SÜNNET IŞIĞINDA SÜNNET TADINDA YAŞAMAK

e-Posta Yazdır PDF
Allah’ı ve resulü’nü dil ile
ikrar kalp ile tasdik eden Müslümanlar
olarak Allah Resulü’nü anlamalı
ve anlatmalıyız. Bu her
müslümanın görevidir. Peki, bu
görevimize ne kadar sadığız? Nebiler
sultanını nasıl anlatıyor ve
yaptıklarını günlük hayatımızda
ne kadar uyguluyoruz?
Gelin hayatı hakkında kulaktan
dolma bilgilerle, mübarek
aylardan mübarek aylara Müslümanlaşan
kanallarda izlediğimiz
programlarla değil; O’nu daha yakından
tanıyabilmek için O’nun
gibi yaşayabilmek için sünnet-i
seniyyelerini uygulayalım…
Allah’ın Resulü, bir insanın
yatıp kalkmasından uyumasına,
hangi tarafı üzerine yatacağına,
nasıl yiyeceğine, ibadetlerini nasıl
yapacağına, yolda nasıl yürüneceğine,
etrafındakiler ile nasıl konuşulacağına
yani hayatın her yönüne
dair tüm güzellikleri
göstermiş ve bu güzellikler neticesinde
de tüm insanlığa örnek
bir toplum yetiştirmiştir. Efendiler
efendisinin gösterdikleriyle yetişen
sahabe-i kiram örnek bir
hayat yaşamışlardır. O’nlar Efendimize,
Efendimiz de onlara layıktı.
Allah rızası için birbirlerini
seviyorlar, Allah rızası için zorluklara
gönül huzuruyla katlanabiliyorlardı.
O kutlu sahabeler küfrün
bütün ürperticiliğini görmüşler ve
bütün parlaklığı bütün nuruyla
Efendimizi görünce islamiyeti
kabul edip yaşamışlardır. O kutlu
sahabeler küfür bataklığından
çıkıp iman halkasına girmişlerdi.
Batını, yalanı, iffetsizlikleri ellerinin
tersiyle itip Allah Resulü’nü
kendilerine rehber edinmişlerdi.
Allah resulü’nün arkasında
namaz kılıyor ve Efendimizin hıçkırıklarına şahit
oluyorlardı. O kutlu sahabe insanların en faziletlisinin
yanında islamiyeti öğreniyor, Allah’ın kelamının
indirilişine ve hatta Efendimizin beşeriyetinin
üstünde harikulade hallerine şahit oluyorlardı. Bizzat
Âlemler sultanından ders alıyorlardı O mübarek
yüzü göre göre mübarek sözlerini işite işite.
Âlemler sultanını her şeyden çok seviyor “anam
babam sana feda olsun ya Resulallah! ”diyorlardı.
Kendilerini müşrikler tarafından gelecek ezalara
karşı efendimiz için feda etmekten çekinmiyor
“anam babam sana feda olsun ya Resulallah! “diyorlardı.
O’na değil bir zarar, kılına bile zarar gelmesi
halinde canları olsa vermeye hazırdılar.
Onların peygamber sevgisi küçük çocuklarda bile
aynıydı.
Müslümanlığın yavaş yavaş yayıldığı günlerden
birinde ensardan genç bir çocuk olan Talha,
Efendimizin huzuruna gelip “Ben de biat ediyorum
ya Resulallah “dedi. Nazar-ı gayb binisiyle onun
kalbini yoklayıp, samimi olduğunu gören Allah Resulü
oradaki sahabelere de göstermek için “Eğer
sen, bana hakikaten sadık bir biat edeceksen, git
babanı öldür gel” dedi. Küçük Talha’nın peygamber
aşkı o kadar büyük ve her şeyini verecek kadar
da çok du. Talha bir an bile düşünmeden kılıcı eline
aldığı gibi koşunca Allah Resulü ona engel olarak
“Gel! Ben sıla-i rahimi katletmek için gönderilmiş
bir insan değilim. Ben, Rahmetenlil âleminim…
Rahmet için gönderildim. Fakat senin sadakatini
görmek istedim” der bir taraftan da küçük Talha’yı
kucaklar yanaklarını öper başını okşar…
Küçük Talha kısa zaman sonra yatağa düştü,
ölümcül hasta oldu. Küçük Talha Efendiler Efendisi’ni
öyle çok özlemişti ki onu görmek istedi. Allah’ın
Resulü küçük Talha’nın yanına gidip onu gördüğünde
ölümünün yakın olduğunu anladı. Müteessir
olarak sadece “Talha gidiyor “diyebildi. Peygamber
efendimiz her gün namazdan sonra yanına uğruyor,
hatırını sorup gönlünü alıyordu küçük Talha’sının.
