ADABI ŞER’İYYE: MUHAMMED’İ YAŞAMA BİÇİMİ

e-Posta Yazdır PDF

Adabı şer’iyye en kısa tanımıyla şeriatın insana sağladığı hayat tarzı, kuran ve sünnette var olan edep bilgisi. Kısacası efendimiz Muhammed (s.a.v)in yaşayış biçimidir. Hayatını kuran ve sünnete uygun biçimde yaşaması. Yani islamiyete göre bir müslümanın hayatının her türlü anında ne yapması ve nasıl davranması gerektiğidir. Mesela bir yolculuğa çıkılacağı zaman ya da bir hasta ziyaret edileceği zaman nasıl davranılması gerektiğini gösteren edep halidir. Bu edep hali yeme içmeyi, uyumayı, abdest almayı, misafirliğe gitmeyi, seyahate çıkmayı yani hayatın her alanını kapsayan edep hallerinin tümüdür.

Efendimizin yemek adabı:

   Allah’ın bahşettiği nimet karşısında bir mahviyet havasına bürünen Peygamber Efendimiz, sofrada hep şükür hali içinde bir tavır takınmışlardır. Sofraya beraber oturma yanında sofradan birlikte kalkmada Efendimizin yemek adaplarındandır. Bununla ilgili “sofra konduğu zaman, hiç kimse, sofra kaldırılıncaya kadar kalkmasın. Ve karnı doysa bile, sofrada bulunanları, mahcup etmemek için, herkes doyuncaya kadar elini sofradan çekmesin. Yani, doyduğunu hissettiren hiçbir davranışta bulunmasın. Zira erken kalkmakla, kişi arkadaşını mahcup etmiş olur; o da, yemekten elini çekmek mecburiyetinde kalır. Ola ki, onun karnı henüz doymamıştır!” buyurmuştur. Yemekten önce ve sonra elerlin yıkanması hususunda da titizlikle durmuş bu konuda “Elindeki yemek bulaşığını yıkamadan yatan kimse, şayet gece başına bir musibet gelirse bu durumda, kabahati başkasında değil bizzat kendisinde arasın” buyurmuşlardır. 

   Her konuda bize örnek ve önder olan Efendimizin yemek adabını şöyle sıralayabiliriz:

 1. Yemekten evvel ve sonra elini yıkamak.
 2. Yemeği kendi önünden almak.
 3. Sağ eliyle yemek.
 4. Lokmayı ağza göre almak ve iyice çiğnedikten sonra yutmak.
 5. Lokmayı yutmadıkça lokmaya el uzatmamak ağzında lokma ile konuşmamak.
 6. Suyu içmeden evvel bardağa bakmak.
 7. Suyu bir solukta içmemek.
 8. Bardağın içine nefes vermemek.
 9. Başkalarını tiksindirecek söz ve hareketten kaçınmak.
 10. Başkasının lokmasına ve yediğine bakmamak 
 11. Lokmayı ağzına korken kafasını tabağa doğru uzatmamak 
 12. Yemekte israf etmemek  lokmasını ve aldığı yemeği bitirmek 
 13. Ağzından bir şey çıkarmak gerektiğinde yüzünü sofradan çevirmek ve sol eli ile almak.
 14. Dişleriyle koparmış olduğu lokmayı yemeğe batırmamak.
 15. Helâlinden  temiz yemek ve Allah'a şükretmek.
 16. Sofra sahibiyse  utanmamaları için herkes yiyip bitirmedikçe sofradan el çekmemek ve kalkmamak. (az yiyen biriyse ağır yemeli ve yer gibi davranmalı.)
 17. Önce yaşça veya mevkice büyük olanın başlaması.

Efendimizin abdest adabı:

   Allah resulü şöyle buyurmuştur “müslüman veya mümin bir kul, abdest aldığında yüzünü yıkadığı zaman, yıkadığı su ile veya suyun son damlasıyla birlikte gözleriyle bakmak suretiyle işlemiş olduğu bütün küçük günahları yüzünden çıkıp gider. Ellerini yıkadığı zaman, yıkadığı su ile veya suyun son damlasıyla birlikte elleriyle işlemiş olduğu bütün küçük günahları ellerinden çıkıp gider. Ayaklarını yıkadığı zaman, yıkadığı su ile veya suyun son damlasıyla birlikte ayaklarının yürümek suretiyle işlemiş olduğu bütün günahları ayaklarından çıkıp gider. Öyle ki günahlardan tamamen arınarak çıkar.”

