Çocuk Cemaati

e-Posta Yazdır PDF

   İslam kültüründe hayat cami etrafında şekillenir. Medine’deki ilk İslam toplumundan günümüze cami hem şehir mimarisinin hem toplumsal hayatın merkezindedir. Çarşı-Pazar, alış-veriş mekânları, otobüs güzergâhları, çay ocağı gibi sohbet ve buluşma mekânları hep cami çevresinde yoğunlaşır. Dolayısıyla insan hayatı da hep o çevrede geçer. Cami ve hayat iç içedir.

   Çocuklar doğal olarak cami etrafında, o mekânın manevi atmosferini soluyarak ve her daim ezan sesi dinleyerek büyürler. Bu çocuk için cami kendi evi gibidir. Çocuk, Kuran öğrenme yaşı geldiğinde koltuğunun altına bir cüz alır ve yaz tatilinde cami yolunu tutar. Bu, çocuğun cami ile ilk tanışması olmadığından bir yabancılık çekmez.

   Cami eğitimi deyip geçmeyiniz. Bugün bile birçok insanın dini eğitimi ve bilgisi işte o ilk çocukluk yıllarında camide öğrendikleri kadardır. Namaz surelerini, nasıl namaz kılacağını, itikadi bazı prensipleri işte o zamanlar öğrenmiştir. O günden sonra da birçokları hayatın meşgalesi içinde doğru dürüst bir din eğitimi alamamıştır. O bilgilerle dini yaşantısını sürdürmeye çalışır. Bazıları da yaşı ilerleyince eksikliklerini gidip bir bilene sormaktan çekinir.  Bu durum camileri bir ibadet hane olma yanında bir eğitim kurumu olarak da düşünmemizi ve o şekilde tasarlamamızı zorunlu kılmaktadır. Bu cami derslerini çokça önemsemeliyiz diye düşünüyorum.
   Bu gün yaz tatillerinde çocuklar yoğun olarak camilere bu dersler için devam etmektedir. Tek bir camide binden fazla çocuğun yazın ders aldığı camiler mevcuttur. Türkiye genelini düşündüğümüzde milyondan fazla çocuk bu derslere devam etmektedir. Bu çocuklara bu dersleri veren hocaların hem dini bilgileri hem de çocuk eğitimi, çocuk psikolojisi konusundaki yetenekleri hangi ölçüdedir? Heyecanları canlı mıdır? Çocuklar hangi ortamlarda bu eğitimi alıyorlar? Bu mekânlar nezih, ferah çocuk psikolojisine uygun mudur? Sınıftaki öğrenci sayıları kalabalık mıdır? Nasıl bir eğitim programı uygulanmaktadır ve eğitim materyalleri nelerdir? Bunların tümü çok önemli hususlardır.

   Sevindirici olan şey son dönemlerde bu eğitimin kalitesine daha bir ağırlık verilmesidir. Daha az sayıdaki sınıflarda daha kaliteli hocalardan çocuklar ders alabilmektedirler. Bazı camilerde başarılı öğrencilere ödüller verilmesi, din eğitiminin yanında geziler, yarışma programları gibi çocukların ilgisini çekecek etkinliklerin de yapılması, yaz eğitimini sıkıcı olmaktan çıkaran unsurlardır.  Kalite arttıkça camilere ve namaza devam eden çocuk sayısında da bir artış kaçınılmazdır ve bu durum fiilen gözlemlenmektedir.

Çocuk cemaati

   Peygamber aleyhisselam çocuk cemaatine özel önem vermiştir. Resulullah aleyhisselam çocukların erken yaşlarda namazla, camiyle, cemaatle tanıştırılmasını emretmektedir. Amr İbnu'l-Âs (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resülullah'a bundan (namazın çocuğa ne zaman emredileceğinden) sorulmuştu:"Çocuk sağını solundan ayırmasını bildi mi ona namazı emredin" buyurdu."1

   Peygamberimiz cami düzeninde çocuk cemaatine de yer vermişti. Mescid-i Nebi’nin tek katlı olduğu düşünülürse imam’ın arkasında (yani en ön safta) yetişkin erkekler, sonra erkek çocuklar, sonra kız çocuklar, sonrada yetişkin bayanların safa durmasını söylemiştir.

