Unutulmuş Şifa “Hacamat”

e-Posta Yazdır PDF

Âlemler sultanının üzerinde en çok durduğu, ısrarla tavsiye ettiği ve bizzat tatbik ettiği sünnetlerinden bir taneside “hacamat” tır. Birçok hastalığa şifa olan hacamat hakkında Efendimiz (s.a.s) “Hacamat bütün hastalıklara şifadır” demişlerdir. Yine bir diğer hadisi şerifinde ise “Miraç gecesi hangi melek topluluğuna rastladıysam onlar bana *Ey Muhammed! Kan aldırmaya (hacamata) devam et ve ümmetine de bunu emret* diyorlardı…”

   Hacamat; vücudun belli bölgelerindeki kılcal damarlardan kan alınması işlemidir. Fazla kanın vücuttan dışarı alınarak getirdiği rahatsızlıkları gidermek için kullanılan bir tedavi usulüdür. Yapılan bu kısa işlem ile kılcal damarlardaki tıkanıklıklar açılır, kandaki toksin ve gazlar vücudun dışına atılır, ilgili bölgeye bağlı damarların kan dolaşımı kuvvetlendirilir ve vücuttaki kanın akışkanlık özelliği artarak dolaşımı kolaylaşır. Sünnete bağlı bir hacamat için ise kişinin yapması gereken: abdestli olması ve hacamat sırasında yedişer kere Fatiha, Ayetel kürsi, İhlâs, Felak, Nas ve sübhanallahi tesbihini çekmesi yeterlidir. Hacamat sırasında akan kan ya gömülmeli ya da üç gün bekletildikten sonra atılmalıdır. Efendimiz hacamat olduktan sonra çıkan kanı gömmeyi seçmişlerdir. Asrı saadetten Abdullah b. Zübeyr (r.a) şöyle bir hatırasını anlatıyor:“Bir gün Rasulullah Efendimiz kan aldırmıştı. Kan alma işi bittikten sonra, hacamat kanını bana vererek:

   Abdullah! Şu kanı al, kimsenin görmeyeceği bir yere götür, toprağa göm! Buyurdular.
   Ben de alıp götürdüm bir köşede içtim.
   Geriye döndüğümde: Kanı ne yaptın diye sordular.Kimsenin görmeyeceği şekilde kaybettim dedim. İçmişe benziyorsun dediklerinde; Sizin kanınıza cehennem ateşinin dokunmayacağını bildiğim için, içtim dedim. Tebessümle başımı okşayarak: ''Vay senin insanlardan çekeceğine ve vay insanların senden çekeceklerine'' buyurdular.

   Efendimizin hacamat olduğu ve bizlere de özellikle o günlerde hacamat olmamızı önerdiği günler; Pazar, Pazartesi ve Perşembedir. Diğer günlerde yapılmasını tavsiye etmemiş ve “ Kim Çarşamba, Cuma, Cumartesi günleri kan aldırıpta (hacamat) bir hastalığa yakalanırsa kendisinden başkasını kınamasın…” Demişlerdir. Yine hacamat için en uygun zaman dilimi hicri ayların on yedi, on dokuz, yirmi bir ve yirmi üçüncü günleridir. Ayrıca hicri ayın on üç, on dört ve on beşinci günleri haricinde kalan Pazar, Pazartesi, Salı ve Perşembe günleri de yapılabilir. Resûlullah (s.a.v), baş ağrısından dolayı alnının her iki yanından, zehirlenmeden dolayı her iki omuz başı arasından, topuğundaki bir incinmeden dolayı da ayağının üzerinden kan aldırmıştır. Resûlullah (s.a.v)’in hanımları da hacamat yaptırmıştır. Resûlullah (s.a.v): “Miraç’tan inerken hangi Melek cemaatine rastlasam, ey Muhammed (s.a.v)! Ümmetine hacamat olmalarını emret dediler.” buyurmuştur.

   Efendimiz Heyber’de zehirli koyun etinden zehirlendiği zaman, Cebrail (a.s) kendisine, hemen kafasının arkasından hacamat yaptırmasını söylemiştir. İbn Ömer (r.a) şöyle buyurdu: Ben, Resûlullah (s.a.v)’den şu buyruğu işittim: “Hacamat olmak aç karnına daha faydalıdır. Hacamat olmak aklı ve hıfzetme (ezberleme) gücünü arttırır.”  Yine bir Hadis-i şeriflerinde: “Hacamat her hastalığa faydalıdır, uyanık olun hacamat olun.” buyurmuştur. Kafadan hacamat olmak; delilik, cüzzam, gece körlüğü, alaca, baş ağrısı, diş, göz, kulak gibi hastalıklara ve daha birçok hastalığa şifadır. Hacamat’ın şifasını bilen büyük âlimler üç ayda bir hacamat olurlardı. Hacamat 70 hastalığa şifadır. Bunlardan bazıları; Kanser, cilt hastalıkları, sedef hastalığı, kısırlık, süreklilik arz eden kronikleşmiş birçok hastalıklar, migren, romatizma, mide, bağırsak rahatsızlıkları, karaciğer yetersizliği, zihinsel ve ruhsal birçok hastalıklarda, böbrek hastalıklarında kan vermenin faydaları belirgindir.
Hacamatla tedavi olunan hastalıkların
 bazıları şunlardır.
   *Baş ağrısı, yarım baş ağrısı ve sinüzit,
   *Tembellik, uyku fazlalığı,
   *Yüksek tansiyon ve şeker hastalığı,
   *Prostat ve cinsel zayıflık,
   *Sırt ağrısı, bel ağrısı (lumbago), diz ağrısı, yanlarda uyuşukluk,
   *Hormon bozukluğu,
   *Yumurtalık hastalıkları,
   *Buna benzer bir çok kadın hastalığı.

Hacamat hangi hallerde yapılmaz

   *Hacamat çok ihtiyar ve zayıf kişilerde,
   *Kalp Yetmezliği olanlarda,
   *Bir yeri kesildiğinde kanı durmayan kişilerde,
   *Hamilelerde,
   *Aşırı kansız kişilerde
   *AİDS HİV
   *Tansiyonu çok düşük olan kişilerde
   *Küçük çocuklarda
   *Çok hassas ve korkan kişilerde kanlı hacamat yapılmaması tavsiye olunur, duruma göre kansız hacamat tatbik olunur.

   Birçok hastalığın yaygınlaştığı günümüzde Efendimizin asırlar öncesinden bildirdiği şu hadisi dikkate almakta fayda vardır; ''Sizin tedavi olmak için baş vuracağınız en iyi çare hacamattır...''