Burhan Çocuk Aralık 2011

e-Posta Yazdır PDF

En etkili söz yaşamaktır

Seyyid Abdülkadir Geylâni hazretleri küçük yaşta Bağdat'a gidip ilim öğrenmek için annesinden izin ister. Annesi, babasından miras kalan 80 altının kırk tanesini kardeşine ayırıp kırkını da bir keseye koyup elbisesinin koltuğuna diker.

Sonra oğlunun gözlerinin içine bakarak: “Ey benim gözümün nuru ve gönlümün tacı evlâdım, Abdülkâdir'im! Hak teâlânın rızâsı için olmasaydı katiyyen seni göndermezdim. Fakat Allah rızası için gidiyorsun, yolun açık olsun! seninle belki ebedi olarak ayrılıyoruz. Sana son olarak nasihatim şudur ki: ''Eğer beni memnun etmek istiyorsan, hiçbir zaman yalan söyleme, doğruluktan asla ayrılma! Allahü teâlâ her zaman ve her yerde doğrularla beraberdir''.


Abdülkâdir-i Geylâni hazretleri annesine söz verdi ve ağlayarak elini öptü, Bağdat'a gitmek üzere bulunan bir kervana katılarak yola çıktı. Bir müddet gittikten sonra kervanda bir bağırıp, çağırma koptu. Önlerine aniden bir sürü eşkıya çıkıp kervana saldırdılar. Bir anda sandıklar yere yıkıldı. Eşyalar yağma edilmeye başlandı. Kervandakilerin üzerlerinde her ne buldularsa aldılar.

Sıra Seyyid Abdülkâdir-i Geylâni hazretlerine geldi. Eşkıyalardan biri latife olsun diye önüne çekip: “ Fakir çocuk, söyle bakalım senin neyin var?

-Üzerimde yalınız 40 altınım var.

Eşkıya inanmamıştı, üstünü aradılar, içinde 40 altın bulunan keseyi bulup reislerine verdiler.
Eşkıya reisi hayretle sordu: Peki evlât, sen neden üzerinde altın olduğunu söyledin?

Abdülkâdir-i Geylâni hazretleri: “ Ben evden ayrılırken anneme asla yalan söylemeyeceğime söz vermiştim. 40 altın için sözümü bozar mıyım?
Bu sözleri duyan eşkıya başının gözleri yaşardı.


Kendisinin bu yaşa kadar nice hırsızlık ve zulümler işlediğini, birgün Hakka yönelmediğini acı acı düşündü ve o güne kadar yaptıklarından pişman olup, ellerini başına vurarak şöyle haykırdı: “ Eyvah! biz de Allahü teâlâya söz vermiştik. Bunca zamandır şeytana uyup ahdimizi bozduk. Fenalık yaptık. Yarın Hak huzurunda acaba bizim halimiz ne olacak?

Sonra arkadaşlarına dönerek: Ey arkadaşlarım! Bana bakınız, beni dinleyiniz! Ben, bunca senedir Hak teâlâya karşı olan ahdimi bozdum. O'na isyan ettim. İçimden gelen bir pişmanlıkla bütün günahlarıma tövbe ediyorum.

Bundan böyle inşaallah, Hak teâlânın râzı ve hoşnut olmadığı bir şeyi yapmayacağım. Reislerine çok bağlı olan eşkıyalar hep bir ağızdan dediler ki: “ Efendimiz, reisimiz! Biz de sizden ayrılmayız. Eşkıyalıkta reisimizdin, hidâyette de reisimiz ol!”

Bunun üzerine tövbe edip kervandakilerden aldıkları bütün eşyaları sahiplerine iâde ettiler. Çocuk Seyyid Abdülkâdir-i Geylâni hazretlerinin doğruluğu bir eşkıya topluluğunun hidayetine vesile olmuştur.


Benden mi ayıdan mı yanasın?

Nasreddin Hoca bir gün yolda yürürken yanına bir adam

 yaklaşır; “ Hocam, şimdi bir ayı gelse ne yaparsın?”

diye sorar.

Nasreddin Hoca: “ Hemen yerden iki taş alır ve bunlarla

kendimi savunurum” der.

Adam:  Diyelim ki taş yok o zaman ne yapacaksın?

 Hoca bu sefer;  Kaçarım,

 Adam: Ayı senden hızlı koşar ve seni yakalar,

 o zaman ne yapacaksın?

Hoca; Ağaca çıkarım,

 Adam: Ayı da ağaca çıkar, o zaman ne yapacaksın?

Hoca artık dayanamaz ve şöyle der;

 Bre hain,  sen benden yana mısın yoksa ayıdan yana mısın?



Bilmeceler

1-     Küçük boylu kadife tonlu.

2-     Yeter Çektiğim! 

3-     Açarsam dünya olur yakarsam kül olur

4-     Geceleri fener, gündüzleri söner

5-     Saat niçin tehlikelidir?

Cevaplar: 1- Patlıcan 2- Fotoğraf makinası 3- Harita 4- Yıldız 5- Akrebi olduğu içi