicidir. İnsan aslına bakmalı asıl olan Allah
rızasıdır, ona koşmalı ona sarılmalı ona gayret
etmeli, yoksa aldanmış olursun.







 

 

Nefis: Evet nefis keramet ister, Allah’ta istikamet
ister. İstikamet Kuran ve Sünnettir. Kuranda
ne buyuruldu? Peygamber ne dedi? Ona bak ona
çalış, nefsin istek ve arzularına boyun eğme. Nefis
doymaz ne verirsen ister, doymak tükenmek bilmeyen
nefisten Allah’a sığınırım







 

 

Şeytan: İnsanın ezeli ve ebedi düşmanıdır.Onun
hile ve desiselerine çok dikkat edin. Devamlı
kalbi zikrullah ile meşgul edin, kalbiniz boş
bırakmayın. Şeytan, kalbi zikrullah ile meşgul
bulursa geri çekilir. Onu alt etmek için ilmihali
iyi bilmek lazımdır. Seyyid Abdulkadir Geylani’yi
kurtaran ilmi olmuştur. Şeytan nicelerinin ayağını
ahir demde kaydırmış. Allah muhafaza etsin. Dedik
ya ilim kadın erkek herkese farzdır. Hiç
bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?”