Bir İbadet Biçimi Olarak Selam

e-Posta Yazdır PDF

Es selâmu aleykum

Selamlaşma, insan insana ilişkinin en erken, en sade ve en kestirme yoludur. İnsanların gönlüne girmenin ilk basamağıdır. Hiç kimse kendisine selam vermeyeni hoş karşılamaz. Diğer yandan fikirleri uyuşmasa da karşılaştığında kendisiyle selamlaşan insanlara karşı da bir minnet duyar. Gerçekten selam, medeni ilişkilerin göstergelerinden biridir. Selam almak veya vermek biraz da, ben seni fark ettim ve seninle diyaloga açığım, mesajını içinde barındırır. Belki de bu yüzden insanların hoşuna gider selamlaşmak.

 

Giderek yalnızlaşan, kendi kabuğuna çekilen modern zamanın insanı, en çok insansızlıktan, yalnızlıktan, ilgisizlikten şikâyet eder oldu. İşte selam, insanın bu yalnızlık, ilgisizlik derdinin en iyi ilaçlarından biridir. Yaşlıların, terk edilmişlerin, kimsesizlerin kendilerine verilen selamdan çok memnun olmalarının altında yatan psikolojik gerçek biraz da bu olsa gerekir.

Tüm toplumların kendine ait, kendine has, inançlarını, gelenek ve göreneklerini, kültür seviyelerini gösteren selamlaşma şekilleri vardır.

İslam selamlaşmayı sadece bir örf ve gelenek olarak görmemiş onu daha ileri taşıyarak ibadete dönüştürmüştür. İslam’da selam, evrensel bir boyut kazanmıştır. İşte başlıktaki söz dizisi İslam’ın bu evrensel selamıdır.  Dünyanın neresine giderseniz gidin bir Müslüman ile buluşmak, görüşmek, tanışmak isterseniz yapmanız gereken sadece İslam’ın evrensel mesajı ile diyalog kurmaktır.  Yabancı bir toplumda selam verdiğinizde dili, rengi, ırkı, örfleri size yabancı insanlarla aranızda hemen bir sevgi ve ilgi bağı oluşur. Yabancı memleketteki dindaşlarınızın sevgiyle size baktıklarını, sizi muhabbetle kucakladıklarını görürsünüz.

 

Evet, İslam’da selam, namaz gibi, oruç gibi bir ibadet biçimidir aynı zamanda.  En başta Es Selam, Allah’ın 99 isminden biridir. O Allah, selamet verendir, selamet’in kaynağıdır. Zikreden derviş onunla rabbini selamlar. Allah da Cennet ehlini bu lafızlarla selamlayacaktır.1 Sadece Allah Teâlâ’ya değil Allah resulüne de binlerce yıl sonrasından selam göndermek yani salavât, Allah’ın emri, peygamberimizin tavsiyesi olan bir ibadettir.2 Müslümanlar bu gün ve binlerce yıldır her daim salavâtlarla peygamberlerini bu inançla selamlarlar. Bu aynı zamanda Hz. Peygamberimizin Müslümanlar nezdinde kendi âleminde yaşadığına inanmak ve salavâtlar yoluyla onunla irtibat kurmalarıdır. Bu, batılı bir insanın anlayamayacağı bir şeydir. Selam, Peygamberimizden bize gelen bir sünnettir ve Müslümanların bir birlerine karşı olan hak ve sorumluluklarındandır. Peygamberimiz bir hadisinde şöyle buyurur: "Müslüman’ın, müslüman üstündeki hakkı beştir: "Selamını almak, hasta ziyaretine gitmek, cenazesine katılmak, davetine icabet etmek, hapşırınca yerhamükallah demek."3

 

Daha ötesi, Es Selam olan Allah’ın evrensel dininin adı İslam’dır ki o da selam, yani barış, selamet kökünden gelen bir kelimedir. İslam, hem fert hem toplum hayatında selam’ı ve selamet’i önceleyen içtimai ve hukuki bir yapıya sahiptir. Bu yüzden İslam’ın hâkim olduğu asırlar, toplumda farklı kesimden insanların huzur ve selamet içinde yaşadıkları zamanlar olmuştur ki hala dünya böyle bir toplumsal uzlaşma zeminini bulmaya çalışmaktadır.

 

İslam, her ibadette olduğu gibi bu önemli ibadet için de bazı düzenlemeler, tavsiyeler ve emirler getirmiştir.

Selamlaşmanın bizzat kendisi ihmal edilmemesi gereken, unutulmaması ve unutturulmaması gereken bir ibadettir. Nitekim peygamberimiz bizzat bunu emretmekte bir sorumluluk olarak onu Müslüman’ın omuzlarına yüklemektedir.