   Bazen kız torunu Ümameyi omuzlarına alıp camiye getirdiği olurdu. Hz. Hasan ve Hüseyin de o minberde hutbe okurken yanına gelirlerdi. Peygamberimiz cemaate namaz kıldırırken torunları secdede üzerine binerdi. O, kızmak ,öfkelenmek bir yana bundan dolayı secdesini uzatırdı. Cemaatten kendisine;  "Ey Allah'ın Resûlü! Namaz sırasında öyle uzun bir secde yaptınız ki, bir hadise meydana geldi zannettik veya sana vahiy indi zannettik!" diye soranlar oldu. "Hayır!" dedi, "bunlardan hiçbiri olmadı. Velâkin, oğlum sırtıma bindi. Ben, acele edip hevesi geçmeden sırtımdan indirmeyi uygun bulmadım (kendisi ininceye kadar bekledim)."buyurdu.2 Peygamberimizin evde kendi başına namaz kılarken değil, camide cemaate namaz kıldırırken olayın yaşandığı dikkatlerimizden kaçmamalı, bize büyük ders olmalıdır.

   Camiye gelen çocuklar bazen bir ihtiyaçtan dolayı ağlarlardı. Hz. Peygamberimiz bundan asla rahatsız olmazlardı. Hz. Enes (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:"Ben, uzun tutmak arzusuyla namaza başlarım. (Namazı kıldırırken) bir çocuk ağlaması kulağıma gelir, çocuğun ağlamasından annesinin duyacağı elemi bildiğim için namazı uzatmaktan vazgeçerim."3

   Peygamberimiz namaz için “gözümün nuru” buyuruyor. Onu en fazla mutlu eden şeylerin başında namaz kılmak ve orada rabbiyle baş başa kalmak vardır. Buna rağmen camiye annesiyle gelen ve orada ağlaşan çocuklardan asla rahatsızlık duymuyor. Ağlayan çocuktan dolayı annesine tepki göstermek şöyle dursun annenin yüreğindeki ıstıraptan dolayı namazını uzatmıyor, ondan feragat ediyor.

   Yine Peygamberimiz camiye gelen çocukların başlarını okşar, onlara tek tek ilgi gösterirdi. Câbir İbnu Semüre radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'la birlikte ilk namazı kıldım. Sonra Aleyhissalâtu vesselâm ehline gitti. Onunla ben de çıktım. Onu birkısım çocuklar karşıladı. Derken onların yanaklarını bir bir okşamaya başladı. Benim yanağımı da okşadı. Elinde bir serinlik ve hoş bir koku hissettim. Elini sanki koku kutusundan çıkarmış gibiydi."4 Burada hadisi rivayet eden sahabenin çocukluktan kalma bu hoş hatırayı unutamadığı göz önüne alınırsa büyüklerin camideki çocuk cemaate ilgi göstermelerinin önemi ortaya çıkmaktadır.

   Peygamberimiz ile onun çocuk cemaati arasında geçen birçok hatıra vardır. Bütün bu hatıralarda camideki çocuk cemaatine karşı ilgili, sabırlı, hoşgörülü, onların varlığından son derece mutlu bir peygamber örneği görürüz karşımızda.