   Abdest ibadetlerimizin anahtarı hükmündedir. O halde kişi abdest alacağı zamanda bunu en güzel şekliyle yapmalı ve Efendimizin abdest aldığı gibi almalıdır. Efendimiz abdest almaya “Besmele” ile başlar, ellerini üç defa yıkar, parmak aralarını hilaller, sağ eliyle ağzına üç defa, burnuna üç defa su verir, burnunu sol eliyle sümkürür ve temizlerdi.  Üç defa yüzünü yıkar. Sonra üç kere sağ elini ve üç kere sol elini bileklerine kadar yıkardı. Sonra iki elini ıslatır, başının tamamını, kulaklarının içini ve dışını ve boynunu birer kere mesh ederdi. En sonunda ayaklarını üçer defa yıkardı. Abdest aldıktan sonra kıbleye doğru döner "Kelime-i Şahadet" getirirdi.
Abdest adabı:

 1- Abdest alırken suyun sıçramasından korunmak için yüksek bir yere çıkmak.
 2- Kıbleye doğru yönelerek abdest almak.
 3- Abdest alırken kimseden yardım istememek. Yani abdest ibadetini, kimsenin yardımı olmaksızın bizzat kendi yapmaya çalışmak. Hastalık v.s. gibi başkasının yardımını zarurî kılan özür hâli bundan müstesnadır. Bir de kişi kendisi yardım talep etmeden, başka birinin ona gönüllü olarak yardım etmesinde de bir mahzur yoktur. Adab ihlâl edilmiş olmaz. Nitekim ashaptan bazılarının, Resûlullah Efendimize -Resûlullah`tan bir yardım isteği gelmediği halde- abdest alırken ibrikle su döktükleri ve duâ-yı Nebevîye mazhar oldukları hadis kitaplarında kayıtlıdır. Bu da gösteriyor ki, başkasının gönüllü olarak yaptığı, abdest suyunu hazırlamak ve dökmek gibi herhangi bir hizmeti kabûlde mahzur yoktur.
 4- Zaruret olmadıkça abdest alırken konuşmamak. Çünkü dünyevî lâkırdı, insanı abdest dualarını okumaktan alıkoyar.
 5- Abdest almaya kalben olduğu gibi dil ile de niyet etmek ve bu niyeti abdestin evvelinden nihayetine kadar unutmayıp kalbde tutmak.
 6- Her uzvu yıkarken ayrı besmele çekmek ve seleften nakledilen abdest dualarını okumak. Eğer bu duaları bilmiyorsa, Peygamber Efendimize salât ü selâm getirmek...
 7- Dar olmayan, altına su nüfuz edebilen yüzüğü oynatmak. Dar olan yüzük, zaten altına suyun geçebilmesini sağlamak için oynatılmalıdır.
 8- Ağza ve buruna su vermeyi sağ el ile yapmak...
 9- Buruna çekilen suyu, sol el ile atmak.
 10- Abdest alırken suyu ne israf derecede fazla ve ne de uzuvlardan, hiç damlamayacak kadar az kullanmak. Yani israf da etmemek, çok da kısmamak... Resûlullah Efendimiz bir gün Ashaptan Sa`d bin Ebî Vakkas`ı suyu bol bol dökünerek abdest alır halde görmüş ve ona hitaben: - Bu israf nedir ki? Demiştir. Sa`d de bunun üzerine hayret dolu bir sesle: - Abdestte israf olur mu ya Resûlullah? Diye sormuştur. Bunun üzerine Peygamber Efendimiz Sa`d`e şu cevabı vermiştir: - Evet, akan bir nehrin kenarında bile abdest alsan, suyu fazla harcadın mı, israf olur..."
 11- Özür sahibi olmayan için, ibadete hazırlık olmak üzere, vakit girmeden abdest almak veya her vakit abdestli bulunmaya gayret etmek. Vakit girmeden abdest almak, çok faziletlidir. Çünkü bu durum onu ruhen ibadet havasına hazırlar, kalben ibadete müteveccih kılar. Devamlı abdestli bulunmak ise, çok büyük sevaplara ve manevi faydalara vesiledir. Çünkü böyle bir kimse, abdestle işlenmesi gereken Salih amellerden hangisini dilerse, nerede olursa olsun, kaçırmadan işleyebilir. Cemaatle namaz kılabilir, nafile namaz kılabilir, cenaze namazı kılabilir, tilâvet secdesi yapabilir, istediği zaman Mushaf’ı tutabilir. Kısacası her türlü Salih ameli işlemek, bu sayede mümkün olur. Ayrıca abdestli iken vefat ederse, şehitlik mertebesine nail olması da umulur. Hadisi-i Şerifte, daima abdestli bulunan ve yatağa abdestli olarak yatanlar için, meleklerin devamlı istiğfarda bulundukları zikredilmiştir. Abdeste devam eden kimseye, yedi hasletin ihsan edileceği rivayet edilir: * Melekler onun sohbetine rağbet ederler. * Kalem ona sevap yazmaktan asla boş durmaz. * O kimsenin bütün azaları tespih ederler. * Cami ve cemaatten geri kalmaz. * Melekler, onu gece karanlığında kendisine isabet edebilecek zararlı şeylerden muhafaza ederler. * Sekerat hâlinde ölümü kolay olur. * Cenâb-ı Hakk`ın hıfz ve emânında olur.
 12- Abdest üzerine abdest almak... Hadisi-i şerifte bir kimse abdestli iken bir daha abdest alsa, ona on sevap yazılacağı beyan edilmiştir.
 13- Abdestin sonunda kıbleye karşı ayakta olarak şahadet getirmek
 14- Güneşte ısınmış su ile abdest almamak. Güneşteki gözle görünmeyen zararlı ışınların suya geçeceği, abdest alan kimsenin sıhhatine zarar vereceği söylenmektedir.
 15- İbrikle abdest alanların, ibriklerini boş bırakmayıp, diğer abdest için su ile doldurmaları... Bu, namazın geciktirilmesi hususunda şeytanın tamaını ve ümidini kesmesine sebep olur, denilmiştir.
 16- Abdest sonunda kelime-i şahadeti söyledikten sonra Kadr suaresini üç kere okumak.
 17- Kolları, yüzü ve ayakları yıkamakta mübalâğa yapmak. Yani kolları yıkarken omuza kadar yıkamak, ayakları yıkarken dize kadar suyu çıkarmak, yüzü yıkarken suyu boyna kadar indirmek de, âdâbdandır. Bunun sebebi, kıyamet gününde Muhammed (asm) ümmetinin yüzlerinin ve abdest azalarının parlak ve nurlu olmasıdır. Bu, sadece İslâm ümmetine verilmiş bir özelliktir. Abdest azalarındaki bu parlaklığı, nur ve beyazlığı daha da arttırmak ve büyütmek için hadisi-i şerîfte abdest azalarının yıkanmasında mübalâğa edilmesi istenmiştir: "Muhakkak, ümmetim kıyamet gününde gurra ve tahcil sahibi, yani, yüzleri nurlu ve abdest azaları abdest eserinden bembeyaz olarak geleceklerdir. Sizden kim bu nur ve beyazlığını uzatabilirse uzatsın".
 18- Abdestten sonra, kerâhet vakti değilse iki rek`at nafile namaz kılmak da âdabtandır.

