Fetih ve Fatih

e-Posta Yazdır PDF

Her yıl 29 Mayıs İstanbul’un fetih yıldönümü olarak kutlanmaktadır. Bu vesileyle fetih ve Fatih tekrar gündemimize girmiş oldu. Hazreti Peygamberimizin İstanbul’un fethi ile ilgili şu hadisi meşhurdur;


“İstanbul mutlaka fetholunacak. Onu fetheden kumandan ne güzel kumandan, onu fetheden asker ne güzel askerdir.” 

Bu konuya gelmeden önce İslam’ın fetih anlayışını değerlendirmek yerinde olur kanaatindeyim.


Fetih, Hudeybiye’den Başlar

Hazreti Peygamber Efendimiz (s.a.s.) yurtlarından kovulan Mekkeli müslümanlar ve onlara kucak açan Ensar ile beraber sırf Kâbe’de ibadet etmek için Medine’den yola çıktılar. Hudeybiye mevkiinde mola verdiler. Mekkeliler onları bu kutsal şehre sokmak istemiyorlardı. Yapılan görüşmelerde Mekkeliler çok ağır şartlar ileri sürdüler. Buna göre;


- Anlaşma metninin başından “Allah’ın peygamberi Muhammed” ifadesi silinip yerine Abdullah’ın oğlu Muhammed ifadesi yazılacak.

- Müslümanlar bu yıl Mekke’yi ziyaret etmeden geri dönecekler, ziyaret bir yıl sonra gerçekleşecek.

- Mekkelilerden kim Müslüman olursa geri iade olunacak fakat Müslümanlardan vazgeçip Mekkelilere sığınanlar Müslümanlara iade edilmeyecek.

- Bu anlaşma on yıl süre ile geçerli olacak.


Peygamberimiz Mekkelilerin bu ağır şartlarını kabul etmişti. Şartların ağırlığı müslümanların morallerini bozdu. Bu moral bozukluğu ile Medine’ye dönerlerken yolda Fetih Suresinin ilk ayeti nazil oldu; 


“Biz sana açık bir fetih ihsan ettik.” 

Müslümanlar için hezimet gibi görülen anlaşmayı bu ayette Allah Teâlâ “fetih” diye isimlendiriyordu. Nitekim barış ortamında müslümanlarla daha fazla ilişki kuran, böylece İslam’ı da yakından tanıyan insanlar hızla Müslüman oldular. Müslümanların sayısı hızla arttı. 


Ayet-i kerime müslümanlara ve tüm insanlığa yeni bir kavram öğretti; fetih. Düşmanı öldürmek, katletmek, yok etmek değil, onu fethetmek.


Fetih; İnsanı İslam’a Açmak

Kuran’dan öğreniyoruz ki fetih toprak kazanmak, ülke kazanmak, dünyalık kazanmak değil, insan kazanmak, iman kazanmak, gönül kazanmaktır. Fetih, açmaktır. İnsanın gönül kapısının İslam’ın güzelliklerine açılmasıdır. Fetih İnsanla İslam’ın arasına giren engellerin kaldırılmasıdır. İslam’la insanın buluşturulmasıdır.


Bu yüzden bir çok insanın İslam ile buluşup iman etmesine vesile olan Hudeybiye barış anlaşması Kuranda “açık bir fetih” olarak isimlendirilmiştir. Buna göre asıl zafer insanların İslam inancını kabul etmeleri ve iman hakikatlerinin daha çok insanın yüreğinde yeşermesidir. Tüm bu amaçların gerçekleşebilmesi için öncelikle insanın yaşatılması gerekir.


Örneğin Peygamber efendimiz (s.a.s.) mümkünse hiçbir insanın burnu bile kanamadan Mekke’yi fethetmek istiyordu. Bunun içinde bazı tedbirler almıştı. 


1. Hazırlıklarını gizli bir şekilde yürütmüştür. 

2. Asker sayısının çok gözükmesi ve direniş olmaması için gece vakti on bin ateş yaktırdı.

3. Aynı maksatla müslümanların elinde esir düşen Mekke’nin o zamanki lideri Ebu Süfyan’ın önünde askeri resmi geçit töreni yaptırdı! Mekke lideri Ebû Süfyan müslümanların gücünü gördü ve müslüman oldu. 

4. İslâm ordusu dört koldan şehre girdi. 

5. Peygamberimiz mecbur kalınmadıkça kan dökülmemesini emretti. Evlerinin kapısını kapatanlar, silahlarını bırakanlar, Mescid-i Haram'a ve Ebû Süfyan'ın evine girenlerin emniyette olacağını ilan etti. Yaralıların, arkasını dönüp kaçanların ve esirlerin öldürülmeyeceğini askerine tembih etti.


Mekke fethedildi.  Peygamberimiz Kâbe'yi putlardan temizledi. Onu tavaf etti. Orada toplanan, kendisine ve tüm müslümanlara olmadık eziyetler eden azılı müşrikler için genel af ilan etti. Zaferin de bir ahlakı olduğunu tüm dünyaya ilan etmiş oldu. Mekke’ye henüz müslüman olmuş bir Mekkeliyi vali tayin etti ve oradan ayrıldı. Çünkü onun gayesi iktidar mücadelesi veya dünya malı değildi. İşte fetih buydu. 

Fethetmek işgal etmekten farklıdır. İşgalin tek amacı sömürmektir. İnsanı ve ona ait olan her şeyi sömürmek... İşgalci, savaş yoluyla elde ettiği ülkeyi ve bölge insanını yok etmek, sindirmek, korkutmak ister. Dökebildiği kadar kan döker. Ona göre ne kadar insan ölürse kendi gücünün büyüklüğü, karşı konulamazlığı o kadar çok hissedilecektir. Neticede insanlar korkacak ve kendi egemenliğine boyun eğecektir. İnsanlık tarihi işgalin en kötü örneklerini görmüştür ve hala görmeye devam etmektedir. İşte Irak işgali, Afganistan işgali…


Özetle

İşgal, yok etmek, öldürmek, toprağına, canına, malına hâsılı insana ait her şeyi onun elinden almaktır.

