Merhamet Olgusu

e-Posta Yazdır PDF

Merhamet; sözlükte esirgemek, şefkat göstermek anlamındadır. Diğer bir ifade ile acıma duygusudur. Bu duyguyla kimsesiz ve yoksullara yardımda bulunmaktır. İslâm’a göre şefkat, sevgi, hoşgörü, iyilik ve merhamet gibi faziletli duyguları kalbinde taşıyan bir mü’min, olgun bir Müslüman’dır. Olgun bir Müslüman bencil ve zalim olamaz. Kalbinde kin, intikam ve fesatlık gibi manen alçaltıcı duygulara yer vermez. Karşısındaki insana, kim olursa olsun nefretle değil, merhamet ve şefkatle bakar. Kendi nefsi için arzu ettiğini diğer mü’minler için de arzu eder. Söz konusu özelliği taşıyan mü’min kişi herkese karşı tevazu gösterir, merhametli davranır, zarar vermez, elinden geldiğince yardıma ihtiyacı olanlara yardım elini uzatır. Düşeni kaldırır, açları doyurur, yoksulları giydirir. Yaptığı bu iyiliklerin karşılığını da yalnızca Allah’tan bekler. 

Şu hususu önemle vurgulamak gerekir ki merhamet (acıma duygusu) mü’minlerin temel özelliklerindendir. Bu yüzden Kur’ân mü’minlerin birbirlerine karşı merhametli olduklarını belirtir (Fetih, 48/29). Peygamber Efendimiz (a.s) de, “insanlara merhamet etmeyen kimseye Allah merhamet etmez” (Buharî, Tevhid, 2, Edep, 18; Müslim, “Fezâil”, 66) buyurmuşlardır. İslam’ın ön gördüğü merhamet sadece insanları değil bütün yaratıkları kapsar. Merhamet ve aynı manadaki rahmet kelimeleri öncelikle Allah’ın bütün yaratılmışlara yönelik lütufta bulunması ve ihsanlarını ifade etmesidir. Bunun yanında merhamet ise daha çok insanlarda bulunan, onları hemcinslerinin ve diğer canlıların sıkıntıları karşısında duyarlı olmaya ve yardım etmeye sevk eden acıma duygusunu belirtmektedir. 

İslami kaynaklarda merhamet kavramı genellikle rahmet kelimesiyle ifade edilir. Ancak Türkçede merhamet hem Allah’a hem insanlara, rahmet ise özellikle Allah’a nisbet edilerek kullanılır. Doğrusu rahmet ancak Allah’a aittir. Zira Cenab-ı Hakk “Allah” lafzının peşinden “Rahmân” lafzını zikretmiştir. (bk. En-Neml, 27/30). Kaynaklarda Allah’ın rahman ve rahim isimleri açıklanırken evrendeki bütün oluşlar gibi insanlardaki merhamet duygusunun da Allah’ın insanlığa lütfu olduğu belirtilir (örneğin bk. Fahrettin er-Razi, Mefatihü’l-Gayb, I, 166–167). Görebildiğimiz kadarıyla merhamet olgusu kaynaklardaki bütün tariflerde acıma, yufka yüreklilik, ilgi ve şefkat, elem duyma gibi kavramlarla psikolojik yönüne vurgu yapılmaktadır. Örneğin merhamet (acıma hissi), insanlar arasındaki duygu birliğinin, dayanışma ve paylaşmanın başta gelen amillerinden sayılmaktadır. Örneğin evlat sevgisi, ana-babaya saygı ve itaat, sıla-i Rahim, yaşlılara, yoksullara, hastalara, sakatlara, yetimlere, kimsesizlere yardım etme gibi erdemlerin merhamet duygusunun yansımaları olduğu kabul edilmektedir. 