Aile adabı:

   Aileye son derece önem vermiş olan Efendimiz (s.a.v) bu konuda “hepiniz bir sürünün çobanı gibisiniz. Çoban sürüsünü koruduğu gibi, sizde evlerinizde ve emirleriniz altında olanları cehennemden korumalısınız! Onlara Müslümanlığı öğretmelisiniz! Öğretmez iseniz mesul olacaksınız.” Buyurmuşlardır.

Eşler arasındaki adap:

 1. Kadın eşine itaat etmeli.
 2. Aile mahremiyetlerini muhafaza etmeli.
 3. Ailenin sırlarını başkalarına anlatmamalı.
 4. Erkek helalinden çalışıp evin geçimini temin etmeli.
 5. Hanımıyla sevgi ve saygıya dayanan bir beraberlik sağlamalı.
 6. Hoşgörülü olmalı.
 7. Hanımıyla alay etmemeli.
 8. Ayıp ve kusurlarını araştırmamalı.
 9. Erkek, karısının öfkesi karşısında susmalıdır. Ta ki, kadın pişmanlık duyup eşinden özür dileyene kadar.
 10. Erkek eve girince ailesine selam vermeli hal ve hatırını sormalı.

   Kişi hayatını Efendimizin hayıtına benzettiğinde Onun sevgisine boyandığında hakikat yoluna ulaşmış olur. Efzaluddin’inde dediği gibi: “Hangi kimse adabı şer’iyye ve sünneti Ahmediyeden birini ihmal etmişse o, bu hareketiyle bir mekruh işlemiştir. Bu halinde itiyat eden zamanla harama yeltenir. Haramı irtikâp eden kimseden de hak ve hakikat yolunda ebediyen hayır gelmez.”