Vefat edeceği günde “ Bir şey olursa çağırın,
namazında bulunayım .”demişti. Küçük Talha ise
ölüm anı geldiğinde bile büyük düşünerek “Bizim
mahallemiz uzak bir mahalle. Ben öldüğümde Resulü
Ekrem’i cenazeme çağırmayın. Korkarım ki,
Yahudiler bir fenalık yaparlar, yılan, akrep, çıyan
gibi haşereler zarar verirler. O’na zarar gelmesin.
Beni gömün, gündüz haber verirsiniz.”diyordu. O
küçük kutlu sahabe böyle şeyler düşünüyor ve söylüyordu.
Vefat edince de dediği gibi yaptılar. Gece
namazını kılıp gömdüler. Sabah namazında da
Efendimize haber verdiler. Efendimiz müteessir
oldu. Küçük Talha’yı defnettiklere yere gitti. Ellerini
kaldırıp “Allah’ım sen Talha’yı, o sana gülüyor, sen
de ona gülüyor bir şekilde karşıla. Huzuruna geldiği
an mütebessim ol Allah’ım.”diye dua etti.
Onlar Efendimize gönülden bağlı idiler. Onun
için her şeyden geçmeye ve her şeylerini de bu
yolda adamaya hazır bir sevgi ile yürekten bağlı idiler.
Zeyd b.Desinne’ye müşrikler :”Sen şuanda
idam edileceksin. Yerinde Muhammed’in bulunmasını,
kendinin çoluk-çocuğunla birlikte olmanı arzu
edermiydin?” denildiğinde, Zeyd b.Dessine kükreyip
“Ben bin defa ölsem bile Resul-ü Ekrem’in zülfünün
dağılmasını istemem! “diyerek. İdam edilip,
parçalanırken bile sadakatini bağlılığını göstermiştir.
Efendimizin getirdiği hak yol için canını feda
etmiş etmekten kaçınmamış binlerce sadık kahraman
vardır.
Gelin bizde âlemlerin övünç kaynağı Peygamber
Efendimizi gönüllerimize hâkim kılmanın
yollarını arayalım gelin o kutlu sahabeler gibi Efendimizle
birlikte yaşıyormuşuz gibi yaşayalım. Gelin
yaşaran gözlerimizle davet edelim o âlemler sultanını
kalp sarayımıza…
Gelin günlük hayatımızda yapılmasında hiç
de zorluk olmayan aksine yapıldığı takdirde bize
100 şehit sevabı kazandıracak olan sünneti seniyyelere
uyalım. Hepsini yapamasak da yapabildiğimiz
kadarıyla Allah Resulü’ne yakınlığımızı
sunalım. İşte ruh dünyamızı aydınlatan yaşamımızı
daha yaşanılır hale getiren ve bizi Allah Resulü’ne
yakınlaştıran sünneti seniyyelerden bazıları:
* İnsanlara hep hayrı düşünürdü: Peygamberimiz,
yolda insanlara zarar verme ihtimali
olan bir cismi kaldırmayı imanın belirtisi
olarak görüyordu.
*Yemekten önce ve sonra ellerini yıkardı:
Allah Resulü, yemekten önce ellerini, yemekten
sonra hem ellerini hem de ağzını yıkardı. Âlemler
sultanı yemeğe besmele ile başlar, kendi
önüne gelen yerden yer ve sonunda verdiği
bütün nimetler için Allah’a şükrünü ifade etmek
üzere “Elhamdülillah” derdi.
* Elbisesini sağdan giyerdi: Elbise giyerken
sağdan başlayıp, soldan çıkarırdı.
* Alış-verişte sağ elini kullanırdı: Peygamberimiz.
İnsanlardan bir şey alırken ve onlara
bir şey verirken sağ elini kullanırdı.
* Ölmüş insanların hayırla yâd edilmesini
isterdi: Allah Resulü, vefat etmiş insanların hep
hayırla yâd edilmesini isterdi.
* İnsanlara hediye verir ve alırdı: Âlemler
sultanı insanlara hediyeler verir, onların hediyelerini
kabul eder ve hediyelerine ya aynıyla
ya da çok daha iyisiyle karşılık verirdi.
* İnsanların en mütebessimiydi: Kahkahayla
güldüğüne rastlanmayan Efendimiz insanların
en mütebessimi olanıydı.
* Evlenecek çiftlere yardım ederdi: Efendimiz,
evlenecek olan çiftlere imkânları ölçüsünde
yardım ederdi. İyi insanlarla evlenme
hususunda teşvikleri ve arabuluculukları vardır.
* Ondan asla kaba bir söz duyulmamıştı:
Allah Resulü bir hak zayi olmadıkça halimselim
bir insandı. O’ndan asla kötü bir söz,
kaba bir ifade ve hakaret duyulmamıştır.