   Bu gün maalesef aksi durumları camilerimizde görebiliyoruz. Camiye cemaate gelen çocuklardan rahatsız olan cami cemaati olabiliyor. Camiye gelen çocuklara karşı gayet kaba, sert, haşin, abus yüzlü bazı kimseler olabiliyor. Üstüne vazife olmadığı halde camiyi kendi evleri ve mülkleri zannedip çocukları camiden kovalayan cami derneği görevlileri bulunabiliyor maalesef. Bunlara ben de bizzat şahit oldum ve üzüldüm. Cami avlusuna görevli dikip cemaati rahatsız ediyorlar diyerek teravihe gelen çocukları kovalamayı iyilik zanneden zavallılar, bunun manevi ağırlığı altından nasıl kalkacaklar? Mahşerde Rasülullah’ın yüzüne nasıl bakacaklar? O çocuklardan biri dinden, diyanetten, müslümanlıktan, camiden ve cemaatten soğur ve tüm sevgisini, ilgisini terk ederse bunun sorumluluğunu nasıl üstlenecekler? Camiye insan kazandırmak kolay mı? Onlar kaç çocuğu namazından dolayı tebrik ettiler? Kaç çocuğu internet köşelerinden kurtarıp cami cemaati yaptılar? Camilerin gülü, çiçeği olan çocukları camiden kovmak, soğutmak kimin haddine? Bunu dinsiz, imansız Allah ve Peygamber düşmanları zaten yapıyor. Bütün olumsuz mesajlara rağmen camiye gelen çocukları da bu yaşlı cemaat soğutursa Allah bu millete, bu cemaate acır mı? Oysa cami kimsenin özel mülkü değil. Cami sadece Müslümanlara da açık değil. Orası Allahın evi ve Allahın tüm kullarına açıktır. Cami ve secde yüzü görmemiş, şurada burada zaman dolduran akranlarına rağmen bir çocuk ramazan vesilesiyle camiye teravihe gelmişse onun alnından öpmek gerekir.

   Bazen çocuklardan da cami adabına aykırı hareketler görülebilir.Camiye götürülen çocuklara da tabiî ki cami adabı öğretilmeli. Caminin bir eğlence yeri olmadığı söylenmeli. Buna rağmen onlar çocuktur ve onlardan 60-70 yaşındaki insanların davranışları da beklenmemelidir. Gerekirse camilere çocuk cemaatin kazandırılması ve onlara karşı muamele konusunda çocuk psikologlarından, sosyologlardan, eğitimcilerden ve konunun uzmanlarından bir heyet oluşturup konuyu masaya yatırmalı ve onların tavsiyelerini itibara almalıdır. Bunun, caminin binası, duvarı, boyası ve badanasından daha önemli bir husus olduğu cemaat ve cami dernekleri tarafından idrak edilmelidir.

   Bu yazının asıl konusu camilerdeki çocuk cemaatine dikkat çekmektir. Mübarek Ramazan ayını idrak ettiğimiz şu günlerde teravih dolayısıyla camilerde daha fazla çocuk görmemiz, hepimizi ziyadesiyle mutlu etmektedir. Cami ve çocuk, bir birlerine çokça yakışan iki olgudur. Bu ikisini birbirine daha fazla yakınlaştırmak biz büyüklerin en önemli vazifesidir. Çünkü camiye devam eden çocuk sayısıyla gelecekte toplumun dini yaşantısı arasında doğru orantı vardır. Camisinde çocuk cemaati olmayan bir mahallenin geleceğinin daha dindar, daha mutlu, daha emin, daha yaşanılabilir olmasını beklemek zordur.

   Kendi çocuğuyla, kendi torunuyla aynı camide cemaat olanlara ne mutlu! Camilerde çocuk cemaatin artmasına vesile olanlara ne mutlu! En büyük kazancın, insan kazanmak, gönül kazanmak olduğunu bilenlere ne mutlu! Her şeye rağmen camide cemaat olan çocuklara ne mutlu!
..............................................................
1)Ebu Davud, Salât 26, (497)
2)Nesai, İftitah 83, (2, 229, 230)
3)Buharî, Ezan 65; Müslim, Salât 189
4)Müslim, Fezâil 80, (2329)