Fetih, yaşatmak, gönül vermek, gönül almak, ruhunu diriltmek, gönül kapılarını açmak, onu kendi iradesiyle kula kulluktan kurtarmaktır.

Bundan dolayı müslümanların müslüman olmayanlara karşı kazandıkları zaferlere fetih denir. Fakat müslümanların başka müslümanlara karşı kazandığı mücadelelere fetih denmez. Yavuz Selim Şam’ı, Mısır’ı aldı, topraklarına kattı denir ama Mısır’ı fethetti denmez. Çünkü oraların ahalisi zaten müslümandı. 


Cihat ise insanlara İslam’ı duyurmak için yapılan tüm mücadelelerin ortak adıdır. Cihad’ın gayesi fetihtir. Bazen fethe muvaffak olunur bazen olunmaz. Müslüman ise bu uğurda çalışmakla mükelleftir. 


Sizin Mekke’niz Neresi?

Bir vesileyle Filistinli bir öğretmenle tanışmıştım. Oğlunun adını İmaduddin koymuştu. Neden diye sordum. Bana şu tarihi cevabı verdi; İmaduddin, Eyyubi devletinin sultanıdır. Ondan sonra yerine Nureddin (zengi) geldi. O da Selahaddin’i yetiştirdi. Selahaddin Eyyubi ise Kudus’ü haçlı işgalinden kurtardı! İnşaallah benim çocuğumdan bir Nureddin, ondan da bir Selahaddin doğacak. O da Kudus’ü Yahudi işgalinden kurtaracaktır.


Filistinli bu genç öğretmenin bir hayali, bir hedefi, fethedilecek bir Mekke’si var. Ya bizim Mekke’miz neresi? Yoksa henüz fethedilecek bir Mekke’miz bile yok mu? O zaman neden fetih günleri yapıyoruz? Fethedilecek bir Mekke’miz olmadığından mı dedelerimiz fetihler yaparken bizler sadece fetih günleri yapıyoruz?


Fatih Kimdir? 

Fatih, öncelikle büyük bir iman sahibidir. İnancı tamdır. Zafere olan inancı kesindir. İstanbul’un fethini müjdeleyen hadisin en başındaki “Kostantiniyye kesinlikle fetholunacak” ifadesi öncelikle fethe inanmayı zorunlu kılıyor. Fatih’in inancı zayıf, zihni bulanık olmamalı. Yaptığından emin olmalıdır.


İkincisi zamanının imkanlarını bilmeli ve kullanmalıdır. Hazreti Peygamberimiz Hayber kuşatmasında mancınık kullanmıştı. Allah’a iman ve tevekkül, zaferi getirecek sebeplere sarılmaya engel değildir. Hazreti Fatihte İstanbul’un geçit vermez surlarını aşmak için zamanın en büyük toplarını döktürmüştü.


Kişinin amacı iktidar mücadelesi, güç gösterisi, şan şöhret kazanma arzusu olmamalıdır. Fatih gönül avcısıdır. İnsanlara hizmet etmeyi ve onların gönlünü almayı en büyük zafer kabul eder. Hazreti Fatih Sultan Muhammed Han da tıpkı Peygamberimiz gibi fetihten sonra genel af ilan etmiş ve herkesin özgürce kendi dinini yaşayabileceğini ilan etmişti. İstanbul’un yağmalanmasını insanlara zarar verilmesini yasaklamıştı. 


Fatih’in hayalleri ve planları vardır. Unutulmamalıdır ki gemilerin karada da gidebileceğini düşünmek bir çok Mehmet arasından sadece bir tanesini “Fatih” yapmıştı.


Onun maneviyatı güçlüdür. Hazreti Peygamberimiz Bedirde tüm askeri tedbirleri almış olmasına rağmen son gece sabaha kadar göz yaşı dökmüş, rabbine yalvarmıştı. Fatih Sultan Muhammed Han da gazelinde “Enbiya vü evliyaya İstinadum var benüm” bu manevi yönden destek aldığını vurgulamıştır. Fetih müyesser olmasında mücahitlerin gayreti ve cesareti kadar Allah dostlarının duası ve himmeti de unutulmamalıdır.


Dedeleri cihat yapardı, torunları chat (çet) yapıyor!

Kim kimi fethedebilir? İşgal altında olanlar fethe kendinden başlamalı (değil mi?)

İnsanda üç kap (boşluk) var; mide, kalp, kafa. Bu üç bölgemiz işgal altındaysa nasıl fetih yapılabilir ve bu toplumdan Fatihler nasıl çıkabilir? Midemizde haram lokma ve faiz kalıntıları, kafamızda batıl ve batılı düşüncenin şüpheleri, batılı olmanın hayalleri, kalbimizde başka dünyaların sevgileri, muhabbetleri, hayalleri olduğu müddetçe nasıl fatih olabiliriz? Bu durumda, önce kendimizi fethetmemiz, gözümüzü ve gönlümüzü, nefsimizi ve neslimizi işgale karşı mevzi mevzi savunmamız ve önce onu özgürleştirmemiz gerekmiyor mu? 


Sonra komşumuzu, sıra arkadaşımızı, sınıf arkadaşımızı, meslektaşımızı bir hatadan döndürmek, onu namazla, Kuranla, İmanla ve İslam’la tanıştırmak günümüz insanının en büyük cihadı ve fethidir. 


Fatihlere selam olsun, fethiniz mübarek olsun…