 

"Allah’a yemin ederim ki, iman etmedikçe cennete giremezsiniz, birbirinizi sevmedikçe iman etmiş olmazsınız! Yaptığınız takdirde birbirinizi seveceğiniz şeyi haber vereyim mi? Aranızda selamı yaygınlaştırın!"4

 

Görülüyor ki müslüman selam’a bir gelenek olarak bakamaz ve selam’ın yerini başka bir şey tutamaz. Bu açıdan selam Müslümanların asla bigâne kalamayacakları bir konudur.

Özellikle günümüzde popüler kültür sebebiyle selam unutulmaya/unutturulmaya yüz tutmuştur. Muhafazakâr çevre insanı ve onların aile çevresi bile Allah selamı yerine merhaba, günaydın, selam, ayrılırken kendine iyi bak, görüşürüz, bay bay gibi ifadeleri giderek artan bir dozda tercih ettikini görmekteyiz. Allah’ın selamından sonra bu ifadelerin kullanılmasında elbet bir mahzur yoktur ve belki olmalıdır. Fakat bunlar, es selamu aleyküm, gibi hem dinimizin emri hem de milletimize mal olmuş bir ifadenin yerine ve ona bedel olarak geçmemelidir. Bu yozlaşmanın etkisini azaltmak için selamı yaşadığımız işyerinde, arkadaş ortamında, telefonlarımızda, maillerimizde, her ortamda daha bir kuvvetle gündeme getirmek, hatırlatmak birinci görevimiz olmalıdır. Selamlaşmaya kendi hanelerimizde çoluk çocuğumuzla başlamak ve bunu sürdürmek en öncelikli vazifemizdir.

 

Nitekim bir hadis-i şerifte bu husus özellikle Hz. Peygamberimiz tarafından tavsiye edilmektedir. Hz. Enes radıyallahu anh anlatıyor: "Rasûlullah aleyhissalâtu vesselâm bana buyurdular ki: "Ey oğulcuğum, ailene girdiğin zaman selam ver ki, selamın, hem senin üzerine hem de aile halkına bereket olsun!"5

 

Selamlaştığımızda o selama en güzel şekilde karşılık vermek bizzat Allah Teâlâ’nın emridir. “Bir selam ile selamlandığınız zaman siz de ondan daha güzeli ile selamlayın yahut aynı ile karşılık verin. Şüphesiz Allah, her şeyin hesabını arayandır.” 6

 

Ayette emredilen güzel karşılık hem kelimeleri hem de o kelimeleri söylerken ki halimizi kapsar. Yani hem selama mukabele ettiğimiz sözlerimiz verilen selamdan daha fazla ve daha güzel olmalı hem de o sözü söylerken ki halimiz, çehremiz, sevimliliğimiz karşımızdakinden daha fazla veya en az onun kadar olmalıdır. Kısaca selam adabında güzel kelimeleri güzel bir şekilde kullanmamız öğütlenmektedir.

Bir topluluğun yanına girildiğinde selam vermek adaptan olduğu gibi ayrılırken de selam verip ayrılmak hem meclistekilere saygının gereği hem de peygamberimizin tavsiyesidir.

Karşılaşan iki kimseden küçük olanın büyük olana, az olanın çok olana, yürüyenin oturana, vasıtada olanın yaya olana selam vermesi Rasûlullah aleyhisselam’ın tespit ettiği selam adabındandır. Kadınlara ve çocuklara da selam verilebileceği gibi mektupla da selam vermek yahut selama mukabelede bulunmak yine Rasûlullah’ın sünneti olarak uymak icap eden adaptandır.7

Bir kimseye selam verdikten sonra hal hatır etmek, örf ve adete göre diğer selamlama cümleleri kullanmak ve güler yüz göstermek önemli sünnetlerdendir.8

Temennimiz namaz gönüllülerinin namazı gündeme taşıdıkları gibi bir selam gönüllüleri oluşup dinimizin emri olan selamı yaygınlaştırma etkinlikleri yapmalarıdır. Burhan dergisinin bu sayısı bunun ilk adımı olabilir.

 

Ves’selam

Allah’ın selamı rahmeti ve bereketi hepimizin üzerine olsun. 

...................................................

1)Furkan Suresi,75. 2)Ahzab Suresi,56. 3)Buhari, Cenaiz, 2. 4)Müslim, İman, 93. 5)Tirmizi, İsti'zan, 10. 6)Nisa Suresi,86. 7)Asr-ı Saadet’te İslam, Ensar Neşriyat, c.4,s.240 8)Age, c.4, s.241