Burhan Çocuk Ağustos 2012

e-Posta Yazdır PDF

Nasıl bir evde oturmak istersiniz?


Yaşlı bir marangozun emeklilik çağı gelmişti. İşveren müteahhidine, çalıştığı konut yapım işimden ayrılmak istediğini, eşi ve büyüyen ailesi ile birlikte daha özgür bir yaşam sürmek tasarısından söz etti. Emekli olmak istiyordu.  Ne var ki Müteahhit iyi işçisinin ayrılmasına istemiyordu. Ustasının bu kararı çok üzüldü. Ve ondan, kendine bir iyilik olarak, son bir ev daha yapmasını rica etti.


Marangoz kabul etti ve işe girişti, ne var ki marangoz bu işi isteyerek yapmıyordu. Baştan savma bir işçilik yaptı ve kalitesiz malzeme kullandı. Kendini adamış olduğu mesleğine böyle son vermek ne talihsizlikti!.. İşini bitirdiğinde, işveren, evi gözden geçirmek için geldi. İçerleri gezdikten sonra çıkarken dış kapının anahtarını marangoza uzattı. “Bu ev senin” dedi, “sana benden hediye”. Marangoz şoka girdi. Ne kadar utanmıştı! Keşke yaptığı evin kendi evi olacağını bilseydi! O zaman onu böyle yapar mıydı?


Bizim için de bu böyledir. Gün be gün kendi hayatımızı kurarız. Çoğu zamanda, yaptığımız işe elimizden gelenden aha az önem veririz. Sonra da, şoka girerek, kendi kurduğumuz evde yaşayacağımızı anlar “keşke” ile başlayan ifadeler kurarız. Eğer tekrar yapabilsek, bir fırsat daha olsa çok daha farklı yaparız. Ne var ki, geriye dönme imkânı olmaz fırsat kaçmıştır.


Marangoz sizsiniz. Geleceğiniz için her gün bir çivi çakar, bir tahta koyar ya da bir duvar dikersiniz. “ Hayat bir kendin yap tasarımıdır” demiştir biri. Bugün yaptığınız davranış ve seçimler, yarın yaşayacağınız evi kurar. Öyle ise onu akıllıca kurun.


Şuanda ibadetlere sevapların kat kat fazlasıyla verildiği ramazan ayı içerisindeyiz. Peygamber efendimiz: “Ramazan ayı mübarek bir aydır. O ayda rahmet kapıları açılır, Cehennem kapıları kapanır, şeytanlar bağlanır. O ayda bir gece vardır ki, bin aydan daha kıymetlidir [Kadir gecesi].” buyurmuştur.


Geleceğimizi inşa ettiğimiz bu günlerin kıymetini bilerek ramazan ayını iyi değerlendirelim. Yapacağımız ibadetler ve güzel davranışlar cennette kalacağımız köşkün bir bölümünü oluşturacaktır. Öyleyse cennette nasıl bir köşkte yaşamak istiyorsanız o kadar iyi işler yapınız.


SEVGİ DERSİ


Küçük çocuk annesine geldi ve ona elindeki kâğıdı uzattı.


Annesi ellerini önlüğüne kuruladıktan sonra kâğıdı okumaya başladı:


Çimleri biçtiğim için 5 TL 

Bu hafta odamı temizlediğim için 1 TL 

Alışverişe gittiğim için 1 TL

Küçük kardeşime baktığım için 1 TL 

Çöpü döktüğüm için 1 TL 

İyi bir karne getirdiğim için 5 TL

Bahçeyi temizlediğim için 1 TL

Toplam borç: 15 TL 


Annesi umutla kendisini süzen oğluna baktı. 


Eline bir kalem aldı, kâğıdın arka yüzünü çevirdi ve şunları yazdı:


Seni dokuz ay karnımda taşıdım.    Bedava,


Hasta olduğunda başını bekledim, elimden geleni yaptım.  Bedava,


Senin için dua ettim. Yıllar boyu değişik nedenlerle senin için gözyaşı döktüm.  Bedava,


Senin için geceler boyu kaygı duyup, uykusuz kaldım.   Bedava,


Oyuncaklarını topladım, yemeğini hazırladım, giysilerini yıkadım, ütüledim. Bedava,


Ve oğlum bunların hepsini topladığın zaman gerçek sevginin bedelinin olmadığını görürsün “Bedava”dır çünkü.


Çocuk annesinin yazdıklarını okuyunca gözleri doldu. Annesine baktı ve “Anneciğim, seni seviyorum.” dedi. Sonra annesinin elinden kalemi aldı ve kâğıda büyük harflerle şunları yazdı:


“HEPSİ ÖDENMİŞTİR”.


Ramazan bizden memnun mu?


Nasrettin hocaya sormuşlar:


''Hocam, ramazan bizden memnun mu? Onu memnun edebiliyor muyuz?


Hoca cevap vermiş;


Memnun olmasa her sene 10 gün önce gelir miydi?


Tekerleme

Sen seni bil, sen seni, bil sen seni, bil sen seni, sen seni bilmezsen patlatırlar enseni.
Şu karşıda bir dal, dal sarkar kartal kalkar, kartal kalkar dal sarkar, dal kalkar kantar tartar.
Şu köşe yaz köşesi, şu köşe kış köşesi, ortadaki su şişesi.     
Bir berber bir berbere bre berber beri gel diye bar bar bağırmış.  
Arkadaşlar Tekerlemeler, konuşma becerilerini, zekâ, bilgi, duygu ve davranışları geliştirir. Şimdi bu tekerlemeleri öğrenip arkadaşlarınıza da söylettirin.