* İnsanlara şaka yapardı: Efendimiz’de
tüm beşer gibi şaka yapardı. Ancak yaptığı şakalarda
asla yalan olmaz, gerçeğin farklı tonda
bir ışıltısı görünürdü.
* Emeğin karşılığını hemen verirdi: İnsanlara
emeklerinin karşılığını hemen verirdi. Bunu
etik olarak Müslümanlara da tavsiye ederdi. “İşçinin
ücretini alnının teri kurumadan veriniz”
derdi.
* Esnaflara dürüst olmayı tavsiye ederdi:
0Peygamberimiz sık sık çarşıya ve pazara çıkıp
dükkânlara uğrardı. Esnafa tartıyı nasıl yapacaklarını
gösterir ve dürüst olmalarını tavsiye
ederdi.
* Toplulukta gizli konuşmazdı.
* Sıla-i rahim yapardı: Akraba ziyaretini sık
sık yapar ve herkesin yapmasını tavsiye ederdi.
* Kimsesiz ve fakirlere karşı merhametliydi:
Kimsesiz ve fakirlere karşı çok merhametli
olan efendimiz, mescidinin bir bölümünde
evi barkı olmayan, fakir ve öksüz insanları barındırırdı.
* Misafire hürmet ederdi: Âlemlerin övünç
kaynağı evine gelen her misafirini en iyi şekilde
ağırlamaya çalışırdı. Hatta Efendiler Efendisi
misafirlerinin oturması için çok kere hırkasını
yere sererdi. Bazen de altındaki minderi misafire
verirdi.
* Kimsenin ayıbını yüzüne vurmazdı: Son
derece hayâ sahibi olan Efendimiz kimseye
hoşlanmadığı şekilde hitap etmezdi. Kimsenin
ayıbını yüzüne vurmaz, hoşlanmadığı bir şeyi
bir kimsede gördüğü zaman, kibar bir şekilde
onun giderilmesini isterdi.
* Âlemler sultanı gereksiz sözlerden ve
abartmalardan kaçınırdı: Sahabelerinin güldüğüne
güler üzüldüklerine üzülürdü. Nefsini münakaşa,
mübalağa ve gereksiz konuşmalardan
men etmişti.
Asırlar öncesinden bize tavsiye edilen ve
Efendimizin de “Kim sünnetime sarılırsa ona yüz
şehit sevabı vardır !”diye buyurduğu sünnet-i seniyyeleri
yapmak zor değil aksine kazançlı. Evet,
ömrünün her gününde birkaç şehit sevabı yakalayanlar
hiçte az değildir. Aslında uygulayacağımız
her sünnetin amacı sağlığımıza ve maneviyatımıza
eklediği katkıdır. Âlemler sultanı asırlar önce “Az
yiyiniz, az uyuyunuz ve az gülünüz “diye nasihat
etmişti. Zaten Efendimizin her uyguladığı ve tavsiye
ettiği hareketlerinde mutlak bir fayda vardır. Bu
sünnet doğrultusunda günümüze baktığımız da:
Bütün diyetisyenler az uyumayı ve az yemeği tavsiye
ediyorlar. Dermatologlar ise cildin erken kırışmaması
için az gülmeyi tavsiye ediyor. Yine asırlar
öncesinden Efendimiz sabah namazının öneminin
altını çizmişti ve günün ilk ışıklarında uyuyarak
değil uyanık bir şekilde geçirmemizi tavsiye etmişti.
Bu doğrultuda, psikologlar ruh bunalımı gibi psikolojik
hastalıkların iyileşmesinde sabah güneşi doğmadan
en az on dakika önce uyanık olmayı tavsiye
ediyor. Çünkü sabahın ilk ışıkları insan bedeni ve
zihni için faydalı olan ışınlar ihtiva ediyor. Psikologlar
bu tip ruhi bunalımlarda en az yedi gün
sabah güneşi alınmasını tavsiye ediyor. Kısacası
bunlar bilinen sünnetler. Herkesin uyguladığı, asırlar
öncesinden gelen tavsiyeler. Şimdilerde de diyette
oruç modası başladı. Âlemler sultanı zaten
asırlar öncesinden bize nafile oruçlarıyla beden ve
nefis terbiyesi olarak ışık tutuyor.
Gelin O’nun sünnetlerinin ışığı altında aydınlatalım
dünyamızı...
Ümmetî ümmetî diye ağlayan bir peygambere
layık olmaya çalışalım.
Kendimizi zorlamadan bilakis maddi ve manevi
dünyamıza çok faydalı şeyler katan sünnetleri
uygulayalım geç olmadan bugünden başlayalım.
Her şeyden öte sünnetleri rızası kazanma bilinci
ile yapalım…
Rabbimize O'nu âlemlere rahmet bizi de O'na
ümmet yaptığı için şükredelim.