Esasen şefkat ve merhamet gibi duygular Allah’ın insanların içine koyduğu birer iyilik hasleti olup asıl amaç muhtaç ve çaresizlere yardım edip sıkıntılarını gidermektir. Bu açıdan bakıldığında egosunu tatmin için bir kimseye acıyan kişi, eğer bu acımanın verdiği elemden kendisini kurtarmak ve rahatlamak için ona yardım ederse merhamette kemale ulaşmış sayılmaz; çünkü merhamette kemal, kişinin kendisini değil muhtaç ve çaresiz olanı rahata kavuşturmayı amaçlamasıdır. Kur’ânı Kerim’de merhamet kelimesi bir ayette geçerken (Beled, 90/17) rahmet (Şua’ra 26/9, 68, 104, 122, 140, 159, 175, 191) gibi 114 defa tekrar edilmiştir. Ayrıca 260 kadar ayette Alah’ın rahman ve rahim isimleriyle aynı kökten olan çeşitli fiil ve isimler yer almaktadır. Bahse konu ayetlerin büyük kısmında Cenab-ı Hakk’ın mü’minlere, genel olarak insanlara ve diğer varlıklara yönelik lütuf ve ihsanlarından söz edilmektedir. Bazı ayetler de merhamet kavramını insanlar arasındaki acıma duygusunu ve bu duygudan kaynaklanan iyiliği ifade etmektedir. Meselâ Hz. Peygamber’in mü’minlere çok düşkün ve onlara karşı şefkatli ve merhametli olduğu (et-Tevbe, 9/128) bildirilir. Yine Resûlüllah ve Onunla beraber olanların birbirlerine karşı merhametli, inkârcılara karşı sert ve tavizsiz oldukları (Feth, 48/29) belirtilir. Allah’ın karıkoca  rasına sevgi ve merhamet koyduğu (Bakara, 2/222–223; Nisâ, 4/128) bildirilmekte, evlatlara yaşlı ana babalarının üzerine merhamet kanatlarını germeleri emredilmektedir (İsrâ, 17/24). 

Mü’minler için bir ahlak örneği olarak gösterilen Hz. Peygamber’e dolayısıyla Onun şahsında mü’minlere, özellikle çevresindeki yoksul ve kimsesizlere yardım edip merhametli davranması, onları incitmekten sakınması, sıkıntılarını giderme imkânı bulamadığı durumlarda bile güzel sözle gönüllerini alması öğütlenmiş, aksine davranması halinde zalimlerden olacakları uyarısında bulunulmuştur. (En’âm, 6/52; İsrâ, 17/28; Kehf, 18/28; Abese, 80/1-4). 

Daha önce zikrettiğimiz; Hz. Peygamber’in “insanlara merhamet etmeyenlere Allah da merhamet etmez” şeklindeki hadisleri İslâm ahlakının karakteristik ifadelerindendir. Resûlüllah mü’minleri birbirini sevmekte, birbirine acımakta, organlarından biri hastalandığında diğerlerinin de bu yüzden elem çekip uykusuz kaldığı vücuda benzetmiştir (Buharî, “Edeb”, 27; Müslim, “Birr”, 66). Binaenaleyh Peygamberimiz (a.s), Müslümanların her alanda ilişkilerini sevgi, merhamet, yardımlaşma ve dayanışma yönünde geliştirmelerini ve birbirlerinin sıkıntılarını paylaşmalarını emretmiştir.,

Hadis mecmularında ve diğer ilgili kaynaklarda yüzlerce örneği bulunan bu tür hadisler İslamiyet’in bir merhamet dini olduğunu gösteren belgeler olup bu ahlak anlayışı sonraki İslami kaynaklara da yansımıştır. Fahrettin er-Razi ve Kurtubî Beled Suresinin 17. ayetindeki “merhamet” sözcüğünü açıklarken kişilerin birbirlerine, yoksullar ve mazlumlara yardım edip destek olmayı teşvik yanında dinen kötü sayılan bir şeyi yapmaya yönelenlere acıyıp, onların kötülük yapmalarını engelleme yönündeki çabaları da bu ayetteki “merhameti tavsiye” içinde değerlendirmiştir. Çünkü bütün bunlar, "merhamet" sözünün muhtevasına dâhildir. Ve o bu açıklamasıyla kişinin, başkasına, hak yolu göstermesi ve mümkün olduğu kadar batıl ve şer yollarına girmesine mani olmasının gerektiğine işaret etmektedir. Kısaca ayetteki, "sabrı tavsiye ederler" ifadesi, Allah'ın emirlerinin alabildiğine tazim edildiğine, "merhameti tavsiye ederler" ifadesi de, Allah'ın yarattığı şeylere, alabildiğine şefkat duymaya bir işarettir (Mefatihü’l-Gayb, 31/186-187; el- Cami’ li- Ahkâmi’l- Kurân 20/71). Sonuç olarak merhamet olgusu, varlıklı kişinin çevresindeki muhtaç durumdaki her insanın imdadına yetişmesi, keza memleketinde yetişebildiği her fakirin ihtiyacını karşılaması, bunlara gücü yetmiyorsa onun için dua edip üzüntüsünü izhar ederek sıkıntı ve ihtiyacına ortak olduğunu kendisine hissettirmesi gerekir.